Tarımsal Kooperatiflerin Gelişimi - 8

Yazar: Tahsin Ayhan
 
Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Ana sözleşmesi demiştik geçen yazımızda.

Eğer ki yerleşim yerinizde en az 7 kişi bir araya gelip tarımsal kalkınma kooperatifi adı altında bir kooperatif kurmak istiyorsanız, idare sizler için bir ana sözleşme örneği hazırlamış. Adında “örnek” tabirinin geçiyor olması sizi yanıltmasın, zira “zorunlu ana sözleşme” adını verseler Kanun’un 88. Maddesi ortadayken uygun kaçmayacağı için adına “örnek” demişler, lakin kuruluşunuzu yaparken maddesi maddesine aynısını yazmak ve tescil ettirmek zorundasınız.

Ne var bunda eleştirecek diyorsanız, başlıyoruz.

Öncelikle ana sözleşme yaklaşık 130 madde.

Kooperatifler Kanunu ise geçici ve ek maddeleri saymazsak 100 madde.

Kooperatifler Kanunu’na uygun olarak hazırlanan kooperatif ana sözleşmesi Kanun’un kendisinden daha geniş tutulmuş. Oysaki evrensel bir hukuk normu var. Dayanak Kanun’a göre hazırlanan ana sözleşmeler, Kanun’a aykırı olamaz. Ya da tersten okursak Kanun’un ana sözleşmeye atıf yaptığı konular dışında ana sözleşmede Kanun’a aykırı bir hüküm bulunamaz. Dolayısıyla ana sözleşmede yazmayan ya da yer almayan hususlarda ilgili Kanun hükümleri geçerlidir. O zaman Kanun’da tek tek yazan ya da yer alan hususları satır satır, yeni baştan ana sözleşmeye yazmaya ne gerek var? Ana sözleşmede yazıp yazmamasının bu çerçevede hiçbir önemi yok, çünkü yazılı Kanun maddesi zaten kooperatifi bağlıyor.

Ana sözleşme kısa olmalı, öz olmalı. Kurulacak kooperatifin amaç ve gereksinimlerine göre şekillenmeli. Ağırlıklı olarak Kanun’un ana sözleşmelere atıf yaptığı noktalardaki keyfiyet hükümlerini içermeli, geri kalan detaylar zaten Kanun’da yazılı. Sanki farklı bir şeyler yazmak mümkünmüş gibi tekrardan yasa hükümlerini ayrıca ana sözleşme hükmü olarak yazmanın kime ne faydası var? Ana sözleşme tescil ve ilan ettirilmek zorunda, kelime başına ücret ödeniyor, ne kadar kelime o kadar ücret. Hem gereksiz tarımsal kooperatif çeşitliliği sebebiyle bir yerleşim yerinde birden fazla tarımsal kooperatif kurmak zorunda bırakılıyoruz, hem de Kanun da açık açık yazan yasa maddelerini tekrardan kuracağımız kooperatifin ana sözleşmesine sanki seçmeli hükümlermiş gibi yeniden yazmak ve tescil ettirmek zorundayız.

Kuruluştan sonra sorun kalmıyor. Tadil tasarısı olarak sunup idareden onay almak kaydıyla istediğiniz zaman, istediğiniz maddeyi değiştirebilirsiniz. Tabi bunun için genel kurul yapmanız gerekli. Bürokratik külfeti ve maliyetleri var, komiser ücreti, tescil, ilan, bildirim vb. giderleri karşılamanız lazım.

Neden? Ana sözleşmenin maddesini istediğimiz şekilde değiştirebilmek için.

Madem sonrasında değiştirebiliyoruz neden baştan değişikliğe izin yok?
 
Ana sözleşmedeki tek sorun bu olsa ona da razıyız, ama değil, devam edelim...

Kooperatifler Kanunu’nda bazı hükümler var, mesela madde 28 der ki;

“Ana sözleşmede aksine hüküm olmadıkça kooperatif, alacaklılarına karşı yalnız mamelekiyle sorumludur.”

Mamelek mal varlığı demek. Kanun, kooperatifin alacaklılarına karşı sorumluluğu, ana sözleşme serbestisi ile kooperatif ortaklarına bırakmış, istediğiniz gibi düzenleyin, eğer düzenleme yapılmazsa kooperatifinizi mal varlığı ölçüsünde sorumlu tutarım demiş. Sonraki maddede yani madde 29 da ise;

“Ana sözleşme, kooperatifin varlığı borçlarını karşılamaya yetmediği hallerde, ortaklarının da şahsen ve sınırsız olarak sorumlu tutulacaklarını hüküm altına alabilir.”

“Aksi hüküm bulunmadıkça” ve “alabilir”. Her iki Kanun maddesinde de ortak nokta “keyfiyet”...

Acaba Kanun, kooperatif ortaklarına bu seçimlik hakkı, bu keyfiyeti tanırken, örnek ana sözleşmedeki düzenlemeler ne şekilde bakalım mı?

Kooperatifin Sorumluluğu:

Örnek Ana sözleşme; Madde 39:Kooperatif alacaklarına karşı mal varlığı ve ortaklarının sermaye yüklemesinin 50 katı ve ek ödeme yükümleri ile sorumludur.

Ortakların Sorumluluğu:

Örnek Ana sözleşme; Madde 40: Kooperatif ortaklarının sorumluluğu, yüklenmiş oldukları sermaye paylarının 100 katı ve ek ödeme yükümleri ile sınırlıdır.

Ne kadar güzel değil mi?

Kooperatifler Kanunu, tarımsal kalkınma kooperatifi kurmayı düşünen tarım emekçilerine ileride oluşabilecek kooperatif borçlarıyla alakalı olarak kooperatif tüzel kişiliği ve ortaklarının sorumluluk derecelerini keyfi olarak tespit edebilme seçeneği sunarken, idare tarafından hazırlanan örnek sözleşme ile bu hak “idari keyfiyet” olarak dönüşüme uğramış.

Eğer çıkış noktan, kurulacak tarımsal kooperatifin başarısı ve işlevselliği yerine kamu alacağının tahsilini garantiye almak olursa sonuç da doğal olarak böyle oluyor demek ki.

İyi haber, eğer Kanun hükmünden haberdar isen kuruluştan sonra bu maddeleri istediğin gibi değiştirebiliyorsun.

Kötü haber, tabii ki genel kurul yaparak, bürokratik ve maddi külfetlerine katlanarak.

Madem sonrasında değiştirebiliyorum, neden kuruluşta değiştirmeme izin verilmiyor?

Kooperatifler Kanunu tüm eksikliklerine rağmen halen kooperatiflere seçimlik demokratik haklar ve keyfiyetler tanıyor. Yapılmak istenen de Kanun’un özellikle bu yönlerini baypas edebilmek için ana sözleşmeleri kullanmak.
Devam edelim..

İdare tarafından hazırlanan ve kuruluşta tescili istenen örnek tarımsal kalkınma kooperatifi ana sözleşmesinin hiç değilse Güncel Mali Mevzuata uygun olması gerekmez mi?

Gerekmesine gerekir de, acaba öyle mi?

Ülkemizde vergi mevzuatı maalesef çok sık değişiyor. Bunun öncelikli nedeni çoğu zaman artan kamu harcamalarını finanse edebilmek için yeni tahsilat kaynakları yaratmak olsa da, bazen de uygulamada karşılaşılan mevzuat kaynaklı sorunları gidermek olabiliyor.

Kooperatifler, esas itibariyle tedavül ekonomisi içerisinde yer almak suretiyle ticaret şirketlerine benzer özellik gösterirler. Ancak, kooperatiflerin sadece üyeleri ile iş görmek, üyelerinin sosyal ve ekonomik ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla kuruldukları varsayılarak, bunların kazanç gayesi gütmeyecekleri kabul edilmiştir. Bu görüş, vergi mevzuatına da yansımış ve kooperatiflerin vergi kanunları karşısındaki durumu özel olarak düzenlenmiştir.

5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nda tarımsal amaçlı kooperatiflerin de dahil olduğu bazı kooperatiflere, belirli şartları sağlamaları şartıyla kurumlar vergisi muafiyeti tanınmıştır.

Bu şartlar şunlardır;
  • Sermaye üzerinden kazanç dağıtılmayacaktır.
  • Yönetim Kurulu üyelerine kazanç üzerinden pay verilmeyecektir.
  • Yedek akçeler ortaklara dağıtılmayacaktır.
  • Sadece ortaklarla iş görülecektir.
Yukarıda sıralanan şartların tarımsal kooperatif ana sözleşmesinde yazması ve uygulamada da uyulması gerekmektedir. Bunlara genel şartlar diyebiliriz.

Uygulamada sorun son maddede çıktı. “Sadece ortaklarla iş görme”...

Mevzuatta bu konuda bir düzenleme yapılana kadar birçok tarımsal kooperatifin kurumlar vergisi muafiyetleri, sadece ortaklarıyla iş yapmadıkları gerekçesiyle hem iptal edildi, hem de cezalı kurumlar vergisi tarhiyatları salındı. İşler içinden çıkılmaz hal alıp, kooperatif cenahlarından feryatlar yükselince Maliye Bakanlığı 01.01.2018 tarihli yürürlüğe giren bir genel tebliğ yayınlayarak mevzuat düzenlemesi yapmak durumunda kaldı.

Tarımsal kooperatifler açısından ortak içi-ortak dışı işlemler neler?

Bu ayrım nasıl yapılacak?

Mevzuat sarmalına devam edeceğiz, çünkü bitmiyor...
 
Görseller:
Arşiv

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan apelasyon.com sorumlu tutulamaz.