Kırmızı Altın, Cennet Çiçeği: Safran

Yazar: Aynur Civelek
 
Crocus sativus L., Iridaceae (Süsengiller) familyasından.

Arapça “zaʻfarān”, aynı zamanda sarı anlamındadır. Hindçe “kesar” ya da “zaffran”, Sanskritçe “avarakta”, Çince “Fān hóng huā , Grekçe kρόκος (krokos)... Safran bitkisi tadını pikrokrosin, kokusunu safranal, rengini ise krosin adı verilen sekonder bileşiklerinden almaktadır. Sonbaharda çiçek açar, 20–30 cm boyunda, çiğdem (Crocus) cinsinden soğanlı bir kültür bitkisidir. Karakteristik mor renkli çiçekleri üç tepeciklidir ve sonbaharda çiçek açar. Yaklaşık olarak boyu 20-30 cm arasında değişir.  Çiçeği ve tepecikleri bitkiye bağlayan yaprak sapı ile birlikte, erkek organları kurutularak gıda boyası ve tat verici olarak kullanılmaktadır. Safran bitkisi İspanya, Fransa, İtalya ve İran'da yetiştirilmektedir. Türkiye'de ise Safranbolu'da üretilmektedir.  Yarım kilogram safran 80.000 çiçekten çıkarılmaktadır ve kendi ağırlığının 100.000 katı suyu sarı renge boyar. 60 kadar türü bulunmaktadır.
 
Türkiye en kaliteli safran üreticileri arasındadır. Bitki Safranbolu’ya da adını vermiştir. Günümüzde sadece Safranbolu’nun bazı yerleşimlerinde 40 dönüm civarında alanda yetiştirilmektedir. Dünyada İtalya, İspanya, Yunanistan, İran, İsrail, Mısır, Fas, Çin, Pakistan, Hindistan ve Azerbeycan’da yetiştirilmektedir ve dünya üretiminin %90’ı İran tarafından yapılmaktadır.

Antik dönemden itibaren ilaç, gıda, boya ve kozmetik alanlarında kullanılmıştır. Antikanser, antioksidan, antiastmatik, afrodizyak, dermatolojik ve sinir sistemi üzerine olumlu etkileri olduğu belirtilmektedir. Yüksek ticari değeri ve kanıtlanmış önemli farmakolojik etkilerine rağmen, ülkemizde üretiminin giderek azalmaktadır. Antik mitolojide ölümlü bir genç olan Krokos, nymphe Smylaks’a umutsuzca aşık olmuştur ve tanrılar tarafından adını taşıyan bitkiye dönüştürülmüştür. Diğer bir söylenceye göre, Krokos, Hermes’e eşlik ettiği discus oyunlarında kazara ölmüş ve bu nedenle bedeni bu güzel mor renkli çiçeğe dönüştürülmüştür. Bu mitoloji,  Apollon ve Hyakinthos arasındaki duruma benzer.
M.Ö.2. binde Asurlular tarafından solunum güçlüğü, baş, menstruasyon, doğum ve sancılı üriner sistem hastalıklarında kullanılmıştır. Asurbanipal (M.Ö.668-627) zamanına ait kütüphanede, M.Ö.12. yüzyıla ait kayıtlarda geçmektedir. Akkad kralı Sargon’un ise Euphrates üzerinde “Azupirano” (“safran yeri” anlamında) bir köyde doğduğu söylenmektedir.  4000 yıl boyunca 90 kadar hastalığın tedavisinde kullanılmıştır.
 
Mısır’da Luksor’da kraliyet sarayının bahçesinde safran çiçeği yetiştirildiği, iksir yapılarak tapınak törenlerinde kullanıldığı geçmektedir. Ebers Papirüsü’nde (M.Ö.1550’ler) anılmaktadır. Kraliçe Nefertiti zamanında safran, güneşe adanmış, Kleopatra ise kozmetik malzemeleri arasında kullanmıştır.

Ege’de Bronz Çağ’dan beri bilinmektedir. Minoslular  (antik Giritliler) tarafından yetiştirildiği arkeolojik verilerle kanıtlanmıştır.  Bazı duvar resimleri, kil tabletler, seramikler, taş, fayans, metal eserler ve mühürlerde safran betimlemeleri yer almaktadır. Tıbbi amaçlı ve boya yapımında kullanılan safran, kutsal törenlerde yer almıştır. Girit’te uzun süre altın kadar değerli olmuştur.
Girit'ten MÖ 1600'ler, safran toplayanlar freskosu
 
Safranın İran’da M.Ö.10. yüzyıldan itibaren Derbena ve İsfahan’da yetiştiği düşünülmektedir (Za‘farān ). Akhaemenid Hanedanlığı’nda (M.Ö.550-330), “kurkum” ya da “karkam” olarak anılmıştır. Bir yazıtta Akhaemenid Krallığı’nda saraylarda her gün 1 kg. kadar safran tüketildiği geçmektedir. Ekmek yapımında, vücudu yağlamada, kutsal törenlerde, ayakkabı ve giysi boyamada kullanılmıştır.

Demeter’e adanan Homerik hymnler’de, omuzlarına dek dökülen saçları safran çiçeğine benzetilmiştir. Hippokrates, Theoprastus, Theocritus, Lucretius, Virgilius, Dioscorides, Plinius, Columella, Martialis gibi çok sayıda antik yazar, safrandan söz etmişlerdir.

Theophrastus M.Ö.4. yüzyılda, safran kokusundan ve safranın Kyrene’de çok yetiştiğinden; Dioscorides ise,  Korkyra, Lydia ve Olympus’ta yetiştiğinden söz etmiştir.   III. Aleksandros’un (Büyük İskender) saçlarının rengini korumak için safran suyu kullandığı söylenmektedir.  

Romalılar Kilikkia safranını tercih etmişlerdir. Dioscorides tıbbi amaçlı hazırlanan krokos/ crocus yağı “krokinon” dan söz etmiştir. Safran yağı ve kulaklar için kullanılmıştır.  Pastili “krokogagmana” olarak anılır. Plinius, safranın en iyisinin yabanisi olduğunu belirtirken, yüz ve gözler için kullanımından, en değerlilerin Kilikkia’dan, Lykia’da Olympos Dağı’ndan ve Sicilya’dan gelenler olduğunu söyler. Toz halinde safranın tatlı şaraba konduğu ve güzel kokması için tiyatrolara püskürtülen harika bir karışım olduğu, safranın balla ya da diğer tatlılarla karıştırılmayacağı, su ya da şaraba konularak tüketilmesi gerektiği, safranın fildişi bir kutuda saklanması gerektiği bildirilmektedir.
Brauron Artemis'i için sunu yapan genç kızlar
 
Safran boya yapımında kullanılmıştır. Sarıdan kırmızıya dek değişen tonlarda boya elde edilmektedir. Girit’te olduğu gibi tanrı kadın için yapılan törenlerde kullanılan safran,  Brauron Artemis’i için yapılan törenlerde de kullanılmıştır. Bu törenlerde safran renkli giysi (krokōtos) giyen genç kızlar (krokotoi) yer almaktadır. Athena’nın ünlü peplos’unun da safran renginde olduğu belirtilmektedir. Klasik Dönem’de Hellas’ta sarı rengin yalnızca kadınlara özgü olduğu düşünülmüştür. Safran rengi giysi, nympheler ve tanrıçaların simgesidir. Hatta uzun süre Hellas’ta gelinlerin safran rengi duvak (yalnızca sarı değil, sarıdan kırmızıya hatta mora dek değişen renkte) taşımaları önerilmiştir.

Antik Yakın Doğu, Ege ve Akdeniz toplumlarında parfüm yapımında kullanılmıştır.  Safran en pahalı ürünlerden biri olması nedeniyle, bundan elde edilen parfüm de oldukça kıymetlidir. Roma imparatorlarından Nero zamanında safran kalp için iyi, samimiyet sağlayan, potansiyel aşk iksiri olarak görülmüştür. Lüksten hoşlanan Romalılar tarafından şölen salonlarının, tiyatroların, bahçelerin ve çeşmelerin güzel kokması için kullanılmıştır.
Avrupa’da Batı Roma İmparatorluğu’nun yıkımından sonra ve yüzyıllarca safran yetiştirilmesi nadirdir; esas olarak M.S.10. yüzyıldan itibaren görülmektedir. Özellikle İtalya, Fransa ve İspanya’da daha fazla tüketilmiştir ve günümüzde de önemini korumaktadır.

 


Özet
Crocus sativus L., Iridaceae (Süsengiller) familyasından. Arapça “zaʻfarān” aynı zamanda sarı anlamındadır. Hindçe “kesar” ya da “zaffran”, Sanskritçe “avarakta”, Çince “Fān hóng huā , Grekçe kρόκος (krokos). MÖ 2. binden itibaren yetiştirildiği anlaşılan safran, Hindistan, Mısır, İran, Mezopotamya, Anadolu ve Girit’te yetiştirilmiş değerli bir bitkidir. Yiyeceklerde ve içecek olarak kullanılmasının yanı sıra, çeşitli hastalıkların tedavisinde, kozmetik ürünlerde, boya yapımında da kullanılmıştır. Homeros, Hippokrates, Theoprastus, Dioscorides, Plinius gibi çok sayıda antik yazar crocus’tan söz etmektedir. 

Anahtar kelimeler: Arkeoloji, tarih, safran, botanik, Anadolu.

Summary

Crocus sativus L. belongs to the family Iridaceae, is a precious plant known as saffron and commonly used as a spice.  It has been grown in Hindia, Egypt, Persia, Mesopotamia, Anatolia and Crete from 2nd millenium BC. It was used for food, medical purposes, in cosmetics and dye industry.  Ancient writers Hippokrates, Theoprastus, Dioscorides, Plinius mentioned crocus.

Keywords: Archaeology,  history, saffron, botanic, Anatolia.
 

Kaynaklar:

  1. Ovid, Metamorphoses, Translated by A. D. Melville; introduction and notes by E. J. Kenney. Oxford: Oxford University Press. 2008.
  2. Theoprastus, Historia Plantarum
  3. Theophrastus, Enquiry into Plants, Volume I: Books 1-5, Loeb Classical Library, Harvard University Press.
  4. Loeb Classics
  5. Plinius, Naturalis Historia
  6. Pliny the Elder, The Natural History  John Bostock, M.D., F.R.S., H.T. Riley, B.A. London. Taylor and Francis, Red Lion Court, Fleet Street. 1855.B.A.,  Perseus Digital Library.
  7. https://bit.ly/1pGTj7f
  8. Ahsen Sevde Çınar, Alev Önder, “Anadolu’nun Kültürel Mirası”,  FABAD J. Pharm. Sci., 44, 1, 79-88, 2019, 79-88.
  9. Anne P. Chapin, Maria C. Shaw ”The Frescoes from the House of the Frescoes at Knossos: A Reconsideration of Their Architectural Context and a New Reconstruction of the Crocus Panel”, BSA, 2006, 57-88.
  10. Arif İpek,  Neşet Arslan, Ercüment O. Sarıhan,  “Farklı Dikim Derinliklerinin ve Soğan Boylarının Safranın (Crocus sativus L.) Verim ve Verim Kriterlerine Etkisi”, Tarım Bilimleri Dergisi 2009, 15(1) 38-46, Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi, 38-46.
  11. Farrin Chwalkowski, Symbols in Arts, Religion and Culture: The Soul of Nature, UK, 2016.
  12. İsmail Kara, Serap Türkölmez, “Önemli Bir Tıbbi ve Aromatik Bitkimiz: Safran (crocus sativus l.)”, 2013.
  13. Jeanne D'Andrea, Ancient Herbs in the J. Paul Getty Museum Gardens,  Oxford University Press, 1982.
  14. Jo Day, “Crocuses in Context A Diachronic Survey of the Crocus Motif in the Aegean Bronze Age”, Hesperia 80, 2011, 337–379.
  15. N. Groom, The Perfume Handbook, Hong Kong, 1992.
  16. Ö. Ceylan, “Taşranın Altın Çiçeği Safran”, Osmanlı Tarihi Araştırmaları XXVI, Prof. Dr. Mehmet Çavuşoğlu’na Armağan II, İstanbul, 2005, 2-11.
  17. S. Allahvediev, H. Vurdu,   E. Zeynalova, N. Vurdu,  D. Rasulova,  “The Culture of Saffron (Crocus sativus L) in Vitro”, First Balkan Botanical Congress, 1997,  Thessaloniki, Greece.
  18. Ülkü Eser Ünaldı, “Tehdit ve Tehlike Altında Bir Kültür Bitkisi: Safran (crocus sativus l.)”, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Fırat University Journal of Social Science Cilt: 17, Sayı: 2, Elazığ, 2007, 53-68.
  19. Warren R. Dawson, “Studies in Medical History: (a) The Origin of the Herbal. (b) Castor-oil in Antiquity”, Aegyptus, 10, No. 1 ( 1929), 47-72.
  20. Yasemin Yıldız, Tekirdağ koşullarında Safran (crocus sativus l. )’ın Verim ve Bazı Bitkisel Özelliklerinin Belirlenmesi, Namık Kemal Üniversitesi, Fen Bilimler Enstitüsü, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Tekirdağ, 2017. 
  21. Safranbolu Turizm Danışma Ofisi
  22. Sabah Gazetesi
  23. Bilecik Haber Merkezi
Görseller:
Yazara aittir.

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan apelasyon.com sorumlu tutulamaz.

Mükerrem Kürüm - 01.09.2019 22:31
Yine çok güzel bir yazı. Sağolasın. Bu bilgilerin tamamı kitap haline gelmeli. Kalemine sağlık.