Finlandiya Eğitim Sistemine Kısa Bir Bakış

Yazar: Mehtap Yılmaz
 
“Avrupa’nın hiçbir ülkesinde Finlandiya’da olduğu gibi büyük bir kültürel ilerleme yaşanmamıştır.”

Dr. BOJKOF
 
İlkokul yıllarımızdan beri Atatürk’ün hayatı ve Cumhuriyetimiz'in kurulması ve gelişmesi için yaptıkları anlatıldı. Ancak O’nun kitap okuma sevgisinden ve tutkusundan pek bahsedilmedi. Hayatı boyunca vazgeçmediği eylemlerden biriydi kitap okumak. Öyle ki cephede dahi, bulduğu her fırsatta kitap okumaktaydı. Kayıtlara göre 2151 tanesi Anıtkabir’de, 1741 tanesi Çankaya Köşkü’nde,  102 tanesi İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi’nde ve 3 tanesi de Samsun Gazi İl Halk Kütüphanesi’nde bulunmak üzere toplam 3997 kitap okumuştu [1].

Okuduğu kitaplar içersinde Grigoriy Petrov’un yazdığı “Beyaz Zambaklar Ülkesi’nde” isimli kitaba hayran kalmıştı. Kitap, karlar altında ölüm uykusuna yatmış bir ülkenin, Finlandiya’nın uyanışını anlatmaktadır. Bir avuç idealist, çalışkan ve mütevazi Fin aydını pek çok ülkeye ilham verecek bir mücadele vermiştir. Milletlere cahillikle, geri kalmışlıkla, ümitsizlikle mücadele etme ilhamını vermiştir. Yoksulluğa, doğa koşullarının elverişsizliğine rağmen, askerler, din adamları, profesörler, işadamları, doktorlar, öğretmenler büyük bir dayanışma içinde Finlandiya’yı geri kalmışlıktan kurtarmak için çalışmışlardır.

Kitapta geçen şu cümleler ilham vericidir [2]:

“Aydın olmak, modaya uygun elbiseler giymek, şapka takmak, gömlek giymek değildir.

Evet, aydınlar bir milletin beyni gibidir. Bu halk sizleri iyi bir öğrenim gördükten sonra, kıyak bir maaşa konasınız diye okutmadı. Rahat işyerlerinizden çıktıktan sonra, kahvehane köşelerinde iskambil veya domino oynayasınız, böyle yerlerde vakit öldüresiniz diye de okutmadı. Böyle davrananlar gerçek aydın değildir. Hatta aydın bile değildir. Onlar paslanmıştır, küflenmiştir…

Okumuş adamlar! Siz hepiniz milletin zekasını geliştirmek ve vicdanlarını uyandırmakla yükümlüsünüz! Köylülere, işçilere, kasaba halklarına nasıl çok daha iyi yaşayabileceklerini öğretmelisiniz.”
 
Bu aydınların en önemlisi bilgin, devlet adamı ve filozof olan Snelman’dır ve halk içinde bir eğitim öğretim seferberliği başlatmıştır. Öğretmenlere büyük önem vermiş; yaz tatillerinde sürekli öğretmenler için birkaç haftalık eğitim kursları düzenlemiştir.

Öğretmenlere hitaben yaptığı konuşmalar da anlamlıydı:

“Aziz arkadaşlarım! Sizin omuzlarınızdaki görevin ne kadar ağır olduğunu biliyorum. Hangi zorluklar altında çalıştığınızı da biliyorum. Fin ülkesinin en uzak köşelerinde, tarifsiz sıkıntılar çekiyorsunuz. Fakat ne yapalım! Biz milletimizi uyandırmak üzere yola çıktık ve henüz yolun başındayız.

Biz yepyeni eğitim seferberliğinin öncüleriyiz. Cahillikle savaşırken, sırtımızdaki bu ağır yükleri de taşımaya mecburuz. Fedakarlık yapacağız başka yolu yok!

Ben sizi fedakarlığa çağırıyorum. Ama sadece kendini feda etmeye hazır olanları çağırıyorum.

Şunu açıkça söyleyeyim ki, içinizde bu mesleğe yabancı kimseler,; öğretmenlik mesleğini küçük görenler var. Bu arkadaşlar işlerini hemen bıraksınlar.  Gidip tüccar olsunlar ya da başka bir iş tutsunlar.

Öğretmenlik çok daha canlı ve heyecanlı kişilerin işidir.”

Onun bu bilinci Fin toplumunu derinden etkilemiş, bu sözler ve düşünceler sayesinde ülkedeki eğitimciler cahillikle yapılan savaşta Snelman’a destek olmuşlardır. Kendilerini çok iyi yetiştiren bu eğitimciler, Finlandiya için çok önemli birer eğitimci ve aydın olmuşlardır. Ülkenin dört bir yanına dağılıp aydınlığı götürmüşler ve bütün güçleriyle milli bir Fin kültürü meydana getirmeye çalışmışlardır.

Bugün Finlandiya eğitimde dünyanın en ileri ülkelerinden biridir. Dünyanın en saygın araştırma projelerinden biri olan PISA sınavlarında ilk sıralarda yer almaktadır. PISA, (Programme for International Student Assessment) adında Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) tarafından 1997’de geliştirilen, üç yılda bir 15 yaşındaki öğrencilerin başarısını sınayan uluslararası çapta bir sınavdır.  Ülkelerdeki zorunlu eğitimin sonunda örgün eğitime devam eden öğrencilerin Matematik okuryazarlığı, Fen Bilimleri okuryazarlığı ve okuma becerileri konusunda veriler toplamaktadır. Bu sınavlara 15 yaş gruplarında eğitim veren tüm okullar katılabilmektedir.

2003 yılındaki PISA sonuçlarına göre Finlandiya Fen, Matematik ve Okuma becerilerinde 1. sırada, 2006 yılında Fen alanında 1., Matematik ve okuma becerileri alanında 2. sırada yer almıştır. 2015 raporlarına göre ise Japonya, Estonya, Finlandiya ve Kanada 35 OECD ülkesi arasında en başarılı ülkeler olmuştur. Bu raporda dikkat çeken konu ise bilim alanında kız öğrencilerin erkek öğrencilerden daha iyi olduğu tek ülkenin Finlandiya olmasıdır.

Finlandiya’da öğretmenlik mesleği en saygın mesleklerden biridir. Eğitim fakültelerine en iyi öğrenciler kabul edilmektedirler. Yapılan sınavlarda yüksek puan almak yetmemektedir. Yapılan mülakatları da geçmek zorundadırlar. Ve hepsi master düzeyinde eğitime sahiptirler.

Okul öncesi eğitim zorunlu olmasına rağmen eğer aile istemezse sorun çıkarılmamaktadır. Ancak 6 yaşında başlamak zorunludur. Müfredat ise öğrencilerin ihtiyaçlarına göre düzenlenmektedir. Günde iki kere açık hava etkinlikleri haricinde sinema, tiyatro, opera, kütüphane gibi alan gezileri yapılmaktadır [3].

Temel eğitim 7 yaşında başlamakta ve 9 yıl sürmektedir. Öğrenciler oturdukları yere yakın okullara gitmek zorundadır. Zira bütün okullarda çekirdek bir müfredat takip edilmektedir. Evi uzak öğrencilere ücretsiz servis sağlanmaktadır. Ödev hiç verilmez ya da minimum düzeyde verilir. 4.sınıftan itibaren başarı durumuna göre derecelendirme yapılır. Amaç tüm öğrencileri kazanmaktır. Bütün okullardaki eğitim eşit ve aynı kalitededir. Finlandiya’da eğitim yüksek düzeydedir. Tüm çocuklar kendi dillerinde okuma yazmayı bilirler. Çünkü ilköğretim zorunlu ve parasızdır[4].

Yüksek ortaöğretim denilen lise devresi 16-19 yaşları arasındadır ve genel ve mesleki eğitim olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Bu dönemde yükseköğretim için hazırlıklar yapılmaktadır. Temel eğitimden sonraki öğrencilerin %90’dan fazlası ortaöğretime devam etmektedir. Ortaöğretim 2.devrede öğrencilerin yaklaşık %54'ü genel ortaöğretimi tercih ederken, %36'sı mesleki eğitimi tercih etmektedir [5].

Üniversiteye giriş için Ulusal Üniversiteye Giriş Sınavına (National matriculation examination ylioppilastutkinto/studentexamen) girmek gerekmektedir. Alınan dereceye göre üniversitelere başvurulmaktadır. Ayrıca Açık Üniversite'ye de başvurulabilir. Politeknik okullar için ise 120 kredilik üç yıllık mesleki eğitimi tamamlayanlar başvurabilir. Öğrenciler bu okulları seçerken ortaöğretim başarısı ve çalışma deneyimi ile birlikte giriş sınavında da seçebilirler[6]

Fin eğitimin en önemli özelliği, özel eğitime ihtiyaç duyan çocukları göz ardı etmemeleridir. Zira tek bir bireyi bile kaybetmemeyi ilke edinmişlerdir. Sınıflara belli oranlarda zihinsel engelli bireyler de dahil edilerek onların toplumdan dışlanmaması ve sosyalleşmesi sağlanmaktadır.

Kütüphaneleri halka açıktır. Dileyen her vatandaş bu kitapları ücretsiz alıp evinde okuyabilir. Kitapevleri de çok yaygındır. Bu kitapevlerindeki kitapların çokluğu ve kalitesi, toplumun oldukça iyi bir kültürel yapıya sahip olduğunu gösterir [7].

Finlandiya’nın eğitimdeki başarısının temel sebebi öğrenci odaklı olmasıdır. Ayrıca fen ve matematik gibi soyut kavramların en iyi müzik, spor, drama ve oyunla öğrenileceğini düşünmektedirler. Derslerden, sınavlardan boğulan çocuklar değil, oyunlarla çocukluğunu yaşamış sağlıklı bireyler yetiştirmeyi hedeflemektedir.
 
Kaynaklar:
  1. Karakuş D., En Son Haber İnternet Sitesi
  2. Beyaz Zambaklar Ülkesinde, Zafer Yayınları (İstanbul, 2008), Yayın No:224, ISBN:978-975-261-361-4, Sertifika No:14452.
  3. Ubunun Dünyası Blogu
  4. Sanatsal Bilgi İnternet Sitesi
  5. Tuğba Cansalı İnternet Sitesi
  6. Milli Eğitim Bakanlığı 
  7. Milliyet
 
Görseller:
  1. Atatürkiçimizde.com
  2. Öğretmensitemiz.com
  3. Gelecekeğitimde.com
  4. Milli Eğitim Bakanlığı 
 
 

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan apelasyon.com sorumlu tutulamaz.