İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ SENARYOLARINDA MENDERES HAVZASI ve İNCİR

İçinde bulunduğumuz yüzyılın en büyük sorunlarından biri yaşanmakta olan iklim değişikliklerinin bir sonucu olarak ekstrem hava olaylarının frekans ve şiddetindeki artıştır. Yapılan araştırma sonuçları Türkiye genelinde minimum kış sıcaklıkları ve minimum ve maksimum yaz sıcaklıklarındaki artışı ve azalan yağış eğilimlerini işaret etmektedir (Türkeş ve Sümer, 2004).
Gündemdeki yerini sürekli koruyan kuraklık gerçeğinde Türkiye özellikle Ege, Akdeniz ve İç Anadolu bölgelerinde yarı kurak iklim bölgelerinden çıkıp kurak iklim sınıfına dahil olma noktasına gelmiştir (Türkeş, 2003). Türkiye için öngörülen iklim senaryolarının irdelendiği çalışmalarda ilk periyod olan 2011-2040 yıllarını kapsayan dönemde kışın 0,5 °C, yazın 1,0 °C sıcaklık artışının, 2041-2070 yıllarını kapsayan ikinci periyotta bu artışın kışın 1,5 °C - 2,4 °C olacağıdır. 2071-2100 yıllarını kapsayan sıcaklık artışlarının etkilerinin şiddetli olarak hissedileceği dönem üçüncü dönemdir. Buna göre kıyı bölgelerde ortalama sıcaklıklarda 5-6 °C, özellikle Ege Bölgesi'nde yaz ayları süresince 7-8 °C artış, yağışlarda %40’lık bir azalma beklenmektedir (Demir ve ark., 2008; Talu ve ark., 2010). Türkiye’nin sıcaklık ve yağış koşulları, bitki biyokütlesi, su kaynakları ve besin temini üzerindeki etkileri, United Kingdom Meteorological Office Hadley Centre İkinci İklim Modeli’nin sonuçlarına göre (UKMO/DETR, 1999) bölgesel olarak değerlendirilmiştir. Hadley Centre modeli, atmosferdeki CO2 birikimlerini 750 ppm ve 550 ppm düzeylerinde durduran CO2 salınımları senaryolarını temel almaktadır. Ayrıca, sözü edilen bu çalışmada CO2 ve öteki sera gazlarındaki artışlar için herhangi bir önlemin alınmadığını kabul eden salımların kontrol edilmediği (azaltılmadığı) senaryoya dayalı model sonuçları, durdurma senaryolarının kullanıldığı model sonuçlarıyla bir karşılaştırma yapılabilsin diye birlikte ele alınmıştır. Bu yeni model sonuçlarından yararlanarak, 2080’li yıllara kadar Türkiye için yapılan değerlendirme aşağıda verilmiştir:
 
Sıcaklık değişiklikleri; atmosferdeki CO2 gazı birikimini (insan etkinlikleri sonucunda atmosfere verilen salımlarla ilişkili fazla birikimler) azaltmak için hiç önlemin alınmadığını kabul eden senaryoya göre, 2080’li yıllara kadar Türkiye üzerindeki yıllık ortalama sıcaklıklarda (1961-1990 normaliyle karşılaştırıldığında) yaklaşık 3-4 °C artış; CO2 birikimlerini 750 ppm’de durdurmayı öngören senaryoya göre, yıllık ortalama sıcaklıklarda yaklaşık 2-3 °C artış; CO2 birikimlerini 550 ppm’de durduran senaryoya göre, yıllık ortalama sıcaklıklarda yaklaşık 1-2 °C artış öngörülmektedir.
 
Yağış değişiklikleri; salımların kontrol edilmediği senaryoya göre, 2080’li yıllara kadar Türkiye üzerindeki yıllık ortalama yağışlarda yaklaşık 0 ile –1 mm/gün değişiklik (azalma); CO2 birikimlerini 750 ve 550 ppm’de durdurmayı öngören her iki senaryoya göre, 2080’li yıllara kadar Türkiye üzerindeki yıllık ortalama yağışlarda yaklaşık 0 ile –0.5 mm/gün değişiklik (azalma) beklenmektedir.
Bölgesel olarak yaşanan bu değişiklikler küresel anlamda daha ciddi sorunları beraberinde getirecektir. Önümüzdeki 20-30 yıl içinde bu değişikliklere bağlı görülecek ürün desenindeki değişikliklere ilişkin çalışmalar birçok ülkede yapılmış ve yapılmaktadır. Gelecek yaşanacak bu değişiklikten en çok etkilenecek bitki türleri arasında incir gibi yüzyıllardır yetiştiği bölgenin bitki örtüsünü oluşturmuş, doğal olarak yayılım göstermiş ve ürün kalitesi iklime bire bir bağlı olan bitkiler olacaktır. 21. Yüzyılda Türkiye’de iklim değişikliğinin sonucu olarak kurak şartların ürün veriminde neden olabileceği etkiler üzerine kurgulanan proje sonuçlarında Gediz, Büyük ve Küçük Menderes havzalarını içene alan bölgenin özellikle yaz ayalarındaki kuraklıktan en çok etkilenecek alan olacağı öngörüsü yapılmıştır (Sen, 2012). İklim değişikliğinin Büyük Menderes havzası su kaynaklarına etkilerinin araştırıldığı projede 45 yıllık verilerden yola çıkılarak yapılan değerlendirmede yağış miktarlarında istatiksel anlamda önemli azalmanın 1990’lı yıllarda başladığı ve en çok azalan bölgenin %-14,4’lük değerle Aydın olduğu bulunmuştur (Durdu, 2010). Özkul (2009) ve arkadaşlarının aynı havzaları konu alan çalışmalarında benzer sonuçlar elde edilmiş, 2100’li yıllarda bu havzayı besleyen su kaynaklarında %50 azalma olacağı düşünüldüğü taktirde bu bölgede yeni ürün deseni ve önlem alıcı tarımsal uygulamaların öngörüsünün yapılması gerekliliği vurgulanmıştır.
Büyük ve Küçük Menderes havzalarında iklim ve toprak şartları gerek incirin döllenmesi ve yetiştirilmesi ve gerekse de kurutulması açısından ideal özelliktedir. Dünyanın en kaliteli taze ve kuru incirleri bu ekolojik bölgeden elde edilir. Özellikle olgunlaşma ve güneşte yapılan kurutma dönemlerinde (Temmuz, Ağustos ve Eylül) ekolojik koşulların elverişliliği nedeni ile Büyük ve Küçük Menderes havzalarının tüm üretimi, kaliteli kuru incir elde etmeye yöneliktir. Ekstrem iklim olaylarının yaşandığı üretim sezonlarında incirin kalite ve veriminde düşmeler görülmüştür. Yapılan araştırma sonuçları incir ihracatının en önemli sorunu olan mikotoksin (aflatoksin, okratoksin, fumonisin) riskinin alınan tüm önlemlere rağmen üretim sezonu süresince meydana gelen iklimsel faktörlerin etkisi altında olduğunu göstermiştir (Bircan, 2008; Kösoğlu, 2011).  Aydın ilinde incirin %22’si alçak rakımlarda (50-250m), %29’u orta rakımlarda (250- 500m), % 43'ü orta-yüksek rakımlarda (500-750m), %4’ü ise yüksek rakımlarda (750-900m) bulunur (Kösoğlu ve Bucak, 2008). İncir literatürde her ne kadar kurak koşullarda yetiştiriciliği yapılabilen bitkiler sınıfına girse de yıllık yağış rejiminde meydana gelen sapmalardan en fazla etkilenen bitki türlerinden biridir. İncir veriminde son 20 yıldır yaşanan düşme trendine bitkinin uzun dönemde gösterdiği stres koşullarına adaptasyonunun bir sonucu olup olmadığı ve önümüzdeki dönemlerde bu düşüşün hızının nasıl olacağı konusunda bir çalışmalara ivedilikle ihtiyaç vardır.

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan apelasyon.com sorumlu tutulamaz.