Arılar ve Tozlaşma

Yazar: Gonca Vatansever Sakin
 
Arı kelimesi aklımıza iki farklı düşünceyi getirir. Birincisi; küçük ya da irice ve hep bizi iğnesi ile sokup canımızı yakacağını düşündüğümüz böcek, diğeri ise çalışkanlığı aklımıza getirir. İkisinde de yerden göğe haklıyız. Arı ile şaka olmaz, onları rahatsız etmeye gelmez. Kendini tehdit altında hissettiğinde savunma mekanizması olan iğnesini batırıverir. En doğal hakkıdır bu. Çalışkanlığı ise sürekli çalışıp çiçek tozlarını yani polenlerini toplaması ve kovanına götürüp bunları bal yapmasıdır. Kısacası arılar, özellikle balarıları besin gereksinimlerini karşılamak amacıyla çiçekli bitkiler ve meyve ağaçlarından polen ve nektar toplarken bitkilerin döllenmesine (tozlaşma) ve ürün artışına katkıda bulunan önemli böceklerdir diyebiliriz.
  
 
"Arı" denildiği zaman hemen akla Bal arısı (Apis mellifera L.) gelmektedir. Genel bir yaklaşımla Apis cinsi dışındaki arı türleri, yaban arıları veya yabani arılar olarak nitelendirebilir. Yeryüzünde tanımı yapılan arı türü sayısının 18.000 kadar olduğu belirtilirken, her yıl yeni türlerin ilave edildiği ve bu rakamın 20.000 veya daha fazla olabileceği vurgulanmaktadır. Ancak, 25.000 hatta daha yüksek rakamları telaffuz edenler de olmaktadır.

Bitkinin meyve ve tohum üretiminde çok önemli bir süreç olan tozlaşma, çiçeğin erkek organlarındaki polenlerin dişi organlara taşınması işlemidir. Bu sayede polenler tepeciğe yapışarak, dişicik borusundan yumurtalığa iner ve döllenme gerçekleşir. Bu sürece, pek çok böcek ve polen, nektar, bitkisel besin arayan diğer hayvanlar hizmet ederler. Tozlaşma, ekosistemlerin sürdürülebilirliği ve insan toplulukları için hayati önem taşır.

Tozlaşmada en önemli görev arılarındır. Arıların, bitkilerin tozlaştırıcıları olduğu ilk kez Alman Koelreuter ve Sprengel tarafından 1750-1800’lü yıllarda ortaya atılmıştır. 1892’de ise bir başka bilim insanı, Waite arı topluluklarının (kolonilerinin) meyve ağaçlarının tozlaştırılmasında kullanılabileceğini gündeme getirmiştir. Daha sonraki çalışmalar bu çalışmaların üzerine kurulmuş ve meyve bahçelerinin yakınlarında arı kolonilerinin bulundurulmasının getirileri ortaya çıkartılmıştır.

Arılar yaşamak için besin olarak çiçeklerin nektarına (bal özüne) gereksinim duyarlar, bitkilerinse polenlerini yaymak ve böylece üremek için bir dölleyiciye ihtiyaçları vardır.

Bir arı, bir keşif uçuşunda saatte 30 kilometreye kadar çıkan bir maksimum hız ile 100’e yakın çiçeği ziyaret eder. Günde on keşif uçuşu ile bu, 1000 çiçeğe denk gelir. Günde maksimum 40 uçuş ile de önemli oranda daha fazlası mümkündür. Eğer günde 20.000 arı kovandan bir kaç kez çıkarsa, her gün 20 milyon veya daha fazla çiçeğin tozlaşması sağlanabilir.

Arılar, balın temeli olan nektarı dillerini kullanarak emer ve bunu midelerinde depolarlar. Çok miktarda protein içeren ve temel olarak yavruları yetiştirmek için kullanılan polen, uçarken ve çiçekten çiçeğe konarken arılar tarafından toplanır. Arıların kıllarına yapışır ve aynı cinse ait sonraki bitkiyi ziyaret ettiklerinde yeterli miktarlarda çiçeğin tepeciğine (stigmasına) aktarılır.

Vücut yapıları ve beslenme tarzları gereği çok iyi tozlayıcı olan arılar, nektar salgılamaları ile çiçekler tarafından cezbedilirler. Nektar ve polenin arılar tarafından toplanması sırasında da tozlaşırlar. Bitkilerin tozlaşma ihtiyaçlarını, tozlaşmada bal arılarının önemini ve bu yolla sağlanacak ürün artışını iyi bilen ülkelerde, üreticiler bitkilerin çiçeklenme dönemlerinde arı kolonisi kiralayarak daha fazla ve daha kaliteli ürün elde ederler. Yeni dünya meyvesinde arılarla döllenmeyen ağaçlarda çiçeklerin % 4’ü meyve tuttuğu halde arılarla döllenmiş çiçeklerin meyve tutma oranı % 83 olmuştur. Elma bahçelerinde arıların olmaması halinde çiçeklerin meyve tutma oranı % 5, bal arıları ile döllenmiş bahçelerde çiçeklerin meyve tutma oranı ise %22 olarak gerçekleşmiştir. Bu nedenlerle bitkisel üretimde arıcılık gübre ve su kadar önemli bir girdidir

Arılarla çiçek açan bitkiler doğal ortaklardır. Her biri, diğerinin yaşamı ve yeniden üremesi için belirli işlevleri yerine getirmektedir. Bir anlamda aralarında bir ‘menfaat ilişkisi’ vardır. Arılar belirli bir süre boyunca gözlendiklerinde, farklı arı türlerinin değişik çiçeklere gittikleri görülür. Bu bitkilerin çiçeklerinin rengi, biçimi ve kokusu özel olarak bu türleri çeker ve arıların başlıca besinini oluşturan nektarı ve poleni sağlar. Arılar nektar toplamak için çiçeklere yöneldiklerinde, aynı türden bitkiler arasında polen aktarımını da gerçekleştirirler. Bu aktarım sonucunda bitkilerde döllenme ve üretimin sürekliliği sağlanır.

Tozlaşmayı sağlayan böceklerin büyük çoğunluğunu arılar oluşturduğu bilinmektedir. FAO verilerine göre dünya nüfusunun %90’nın beslendiği 100 ürün arılar tarafından tozlaştırılmaktadır. Bazı çiçekli bitkilerin tozlaşması da sadece bu bitkilere özelleşmiş arılar tarafından yapılmaktadır. Bal arıları ekonomik açıdan en değerli tozlaştırıcılardır. Bal arıları olmadan çoğu kültür bitkilerinde %90’a varan verim kaybı ortaya çıkmaktadır.

Son yıllarda arı kolonilerinin kitlesel ölüm olayları ortaya çıkmaktadır. Koloni Çöküş Bozukluğu/Sendromu, bir kovandaki arıların, bal peteği gözlerinde büyümeyi bekleyen larvaları arkalarında bırakarak, birden bire kaybolmaları olarak tanımlanmaktadır. Kovanların hemen yakınlarında hiçbir ölü arı bulunmaz ve önceki hastalık belirtilerinden hiçbirine rastlanmaz.

Arı ölümlerinin sebeplerine dair birkaç düşünce ortaya atılabilir. Bunlardan ilki pestisitlerdir. Tarımsal alanlardaki zararlıların yok edilmesi için ilaçlarının kullanımı, arıların sağlığı üzerinde kanıtlanabilir etkiye sahiptir. Zararlılara karşı kullanılan etken maddeler geniş bir yelpazeye sahiptir ve çoğunlukla da bunlarda kimyasal karışımlar söz konusudur. Arı ölümleri ile ilgi diğer bir neden bulaşıcı hastalıklar olabilir: Arıların hastalanmasına neden olabilecek mikroorganizmalar bulunmaktadır. Ayrıca genetiği değiştirilmiş bitkilerin bal arıları üzerinde olumsuz etkilerinin olabileceğine dair varsayımlar söz konusudur. İklim değişikliği sonucu arıların yaşamının etkilenmesi de bir başka neden olarak karşımıza çıkmaktadır.

Yukarıda sayılan olumsuzları düşünülerek arı ölümleri önlenmeli ve dünya meyve ve sebze üretiminin devamlılığı bu küçük dostlarımıza emanet edilmelidir. Söylenildiği gibi;
 
“Eğer arılar yeryüzünden kaybolursa insanın sadece 4 yıl ömrü kalır. Arı olmazsa döllenme, bitki, hayvan, insan olmaz”
 
Albert Einstein
 
Kaynaklar:
  1. Bağrıaçık, N., 2017. Polinatör Böcekler ve Küresel Tozlaşma Krizi. Iğdır Üni. Fen Bilimleri Enst. Der. . 7(4): 37-41.
  2. Özbek, H., 1979. Kültür Bitkilerinin Tozlaşmasında Balarısı (Apis mellifera L.). Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dergisi. Cilt 10, Sayı 1-2,
  3. Özbek, H., 2010. Arılar ve İnsektisitler. Uludağ Arıcılık Dergisi Ağustos. 10 (3): 96-101.
  4. Tüzün, A. ve G. Bilgili, 2013. Tarımsal Ekosistemde Arıların Önemi. Biyoloji Bilimleri Araştırma Dergisi 6 (2): 91-95.
  5. Bee Careful İnternet Sitesi
  6. Çember Online
  7. Hürriyet Gazetesi
  8. NTV İnternet Sitesi
  9. TAB
  10. Takvim Gazetesi
  11. Uzman Arı İnternet Sitesi
Görseller:
Yazara aittir.

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan apelasyon.com sorumlu tutulamaz.