HEREDOTTAN BU YANA İNCİR

Anadolu ve Ege’de binlerce yıllık bir geçmişe sahip olan incir, Heredot’un (M.Ö. 484) yapıtlarında bahsedildiği üzere Eski Yunan ve Mısır uygarlıklarında verimlilik sembolü olarak kabul edilmiştir. İncirin asma ve zeytin ile birlikte kutsal toprakların doğal bitki örtüsünde yaygın olarak bulunması ve getirdiği bereket tüm dinlerce kutsal sayılmasında etkili olmuştur.
İncir, tarihten günümüze kadar insanlık için vazgeçilmez bir meyve olmuştur. Asırlardır varlığını sürdüren bu meyvenin iyi bir enerji kaynağı olması yanı sıra besin içeriği olarak da birçok faydaları vardır. Yüksek kalsiyum içeriği nedeniyle kemik hastalıklarını engellemekte ve hastalıkların tedavisinde destek olmaktadır. Lif içeriğinin ve antioksidan kapasitesinin yüksek olmasından dolayı fonksiyonel gıda olarak kabul edilmektedir. Mineral maddelerin, özellikle de demir içeriğinin fazla olması nedeniyle hamileler ve küçük çocuklarda ortaya çıkan mineral eksikliğinin neden olduğu hastalıklar ile kansızlığa iyi gelmektedir.
 
Kuru incirin reçeli, marmelatı, tatlısı, lokumu, ezmesi, pekmezi gibi ürünleri Aydın ve civarında yaygın olarak üretilmektedir. Bunun yanı sıra düşük kalitede olanları etil alkol üretimi, boya sanayi ve ilaç sektörü gibi birçok alanda kullanılmaktadır.
Kaynak: http://www.ascifok.com/
 
Meyvesi haricinde; incir ağaçlarından çıkan sütün son yıllarda doğal enzimler sanayiinde ve kanser tedavisinde kullanımına yönelik çalışmalar sonuç vermektedir.
 
Bu denli sevilen ve faydalı olan bir meyvenin yıllık döngüsü ilekleme ile başlar. Kış ayı boyunca dinlenen ağaçlar bahar aylarında yağmurların ve güneşin etkisiyle yapraklanarak gri renkten yeşile dönerler. Bu yeşil kıyafetlerin içinde incir meyveleri tomurcuk oluşturmaya başlar. Tomurcuklar haziran ayının başında gelişip fındık büyüklüğüne gelince ilekleme vakti geldi demektir.  İlekleme, erkek incir ağaçlarında yetişen meyvelerin getirilip dişi incir ağaçlarına asılmasıdır. Dikkat edilmesi gereken nokta ise yetişkin her bir ağaç için 6-7 tane ilek meyvesi kullanılmasıdır. Hatta bu sayıyı 1 hafta arayla 2 defada vermek en uygunudur. İşi bitip kuruyan ilekleri ağaçlardan toplamamak ise belki de ağaçlara verebileceğimiz en büyük zararlardandır. Havaların ısınması ile hızlı bir büyüme periyoduna giren incir meyveleri ağustos ayının ilk haftalarında olgunlaşmaya başlarlar. İrileşip parlayan meyveler o kadar tatlanır ki meyve kabuğu bile bu tadı tutamaz ve dışarıya bal vermeye başlar. Ballanan incirler hasat olgunluğuna gelmiş demektir. Bu noktada ayrılıklar başlar.
 
Ballanıp tatlanan incirlerin bir kısmı toplanıp taze olarak sofralarımızı süsler. Bu aşamada incirler o kadar nazlıdır ki itina gösterilmezse hemencecik kararıp çürürler. Bu sebepledir ki incir meyveleri hassas bir şekilde hasat edilip ya aynı gün tüketilmelidir ya da depolama için soğuk depolara konulmalıdır ki birkaç gün daha dayanabilsin.
Taze olarak tüketilecek olanlar ayrılıp gittikten sonra kalan meyveler bir süre daha kendi kaderlerini yaşarlar. Daha da olgunlaşıp yaşlanan meyvelerin kabukları buruşur ve su kaybederler. % 40-45 nem içerene kadar su kaybeden meyveleri uzaklaştırmak için funguslar devreye girer artık. Ağaca tutunduğu noktada tahribata başlayan funguslar amacına ulaşır ve buruk dediğimiz meyve artık yerdedir. Daha sonra bu meyveler irilisi ufaklısı, iyisi kötüsü ayrı olarak yerlerden günlük olarak toplanır ve kurutmaya alınır.
 
Kuruturken de aynı ihtimam devam etmelidir. Çünkü kuruma süresi ne kadar kısa ve hijyenik olursa ürünümüz o kadar temiz ve sağlıklı olur. Şu bilinmektedir ki kuruma süresi kısaldıkça üründe aflatoksin oluşma ihtimali azalmaktadır. Bunun yanı sıra ürün rengi daha açık renkte olmaktadır. Kurutma işleminin daha kontrollü ve hijyenik olmasını sağlamak amacıyla örtü altı kurutma tünelleri kullanılması önerilmektedir.
 
Kurutularak %21-23 nem içeriğine sahip olan incirler depolanmaya yada tüketime sunulmak üzere işletmeye giderler. Her iki işlemden önce uğraması gereken nokta ise fümigasyondur. Kuruma işlemi esnasında bazı zararlı böcek ve haşerelerin meyve üzerindeki varlıkları ve yumurtaları fümigasyon işlemi ile yok edilir ki incirin kurtlanması engellenir. Bu işlem önceleri Metil Bromit ile yapılmaktaydı fakat 2007 yılı itibariyle Metil Bromidin kullanımı yasaklanmıştır. Bunun yerine CO2, fosfin veya soğuk uygulaması kullanılmaktadır. Fümige edilen incirler yıkanıp ayıklanır ve üzerlerindeki su tekrar uçurulur. İşlenip şekil verilen incirler, kış aylarında sofralarımızın vazgeçilmezleri arasına girmeye hazırdır.
Afiyet olsun.     

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan apelasyon.com sorumlu tutulamaz.