Ekofest’in Ardından Şerbetinin Tadından

Yazar: Aşçı Fok Nurdan Çakır Tezgin
 
Ekofest’in ardından
Şerbetinin tadından
Sarıkız melek olmuş
Kazdağı’nın ahından.
 
Her yıl ağustos ayı geldiğinde beni bir sancı tutar. Ne yapsam da çorbayı ya da şerbeti nasıl kaynatsam, konuya uygun yeni bir katkıyı nasıl sunsam gibi sıradan kaygılar işte benimki! 

Kaz Dağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği’nin düzenlediği Ekofestival’in sene-i devriyesi genellikle ağustosa denk gelir, her yıl yeni bir konu ve slogan ile arz-ı endam eden festivalin bu yılki konusu “gıda” idi.

Diğer konular gibi gıda konusu da uçsuz bucaksız bir konu. Baş tacımız, olmazsa olmazımız, varlığımızı sürdürülebilir kılan yegâne konu. Yine çok kıymetli insanlar geldiler, bilgilendirici sunumlar yaptılar. Sivil toplum örgütleri, akademisyenler, yazar, çizerler, müzisyenler, sanatçı ve felsefeciler, alanında yetkin pek çok insan Ekofest 2019’a katkı sundu.

Vegan beslenme tarzının da öne çıktığı bu yılki festivalde verilen yemeklerin vegan felsefeye uygun olarak pişirilip hazırlanmış olması dikkat çekiciydi. Ekofest filozofisine de çok yakın olan veganizm davranış biçimi, bu tür festivallerde epeyce öne çıkıyor. Etsevicilik veya et yiyiciliğin bir dayatma olamayacağını savunan biri olarak hayvan eti ve hayvan ürünleri yememek ve kullanmamanın da dayatma olmaması gerektiğini düşünenlerdenim; o yüzden bu tarz festivallerde herkesin yaşam biçimine saygı önkoşulunu savunurum. Ki bu seneki festival katılımcıları gıdadaki keskin değişimi de gayet hoşgörüyle karşılamış görünüyordu. Kahvaltılarında peynir, tereyağı, bal, yumurta yemeyi tercih edenler kendi yiyecekleriyle kurdular sofralarını. Öyle ya da böyle saygı, hoşgörü ve kucaklayıcı birlikteliklerle kotarılan bir Ekofest’i daha geride bıraktık. Kaz Dağı Darıdere Tabiat Parkı içindeki bu cennet köşe her yaş ve cinsten canlı sesleriyle cıvıldadı yine.

Kaz Dağı Derneği Başkanı benim “Beyaz Saçlı Kadın”ım Süheyla Doğan’ın önderliğinde yine çok yararlı bir Ekofestival gerçekleşti. Uzunca anlatarak ayrıntılara girmek istemiyorum; ne var ki hayatınızda bir kez olsun böyle bir festivale katılmanız yaşam renklerinizi çoğaltacaktır öneririm. Dört beş günlük tüm festival süresince kalamasanız da, bir tam gün boyunca etkinlikler arasındaki sevgi ve coşku seline kapılmanız harika bir deneyim olacaktır.

Diyorum ya, her yıl yeni bir tat yakalamak gibi bir tasam oluyor benim. İşte o tasayla bu yıl ortaya yepyeni bir soğuk şerbet daha çıktı. Kaz Dağı, ekoloji ve mitoloji odağındaki tüm zenginlikleri ve o zenginlikleri hançerlemek üzere işbaşı yapan altın madenleriyle ülke gündemine öyle bir oturdu ki, ona ait değerleri de birer ikişer öne çıkarıp yerel kültürlerimiz hanesine kalın çizgilerle kazımak gibi bir sorumluluğumuz oluştu.

Kaz çobanlığı yapan Sarıkız’ın efsanesini hepimiz biliriz. Hani, babası uzaklardayken kazlarıyla vakit geçiren güzel bir kızın köyündeki bazı iftiracılar nedeniyle istenmeyen ilan edilmesi efsanesi. Ve hatta ahali tarafından başına yumurta atılarak dışlanması sonucu saçlarının yumurta sarısına dönüşünün rivayet edilişi... Bunun üzerine babası tarafından namus belâsına Kaz Dağı tepelerine öldürülmek üzere çıkartılmasının hikayesidir.

Bu hikâyeleri de değiştirme ve geliştirme zamanı geldi artık! Aslında zihinlere namus cinayeti pompalayan bu tür efsaneleri anmak çok acı. İşte ben o masum (ya da değil, kime ne) Sarıkızın anısına bu yılki festivalde sapsarı bir şerbet hazırladım. Bütün sarımtırak otlar ve baharatlarla, meyvelerle sapsarı buz gibi bir şerbet…

Kazdağı’nda Sarıkız Tepesi’nin yamaçlarında yetişen Sarıkız Çayı ile Kazdağı adaçayı, biberiye, limoni melisa ve ıhlamuru demleyip, karanfil, Bayramiç beyazı denilen beyaz nektarı, Bayramiç elması, limon ve yeşil mandalina ile kaynattığım aromatik şerbeti tatlandırarak bir kısmını yoğun halde bir gün önceden buzluklara koyarak dondurmuştum. Festival alanında soğuk Kazdağı sularıyla seyreltmek ve serinliğini koruyarak herkesle paylaşmak harikaydı.

Her şey paylaşarak daha keyifli...
 
Görseller:
Yazara aittir.

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan apelasyon.com sorumlu tutulamaz.