SÜTÜ LEKELEMEYİN

Beslenmede yararlanılan gıdalara hileler yapılıp yapılmadığını çoğu tüketici bilemiyor ve çoğu tüketicinin ekonomik durumunu da göz önünde bulundurursak, insanlar doğal olarak ucuza yöneliyor. Dürüst çalışmayan, kayıt dışı çalışan, halkın sağlığını önemsemeyen gıda üreticileri tarafından da bu durum kullanılıyor. Zavallı halkımız da ne yapsın ucuza alıyorum derken, sağlığını kaybederek aslında pahalıya tüketiyor.
 
Örneğin; kahvaltı sofralarının değişmezlerinden olan ve aynı zamanda sandviçlere nefis tadını veren, bildiğimiz o eski kaşar peyniri yok artık.  Tadı da, şekli de, fiyatı da değişti. Piyasada artık eritme kaşar dedikleri bir peynir çeşidi yapılıyor. Bu ne eritme peyniri, ne de kaşar... Taze peynirlerle, eski peynirler eritme tuzları ve ısı ile eritiliyor, böylece konserve edilen yani olgunlaşmayan kaşar peyniri elde ediliyor.
Bu peynirin tadı bilinen kaşarınki gibi değil ancak maliyeti ucuz. Eski kaşarcılar rekabet edemedikleri için neredeyse üretmekten vazgeçmiş durumdalar. Bugün marketlerde ucuz fiyata satılan ya da sandviçlere katılan peynirler artık eritme kaşarlar.
 
Geleneksel kaşar peyniri 11-12 litre sütten üretiliyor. Bugün sütün litresinin yaklaşık 1,15 TL olduğunu düşündüğümüzde sadece süt maliyeti 12 TL'ye karşılık geliyor. Buna ısıtma, maya, tuz, işçilik, ambalaj, depolama, elektrik, su gibi giderleri eklediğimizde maliyet oldukça yükseliyor. O halde marketlerde nasıl oluyor da 8 TL'ye kaşar peyniri satılıyor? Aldığınıza dikkat edin lütfen.
 
Yine ülkemizde zevkle tüketilen beyaz peynir uygun koşullarda üretilmez ve depolanmazsa, bazen önemli hastalıkların kaynağı olabiliyor. Toplumda oldukça yaygın bir hastalık olan brusella, insanlara ağırlıklı olarak çiğ süt, taze beyaz peynir ya da taze köy peynirleri aracıyla geçiyor. Ancak bütün taze peynirler brusellaya neden olmuyor. Şayet peynir brusellalı sütten, pastörize edilmeden yapılmışsa bu hastalık insanlara geçiyor. Pastörize sütten yapılan taze peynirlerde bu risk bulunmuyor.
Türkiye’de peynirin çoğunlukla pazarlardan alındığı düşünüldüğünde bu riskin varolduğunu söylenebilir. Çünkü pazarlarda satılan peynirin pastörize sütten yapılıp yapılmadığı bilinmiyor. Bu nedenle;
 
'tüketiciler taze peynir alırlarken, mutlaka pastörize sütten yapıldığını bildikleri peynirleri satın almalılar.'
 
Olgunlaştırılmış yani halk arasındaki deyimiyle eski peynirlerde ise brusella riski bulunmuyor. Ama beyaz peynirde de bazen hile yapılabiliyor. Sadece süt maliyeti 8 TL olan beyaz peynir, bazen marketlerde aynı fiyata alıcı bulabiliyor. Beyaz peyniri 8 TL'den satmak için bayağı bir hokus pokus yapmak gerekiyor haliyle.
 
Bir de tereyağı var tabii. Hakkında yersiz birçok şey söylenmesine rağmen, tereyağının besleyici özelliği diğer hayvansal ve bitkisel katı yağlarla karşılaştırılamıyor. İçerisinde beslenme fizyolojisi ve sağlık için son derece önemli olan omega 3 yağ asidi, konjuge linoleik asit (CLA) ve A, D, E, K vitaminleri bulunuyor.
Vücut sıcaklığında erimesi tereyağının bir diğer önemli özelliğini oluşturuyor. Yani katı bitkisel yağların aksine damarlarda sıvı olarak dolaşıyor. Bu özelliklerinden dolayı, diyet yapanlara dahi bir miktar tereyağı tavsiye ediliyor. Buna dahi bitkisel katı yağ karıştıranlar bulunuyor. Üstelik de palet altı katı yağları.

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan apelasyon.com sorumlu tutulamaz.