... Beri Gelsin - I

Yazar: Cihan Devrim Avunduk
 
Yani bence öyle biri yok da, hani var ise öne çıksın, bilelim!
 

 
Mesela;

“Türkiye’de, ‘SIZMA ZEYTİNYAĞI” diye satılan bütün markalı zeytinyağları, gerçekten sızmadır”
diyebilen varsa, beri gelsin!
 
Başımızın tacı Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi (UZZK),
bu yılki rekolte raporunda yaklaşık 225 bin ton zeytinyağı elde edileceğinin tahmin edildiğini yazmıştı.
 
Raporda eksik olan tahminler var kanımca:
 
Toplam üretimin ne kadarı rafinajlık?
Yani kimyasal ve fiziksel işlemlerle bir şekilde “iyileştirilip”,
ancak yenilebilir hale gelebilecek miktar nedir?

Buna bağlı olarak;
doğrudan yenilebilir, yani 2,0 aside kadar olan “natürel” miktar ne olacaktır?
Ve de ne kadarı, (0,8 asit ve altı) “sızma” olabilecektir?
 
Okulda öğrendiklerimden yola çıkarak, söylüyorum; “toplam zeytinyağı üretiminin en fazla yüzde 10’u kadar sızma zeytinyağı elde edilebilir”, bence. Oysa Türkiye’de mahalle bakkalından zincir marketlere, pazar yerlerinden yol kenarlarına, internet üzerinden tanıdıklara varıncaya dek, her yerde markalı ya da markasız sızma zeytinyağı satılıyor. Sadece zincir market şubelerini baz alsak bile, ki yaklaşık 30 bin civarında, toplam sızma zeytinyağı üretimini kat kat geçiyor.
 
Peki gerçekten “sızma” mı satılan bunca zeytinyağı?
“Gerçekten sızma” diyen beri gelsin!

 
Mesela;

“Ulusal / Uluslararası zeytinyağı kalite yarışmalarından ödül aldım, satışlarım katladı”
diyebilen varsa beri gelsin!
 
Böylesi yarışmaları düzenleyen kurum ve kuruluşların yetkilileri, temsilcileri, vb. üzerlerine alınmasın, lütfen. Onların işi bu… Derin değer emeklerle üretim yapmış, zeytinyağına gönül vermiş üreticilerimizin de doğal hakkıdır, ödüllendirilmek, elbette.
 
Gün itibarı ile; 1 Euro = 6,58 Türk Lirası.

Emeği, analizi, kabulü, kargosu, bilumum meşakkati ayrı,
sadece bir yarışmaya katılım için nereden baksak, alt toplam 500 Euro harcamak gerek.

Değer mi, bilmem. Parayı verenin bileceği iş, o.
Sonunda da ödül alamamak pek yok zaten.
İlla ki bir şekilde, en azından manevi mutluluk elde ediliyor.
 
Peki ya maddi!?
“Şurada aldığım ödül sonrası, ihracat yapmaya başladım”
ya da
“Burada aldığım ödül sonrası, satışlarımda patlama oldu”
diyen beri gelsin!
 

 
Mesela;

“Benim zeytinyağımın maliyet fiyatı, markette satılan 1 kilo zeytinin altındadır”
diyebilen varsa beri gelsin!
 
Haftamızın en az bir gününde yolumuz markete düşüyor. Fiyatlar malum…
Yüzüne bakmayacağımız sofralık zeytinin fiyatı bile 10 TL’nin altında değil.
 
Köylüsü, çiftçisi, zeytincisi, vb. maliyetlerden yaka silkerken,
sızmasını geçtim, belki sıradan, ama en azından natürel,
bir kilo zeytinyağı için en az 4 kilo zeytin gerekirken,
bunun nakliyesi, sıkım bedeli, dolumu, ambalajı, vb. varken, litresi;
neredeyse 1 kilo zeytinin altında fiyata satılan zeytinyağı olabilir mi!?
 
“Olabilir” diyen beri gelsin!
 

 
Sağlık huzur keyif diliyorum.
 
Not:
  1. Takip eden yazılarımda, zaman zaman devam edeceğim;
“… Beri Gelsin!” başlığı altında, aklıma gelen “yoktur ama, yine de bir soralım”lara…
Okurlarımdan “beri gelen” olursa, ya da “soralım”lara katkıda bulunmak isteyenleri,
yazılarımda onurla keyifle paylaşacağım.
 
Görseller:
Yazara aittir, izinsiz kullanılamaz.

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan apelasyon.com sorumlu tutulamaz.