Tarımsal Kooperatiflerin Gelişimi - 2

Yazar: Tahsin Ayhan
 
Türkiye’de tarımsal kooperatifçiliğin gelişmesi ve tarımsal amaçlı kooperatiflerimizin dünya standartlarında rekabetçi konuma gelebilmeleri için aşmamız gereken birbiriyle bağlantılı 7 ana sorunumuz bulunmaktadır. Bu sorunları birbirinden bağımsız düşünmek yanlış olacağı gibi, sadece bir kaçına mahsus yapılacak düzenlemeler de orta ve uzun vadede sonuçsuz kalacaktır. Sorunların tümü bir bütünlük içinde ele alınmalı ve her biri bir diğerinin gerek koşulu gibi düşünülmelidir.
 
Aşmamız gereken temel sorunlarımız şunlardır:
  1. Devletin tarım ve kırsal kalkınmaya yönelik politikaları,
  2. Finansman,
  3. Mevzuat,
  4. Üst Örgütlenme,
  5. Yönetim,
  6. Denetim,
  7. Eğitim ve AR-GE.
İyi haber, tüm bu sayılanların büyük oranda kamu idaresi tarafından da tarımsal kooperatifçiliğin gelişimi önündeki sorun başlıkları olarak kabul edilmesi ve 2012 yılında yayınlanan Türkiye Kooperatifçilik Stratejisi ve Eylem Planı (2012-2016) içerisinde ana hedefler olarak tespit ve tescil edilmesidir. Esasen sorunların büyük ölçüde realiteye uygun olarak belirlenmesindeki başarı, söz konusu stratejik eylem planının sadece ilgili bakanlık ve kamu kuruluşları tarafından değil, kooperatif üst kuruluşları, üniversiteler ve uluslararası kuruluşların katkıları ve katılımcı anlayışla hazırlanmasından kaynaklanmaktadır. (Eylem planı ve içeriğindeki öncelikli hedeflere ayrıntılara girdikçe sık sık değineceğiz)

Bunlardan ilk sıradaki devlet politikasını diğerlerinden ayrı tutmak mecburiyetindeyiz. Tarımsal kooperatifçiliğin gelişimi konusunda sonraki maddelerde yazılan sorunların çözümleri noktasında, devletin tarım politikalarının seyri bir nevi ön koşul mahiyetindedir. Bu derecede önem taşımasına rağmen, bu konuyu fazla ayrıntıya girmeden olabildiğince kısa ele almak yerinde olacaktır. Hem başlı başına geniş hacimli incelenmesi gereken bir içeriğe sahip olması, hem de kooperatifçiliğin gelişimindeki neden-sonuç ilişkisi bağlamındaki ağırlığı, tarım politikaları konusuna, güncel siyasetin ve hükümet politikalarının dışında, milli menfaatler temelinde oluşturulacak devlet politikası ile bakmayı zorunlu kılmaktadır.

Tarımda reform şarttır. İktidar değişikliklerinden etkilenmeyecek, kısa-orta ve uzun vadeli rasyonel tarım politikaları oluşturulmalı, sadece üretimde değil satış, pazarlama, hammadde temini, ar-ge, piyasa yapısı, işleyişteki sorunlar v.b. konular planlı tarım yaklaşımıyla ve tüm aktörleriyle yeniden konumlandırılmalıdır.

Nüfusu hızla artan Türkiye’nin, tarım dış ticaretinde açık veren, gıda ve yem sanayinin ihtiyaç duyduğu temel ürünlerin hemen tamamında ithalatçı konumda olması, ülkenin geleceği açısından kaygı verici boyuttadır. Sürekli yükselen temel tarımsal girdi maliyetleri bir taraftan üretilen ürünlerin fiyatlarını arttırırken, diğer taraftan bunu önlemek için fiyatı artan ürünü ithal etmek üzerine süregelen bir politikayla üreticiyi ve piyasayı terbiye etmeye çalışmak uzun vadede ne kadar anlamlı olabilir?

Dünyadaki tüm gelişmiş ülkeler mevcut tarımsal potansiyellerini maksimum kullanma noktasında politikalar geliştirirken, hacimli üretimden ziyade kaliteli ve yüksek katma değerli üretime odaklanırken, Türkiye’nin ekilebilir alanları ve geçmişten gelen tarımsal hafızasıyla rekabetçi potansiyelinin çok altında kalması kabul edilemez. 4 milyon küsur hektar tarım arazin boş dururken, 1/20'i olan bir ülke denizi doldurarak senin beş katın tarımsal ürün ihracatı yapabiliyorsa şapkayı önüne koyup düşünme vaktin çoktan gelmiş demektir.

Karar verip gereği yapılmaya başladığında da tarımsal amaçlı kooperatifçiliğin gelişiminin bir seçenek değil zorunluluk olduğu gerçeği karşımıza çıkacaktır.

Neden mi?

İşte ülkeler ve rakamlar:

Almanya

En büyük üçüncü tarımsal ürün ihracatçısı. Sektör dâhilinde toplam 2.400 birim kooperatifi ve merkez kuruluşları ile yaklaşık 1,4 milyon kooperatif ortağının ihtiyaçlarını karşılamakta. Tarımda kooperatiflerin pazar payı et ve şarapta %33’e, tahıl, sebze ve benzeri ürünlerde %50’ye ve süt ürünleri sektöründe %70’e varmakta. Bu kooperatiflerin ticaret hacmi yaklaşık 66 milyar Avro olarak gerçekleşmiş, kooperatifler aracılığıyla 82 bin kişiye istihdam sağlanmakta.

Hollanda

Dünyada A.B.D'nin ardından en büyük ikinci tarımsal ürünler ihracatçısı. Süs bitkileri ve sebze ihracatında dünya lideri, süt ürünlerinde üçüncü, sıvı ve katı yağlarda dördüncü sırada. Toplamda 73 tane tarımsal kooperatif ve 120 bin ortağı olmasına rağmen ciro büyüklüğü neredeyse 6.000 kooperatife sahip İtalya kadar. Kooperatiflerin toplam tarımsal üretiminde ki payları Avrupa Birliği ortalamasının çok üzerinde, bazı ürünlerde %80 - %95 seviyelerinde.

Fransa

Hububat başta olmak üzere şarap ve süt ürünlerinde önemli ihracatçı konumunda. Tarımsal üretimle uğraşanların %85'i en az bir kooperatife üye. Tarımsal kooperatiflerin Pazar payı ortalaması %55.
 
Japonya

Başta pirinç, meyve-sebze ve et üretimi üzerine uzmanlaşmış tarımsal amaçlı binlerce kooperatifleriyle çiftçi katılımında %91 orana ve yıllık 90 milyar dolar ticaret hacmine ulaşan dünyanın en büyük tarımsal kooperatif birliklerine sahip.
 
Çin

Tedarik ve pazarlama kooperatifleri bünyesinde tarımsal üretim araçlarının temini, ürünlerin tarım, sanayi, ticaret piyasalarında dağıtımı, tarımın yapılandırılması, kırsal pazarın aktifleştirilmesi, çiftçilere kapsamlı iktisadi, teknik ve kültürel hizmetlerin sağlanması gibi konularda çalışmalar yürütmekte. Büyük ölçüde kurduğu üretim ve dağıtım şirketleriyle, dış ülkelerde de 200'den fazla işletme ve organizasyona sahipler. Bir diğer örnek de bünyede 2 milyon çiftçi ve 80 bin tarımsal kooperatif bulunan ve üye çiftçileri kuruluşundan sadece 10 yıl sonra “Çinli Yoksul Nüfus” kategorisi dışına taşımayı başaran Tarım İhtisas Kooperatifleri.

A.B.D

Dünyanın en büyük tarımsal ürünler ihracatçısı A.B.D.'de tarımsal kooperatifler piyasa ekonomisinin kalesi olarak kabul edilmekte. Yüksek üretkenlik ve modern teknolojinin tarımsal kooperatifçilik anlayışıyla birleştiği ülkede başta buğday, mısır, soya ve pamuk olmak üzere birçok üründe devletin destekleyici ve yönlendirici politikaları göz çarpıyor. Çiftçi başına destekleme miktarı AB ortalamasının çok üzerinde. 5 milyon civarında tarımsal üretici varken, tarımsal kooperatife üye olanların sayısı bu sayının da üzerinde.
 
Hindistan

90 binin üzerinde tarımsal ürün işleme ve pazarlama kooperatifine sahip. Sadece süt kooperatifleri birliğinde 6 milyon üretici örgütlenmiş halde. Ciro/kişi başı GSMH oranında dünyada ilk beşte yer alan iki tarım kooperatifi ile Hindistan tarımsal kooperatifçilikte üst sıralarda.

Tarımsal üretim ve ihracatta öne çıkan bu ülkelerin ortak noktaları üretim, girdi temini, tedarik, pazarlama ve hatta finansman temini konularında kooperatifçiliğin gücünü ve avantajlarını kullanmak suretiyle hem etkin bir tarımsal organizasyonu, hem de beraberinde getirdiği sosyal, kültürel ve ekonomik refah artışını sağlayan bir yapısal dönüşümü planlamış ve uyguluyor olmalarıdır.

Ülkemizin tarımda GSMH bakımında Avrupa’nın lideri ve dünyanın en büyük 10 üretici ülkesinden birisi olması önemli olsa da, tarım/gıda ürünleri dış ticaret dengesinde ithalat rakamlarının ihracatla aynı seviyelerde seyretmesi sonucu bu özelliği anlamını yitirmektedir.

Tarımsal kooperatiflerimizi hali hazırdaki yapısal sorunlarından ve uygulanan tarımsal politikalardan bağımsız düşünerek, üretim ve dış ticaret pazar payları üzerinden gelişim ve işlerliğini diğer ülkelerle mukayese ederek değerlendirmek de bu çerçevede doğru olmayacaktır.

Kooperatifçiliğin ve kooperatiflerin gelişiminde devletin düzenleyici ve özendirici rolü tartışılmaz. Bu husus Anayasanın 171. maddesinde de hüküm altına alınmış ve “Devlet, milli ekonominin yararlarını dikkate alarak öncelikle üretimin arttırılmasını ve tüketicinin korunmasını amaçlayan kooperatifçiliğin gelişmesini sağlayacak tedbirleri alır” denilmiştir.
 
Devletimizin tarım konusunda da milli menfaatlerimizin gerektirdiği tedbirleri alarak tarımsal kooperatiflerimizin gelişimine ve işlerliğine yönelik anayasal görevini yerine getirmesini bekliyoruz.
 
Görseller:
Arşiv
 

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan apelasyon.com sorumlu tutulamaz.