"BOTTLE SHOCK" ya da "PARİS YARGISI"

Filmimiz Türkçe’ye (her nedense) Paris Yargısı olarak çevrilen 2008 yapımı Bottle Shock filmi oluyor.

1970’lerde California bağcılarının kaderini değiştiren bir olayı konu alıyor filmimiz, hem de oldukça eğlenceli bir şekilde.

Randall Miller‘ın çektiği filmde başrollerde, filme ve tahmin edebileceğiniz gibi olaya konu olan kör tadımın* organizatörü rolünde büyüleyici ses tonu ve İngiliz aksanıyla Alan Rickman, filme konu olan  üretici Chateau Montelena Winery‘nin kurucusu rolünde Bill Pullman, oğlu rolündeChris Pine var.
 



Hikâye ise şöyle gelişir: Paris’e bir dükkân açıp, aynı zamanda da Academie du Vin (Şarap Akademisi)’ni kuran Steven Spurrier müşteri bulma sıkıntısına düşer. Sevgili Amerikalı dostu ve iş komşusu Maurice Cantavale (Dennis Farina) bir gün, raflarında 1 Chianti ve 3 Riesling dışında “Fransız olmayan” şarap bulunmadığını Steven’ın yüzüne vurur ve bu, bir aydınlanmaya sebep olur Steven’da. Derhal Union des Grands Crus de Bordeaux‘nun o zamanki başkanı olan Pierre Tari’yle konuşup Fransız şaraplarıyla kendi seçtiği California şaraplarını bir kör tadımda karşılaştırmak için anlaşıp California’ya uçar.

Tahmin edebileceğiniz gibi Steven’la birlikte bizler de harika bağ görüntüleri arasında uçarak güneşli California’ya varır ve üreticileri dolaşmaya başlarız. Çok zaman geçmeden hikayenin diğer kahramanları Chateau Montelena Winery ile de tanışmamız bu sırada olur.



Firmanın kurucusu, tutkusu uğruna maaşlı işinden ayrılmış Jim Barrett (Bill Pullman)’dır ve bir de başına buyruk, biraz da sorumsuz oğlu vardır yanında. Winemaker Meksikalı Gustavo (Freddy Rodríguez) ve stajyer olarak aralarına katılan Sam (Rachael Taylor) ile takım tamamlanır. Oğul Barrett, Gustavo ve Sam arasındaki ilişki de renk katsın denilerek araya sıkıştırılmış bir küçük hikayeciktir esas hikayenin yanında.



Chateau Montelena’nın karşılaştığı zorluklar ve yaşanılanlar da hikayeyi daha da özel kılan unsurlardır aslında (ki bunları filmi izlemeniz için anlatmayacağım tabii ki de!). Sonra ne olur? Steven Fransa’ya götüreceği şarapları seçmiştir ama onları; özellikle de Chateau Montelena’nın şişelerini; götürmesi de tüm hikaye gibi biraz mucizevi bir şekilde olur. Bu arada yukarıdaki resimde oğul Brett, stajyer Sam ile birlikte Steven’ı diğer üreticilere götürürken, Steven sıradaki üreticinin bir kadın olmasına çok şaşırır; sene ise 1976′dır! Bu Türkiye’de bugün yaşadığımız kadın winemaker’larımızın artmasına benzer bir görünüm oluşturur (Peki acaba bu bizim için de iyiye bir işaret olabilir mi? Bence, kesinlikle!).



Bunun üzerine, Citroen DS ve 2CV’ler arasında bir orman içindeki 4 duvar kalmış taş bina içindeki kör tadıma bağlanırız Fransa’ya döndüğümüzde. Görüntü muhteşemdir! Ufak bir izleyici topluluğu ve jüri yerlerini almıştır ve tadım başlar.



Sonrasında neler olduğunu aşağı yukarı tahmin edebiliriz aslında. Sonuçta bir film haline gelecek bir hikaye çıkmaktadır bu tadımdan. 30 sene sonra Steven Purrier 1976 tadımının yıl dönümünde bir tadım daha düzenler ve sonuç ne olur dersiniz?



Film özellikle bir bağ ve üzüm severe oldukça keyifli bir 1 saat 45 dakika yaşatmayı garanti ediyor. Bir de buna oldukça usta oyuncuların oyunculuklarını ve güzel görüntüleri eklerseniz sonuç oldukça tatmin edici bana kalırsa. Ben şimdiden sizlere iyi seyirler dilerim!

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan apelasyon.com sorumlu tutulamaz.