Tarımsal Kooperatiflerin Gelişimi - I

Yazar: Tahsin Ayhan
 
Tarımsal Kooperatif ortağı üretici olmak gibisi var mı?

Ellerin cebinde git kooperatif yöneticisinin yanına, otur karşısına, bir de demli çay söylesinler sana, sor bakalım yeni aldığın bahçeye ne eksen daha karlı çıkarsın? Hangi üründe nasıl gitmiş yurt içinde fiyatlar, peki ya yurt dışı fiyatların seyri ne olmuş, arz talep dengeleri falan, tahmini kar marjın ve maliyetlerin ne tutacak, anlaşılan konu uzayacak bir çay daha söylemek en iyisi.
 
Gördün mü bak iyi ki ortağı olmuşsun bu kooperatifin.

Hiç aklında yoktu mesela biber yetiştirmek, ama rakamlar ortada! Biber ekmeli bahçeye.

Biber ekimi, bakımı ve hasadı konularında hiçbir bilgin olmaması önemli değil, kooperatif arazine nasıl olsa bir mühendis gönderecek, hem arazine hem üretim imkanlarına bakacaklar, toprağı hazırlamak için pulluk, diskaro gibi araçlara gereksinimin olursa da kooperatiften tedarik edebileceksin.

İlaç ve gübrede zaten sorun yaşamazsın, ne zaman neyi atman gerekeceği konularında ve yapman gereken diğer zirai işlemlerde kooperatifin teknik ekipleri her zaman yanında.

Olmuşken bir de damlama sulama kursak bahçeye, ama finansman sıkıntısını aşman gerekli, araziyi almak için bütün paranı kullanmak zorunda kalmasaydın keşke.

Kooperatifin bankası boşuna mı duruyor, bankası derken gönül bağı değil kastettiğim, bankanın sahibi kooperatifin bizzat kendisi. Başvur kredi için, bankanın varlık sebebi zaten üreticinin finansman ihtiyacının uygun şartlarda karşılamak.
 
Uzmanlığı tarımsal ürünler, küresel gıda fiyatları, dünya piyasaları, arz-talep dengeleri üzerine. Hemen eksperler arazin ve yatırım ihtiyacın üzerine bir çalışma yapsın, tahmini bütçeni incelesin, ürünün zaten kooperatif yoluyla açık arttırma ile satılacağından satış-pazarlama sorunun da yok, ihtiyaç duyduğun sulama sisteminin finansmanı için ne kadar para gerekli, hangi vade ve tutarda geri ödeyebilme potansiyelin var tespit edip, ona uygun bir kredi teklifi çıkarsınlar.
 
Bu ziyaret beklediğimizden de verimli geçti.

Ne üreteceğimize karar verdik, yaklaşık maliyet ve satış rakamlarını çıkardık, araç-gereç-gübre-ilaç-teknik danışmanlık-vb. ihtiyaçlarımızı karşıladık, üretim için uygun şartlarda yatırım finansmanı sağladık, üzerine bir de kooperatif ortağı olduğumuz için bankaya da ortak olduğumuzu öğrendik.

Bir çay daha mı söylesek?

Yok arkadaş utandım valla, tüm bu imkanlar birlik olmanın gücüyle planlı, verimli ve uygun koşullarda üretim yapabilelim diye, gidelim de bahçeye çalışalım artık.
Türkiye’de tarımsal kooperatiflerin gelişimi için neler yapılmalı diye sorarsanız cevabı sayfalar tutar, ama nereden başlamalı diye sorarsanız bana göre cevabı yukarıda. İşte tam da buradan başlamalı.

Elimde yetki olsa ne kadar tarımsal amaçlı kooperatif-birlik vb. varsa hepsinin genel kurullarında bu mizansen metnin okutulmasını zorunlu tutarım. Yukarıda yazılanlar kooperatif ortağı Fransız, Alman, Hollandalı tarım üreticileri için gerçeğin ve uygulamanın ta kendisi iken, biz neden bu uygulamaların çok uzağında kaldık? Neden bizde gelişememiş bu sistem? Neden kurulamamış bunca zamandır? Neden bizim ülkemizdeki çiftçiler de Avrupa ve Amerika’da ki, hatta bazı Asya ve Afrika ülkelerdeki üreticiler gibi kooperatif ortağı olmanın nimetlerinden yeterince istifade edemiyor? Ya da kooperatif ortağı olmalarına rağmen kooperatif yapıları bu işlevsellikte değil?

Söyledik geçen yazımızda kooperatifçiliğin çıkış noktası Anadolu’dur diye, Ahilik diye. Kırşehir’den çıkmış, Niğde’den çıkmış, Sivas’tan çıkmış, Kayseri’den çıkmış. Elin oğlu gelmiş ülkemize, gezmiş incelemiş, gitmiş kitaplaştırmış. Bu topraklardan, bizim insanımızdan çıkmasından gurur duyalım da, gelişiminde neden bu kadar geri düştük arkadaş?
 
Kooperatifçiliğin potansiyel gücünü görsün bizim çiftçilerimiz de, bilsinler gelişmiş ülkelerdeki uygulamaları, bilsinler birlik olmanın birlikte olmanın maddi manevi getirisini, karşılaştırsınlar kendi şartlarıyla, mukayese etsinler geldikleri noktayı ve en önemlisi ihtiyaç duysunlar ve talep etsinler. Çünkü tüm kazanımların çıkış noktası aynıdır, ihtiyaçlardır, ihtiyaç duymaktır.
 
Kendi ortağı oldukları kooperatiflerden başlasınlar talep etmeye, üye oldukları üst birliklerden, onun da üstündeki birlikten ve nihayetinde karar alıcı, politika belirleyici olan siyasilere kadar ulaşsın bu talepler. Kooperatif ortağı tarımsal üreticilerin ihtiyaçları olarak başlayacak olan bu talepler, süreç ilerledikçe ortak fayda paylaşıcı konumundaki tüketiciler tarafından da desteklenecek ve ciddi bir kamuoyu desteği kazanacaktır. Örgütlenmenin ve seçmen olmanın verdiği güçle, kamu yararına politika ve uygulamalar talep etmenin başarılı olamama, ya da sonuçsuz kalma ihtimali olabilir mi?

İş siyasete dayanınca “Efendim bardağın dolu tarafına bakalım” diye başlanır ya söze; tarımsal kalkınma ve kooperatifçilik çalışmaları, stratejik eylem planları, kooperatifçilik kurultayları, sempozyumlar, yayınlar, ulusal ve uluslararası toplantılar, akademik faaliyetler, mevzuata ilişkin düzenlemeler, v.b... Tamam, dolu tarafından bakalım. İşte tarımsal kooperatiflerin işlevsel gelişimi, yani bardağın tam dolu halinin kooperatif ortağına yansıması yukarıda anlatıldığı gibiyse...

Şimdi siz söyleyin bizdeki ne kadar dolu gözüküyor?
Dolduracağız.
İhtiyaç duymayla başladık, ilk gerek şartla.
Devam edeceğiz…

“Memleketimizin kurtuluş çarelerinden biri de kooperatif şirketler kurmaktır.”
 
Mustafa Kemal ATATÜRK
 
Görseller:
Arşiv

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan apelasyon.com sorumlu tutulamaz.