BİR BARDAK KANSER ÇAYI ALABİLİR MİYİM?

Nerede çay varsa, orada umut vardır.
Arthur Wing Pinero
 
Çay içme sanatı; hangi ülkeden, ne şekilde olursa olsun, hepimiz için bir şeylerin altını çizmektir. Çayınızı hazırlamak; nerede, nasıl, kiminle içiyor olursanız olun; seromoniye dahil olmaktır. Çay yapmak, varoluşunuzda kendinize bir alan yaratmaktır.’
 Nicola Salter
 
Çağımızın yaygın hastalığı kanserle dirençli mücadelemiz devam ediyor. Malumunuz, modern tıbbın iyileşmede belli bir limite kadar ilerleyebilmesi ve tedavinin zorlu yan etkileri nedeniyle alternatif tedavilere yönelim oldukça artmış durumdadır. Alternatif tıbbın modern tıbba mı, yoksa modern tıbbın alternatif tıbba mı alternatif olduğu hala önemli bir tartışma konusu. Ülkemizde tamamlayıcı ve alternatif tıbba olan eğilim kültürümüze yerleşmiş ‘Lokman Hekim’ sembolünden ötürü bitkisel ürünlerden yana olmaktadır. Tamamlayıcı ve alternatif tedavilerin kanserde kullanımındaki en öncelkili sebeblerini kanserden korunmak, kanseri tedavi etmek ve tedavinin etkinliği arttırmak oluşturmaktadır. 
 
Pek çok kişi normalde elinden bitki çaylarını düşürmezken, kanser teşhisi sonrası bu talep iki katına çıkmaktadır. Tamamlayıcı ve alternatif tedavilerin normal sağlık sistemi dışında kalması ve ‘doğal’ olanı çağrıştırması nedeniyle bu konuda ‘limitsiz’ bir tüketim söz konusudur.
 
Düz mantık ile bakıldığında ilaçların üçte birinin bitkilerden elde edildiğini düşünürsek, tüketenler için lüzuma değer bir risk yokmuş gibi görünse de her ilaç gibi fazla tüketimde dikkatli olunması gerekmektedir.
 
Kanser teşhisi konulan pek çok hastanın popüler olarak tükettiği içecekler konusunda yapılan araştırmalar doğrultusunda ulaşılan sonuçlar şu şekildedir;
 
Yeşilçay (Camellia Sinensis): Çayın ilk yudumlanışı çok eskilere, M.Ö. 2737 yılına, Çin İmparatorluğu'na kadar dayanır. Efsaneye göre Çin’in ilk imparatorlarından Shen Yung , çay bitkisinin tesadüfen sıcak suya düşmesine şahit olur. İmparator işte bu keşifle birlikte çayın büyüsüne kapılır ve yine efsaneye göre yedi yıl boyunca o bölgede kalarak sürekli çay içer.
 
Tükettiğimiz çayın işlenmemiş hali olan yeşil çay ile ilgili yapılan çalışmalarda bazı çelişkili sonuçlar bulunmaktadır. Cilt kanserlerinde ve meme kanserinde riski azaltmada etkili olduğunu gösteren araştırmalar mevcuttur. Farelerde yapılan deneylerde metastaz dediğimiz kanserin başka bölgelere yayılmasını ve tümörün büyümesini önlediği konusunda olumlu sonuçlar mevcuttur.
 
Pek etkiliymiş diyip kontrolsüzce bardak bardak alınan dozlarda çarpıntı, uyku düzensizlikleri, bulantı, kusma, karında şişlik, karın ağrısı, diare, hazımsızlık ve gaz problemlerine neden olmaktadır. Bu sebeple günlük önerilen doz olan iki bardağı aşmamak gerekir.
 
Ezyak: Kanadalı bir hemşireye, hasta tarafından kanseri iyileştirdiği gerekçesiyle eski tıp tariflerinden aldığını iddia ettiği karışımı vermiş ve hemşire tarafından bu karışım yaygınlaştırılmıştır. Dört bitkiden oluşan karşımının kanser tedavisinde etkisi üzerine pek çok şey söylense de, kanıtlanmış bir etkisi bulunmamaktadır. Kanada’da halk tarafından oldukça benimsendiği ve kültüre yerleştiği görülmektedir. Kullanılan bitkiler ayrı ayrı incelendiğinde, yapılan çalışmalarda bu bitkilerin mutasyon önleyici, yara iyileştirici ve antikanserojen, antioksidan özellikleri bulunduğu saptanmıştır.
 
Ginseng: Çin’deki eski metinlerden birinde zihni kuvvetlendirici, bilgeliği arttırdığı etkisi olduğu yazmaktadır. Kore mitolojisinde bir mitte ginseng şu şekilde geçmektedir: Hastalanan ve yataklara düşen fakir bir adamın küçük çocuğu, ’Dağların Ruhu’’na babasını iyileştirmesi için dua etmiştir. Çocuk gece rüyasında dağların ruhunu görmüş ve şifanın ginseng bitkisinde olduğu söylemesi üzerine dağların ruhunun verdiği tarife göre hazırladığı ilaçla babası eski sağlığına kavuşmuştur. Ginsengin uzak doğu kültüründe oldukça geniş bir yer kapladığını söyleyebiliriz.
 
Gençlik iksiri olarak eskiden çokca tüketilen ginsengin sinerjik bir etkisi olduğu düşünülmektedir. Vücut direncini arttırması nedeniyle enerji içeceklerinde de yer almaktadır. Asya’da kullanımı hipertansiyon ve şeker hastalığında oldukça yaygındır, kanser tedavisi yerine önleme konusunda daha etkin olduğu bulunmuştur. Ginseng sonrasında uykunuz kaçtıysa, en yaygın yan etkisini yaşıyorsunuz demektir.
 
Ekinezya: Savunma sistemini güçlendirmek için kullanılan ekinezyanın karaciğere zarar verdiği ve hatta savunma sistemini baskıladığı gerekçesiyle sekiz haftadan uzun kullanılmaması önerilmektedir.
 
Zencefil: Pek çok alanda kullanılan zencefil,  ülkemizde kanserle ilişkisinden çok öksürük ve bulantı için bir klişe olarak yerini almıştır. Kanserli hücrelerin çoğalmasını kontrol etmekte etkili olduğunu söyleyen birkaç çalışma olmakla beraber kanser ve zencefil ilişkisi ile ilgili yapılan çok fazla çalışma bulunmamaktadır.
 
Kahve: Genelde çay tercih etmeyenlerin kurtarıcı içeceğidir. Kahveye de burada yer vermek istedim çünkü onun da hakkında pek çok spekülasyon bulunmakta. Kahve çekirdeği yiyen keçilerinin oldukça enerjik olmasını farkeden çobanın keşfi olan, keyif sevenlerin popüler içeceği kahveyle ilgili sorgulamalar pek çok kanser türü için yapılsa da şuan ilişkili bulunduğu bir kanser türü yok fakat tüketirken kafeini de dikkate alınız sayın kahvekolikler…
 
İlaçla zehiri ayıran tek fark dozdur; bu nedenle bitkisel ürünleri tüketimde oldukça dikkatli olunuz ve etkileşimleri için doktorunuza danışınız ve içtiğiniz bir fincan bitki çayının keyfini de bu şekilde gönül rahatlığıyla çıkarınız.

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan apelasyon.com sorumlu tutulamaz.

Gözde Demirsoy - 01.10.2014 19:11
Yöresel isimleri değişmekle beraber ezyak içerisindeki bitkiler şu şekildedir; Dulavrat otu(Arctium lappa), kuzu kulağı(rumex acetosella), kaygan karaağaç (ulmus rubra), Hint raventi kökü(rheum officinale).
Seyda - 01.10.2014 14:11
Ezyak çayının içindeki dört bitki neler peki? Ondan bahsetmemişsiniz