Köy Enstitüleri’nde Hangi Dersler Vardı?

Yazar: Mehtap Yılmaz
 
“Öğrenci iş içinde eğitilirken, iş yaparken öğrenirken yeni değerler kazanır.”

Mustafa Aydoğan
 
Kurtuluş Savaşı bittikten sonra cephedeki savaş sona ermiş, Türk Milleti’nin aydınlanma mücadelesi başlamıştı. Latin harflerinin kabulünden sonra açılan Millet Mektepleri ile halka okuma yazma ve temel hayat gereksinimleri öğretilmeye çalışılmış ancak, halkının büyük bir kısmı köylü olan halk için yeterli faydayı sağlayamamıştır. Köylünün dilinden anlayacak aydın kesimin ancak kendi içinden yetişeceği gerçeğinin farkına varılmış ve köylüyü kalkındırma hareketine Köy Enstitüleri kurularak başlanılmıştır. Bu okulların kurulmasındaki amaç, ilkokul mezunu zeki çocukları bu okullarda yetiştirip, yeniden köylere göndererek buralarda öğretmen olarak çalışmalarını sağlamak ve Türk Milleti’ni çağdaş yaşam seviyesine çıkartacak olan inkılapları köylere kadar yaymalarını sağlamaktı. Böylelikle gelişim en küçük yerleşim birimleri olan kırsal kesime kadar ulaşacaktı. Enstitülerin kuruluş hazırlıkları 1937 yılında başlasa da, kurulması 17 Nisan 1940 tarihinde olmuştur.

Başlangıç zor bir süreçten geçmiştir. Çünkü bu okullara gelen öğrencilerin çoğu, öğretmen ve okul görmüş şanslı pek azının dışında henüz okul ve öğretmen görmemişlerdi. İlk zamanlarda köy insanını tanımayan öğretmenlerin ümitsizliğe düştüğü bile olmuştur.

Eğitim programlarına bakıldığında, okullar 21 farklı tarım bölgesinde kurulduğundan ilk yıllarda her enstitü kendi öğretim programını kendisi yapmıştır. Köylü çocuklarını köyün ihtiyaçlarına göre yetiştirmek için öncelikle şehir okullarındaki eğitim programlarından faydalanılmıştır. Bu nedenle ilk programlar, modern bir eğitim programından ziyade öğretmenlere rehberlik edecek bir kılavuz niteliğindeydi. Hepsinin ortak özelliği, özlerini laiklik ve müspet ilimlerin oluşturmasıydı.

Okullar tarıma elverişli arazilerdeki köylere yakın kurulduğundan, Hayat Bilgisi, Tabiat Bilgisi, İş ve Ziraat Bilgisi derslerinin içerikleri köy ihtiyaçlarına uygun olarak olarak düzenleniyordu. Hedefler genel olarak belirleniyor, program dersler ve konu dağılımlarından oluşuyordu. Hedeflerden biri de köylüye alternatif tarım teknikleri öğretmekti. Köy enstitülerinde dersler hem teorik hem de uygulamalı olduğu için,  yılın 11 ayı eğitim veren bir kurumdu.

1943 yılında oluşturulan eğitim programına göre dersler Genel Kültür, Ziraat ve Teknik olmak üzere üç kategoriye ayrılmaktaydı. Öğrenciler haftada 44 saat ders görüyorlardı. Bunun 22 saati meslek dersleri içinde olmak üzere Genel Kültür dersleri, 11’er saati ise Ziraat ve Teknik derslerdi.

Aşağıdaki tabloda öğretmenlik mesleğini seçen bir öğrencinin beş yıllık eğitimi boyunca aldığı kültür dersleri gösterilmektedir [1]:
Öğretmenlik Bilgisi dersleri ise Toplumbilim, İş Eğitimi, Çocuk ve İş Ruh Bilimi, İş Eğitimi Tarihi, Öğretim Metodu ve Tatbikat gibi konuları kapsıyordu.

Ziraat Dersleri ve Çalışmalarında Tarla Ziraati, Bahçe Ziraati,  Fidancılık, Meyvecilik ve Sebzecilik Bilgisi, Sanayi Bitkileri Ziraati, Zooteknik, Kümes Hayvanları Bilgisi, Arıcılık, İpekböcekçiliği, Balıkçılık ve Su Ürünleri Bilgisi, Ziraat Sanatları konuları yer almaktaydı.

Teknik Dersler ve Çalışmalarda ise Köy Demirciliği (nalbantlık, motorculuk), Köy Dülgerliği (marangozluk), Köy Yapıcılığı(tuğlacılık ve kiremitçilik, taşçılık, kireççilik, duvar ve sıvacılık, betonculuk) kızlar içinse Köy Ev ve El Sanatları (dikiş-biçki, nakış, örücülük ve dokumacılık, ziraat sanatları) konuları gösteriliyordu.[2]

5 yıl boyunca öğrencilerin gördüğü ders dağılımları aşağıdaki gibidir [3]:
5 yıllık eğitim sürecindeki kültür derslerinin toplam saatleri ise aşağıdaki gibidir [3]:
 
Ders programlarına bakıldığında çevre ve öğrenciye göre eğitim programı geliştirme eğitimimize ilk kez girmiştir. Bu ise çağdaş ve demokratik bir eğitim anlayışıdır. Bunun yanı sıra uygulanan eğitimin en önemli özellikleri,
  1. Her öğrenci mutlaka bir müzik aleti çalmak zorundaydı.
  2. Eğitim sistemindeki aksaklıkları görüşmek ve düzeltmek için her hafta cumartesi toplantıları yapılırdı.
  3. Enstitünün tüm işleri öğretmenler ve usta öğreticiler gözetiminde öğrenciler tarafından yapılırdı.
  4. Yeni kurulan enstitülere daha önce kuranlar tarafından yardım ekipleri gönderilirdi
Programlar “yarım gün, tam gün, haftalık” olmak üzere, oran ve ağırlıklar değiştirilmeden uygulanabilir. Bundan başka “acele yapılması gereken bina, yol, köprü, su arkı, belli bir müddet zarfında bitirilmesi zaruri ekim, hasat, harman… gibi önemli işler çıktığı taktirde, gereğine göre yeter sayıda ya da bütün öğrenci ve öğretmenler, bütün gün veya birkaç gün aynı işte çalışırlar. Bu gibi işlere iştirak ettirilen öğrencinin, o müddet içinde devam edemediği ders veya işler için, bundan sonraki çalışma planlarında gerekli zaman ayrılarak kaybettikleri telafi edilir[4].
 
Programa bakıldığında ayrıca ders yükünün oldukça ağır olduğu görülmektedir. Ancak öğrencilerin kişiliğini ve yaratıcılığını geliştiren uygulamaları içerir. Mesela öğrenciler her yıl 25 tane klasik roman okumakla yükümlüydü. Bu ise öğrencilere hatırı sayılır entelektüel birikim sağlamıştır. Derslerin uygulamalı ve okulun yatılı olmasıyla bu yük biraz hafifletilmiştir.
 
Görüldüğü gibi Köy enstitüsü mezunu bir öğretmen defter kitap eğitimi dışında ziraat, sağlık, inşaat, demircilik, terzilik, balıkçılık, arıcılık, marangozluk gibi pek çok alanda uygulamalı eğitim görüyor ve bu alanlarda bilgi sahibi oluyordu. Hatta öğretmenler köylerine gittiklerinde köylülerin de desteğiyle kendi okullarını inşa edebiliyordu. Örneğin, Hasanoğlan Köy Enstitüsü, enstitü öğrencileri tarafından yapılmıştı [5].
 
Köy Enstitüleri genç Cumhuriyet’in büyük değişim projesidir. Yeni toplumsal değerler kazandırarak çağdaş yaşam düzeyine ulaşmayı hedeflemiştir. 1946 yılında toplam köy öğretmeni sayısı 18426 iken bu sayının içindeki köy enstitüsü kökenli öğretmen sayısı 13182  idi[5].
 
Kaynaklar:
  1. Dertarih.com
  2. Arkaguverte.com
  3. Vikipedi İnternet Ansiklopedisi
  4. Köy Enstitüleri Öğretim Programı, Maarif Vekaleti, 1943 ,s:1-4.
  5. Pekbilgili.com

 

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan apelasyon.com sorumlu tutulamaz.