Şarap Evi

Yazar: Büşra Pirgaip
 
Kışın soğuğunda sıcak, yazın sıcağında buz gibi şarapla keyif yapabileceğimiz şarap evlerini sever misiniz? O zaman gelin benim gözümde bir şarap evi nasıl olmalı ona bakalım.

Şarap evinin sözlük anlamı; ‘’Bir şarap barı, likör veya bira yerine şarap satmaya odaklanan lokali, bir iş’’ Ama başka anlamları da var. Mesela iş çıkışı yorgunluğu atıp mini bir sohbet için uğranan yer. Özel günlerin ve kutlamalarını daha özel olması için gelinen yer... Canı şarap çekenlerin koşarak gittikleri yer... Hayatında şarap denememiş birinin ilk tadımını yaptığı ve tanıştığı yer... Hafta sonu keyfi için gidilen yer... Bu liste böyle uzar gider. Herkesin şaraba yüklediği anlam farklıdır. Dolayısıyla şarap evine gelme sebebi de tümden şarap için olsa da detaylarda nedenleri oldukça farklılaşıyor.  İnsanları buraya getiren bu nedenler beklentiyi de ona göre etkiliyor. Bunları güncel olarak düşünüp entegre etmek gerekiyor.

Doktorlar rahatsızlığımızı ve hastalığımızı anlamak için tahliller yaparlar. Onlar, olmadan asıl olanı görmeleri çok mümkün değildir. Bir işe başlarken de tıpkı doktorlar gibi tahlil yapmamız gerekir.

Mimari projelerde buna analiz diyoruz. Doluluk-boşluk; çevre; yükseklik; çizgisel, kütlesel; yeşillik; fonksiyon gibi birçok analizlerimiz var. Burada da bizim bu analizleri yapmadan bir proje yapmamız oldukça zor. Evet yapılır, yapılmaz değil aslında. Ama o zaman proje bulunduğu bölgeyle entegre olmamış olur. Eksik kalır. Bu da bir anlam ifade etmez. Analizlerin klasikleşmişlerin dışında ilgimi çeken bir çeşidi daha var. Çöp analizi. Çok nadir uygulanan bir yöntem. Çöpteki atıklardan o bölgedeki insanların gelir düzeyini, aile tiplerini, yaşam standartlarını, nüfusunu, yeme alışkanlıklarından çalışma saatlerini bile çözebiliyoruz. Çöp alt tarafı diyebilirsiniz ama altında birçok alan var.

Şarap evinin bu bağlamda analizi, yorumları oluyor. Ve kilit nokta, şikayetleri… Ah insanoğlu hiç memnun olmaz ama şikayetleridikkate almakta fayda var. Bunun için instagram hesabım üzerinden bir anket yaptım. Şarap evlerinde olmasını istedikleri şeyleri ve şikayetlerini sordum. Aynı zamanda sürekli şarap evlerine giden şarap sever arkadaşlarıma da aynı soruyu sordum. Hatta bir de hiç şarap evine gitmemiş insanlara şarap evini anlatıp böyle bir yerden sizin ilk gittiğinizde beklentiniz ne olur diye sordum.

En güncel şikayetlerden biri garsonların şarap hakkında yeterli bilgiyi vermemesi. İnsanlar içtikleri şarabın üzüm türünü, kaç yılından, nereden geldiğini yani hikayesini bilmek istiyorlar. Bunu sorduklarında yeterli cevabı alamayınca şarap evinde şarap içmenin anlamı olmadığı düşüncesine kapılıyorlar. Kısmen de haklılar. Şarap evleri ticari olmanın yanı sıra şarabı yaşatabilmeli. Yoksa lüks bir restoranda da içmeye gidilebilir insan. Bu noktada farklılaşmak ve insanlara bu farklılığı benimsetmek gerekiyor. Garsonların bu noktada küçük çaplı da olsa şarap eğitiminden geçmeleri gerekiyor. Şarapları öğrenip kitleye ona göre hitap etmeli. Evet şaraplar çok çeşit olabilir ama bunları insanlara sunup anlattıkça zaten bilgiler pekişecek ve bir süre sonra oturacaktır. Donanımı tamamlayıp buna hazır olmaları gerekiyor. Şarap evi değil ama bir restorandan örnek vereceğim. 4 kişilik ilk defa gittiğimiz bir restoranda gelen mezelerle ilgili çözemediğimiz birkaç şey sormak istedik garsona ve tam bir saat sürdü konuşmamız. En son lütfen bir sandalye çek ve gel dedik yanımıza. Tabii kabul etmedi. Ve biz oranın müdavimi olduk. Çünkü o kadar güzel anlattı ki. Hatta nasıl bu tat dönüşebilir bu kadar diye sorduğumuzda mutfaktan o ürünün mezeye karışmamış halini getirdi. Bize 'Vaov!' dedirtti. Daha önceki yazılarımda da bahsettiğim bir tabir olan o yiyeceklerin ne yollardan geçip geldiğini, ne duygularla dolup soframıza konduğunu bilmek insanı iyi hissettiriyor. İyi ve güvende hissettiriyor ki bu zaten yemekten zevk almamızı sağlıyor. Daha sonra oraya başka arkadaşlarımızla gittiğimizde artık o mezelerin hikayelerini biz anlatıyoruz. Menüye yenileri eklendiğinde hikayelerini dinlemek için sabırsızlanıyoruz. Yani demem o ki bizi oraya duygusal olarak da  bağlayan o garsondu. Bir şarap evini de tercih etme sebeplerinden biri neden garson olmasın? Hiç alakası olmayan bir insanı bile çekmek için harika bir nokta..

Diğer bir nokta şarapları tadamamak. Farklı şaraplarla tanışmak isteyenler için hiç bilmedikleri bir şarabı açtırmak e biraz risk. Şişeden ne çıkacağını bilmiyoruz diyorlar. Suiistimal edilmediği sürece buna katılıyorum. Ufak da olsa bir tadım yapıp yeni başlayacakları şarap hikayelerini bu şekilde seçmek istemeleri hakları. Tadım kadehi olarak tercih seçenekleri sunan şarap evlerini tenzil ederek söylüyorum bunu. Çünkü o da buna bir çözüm.

Bazı yerlerde kadeh fiyatlarının şişe fiyatına oranla çok yüksek olması trajikomik geliyor insanlara doğal olarak.  Kadeh fiyatlarının ortalama 20-23 aralığında olması ideal geliyor. Şarap markasına göre de tabii bu değişebilir. Ama insanların kadeh fiyatının çok yüksek olduğunu yerleri tercih etmek istemedikleri de aşikar...

Şarabı destekleyen menülerin zenginleştirilmesi en yoğun alınan isteklerden. Bunu ben de çok istiyorum. Çünkü şarap evrenseldir. Kahvaltıda, öğlen atıştırmalığında, akşam yemeğinde içilebilir. Her şeye eşlik edebiliyor. Öğlen atıştırmalığımla içtiğim şaraba akşam yemeğinde neden devam etmeyeyim ki? Daha fazla çeşit bu yüzden önemli. Standart peynir kalıplarından da çıksak hiç fena olmayacak. Özellikle dışarıda yemek yemeyi sevenler için bu baya dev bir sorun. Farklı mutfaklar, farklı lezzetler de o şaraba eşlik edebilmeli. Bir de spesiyalleri olsa iyice farklılaştırıp, sıyırılmayı sağlar diğerlerinden.

Bunun yanı sıra şarap evinde farklı içki türlerinin satılmasına da karşıyım. Şarap eviyse sadece şarap olmalı ki diğerlerinden bir farkı olsun. Yoksa bir restorandan ne farklı kalıyor ya da bir meyhaneden? İsmi mi onu farklı yapıyor? Bunu kabul edemiyorum. İki arkadaştan biri şarap içmek istemiyor ama beraber içmek istiyorlar öyle mi? O zaman ya arkadaş içmemeyi kabul edecek ya da restorana gidip içecekler. Ya da o da şaraba alışacak. Evet ticari açıdan herkesi çekmeye çalışmak için doğru olabilir. Ama asla etik değil...

Tat bir serüvendir. Sonunu bilemeden riske girdiğimiz yeni bir macera. Farklı gelebilir ve bu bizi çekebilir. Hiç alışık olmadığımız için kötü gelebilir. Bazı tatlar fazla gelebilir ya da bağımlısı olabiliriz o tadın. Tıpkı hayat gibi değil mi bu serüven? Hatta benim gözümde resmen bir sanat dalı. Bu sebepten de sadece yemek için yemek veya içmek için içmek değildir tat. Tat algılarımıza, benliğimize kabul ettirmenin bir başka yolu. Karakteristiktir de. Ve herkesin algısında farklı rol oynar...

Tadımın ustası olan kişilerin karşısında önümü ilikliyorum ama benim tadım yaptıklarında cevaplarını merak ettiğim insanlarda var. Sokaktaki birine bir tadım yaptırıp hiç sordunuz mu? 'O ne anlar ki?!' diyebilirsiniz. Ama farklı tat açıları daha net geliyor gözüme. Belki daha amatör ama daha içten...

Şarap da bir tarihtir. Serüvenlerin en yıllanmışı belki de. Bir kentin, bir bölgenin, bir ailenin simgesidir... Kuşakları birbirine ilikler. ‘’Çok fazla mı duygu yüklüyorsunuz? Alt tarafı bir şarap’’ diyebilirsiniz. Geride bıraktığımız, temelimizi oluşturan o tarihin duyguları yok mu sanıyorsunuz? Yaşanmışlıklar? Savaşlar bile duygulardan çıkmıyor mı? Ya da duygular nesilden nesile aktarılmıyor mu? Hepsi oluyor. Siz onu içerken bilmeseniz bile koskoca bir tarihi tadımlıyorsunuz. Topraklardan o tarih yeniden çıkıyor ve  o duyguları farkında olmadan bile içiyorsunuz.

Bohemlik şaraba en çok yakışan akımlardan biri. Özgün ve döneme ait şeyleri zamansızlaştırma olayı oldukça etkileyici. Bohemlik aynı tarzda olmasalar da benzer düşüncelere sahip insanlarla, rutin ve geleneksel olmayan bir yaşam tarzı. Yıllar önceden kalma bir detay çoğunlukta aynı bağı oluşturuyorsa o bohem bir parçadır ve yüzyıllarca yaşar. Ta ki  onu hatırlayan beyinler ölene kadar. Sürekli kişilerden, nesillerden aktarıldığı için de bu biraz sonsuz bir döngü olmuş oluyor. Bu sadece bir obje değil; sanatsal, manevi  ve edebi arayışlarında bir bütünüdür. Bunu modernliği de işleyince bambaşka bir şey çıkıyor ortaya.. Seni asla sınırlandırmıyor. Ağır ağır içilip, yudum yudum damakta o tadı bırakırken normal hayatın akışından koparıyor ve işte tam o noktada şarapla da tamamiyle bütünleşiyor.

Bir şarap evini insanların gözünde etkileyen faktörlerden biri de sunum. Hepimiz dış görünüşe bir tık dikkat ediyoruz kabul edelim. Şarap denince akla ilk olarak zarafet ve incelik geliyor. Kaba şarap kadehlerinde o şarabı içmekten gram zevk almıyorum. Su bardağından farksızlar gözümde. Üzgünüm…

Bu yüzden kendine özel kadehleri olan bir şarap evinin de tercih edilebilir olacağını düşünüyorum. O kadehleri tercihen biz seçebiliyorsak harika olur. Hemen gözümde cam bir vitrin canlanıyor. Siyah içerisinde loş ışıkları olan... Çeşit çeşit kadehler... Hepsinin numarası farklı. Elde duruşu, masada duruşu, şaraba eşlik edişi farklı. İnsanların o günki moduna göre bile değişebilir seçimleri... Çok bunlara takılmıyor olabilirsiniz ama bu mekanın zarifliğini de etkiliyor. Çok şık bir hareket... Kim bilir belki böyle bir şarap evine de gideriz ilerde. Aslında markalar kendilerine özel kadehler olarak bile ürettirebilirler. Bunu mekanlara sunarlar. Fark yaratacağı kesin!
Parasal yatırımların yanında zaman ve ekstra mesai harcanan detaylar bunlar. Ama tüketiciye anlık bile olsa dokunuluyor ve o incelik akılda kalıyor. Bu sadece şarap evleri için değil olağan akıştaki çoğu şey için geçerlidir. Sunum demişken sadece servis edilenlerin sunumu değil mekanın görsel sunumu da önemli. Genellikle kullanılan, şarap mahzenlerine benzetilen şarap evlerinin dizaynında taş kullanıyorlar. Ama o taş o mahzenlerde güzel. Mekana kasvet ve ağırlık verdiklerini düşünüyorum. Bahsettiğim gibi şarap denince akla incelik geliyor. Nasıl, mekanda bardağın kalın ve kaba kullanımına karşıysam içerdeki dekorasyonda da kullanılan eşyalarında kaba olanlarına karşıyım. Market rafı düzenindeki şarap dizilimleri oldukça itici geliyor. Zarafeti temsil eden şarap evlerinde her zaman cama öncelik verilmesinden yanayım. Hem şeffaf gösterişli hem de oldukça zarif bir sunum sergiletebiliyor. Bunlar loş ışıklarla desteklendiğinde aslında istediğimiz ortaya çıkmış oluyor.

Bu oturduğumuz masa sandalyeler içinde geçerli. Zarif mermer masalar tercih edilebilir. Eşyaların yer ile bütünleşen ayaklarının kaba olmaması gerekiyor. Bunlar ince demirlerden de oluşabilir. Oldukça zarif duruyorlar. Mekanın kokusu kesinlikle ağır olmamalı. Nahoş üzüm kokusu çok hafiften ortamı sarabilir. Hava sirkülasyonun içerde iyi olması gerekiyor. Bunun için güçlü bir havalandırma muhakkak gerekli.

Açık renkler olmaması koşuluyla iki renk konseptli uygulama yapılabilir. Bir renk siyah veya tonajları olmalı. Bordoyla da desteklenebilir. Ve üzerinde loş ışıklar mekanda da hakim olmalı.

İçerdeki hiçbir şey insanları yormamalı çünkü şarap evine farklı nedenler bizi getirse de ana sebep hep şarap içmek ve biraz gevşemek, rahatlamak. Bu nedenle de insanları yorabilecek, göze fazla gelecek her şeyden kaçınılmalı. Ev ortamı rahatlığında ama bir o kadar da özel olmalı.

Masa düzenleri insanların birbirlerini sohbetleriyle rahatsız etmeyecekleri aralıkta olmalı. Farklı kotta dizayn edilen şarap evleri var; bu oldukça iyi bir çözüm. Bu aralıklar arka planda müzikle de mutlaka desteklenmeli. Mekanın üzerinde etkili olan müziğin işlevi, okulda fazlasıyla üzerinde durduğumuz bir konuydu. Ve bu detaydan "Restoran Mimarisi" yazımda da biraz bahsetmiştim. Şarabın tadının algılanması üzerinde etkisini de okuyunca, buna  şaşırmamakla birlikte bu ispatlanmış gerçeği sizinle de paylaşmak istedim. Bakın "İSKOÇYA’DAKİ Heriot Watt Üniversitesi’nden Profesör Adrian North, 250 kişiye şarap içirirken bir yandan da farklı müzik türleri dinletti. Denekler, bir şarabı Çaykovski eşliğinde dinlediklerinde “rafine ve hafif” olarak tanımlarken, Depeche Mode dinlerken içince aynı şaraptan “keskin ve canlandırıcı” bir tat aldıklarını söyledi. Müzik  türü değiştikçe, aynı şarap, “güçlü ve ağır”dan “yumuşak ve tatlı”ya kadar farklı şekillerde tanımlandı. Profesör North, klasik müziğin, ince zevk, kültür ve zenginlik çağrışımı yaptığını belirterek, “Arka planda klasik müzik çalarak, kötü bir şarabın iyi gibi gelmesini sağlayabilirsiniz” dedi".
 
Bazen size küçük ve önemsiz gelen detaylar insanlar üzerinde oldukça etkili olabiliyor. Ve yine algılarımız devreye giriyor bu noktada.

Bahsettiğim konuların insanlar üzerindeki etkisi tahmin edemeyeceğiniz kadar büyük. Bunlar bir şarap evini oldukça kaliteli yapan şeyler. Bir kere bir oluşum başlatıyor ve bir kere tasarlatıyorsunuz. Tasarım sürekli değiştirilebilecek ve sürekli oynanabilecek bir şey değil. Örnek oluşturması açısında tasarlayacağım bu şarap evinde hepsini tek tek işleyeceğim. Projeyi bitirince de sizinle paylaşacağım.

İzmir’imizin Şirince Köyü'ndeki şarap evlerinden hiç bahsetmek istemiyorum aslında. Şirince’yi çok seviyorum ve sık sık giderim değişmeyen şeylerden sadece biri. Görsellik olarak kaba tasarımlar beni aşırı tırmalıyor. Bu kadar turist alan bir yer için farklı ve daha güzel tasarımsal şarap evleri yapılabilir. Düzeni çok bozmamak için dokunmuyorlar diye düşünüyorum ama mutlaka o dokuyu bozmadan yeni düzenlemeler yapılması şart.

Metropoller dışındaki şarap evlerine ve bağ evlerine gelmişken burada konu biraz daha derin. Bir sonraki yazımda başlı başına onları yazacağım.

Bu arada unutmadan;
 
İyi şarap, kötü şarap yoktur. Tıpkı şarabın mevsimi olmadığı gibi. Ama iyi şarap evi , kötü şarap evi vardır..

Sağlıkla kalın...
 
Görseller:
Arşiv
 
 

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan apelasyon.com sorumlu tutulamaz.