Küf Kontaminasyonu ve Mikotoksin Varlığı Açısından Kimyon

Yazar:
Esra Doğan, Ege Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Gıda Mühendisliği Bölümü
Özlem Çağındı, Manisa Celal Bayar Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Gıda Mühendisliği Bölümü
Duygu Kışla, Ege Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Gıda Mühendisliği Bölümü
 
Özet

Kimyon, dünya çapında mutfak, tıbbi ilaçlar, kozmetik ürünler ve daha birçok alanda yaygın kullanılan bir baharattır. Hem tohum formunda, hem de öğütülmüş veya ekstrakte edilmiş halde günlük tüketimimizde önemli bir yer tutar. Tohumların tarladan tüketimine kadar uzanan aşamalarda mikrobiyolojik kalitesi büyük önem arz etmektedir. Kimyonun dünya çapında kullanım yaygınlığı göz önünde bulundurulduğunda, mikotoksin üretimine neden olabilecek küf kontaminasyonlarına açık olması, gıda güvenilirliği açısından büyük bir risk oluşturmaktadır. Çeşitli mikotoksijenik küf türleri, bu gıda grubunda çoğalarak toksik metabolitler üretme potansiyeline sahiptir. Bu durumda kimyon, bitkisel kökenli oluşu, nemli ve sıcak iklime sahip bölgelerde üretilmesi ve uygun olmayan koşullarda depolanmaları nedeniyle gıda maddeleri içerisinde önemli kontaminasyon kaynaklarından biri olarak gösterilebilir.

Giriş

Baharatlar grubundaki kimyon, hem bitkisel kökenli oluşu hem de sıcak ve nemli iklimlerde üretilerek, uygun olmayan koşullarda depolanması nedeniyle önemli bir maya-küf kontaminasyonu riski taşımaktadır.

Çeşitli küf türleri, insanlara ve hayvanlara toksik etki gösteren, biyokimyasal yönden aktif organik bileşikler oluşturmaktadır. Mikotoksin olarak adlandırılan bu metabolitler, ismini Yunanca’da küf anlamına gelen mykes sözcüğünden almıştır ve insanlarda oluşturduğu hastalıklara mikotoksikozis denilmektedir [1]. Doğada çok sayıda mikotoksin bulunması ile birlikte, farklı mikotoksinlerin insan ve hayvanlarda farklı etkilere yol açtığı görülmüştür. Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı (IARC), gıdalarda varlığına sıklıkla rastlanılan okratoksin A insanlar için potansiyel karsinojen olması gerekçesiyle Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı tarafından Grup 2B kapsamına alınmıştır [2].

Toksijenik küfler, aflatoksinler, okratoksinler, fumonisinler ve deoksinivenoller gibi mikotoksinleri ürettikleri için oldukça tehlikelidir. Mikotoksinler, baharatlarda kontrol altına alınması oldukça zor olan kontaminantlar olup [3], çeşitli organizmalar üzerinde karsinojenik, teratojenik, tremorojenik, hemarojik ve dermatit etkilere sahiptir.

Gıdanın yapısına ve bileşimine bağlı olmak üzere mikotoksinler tarladan sofraya kadar her aşamada oluşabilmektedir. Hasat öncesi çevresel faktörlerin kontrol edilebilmesi pek mümkün olmadığından genellikle tahıllarda mikotoksin gelişimi görülmektedir. Bu derlemede kimyon, Türkiye ve diğer ülkelerde gerçekleştirilmiş çalışmalar ışığında, küf kontaminasyonu ve mikotoksin varlığı açısından değerlendirilmiştir.

Kimyon

Baharatlar, bazı bitkilerin sap, yaprak, çiçek, kök, yumru, meyve ve tohum gibi kısımlarının bütün halde ve/veya parçalanması, kurutulması, öğütülmesi ile elde edilen, gıdalara lezzet, renk, aroma, koku ve tat vermek amacıyla kullanılan doğal bileşiklerdir [4]. Baharatlar, gıda endüstrisinde oldukça geniş bir kullanım alanına sahiptir.
Görsel 1: Kimyon (Cuminum cyminum L.) tohumu [5]

Kimyon, Apiaceae ailesine ait, antik zamanlarda Ortadoğu’nun doğusundan Doğu Hindistan’a uzanan bir bölgede var olmuş ve günümüzde de geniş bir coğrafyada kullanım alanı olan bir baharattır. Türk Gıda Kodeksi Baharat Tebliği’ne göre kimyon, Cuminum cyminum L. türüne dahil olan bitkilerin olgunlaşma aşamasından sonra toplanıp, uygun kurutma tekniklerine göre kurutulmuş tane tohumları ve/veya tane tohumların öğütülmüş hali olarak tanımlanmıştır [6].

İran, Türkiye ve Suriye’de kimyon üretimi genellikle ihracat amaçlı yapılır. Tarih boyunca, İran ana kimyon tedarikçisi olmuşsa da, bugün en büyük kimyon üretimi Hindistan, Suriye, Pakistan ve Türkiye’de yapılır. Hindistan’da üretilen senelik 80,000-170,000 ton kimyonun yalnızca %10’u ihraç edilir. Kimyon tüketimi dünyanın geri kalanında senelik 25,000-30,000 ton aralığındadır. Türkiye, İran ve Suriye’de Mayıs-Ağustos ayları arasında kimyon hasadı yapılırken, Hindistan’da Rajasthan ve Gujarat’ta kimyon yalnızca yılın ilk aylarında hasat edilir [7].

Kimyon üretimi ülkemizde, Orta Anadolu Bölgesi’ndeki nadas alanlarda yapılmakta ve Konya ili başta gelmek üzere mevcut üretimin %90’ından fazlası sırasıyla Ankara, Eskişehir, Niğde, Denizli ve Afyon illerinde gerçekleşmektedir. Geleneksel ihraç ürünlerimiz arasında yer alan kimyonun (C. cyminum L.) son dönemlerde ihracat oranları da üretimiyle doğru orantılı olarak önemli artışlar göstermiştir.
Görsel 2: Kimyon (Cuminum cyminum L.) tohumu [8]

Kimyonun gıda sektöründe kullanılan bölümü botanik anlamda meyve olup, pratikte tohum olarak nitelendirilmektedir. Kimyon tohumlarının kullanım alanları çok çeşitlidir. Tohumların yağlarından yararlanıldığı gibi, öğütüldüğünde baharat olarak kullanılır ve baharat karışımlarının içine girer. Ülkemizde kimyon baharatı özellikle sucuk, pastırma gibi gıdaların üretiminde kullanılmaktadır. Kimyon, çeşitli ülkelerde aromalı peynirlerin, ekmek ve keklerin imalatında, ayrıca çeşni olarak turşuların üretiminde kullanılmaktadır. Kimyon tohumları ortalama %3 uçucu yağ ihtiva etmektedir. Kimyon uçucu yağının oldukça geniş bir kullanım alanı vardır. Özellikle sabun ve deterjan sanayinde kimyonun sabit ve uçucu yağı, koku verici özelliği nedeniyle kullanılmakta ve bazı ilaçların üretiminde aktif madde olarak ve/veya koku verici özelliği sebebiyle kullanılmaktadır. Bunların yanı sıra parfümeri, boya ve plastik sanayinde, antiseptik ürünlerin hazırlanmasında, ameliyat ipliklerinin sterilizasyonunda ve bazı zirai ilaçların üretiminde kullanılmaktadır [9].

Kimyonun Potansiyel Küf ve Mitotoksin Düzeyleri

Gıda sanayinde önemli bir yer tutan baharatların, içeriğine girdiği gıda türü ile de bağlantılı olarak değişen düzeylerde bakteri, maya ve küf ile kontamine olduğu bilinmektedir. Bunun en önemli sebeplerinden biri, baharatların genellikle yeteri düzeyde hijyen koşullarının sağlanamadığı bölgelerde yetiştirilip hasat edilmesidir. Buna ek olarak, baharatların genellikle yüksek düzeyde kontaminasyona açık olan tarla gibi yerlerde kurutululması da ilgili mikrobiyal yük düzeyini artırıcı bir etkendir. Ayrıca baharatların genel anlamda sıcak ve nemli bölgelerde yetiştirilmeleri de küf, maya ve bakteri kontaminasyon riskini artırmaktadır. Genel olarak yüksek kontaminasyon oranlarına yenibahar, karabiber, çörek otu, kereviz, kimyon, tatlı kırmızıbiber ve soğan tozunda rastlanmaktadır [10, 11].

Baharatlar, genel olarak gıdalarla pişirilseler dahi sporlar canlılıklarını sürdürerek gıdalarda bozulmaya neden olabilir, raf ömürlerini kısaltabilir ve gıda kaynaklı hastalıklara sebep olabilir.

Ülkemizde ve dünyada kullanım alanı olan kimyonun, gıda güvenilirliğini tehdit edici yönlerine baktığımızda ise ilk sıralarda küf oluşumuna açık bir ortamda üretilmeleri ve depolanmaları sebebi ile mikotoksinler gelmektedir. Mikotoksinler, toksin üretme kabiliyeti olan küfler tarafından üretilirler. Toksin üreten küf türleri “toksijenik” olarak nitelendirilir. Gıdalarda en çok rastlanan toksijenik küfler Aspergillus, Penicillum, Alternaria, Fusarium cinslerine ait bazı türlerdir [12]. Depo küfü olarak sıkça rastlanan bir tür olan Aspergillus tarafından üretilen aflatoksinler, üzerinde en çok araştırma yürütülen, doğada oldukça sık rastlanılan ve tropikal, yarı-tropikal bölgelerde önemli ölçüde görülen toksinlerdir. Aflatoksinler (AFler) içerisinde en toksik olanı aflatoksin B1’dir. Sıkça rastlanılan bir diğer küf ise Penicillium’dur. 150’yi geçkin türü olan Penicillium’un yaklaşık 100 türünün toksin ürettiği bulgulanmıştır [13]. Tropik bölgeler yüksek sıcaklık ve neme sahip olduklarından, hasat öncesinde ürünlerde özellikle bu iki depo türü küf cinsinin gelişmesine ve ürünü bir kez kontamine ettikten sonra özellikle kurutma aşamasında üründe önemli kalite kayıplarına sebebiyet verebilmektedir. Bu iki küfün bazı türleri (P. verrucosum, A. ochraceus) diğer önemli bir mikotoksin olan okratoksin A (OTA) üretiminden de sorumludur [12, 14]. Bir diğer önemli küf cinsi olan Fusarium‘un ise bitkilerin büyüme aşamasında ortaya çıktığı ve 70’i geçkin toksin ürettiği bilinmektedir. Bu toksinler arasında en önemlileri fumonisin, deoksinivalenol, zearalenon ve trikotesenlerdir (T-2 toksin ve vomitoksin) [14].

Baharatlarda önemli ölçüde gelişim gösteren küfler arasından en önemli iki tanesi Aspergillus niger ve A. flavus türleridir [15, 16, 17]. En sık izole edilen 54 farklı küf arasında Aspergillus niger, A. flavus, A. tamarii, Penicillium citrinum, P. chrysogenum ve Absidia corymbifera (Lichtheimia corymbifera) en sık rastlanan türler olarak bulgulanmıştır [18].
Görsel 3: Aspergillus niger (PDA besiyerinde 96 saat, 30° C’de inkübe edilmiş) [19]
 
Türkiye’de satışa sunulan kimyonların mikrobiyolojik kriterlerine yönelik çalışmalar mevcuttur. Sağun ve ark., Van’dan topladıkları 44 adet örnekte (kırmızı biber, karabiber ve kimyon) mikrobiyolojik analizler gerçekleştirmiş ve bunun sonucunda 15 adet kimyon örneğinde maya-küf sayısının 9,2 x 103 kob/g olarak bulguladıklarını bildirmişlerdir [20]. Üner, İstanbul’da perakende olarak satışa sunulan 100 adet örneği (kimyon, karabiber, tarçın, toz kırmızı biber ve pul kırmızı biber) mikrobiyolojik açıdan incelemiş ve kimyon örneklerinde maya-küf sayısının 7,4 x 104 kob/g düzeyinde olduğunu saptamıştır [21]. Ankara’da tüketime sunulan bazı baharatlarda, 25'i kimyon olmak üzere farklı satış yerlerinden alınan 125 örnek, damla plak, dökme plak ve selektif identifikasvon teknikleri kullanılarak, toplam aerobik mezofilik bakteri, mikrokok ve stafilokok, koagulaz pozitif stafilokok, enterobakter, koliform, E. coli, enterokok, Bacillus cereus, sülfit indirgeyen anaerob, Clostridium perfringens ile maya-küf yönünden incelenmiştir. Küf sayısı, baharat örneklerinin çok büyük bir bölümünde 103 kob/g olarak bulunmuştur [5]. Bursa’da tüketime sunulan toplam 48 adet karabiber, kırmızıbiber ve kimyon örneklerinde mikrobiyolojik kriterler değerlendirilmiş ve kimyon örneklerinde maya-küf sayısının 2,6 × 103 kob/g olduğu bulgulanmıştır [22].

Yurtdışında da kimyonların mikrobiyolojik analizlerine dair çalışmalar bulunmakla birlikte, çalışmalar genel anlamda patojen bakterilerin varlığını araştırmaya yöneliktir [23, 24]. Hindistan’da gerçekleştirilen bir çalışmada kimyon örneklerinin %86’sında 101-103 kob/g, %14’ünde ise 103-104 kob/g düzeyinde maya-küf olduğu bulgulanmıştır [25].
 
2073/2005/EC sayılı Gıda Maddeleri için Mikrobiyolojik Kriterler Hakkında Avrupa Birliği Komisyon Tüzüğü ile paralel hazırlanan Türk Gıda Kodeksi Mikrobiyolojik Kriterler Yönetmeliği’nde baharatlar için maya-küf sayısı ile ilgili bir kriter bulunmamaktadır [26]. Yakın Doğu FAO/WHO Koordinasyon Komitesi tarafından yayınlamış bölgesel standartta ise baharatlar için maksimum maya-küf sayısı 103 kob/g olarak verilmiştir [27]. Ülkemizde gerçekleştirilen araştırma bulguları FAO/WHO’nun ilgili mikrobiyolojik kriteri ile kıyaslandığında, incelenen kimyon örneklerinin bir kısmının belirtilen limit değerleri aştıkları görülmektedir.
 
Kimyon örneklerinde mikotoksin kontaminasyon düzeyleri üzerine yapılan çalışmalara bakıldığında ise Tablo. 1’de görüldüğü üzere mikotoksin tespit edilemeyen örnekler bulunmakla birlikte, 31 µg/kg’a kadar AF ve 35 µg/kg’a kadar değişen OTA kontaminasyon düzeyleri gözlenmiştir.
 
Tablo 1: Kimyon Örneklerinde Tespit Edilen Mikotoksin Düzeyleri
Türkiye ve diğer ülkelerde, kimyon üzerine yürütülen çalışmalarda bulgulanan mikotoksin değerleri farklı düzeylerdedir. 1881/2006/EC sayılı Gıdalardaki Belirli Bulaşanların Maksimum Limitlerinin Belirlenmesi Hakkında Avrupa Birliği Komisyon Tüzüğü ile paralel hazırlanan Türk Gıda Kodeksi Bulaşanlar Yönetmeliği’nde, kırmızı biber (Capsicum spp.) (bunların kurutulmuş meyveleri, tüm ve öğütülmüş halleri dahil), karabiber (Piper spp.) (bunların meyveleri, akbiber ve karabiber dahil), hintcevizi/muskat (Myristica fragrans), zencefil (Zingiber officinale), zerdeçal (Curcuma longa) ve bunların bir veya birkaçını içeren karışım baharatlar için maksimum AF B1 limiti 5 µg/kg, AF B1+B2+G1+G2 limiti ise 10 µg/kg düzeyindedir [37, 38]. Aynı baharatlarda OTA için izin verilen maksimum limit ise 15 µg/kg’dır [38, 39]. FAO/WHO ortak komitesinin yayınladığı standartta ise baharat çeşitleri için farklı limitler belirlenmiş olup, hindistancevizi ve kırmızı biber için 30 µg/kg, zencefil, pul biber ve karabiber için 20 µg/kg ve zerdeçal için 15 µg/kg AF üst limiti verilmekle birlikte, OTA için ise bu limitler hindistancevizi, zencefil, kırmızı biber ve pulbiber için 30 µg/kg ve karabiber ve zerdeçal için ise 15 µg/kg olarak verilmiştir [40]. Bu durumda Türkiye ve yurtdışında gerçekleştirilen ilgili çalışmaların sonuçları, ilgili mevzuatta baharatlar için izin verilen limitlerle kıyaslandığında, sonuçların büyük bir bölümünün limit aralığında olduğu, ancak limit değerlerin üzerinde çıkan sonuçların da elde edildiği görülmüştür.

Yapılan çalışmalarda ürünün küf kontaminasyonuna açık oluşu ve dolayısıyla mikotoksin üretme potansiyeli tartışılmış ve farkındalık sağlanmaya çalışılmıştır. Araştırmacılar, mikotoksijenik küf kontaminasyonuna karşı oldukça hassas olan baharatların, devamlı ve büyük oranlarda tüketilen bir gıda grubu olduklarını ve sonuçların her sene mevsim şartlarına göre değişiklik göstereceğini [3], bu nedenle analizlerin düzenli olarak yapılıp mikotoksin değerlerinin saptanması ve değerlerin kontrol altında tutulması gerektiğine dikkat çekmiştir [41].
 
Sonuç
 
Kimyonun mikrobiyal yük potansiyeli, bitkisel kaynaklı oluşu, doğal olarak bir çok mikroorganizmayı barındıran su ve toprak ile temasta oluşu ve gıda endüstrisinde oldukça geniş bir kullanım alanı buluyor olması sebebiyle oldukça yüksektir.
 
Kimyon, tüketim aşamasında miktar olarak azımsanmayacak bir düzeyde kullanıldığından, vücuda alınabilecek en düşük miktarda toksin dahi güvenilir gıda imajını zedeleyip, tüketici için büyük risk taşımaktadır. İncelenen çalışmalar da göz önünde bulundurulduğunda, örneklerde belirlenen maya-küf kontaminasyon düzeylerine bağlı olarak, uygunsuz depolama şartları ve/veya tüketim aşamasına kadar herhangi bir süreçte ürünlerin kontrol altına alınmaması durumunda mikotoksin oluşumu kaçınılmazdır.

Mikrobiyal yük oranı ihracatta da büyük problemler yaratmakta, ilgili standartlarda belirtilen maksimum değerlerin aşılması durumunda ihracatı önemli ölçüde sınırlamaktadır. Kimyonun da ülkemiz baharat ihracatındaki yeri oldukça önemli olup, mikrobiyal yük açısından problem yaşanmaması ve yurt içinde de güvenilir gıda satışlarının sağlanması amacıyla her aşamada kontaminasyon düzeyleri etkin bir şekilde kontrol altında tutulmalı ve tarladan çatala gerekli önlemler alınmalıdır.

Tüm bunlara ek olarak kimyon ürün grubu için, Avrupa Birliği ve Türk Gıda Kodeksi tarafından bir mikotoksin limiti belirlenmemiş olup, baharatların tüketim alanı bulduğu ülkemizde kimyonun gıda güvenilirliği için risk oluşturabilecek mikotoksin oluşumuna maruz kalabileceği sonucu çıkarılabilir. Bu anlamda, üreticilerimize, tarladan başlayarak eğitimler verilmeli ve tarım ürünlerinde mikrobiyal kontaminasyonu minimize edecek bilinçli uygulamalar desteklenmelidir. Gıda güvenilirliğini tüketime konu olan her türlü gıda ürününde tarladan çatala sağlamak için temel adım, üreticilerin her aşamada bilinçlendirilmesi, desteklenmesi ve denetlenmesi ile atılabilecektir. Bu anlamda, kodekste herhangi bir limit belirlenmemiş ürün gruplarında da mikotoksinler için limitler belirtilmeli ve üreticilerin önlem alması, ürünlerini kontrollü şartlar altında üretmeleri sağlanarak ülkemizde gıda güvenilirliğinin ve dolayısıyla tüketici sağlığına verilen önemin her kanaldan güçlendirilmesi sağlanmalıdır.
 
Kaynaklar:
  1. Vural, Ö., Kazaz, C., Bahadır, Y., Gündoğdu, M. (1979). Mikotoksinler ve mikotoksikozis. The Eurasian Journal of Medicine. 11, 163–168.
  2. International Agency for Research on Cancer, (1993). IARC Monographs on the Evaluation of Carcinogenic Risk of Chemicals to Humans. 56, 489-521.
  3. Zhao, X., Yuan, Y., Zhang, X. & Yue, T. (2014). Identification of Ochratoxin A in Chinese Spices Using HPLC Fluorescent Detectors With Immunoaffinity Column Cleanup. Food Control, 46, 332-337.
  4. Erol, İ., Ö. Küplülü VE S. Karagöz. (1999). Ankara’da tüketime Sunulan Bazı Baharatın Mikrobiyolojik Kalitesi. A.Ü. Vet. Fak. Derg. 46: S 115-125.
  5. Schou, J.C. (2012).,https://bit.ly/2YaoLvx
  6. Anonim. (2013). Türk Gıda Kodeksi Baharat Tebliği, (Tebliğ No: 2013/12).
  7. Peter, K.V. (2000). Futurology of black pepper In: Ravindran, P.N. (ed.) Black Pepper (Piper nigrum L.). Harwood Academic, Amsterdam, The Netherlands, pp. 481–487.
  8. als.wikipedia.org
  9. Polat, Ü., & Yüksel, K. A. N. (2006). Kimyon (Cuminum cyminum L.) Tohumlarına Yapılan Farklı Kimyasal Uygulamaların Verim ve Bazı Karakterleri Üzerine Etkileri. Selçuk Tarım Bilimleri Dergisi, 20(40), 65-72.
  10. Tainter, D.R. (1992). Spices and seasonings. In "Encyclopedia of Food Science and Technology", ed. Hui, Y.H. pp. 2410-2418. John Wiley & Sons, Inc. N.Y.
  11. Baxter, R. ve Holzapfel, W.H. (1982). A Microbial İnvestigation of Selected Spices, Herbs and Additives İn South Africa. J. Food Sci. 47; 570-578.
  12. Çelik, C., (2008). Adana’da Bazı Marketlerde Satışa Sunulan Çekirdeksiz Kuru Üzümlerde Okratoksin A Varlığının HPLC Yöntemi ile Karşılaştırılması. Yüksek Lisans Tezi. Çukurova Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Gıda Müh. Anabilim Dalı, Adana.
  13. Günaydın, Ş. & Karaca, H. (2015). Küf gelişimi ve mikotoksin oluşumunun kontrolünde doğal bitki ekstraktlarının kullanımı. Akademik Gıda, 13(2), 173-182.
  14. Ünal, A.S. (2009). Kuru Üzüm ve Ürünlerinde Okratoksin A Varlığının Araştırılması. Yüksek Lisans Tezi. İstanbul Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Farmasötik Toksikoloji Anabilim Dalı, İstanbul.
  15. Sharma, A. Ghanekar, A.S., Padwal-Desai, S.R. ve Nadkarni, G.B. (1984). Microbiological Status and Antifungal Properties of İrradiated Spices. J. Agri. Food Chem. 32; 1061-1063.
  16. Shamshad, S.I., Zuberi, R. ve Qadri, R.B. (1985). Microbiological Studies on Some Commonly Used Spices in Pakistan. Pak. J. Sci. Ind. Res. 28(6); 395-399.
  17. Bhat, R., Geeta, H. ve Kulkarni, P.R. (1987). Microbial Profile of Cumin Seeds and Chili Powder Sold in Retail Shops in The City of Bombay. J. Food Prot. 50(5); 418-419.
  18. De Boer, E., Spiegelenberg, W.M. ve Janssen, F.W. (1985). Microbiology of Spices and Herbs. Antonie van Leeuwenkoek, 51; 435-438.
  19. https://bit.ly/30St2FM
  20. Sağun, E., Sancak Y.C., Durmaz, H., Ekici, K. (1997). Van’da Tüketime Sunulan Bazı Baharatların Mikrobiyolojik Kalitesi. Y. Y. Üniv. Vet. Fak. Derg. 8 (1-2): S 1-5.
  21. Üner, Y. (1998). Piyasada Satışa Sunulan Çeşitli Baharatın Bazı Patojenler ve Genel Mikrobiyolojik Kriterler Yönünden İncelenmesi, İstanbul Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Besin Hijyeni ve Teknolojisi Anabilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi.
  22. Filiz, N. (2001). Bursa’da Tüketime Sunulan Bazı Baharatların Mikrobiyal Florası. UU Vet Fak Derg, 20, 103-107.
  23. Moreira, P. L., Lourencao, T. B., Pinto, J. P. D. A. N., & Rall, V. L. M. (2009). Microbiological quality of spices marketed in the city of Botucatu, Sao Paulo, Brazil. Journal of food protection, 72(2), 421-424.
  24. Hassan, S. A., & Altalhi, A. D. (2013). Safety Assessment of Spices and Herbs Consumed In Saudi Arabia: Microbiological Quality and Toxin Production. Life Sci. J, 10, 2819-2827.
  25. Banerjee, M. & Sarkar, P. K. (2003). Microbiological quality of some retail spices in India. Food Research International, 36, 469–474.
  26. Anonim. (2011). Türk Gıda Kodeksi Mikrobiyolojik Kriterler Yönetmeliği. Sayı : 28157.
  27. Codex Alimentarius Commission. (2002). Working Paper on Elaboration of a Regional Standard for Microbiological Levels in Foods. Joint Fao/Who Food Standards Programme Codex Coordinating Committee for the Near East. Cx/Nea 03/16.
  28. El-Kady, I. A., El-Maraghy, S. S. M., & Mostafa, M. E. (1995). Natural Occurrence of Mycotoxins in Different Spices in Egypt. Folia Microbiologica, 40(3), 297-300.
  29. Martins, M. L., Martins, H. M. & Bernardo, F. (2001). Aflatoxins in Spices Marketed in Portugal. Food Additives & Contaminants, 2001, 4 (18), 315-319.
  30. Zinedine, A., Brera, C., Elakhdari, S., Catano, C., Debegnach, F., Angelini, S., Santis, B. D., Faid, M., Benlemlih, M., Minardi, V. & Miraglia, M. (2006). Natural Occurrence of Mycotoxins in Cereals and Spices Commercialized in Morocco. Food Control, 17, 868–874.
  31. O’ Riordan, M. J., & Wilkinson, M. G. (2008). A Survey of the Incidence and Level of Aflatoxin Contamination in A Range of Imported Spice Preparations on the Irish Retail Market. Food Chemistry, 107(4), 1429-1435.
  32. Ozbey, F. & Kabak, B. (2012). Natural Co-Occurrence of Aflatoxins and Ochratoxin A in Spices. Food Control, 28, 354-361.
  33. Hammami, W., Fiori, S., Thani, R. A., Kali, N. A., Balmas, V., Migheli, Q., Jaoua, S. (2013). Fungal and Aflatoxin Contamination of Marketed Spices. Food Control, 37, 177-181.
  34. Waśkiewicz, A., Beszterda, M., Bocianowski, J., & Goliński, P. (2013). Natural Occurrence of Fumonisins and Ochratoxin A in Some Herbs And Spices Commercialized in Poland Analyzed By UPLC–MS/MS Method. Food microbiology, 36(2), 426-431.
  35. Kong, W., Wei, R., Logrieco, A. F., Wei, J., Wen, J., Xiao, X., & Yang, M. (2014). Occurrence of Toxigenic Fungi and Determination of Mycotoxins By HPLC-FLD in Functional Foods and Spices in China Markets. Food Chemistry, 146, 320–326.
  36. Ainiza, W. M. W., Jinap, S. & Sanny, M. (2015). Simultaneous Determination of Aflatoxins and Ochratoxin A in Single and Mixed Spices. Food Control, 50, 913-918.
  37. Anonim. (2010). Commission of the European Communities Commission Regulation (EC) No 165/2010 of 26 February 2010 amending regulation (EC) No 118/2006 setting maximum levels for certain contaminants in foodstuffs as regards aflatoxins.
  38. Anonim. (2011). Türk Gıda Kodeksi Bulaşanlar Yönetmeliği, Aflatoksinler ve Okratoksin A İçin Gıdalarda Bulunmasına İzin Verilen Üst Limitler.
  39. Anonim. (2010). Commission of the European Communities Commission Regulation (EC) No 105/2010 of 5 February 2010 amending Regulation (EC) No 1881/2006 setting maximum levels for certain contaminants in foodstuffs as regards ochratoxin A.
  40. Codex Alimentarius Commission. (2018). Proposed Draft Maximum Levels for Total Aflatoxins and Ochratoxin A in Nutmeg, Chili and Paprika, Ginger, Pepper And Turmeric and Associated Sampling Plans. Joint Fao/Who Food Standards Programme Codex Committee On Contaminants in Foods.
  41. Naz, N., Kashif, A., Kanwal, K., Khan, A. M. & Abbas, M. (2016). Quantitative Scrutinization of Aflatoxins in Different Spices from Pakistan. International Journal of Analytical Chemistry.
Görseller:
Yazara aittir.

 

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan apelasyon.com sorumlu tutulamaz.