İzmir'in Yerel Kahramanlarından Olmaya Hazır Mısınız?

Yazar: Bilge Keykubat
 
Kısa bir süre önce geçmişte yazdığım yazılara bakıyordum ve yıllar önce yazdığım iki yazıyı gördüm.

2015 yılında (İzmir Ticaret Borsası dergisinde) “Her Eve Bir Çiftçi” diye bir yazı yazmışım ve sonrasında da 2016 yılı sonlarında da (Yeni Bakış Gazetesi'nde) “İzmir’in Yerel Kahramanları Olmaya Hazır Mısınız?” diye bir yazı ile seriyi sürdürmüşüm.
 
Gelişen ve yenilenen koşullar ve beklentilerin her alanda olduğu kadar tarım ve gıda alanında da yaşantımızı etkilemesini ve değiştirmesini beklememiz gerekmektedir. Özellikle son yıllarda sevgili dünyamızın giderek kirlenen toprakları, suları ve havası gıdalarımızı da en ağır şekilde etkilemekte. Biyodinamik tarım, organik tarım, iyi tarım uygulamaları ve toplum destekli tarım, sözleşmeli tarım, permakültür gibi “tarımsal felsefik” yaklaşımlar mutfağımızı ve sağlığımızı da iyiden iyiye etkilemeye başlamış durumda.
 
Her geçen gün pazardan, marketten aldığımız yiyeceklerimizin nasıl üretildiği, nereden geldiği konularını daha fazla sorgulamaya başladık, daha fazla “Bir dönüm yerim olsaydı kendi sebzemi meyvemi yetiştirirdim!” ifadeleri duymaya başladık. Toplumsal destekli tarım modelleri ile grupça bir köye gidip oradan ürünlerimizi almaya başladık. Hatta daha da ileri gidip köylerde yaşayan üreticilerimize sözleşmeli üretimler yaptırmaya başladık. Aslında bütün bunlar toplumda yaşayan her bireyin biraz daha toprağa yakın ve biraz daha çiftçiliğe yakın hale getirmeye başladı.
 
Gelişen koşullarla yeni trend olmasını istediğim ve beklediğim bir söz:
“Her Eve Bir Çiftçi”
 
Sen çiftçi olamıyorsan, sana kontrollü ürün verecek bir çiftçi ile anlaş. Tarlası olmayan, üretim yapamayan, tarımı bilmeyen ve özellikle şehirlerde yaşayanlar için kontrollü üretim ve tüketim adı ile doğrudan ilgili bir cümle.
 
Sanırım ileriki yıllarda sıkça görmeye başlayacağımız
"benim yiyeceklerim … köyündeki …. abiden geliyor, ya sen kimden alıyorsun?"
 
Bir çeşit sözleşmeli iş modeli aslında!
Alan memnun, satan memnun.
Alan garantili ürün alıyor, satan da ürününün hepsini satabileceğini biliyor.
Kısacası kazan kazan meselesi…
 
Ben, “Her eve bir doktor” sözünden hareketle
“Her eve bir çiftçi”
sözünün de uygulanabilir olmasını istiyorum .
Bu da yeni bir trend!
Sonuçlarını hep birlikte göreceğiz.
Bekleyip görelim…
 
İşte bu esnada ta o yıllarda yurt dışından farklı bir fikri görüp bize uyarlamaya çalışıyorum.
İzmir’in Yerel Kahramanları Olmaya Hazır Mısınız?

Tarihimiz boyunca kahramanlarımız hep çok olmuştur. Ülkemiz bu günlere canlar pahasına korunarak gelmiştir. Vatanımızın, her köşe başında yerini almış olan kahramanlarımız, tarihe altın harflerle adlarını yazdırmışlardır. 
Kahramanlık illa can ile olmamaktadır.

Kahramanlık kavramına, yerel üreticilerimize destek olmayı ve yerel ürünleri tüketmeyi de eklemek istiyorum.
 
İzmir’in Yerel Kahramanları da siz olun, ne dersiniz?
 
Bu, aslında toplum destekli tarım modeli. İzmir öncülüğünde, her ilimiz kendi yerel kahramanlarını yaratabilir. Yurt dışında da uygulanan bu sistemler farkındalık açısından da çok önemli.

Güvenli ve sağlıklı gıda, sürdürülebilir bir tarım sistemi, pazar garantisi, ticaretin devamının sağlaması nedenleri ile de tutması çok muhtemel bir sistem.

Sistem çok basit; evinizin ihtiyacı olan, sebzeden meyveye, yumurtadan süte, ete kadar tüm tarımsal ürünleri kurumunuzun - kuruluşunuzun - şirketinizin anlaşacağı bir köyden ve o köydeki üreticilerden veya bir yerel kooperatiften temin etmek...

Bu kadar basit.
 
Her kurum-kuruluş veya firmanın anlaşmalı olduğu bir köy olmalı;
Her kurum-kuruluş veya firmanın anlaşmalı olduğu bir kooperatif olmalı;
Haydi köyünüzü ve kooperatifinizi seçmeye başlayın!

Bu sistemin önemli bir özeliği de ‘Yereli Koru, Yereli Tüket’e de tam destek olmak. Tarımda sivil toplum inisiyatifinin varlığını hissettirmesi de ayrı bir güzellik.

Bu aşamada bence öncelik; bir öncünün çıkıp, İzmir köylerini, köylerdeki çiftlikleri, çiftçileri ve yetiştirilen, üretilen ürünleri belirleyip bir alt yapıyı hazırlaması. Hatta günümüzün olmazsa olmazı sanal dünyada bir alt yapı hazırlayıp, bu belirlenen verilerin oraya yüklenmesi. Böylece İzmir yerel kahramanlarının bu sistemden köyünü ve üreticisini belirleyerek temasa geçmesi ve alışverişini yapması sağlanabilir.

Zaman zaman halkı bilgilendirmek ve yerel çiftçilere de desteği arttırmak için basılı yayında, radyoda, yerel TV kanallarında, internette tanıtımlar yapılıp, reklamların verilmesi de tuzu biberi…

Her geçen gün pazardan, marketten aldığımız yiyeceklerimizin, nasıl üretildiği, nereden geldiği konularını daha fazla sorgulamaya başladığımız bir dönemdeyiz.

Günümüzde artık en önemli olgu sağlık. Özellikle de geleceğimiz olan çocuklarımızın sağlıklı beslenebilmeleri için çok önemli bir fırsat “İzmir’in Yerel Kahramanları” sistemi.

Her eve bir çiftçi” sistemi ile, üreticimiz bizim isteklerimizi de dikkate alarak üretim yapar. Böylece özellikle son dönemlerde karşımıza sıkça çıkan, kalıntılı ürün, kanserojen maddeli yiyecek başlıklarının da önüne bir nebze olsun geçilmiş olur.

Bu sistem ile satış sıkıntısı yaşayan, ürününü satamadığı için döken, ürününü değerinde satamadığı için para kazanamayan üreticilerimize dolayısı ile ülke ticaretine ve ekonomisine de destek olmuş oluruz.

Belki, köyden şehre göçün bile önüne geçebiliriz, ne dersiniz?

Sistem çok basit; sen çiftçi olamıyorsan, sana kontrollü ürün verecek bir çiftçi ile anlaş ve “İzmir’in Yerel Kahramanları” arasında sen de yerini al.

Ve 2021'in ilk günleri…

Pandemi günleri ile tarım ve gıdanın iyice öne çıkmaya başladığı içinde bulunduğumuz 2021'in ilk günlerinde, yıllar önce 2015 yılında İzmir için kurguladığım bu sistemin tüm ülke için uygulanabileceği bir dönemdeyiz.

Yerel ürünlerin, yerel üreticilerin artık çok önemli olduğu günümüzde bu tarz modeller ülkeler açısından çok önemli. Dünyanın gelişmiş ülkeleri tarım ve gıda ürünlerini savaş aracı olarak kullanırken, gıda politikaları ile dev ülkeler dize getirilirken bence ülkemizin en önemli gücü tarım ve gıdayı en iyi şekilde kullanmak zorundayız.

Tarım ve gıdanın devletler üstü ve siyaset üstü olması gerektiğine inanan biri olarak insanların bireysel hareketlerinin çok önemli olmaya başladığı şu günlerde “Yerel Kahraman” kavramının öne çıkması gerektiğine inanıyorum.

İzmir’in yerel kahramanları tüm ülkemize örnek olmalı ve her ilimize kendi yerel kahramanlarını yaratması için rol model olmalı diye düşünmeden edemiyorum.

İşte bu esnada şu cümleleri hiç unutmayalım:
 
Her Eve Bir Çiftçi
Yereli Üret Yereli Tüket
İzmir’in Yerel Kahramanları da siz olun, ne dersiniz?
Görseller:
  1. Freepik.com, https://bit.ly/3r5fJi9

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan apelasyon.com sorumlu tutulamaz.

Erhan EKMEN - 01.02.2021 13:34
İngiltere, ABD ve Kanada'da 100bin aile CSA içinde 1400 anlaşma var. İngiltere'de 1000den fazla anlaşma var. Japonya'da 16 milyon aile sisteme dahil yani neredeyse ülkede her 4 haneden biri bu yolla ihtiyaçlarını karşılıyor. Bunlar kooperatifler aracılığıyla çiftçiyi tüketici ile buluşturmanın kestirme yolları Yazınız bu açıdan eyleme dönük yol gösterici olmuş.
erhan - 01.02.2021 13:32
Çok doğru tespitler, güzel fikirler. Gelişmiş ülkelerde uzun yıllardır uygulanan yaklaşımlar. Örneğin Fransa'da AMAP "associations pour le maintein dune agriculture paysane" var. Burada association tipi örgütler genellikle kooperatiflerden oluşuyor. İngiltere, ABD ve Kanada'da CSA- Communıty Supported Agriculture. Japonya'da TEİKEİ- Japon Organik Tarım oluşumu.