Yeşil Çatı

Yazar: Büşra Duman
 
Güzel bir sonbahardan herkese selam.

Havaların soğumaması sebebiyle biraz mutluyuz sanki ama bir yandan da Merkür’ün bizi gerim gerim germesiyle çakışıyoruz. Ya da biz mi çok Merkür’e bağlıyoruz meseleyi? Sonra 'Merkür’ün suçu ne!' oluyor.
 
Şaka bir yana astroloji gerçeği asla inkar edilemez; bir yerinden mutlaka etkilendiğimiz doğrudur.
Ben enerjiye de çok inanıyorum. Bunların hepsi evrenle, doğayla ilgili. Çünkü aslında hepimiz birer tohumuz. Biberler gibi mesela… Hepsi biber ama hepsi birbirinden farklı, hiçbiri birbirinin aynısı olmayan biberler gibi. Hepimiz farklı karakterlerde, farklı enerjilere sahip tohumlarız. Zaten hepimiz aynı olsaydık ne kadar sıkıcı olurdu belki de dünya, değil mi?  Her insanın hayattan beklentisi farklı olsa da aslında sonuç olarak istediğimiz şey aynı. Huzur, mutluluk, rahat bir hayat… Bütün çaba, bunca koşuşturma bunun için. Öyle değil mi? Bu sebeple hep bulunduğumuz yerleri güzelleştirme çabası içindeyiz. Her zaman istediğimiz seviyede bir güzelleşme gerçekleşmiyor olabilir ya da istediğimiz kadar güzelleştirsek de birşeyler hep eksik kalıyor olabilir. Her zaman istediğimiz yerlerde, istediğimiz şehirlerde, ülkelerde, istediğimiz insanlarla birlikte olamıyoruz. Bu bizi üzmüyor desek yalan olur. Bu eksik kalmışlık belki bu yüzdendir. Bilinmez…
 
Daha çok yeşil diyorum bu yüzden. Hepimizin birer tohum olarak geldiği bu dünyada bunu reddediyor, betona karışıyoruz. Beton da bize karışıyor. 4 duvar arasında sıvıyoruz hayatlarımızı. Bazen bir borusu patlıyor hayatın. Bazen sızdırıyor. Yakalayamıyor, yetişemiyor; bir labirentte gibi çıkamıyoruz bunun içinden. Merdiven boşluğunda boğuluyoruz. Boğum boğum. Artık çatıya çıkmanın vakti gelmedi mi?
 
Asfalttan da çok sıkıldık bence. Gidip gidip bulamadığımız yeşilllerden yorulduk. Artık çatılara çıkma vakti.
 
Size bir önceki yazım da da bundan bahsetmiştim. Bu ay biraz daha dalmak istiyorum içeriye.
 
‘Ne yapacağız çatıda? ’dediğinizi duyar gibiyim. Çatıları yeşillendireceğiz. Gidemediğimiz yeşilleri çatımıza çıkartacağız. Yeşil görmüyorsa çocuklar, sokaklarda basamıyorsa yalınayak yeşile, çatıya çıkacaklar. El ele yürüyemiyorsan yeşilde sevdiklerinle, çekemiyorsan çim kokusunu içine, çatıya çıkacaksın. İşte bu çatılara ‘yeşil çatı’ diyoruz ya da çatı bahçesi. Yetiştirmeli ki nefes almalı. İklim değişikliğini ciddi ciddi yaşayamaya başladığımız bu zamanda küresel ısınmanın neden ve sonuçlarının çoğuna çare ve çözüm üretebilen bir sistem.  Çok zor ve masraflı geliyor herkese ilk başta belki bu; yaygın olmamasının sebebi de bu olabilir. Ama aksine günümüzde yapılan klasik çatıdan hiç de pahalı ve güç olmayan bir sistem. Hemen gözünüzün korkmasına hiç gerek yok. Çünkü fazlasıyla eksik ve yanlış bilgiye sahibiz bununla ilgili.
 
Yeşil çatı diyince hemen akla düz yüzeyler geliyor en başta. Ama eğimli yüzeylere de rahatlıkla uygulama şansına sahibiz. Bakım ve işletme masrafları, yapıya, insana ve doğaya sağladığı faydalar gözönüne alındığında ve klasik çatıların yol açtığı sorunların yanında her zaman daha avantajlı.
Ama aşılması gereken, eğitim sisteminde bilgi eksikliğinin ve pahalı klasik detayların korkuttuğu, teşvik görmeyen akademik tavır ve meslek dünyamızda deneyim dışı olmasının getirdiği bir endişe hep var. Yeşil çatının, mimarların tasarım alanına estetik ve mekansal olarak girmesi konusunda fazlasıyla geç kaldık. Aslında bunda biz mimarların suçu da yok biliyorsunuz, ülkemizde mimarların istediğinin olmadığı çok oluyor. Biz bunu her ne kadar istesek de ‘gerek yook yaaa’ diye bir tepkiyle açıkçası ben karşılaştım daha yolun başında, eminim ki diğer mimarlarımız da karşılaşıyordur.
 
Bu nedenle bir türlü tam anlamıyla hayata geçemedi. Ülkemizde 2 en fazla 3 örneği var ama 4 yok malesef.. Bunlara bir sonraki yazımda tek tek değenip kendimce eksiğiyle artısıyla yazacağım.
 
Ama öncelikle ne olduğunu biraz daha net bilin istiyorum. Yeşil çatılar en çok ihtiyacımız olan hava kalitesini yükseltiyor. Böylelikle nefes almayı kolaylaştırıyor. Özellikle nefes darlığı, astım hastalarına çok iyi geliyor. Ben bile boğuluyorum gün içinde dışarda. Eve gelip fanusta nefes alıyoruz resmen. Bir nefes alsak çatıda fena olmaz hani?
 
Hava kirliliğini ve tozu da azaltıyor. Bu metropol kentlerde çok önemli biliyorsunuz, hava hep bir flu. Hep bir bulanık. Özellikle kış gri… Ve yine çok önemli unsur bence gürültüyü emerek azaltması. Böylelikle aradığınız sakinliği çatılarınızda bulabilirsiniz.
 
Ve toprak bütün kötülükleri emdiği gibi yağmur suyuna havadan karışan ağır metalleri de tutar. Yapının doğayla temasını sağlayıp, çatının ve yapının ömrünü uzatır. Yenileme maliyetini, işletim giderlerini düşürür. Kendi kendini zaten doğal akışta yeniler. Ekstra bir sürü uygulama gerektirmediği gibi bakımı için insan gücü yeterlidir.
Hem belki Merkür’ün bize olan etkisini de biraz olsun azaltabilir bence. Bize gelmeden yeşil kötü enerjiyi alır, bize belki sadece iyi enerjiler kalır. Belki Merkül’ün kötü etkisini azaltmasa bile insanın kötü enerjisini alacağı kesin.
 
Hala aklımda o deli yalınayak çatıda dolaşma arzusu. Sadece ben mi düşünüyorum böyle? Hiç sanmıyorum. En yaşlısından en gencine herkesin arzusu bu. Çünkü hepimiz bir tohumuz ve o toprağa, o bütünleşmeye herkesin ihtiyacı var. Başta da söylediğim gibi hepimiz farklı tohumlar olsak da birleşmek istediğimiz kısım iyisiyle kötüsüyle aynı. Çünkü toprak, çünkü yeşil yaşar ve bizi iyileştirir. Şu hayatta malesef çoğu şey kusursuz değil ama kusursuz olan bir yer varsa o da doğa. Bizimle beraber yaşayan, üreten doğa... Bize yiyecek veren, huzur veren o güzel doğa.
 
Hadi şimdi siz de itiraf edin. ’Nasıl olacak ki?’  kısmını bir kenara koyun öyle söyleyeyim. Bu fikri sevdiniz değil mi? Sevin… Çünkü gidemediğimiz yeşil, basamadığımız toprak bizim en çok ihtiyacımız olan şey ve artık yaşadığımız yapılarla, mekanlarla bunu birleştirmemiz gerekiyor. Örnekleriyle beraber hepsini anlatacağım. Bir tohum olarak ihtiyacımız olan bu; toprağa ve yeşile kulak verin. Onu gözardı etmeyin. Etmeyin ki nefes alalım. Derin ve güzel bir nefes. Etmeyin ki yalınayak yürüyebilelim sevdiklerimizle el ele. Etmeyin ki kahvaltılarımıza çatıdan yiyecekler ekleyelim. Etmeyin ki çocuklarınız yuvarlansın çimlerde doyasıya. Canım tohumlar, canım doğa... Dünya yeterince yoruldu. Haydi dönüşmeye...Yeşile... Çatıya 
 
Görseller:
Yazara aittir.

 

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan apelasyon.com sorumlu tutulamaz.