DÖNGÜNÜN İKİ RENGİ: KIRMIZI ve MAVİ

Damarlarınızda ağır ağır dolaşan, sizi durduk yere uzaklara daldıran ve suya, maviye hasret hüzünlü bir duygu peyda olsa bi gün, hem de durduk yerde… Ardından bu çok tanıdık duygu zihninizin her bir köşesini sarıp sarmalamaya başlasa nasıl bir çare arardınız tedavi için?
Melankolinin tedavisi olur mu?
 
İçim dışım melankolinin belli belirsiz sızlatan yumuşak dokunuşlarıyla dolup taştığında bir gün, kendi kendime düşünmeye başlamıştım tedavisinin bir yolu olabilir mi gerçekten diye.  Ardından bir hikâye yazdım. Hikâyede dört farklı tedavi yöntemi geçiyordu ve okuyanların hepsi kendilerini kahramanın yerine koyarak bu dört yöntemin arasından müzik ile tedaviyi seçti.
 
Melankoli müzikle tedavi ediliyor olmalı…
 
Barok mimarisinin göz kamaştırıcı freskleri ve oymalarının eşliğinde Prag’da bir şatonun dev mumlar ve gotik aynalarla aydınlatılmış zemin katında bir kuartet’ten Edgar konçertosunun dinliyorsunuz gözleriniz kapalı ve zihninizde kara safra tarafından tıkanan tüm kanallar her bir notayla açılıyor; es’lerde nefes alıyor, coda’da ise yenileniyor. Çello sanatçısının üzerinde göz kamaştırıcı lotus mavisi kadifeden bir elbise var; çellosu ise kan kırmızısı, burgonya rengi ya da yakut… Ah, kırmızının şu uçsuz bucaksız tonları yok mu?
 
Kırmızının Tarihi Dansı
 
Tarih adeta renklerle zihinlerde görselleşen hikâyeler ve renklerin güzellemesine dair örneklerle doludur. Örneğin İtalya Pompei’nin 400m kuzeybatısındaki harabelerde yer alan Gizemler Villa’sının bir tür Dionysos ayinini resmeden fresklerinin zemini göz alıcı parlak kırmızıdır. Bu kırmızı o dönemde pazarda bulunan en pahalı pigmentlerden olup kükürtle arseniğin bileşiminden oluşur. Zincifre kırmızısı ya da sülüğen isimleriyle akıllarda yer etmiştir. Kırmızının yaşayan haline ise kırmızböceğinde rastlarız. Kaktüs bitkisinde asalak olarak yaşayan bu böceğin yapısında bulunan karminik asitten parlak kırmızı ve lal rengi boya elde edilir, 1500’lü yıllarda yoğun bir şekilde kumaş boyamada kullanılan bu boya, günümüzde ilaç, kozmetik ve gıda sektörlerinde renklendirici olarak da değerlendirilmektedir. Kırmızböceği Güney Amerika, Meksika, Kanarya Adaları’nda bulunmakta olup, her kırmızböceğinin kendine özgü kimyasal yapısı nedeniyle belli bir pekiştiriciyle kullanıldığında özel bir kırmızı tonu vardır. İşte aynı kırmızböceği gibi bir doğa harikası, yaşayan, yaşadıkça yapısı gereği farklı renklere evirilen özel bir kırmızı daha vardır ki ona önce Dionysos, ardından da tüm insanlık sahip çıkmıştır. Nedir mi o?
 
Tadım dilinde renk incelemesi Fransızca elbise anlamına gelen rob (robe) kelimesiyle ifade edilir.  Bu özel içeceğin rengini tanımlamak ve kırmızının derinliklerine daha da çok dalmak, beki de bu görsellikten estetik bir haz yaratmak için özel bir terminoloji geliştirilmiştir. Bu terminolojide özellikle çiçekler, meyveler ve değerli taşlardan yararlanılmıştır. Renkler ve temsil ettikleri kültürler anlamında kırmızı –siyah değil daima favorim olmuştur. Kırmızının bu yaşam dolu versiyonunu tanımlarken açık kırmızı, vişne, yakut, menekşemsi, mor röfleleri olan yakut, siyah kiraz genç kırmızıları; açık kiraz, ateş kırmızısı orta düzeyde gelişmiş kırmızıları, portakal-kırmızı, fava kırmızısı, tuğla rengi, pas rengi ve kestane rengi de olgun kırmızıları tanımlamak için kullanılır. Genç kırmızılarda renk pigmentleri serbest formda olduğundan ve renk koyu mavi bileşen içerdiğinden menekşe tonları yani kırmızı-mavi dalgalanmalar görülür. Olgunlaşmayla birlikte tanenlerle birleşen antosiyaninler sarı renkli bileşenleri oluşturur. Bu nedenle de yaşlandırılan şaraplarda portakal rengi tonlar kendini göstermeye başlar.
 
Buradaki genelleme kırmızının ömür süresinin parlak kırmızıdan koyu kırmızı ve mora, ardında da tuğla kırmızısı ve portakal tonlarına doğru giden bir seyir izlemesidir. Ancak her üzümün kimyasal yapısı farklıdır; örneğin genç kalecik karası kiraz kırmızısıyken, genç cabernet sauvignon menekşe tonlarının eşlik ettiği koyu yakut kırmızısıdır. Genç-olgun-yaşlı kategorisinde yapılan renk tanımlaması üzümün türüne bağlı olarak değişmektedir.
 
İlk Bakışta Aşk
 
Aynı bir kitabın ya da bir müzik albümünün kapağı gibi şarabın renginin yoğunluğu ve nüansı da insan psikolojisinde önemli bir yer tutan ilk izlenimi oluşturur. Bu tür renk bileşenleri profesyonel anlamda laboratuarda spektrofotometrik analizlerle tam olarak belirlenebilmekle birlikte tadımcılar da deneyimle doğru orantılı olarak belli ölçülere kadar bu analizleri görsel olarak yapabilmektedirler. Renk yoğunluğunu genellikle üzümün kabuğunda bulunan antosiyanin zenginliği, nüansı ise antosiyanin dağılımı ve diğer bileşenlerle oluşturduğu bağlar, pH, asitlik gibi faktörler oluşturur. Renk tanımlamasında renk isimleri kullanılırken, renk yoğunluğunda hafif, yoğun, zayıf, belirgin, fakir, zengin gibi sıfatlar kullanılır.
Mavi Çiçek
 
Yazının girişi melankolinin müzikle tedavisi ile olmuştu. İronik bir şekilde çello sanatçısı lotus mavisi kadifeden elbise giyiyordu. Oysa mavi melankolinin rengiydi. Örneğin Picasso melankolik ruh halini yansıtmak için mavi tonlarını kullanmıştı. Blues ve caz müzik türlerinde rastlanılan mavi notalar “blue note” major-minor gamları arasında gidip gelen ses tonalitesiyle melankolik bir etki yaratma için kullanılıyordu. İngilizce’de mavi anlamına gelen blue kelimesi ise “to feel blue” ya da “blues” olarak kullanıldığında hüzünlü olmak anlamında geliyordu. İşte canlılığın, aşkın, arzunun rengi olarak geçen kırmızı ile dinginliğin, hüznün, melankolinin rengi mavi bir arada, iç içeydi. Bir döngünün sonucu ve adeta bir dengenin sembolüydü. Dahası tüm o kırmızı renkleri oluşturan antosiyanin maddesinin ismi de Yunanca “anthos(çiçek)” ve “kyanos(mavi)” sözcüklerinden türetilmişti.
Antosiyanin maddesinin kimyasal yapısına baktığımızda ise; meyve, sebze ve çiçeklerin kırmızıdan maviye renklerini oluşturan, suda çözünebilir, sıcaklık ve oksijenden etkilenen doğal bir renk maddesi olarak karşımıza çıkar. Aynı zamanda güçlü bir antioksidan özellik gösteren bir bileşen olup kalp hastalıkları ve kötü kolesterol riskini azaltıcı etkisi olduğu söylenmektedir. Asitli koşullarda kırmızıdır, düşük asitli ortamlarda maviye döner. Siyah ve kırmızı üzümlerin kabuklarında  (malvidin-3-glukozit ana rengidir) bulunur. 200’ün üzerinde farklı antosiyanin kaynağı olduğu bilinmektedir. Cibre fermantasyonu sırasında kabuktan ekstrakte olarak şıraya geçer ve enfes kırmızı rengi oluşturur.
 
Kırmızı şarapta 100-1000mg/L aralığında antosiyanin bulunmaktadır. Şarapta kırmızı renginin oluşumu üç aşamada ifade edilebilir:
 
İlk aşamada antosiyanin maddesi tanenlerle doğrudan reaksiyona girer ve ve oksijen varlığında kırmızı renk oluşur. İkinci aşamada maserasyon tankında havalandırılan şarap, oksijen etkisi ve etil alkolün varlığında renk değiştirir ve birkaç ay fıçıda olgunlaşarak mor-kırmızı tonlarına ulaşır. Üçüncü ve son aşamada ise şişeli olarak mahzende olgunlaşırken sadece sıcaklığın etkisiyle renk turuncu tonlara doğru ilerler. Bu aşamayla birlikte ayrıca tanenlerin yapısı, antosiyaninlerle oluşturdukları bileşim, denge, pH (asitlik) ve ortamdaki metal iyonlarının (özellikle demir iyonunun) varlığı renk gelişiminde etkindir. Renk stabilizasyonunda ise pH ve kükürt dioksit düzeyi etkili olur. Üzümün hasat olgunluğu, iklim koşulları, toprak yapısı, şarap işleme yöntemi de tadı etkilediği gibi rengi de etkilemektedir.
 
Fransız Kırmızılar
 
Şarap renginin ISSC-NBS Renk adları sözlüğüne bir renk olarak kaydedilmesi 1705 yılını bulur. Bu renk koyu kırmızı tonunda ortalama bir kırmızı şarabın rengi olarak geçer. Bunun gibi bordo, burgonya ve vişneçürüğü/kestane renkleri de spesifik olarak şarap terminolojinde ön plana çıkmış ve renkler sözlüğüne kaydedilmiştir.
Bordo (İngilizce Claret) kelimesi Fransız şarap bölgesi Bordeaux’dan gelmekte ve ortalama bir Bordeaux şarabının rengini temsil etmektedir. Türkçeye mora çalan kırmızı anlamında bir renk olarak geçmiştir. 
 
Burgonya kırmızısı rengi de adını Fransız şarap bölgesi Burgonya’dan alır. Vişneçürüğü, kestane renginin derin esrarlı koyu kırmızı tonlarını ve mora çalan ışıltılarını taşır ancak nüanslarla ince bir şekilde bu renklerden ayrılarak özgün bir ton oluşturur.
 
Bu iki Fransız kırmızısıyla birlikte bir de şarap tortusu rengi vardır ki İngilizcede Wine Dregs ya da Maroon olarak bilinir. Maroon kelimesi Fransızca kestane anlamına gelmektedir. Dolayısıyla bu renk de koyu kahverengiye çalan koyu kırmızı olarak tanımlanır. Türkçede vişneçürüğü ya da kestane rengi olarak kullanılmaktadır.
 
Renklerin büyüsü, gün batımında, yeni açmış bir gülün taç yaprakları arasında ya da kadife eldiven içinde demir yumruk olarak tabi edilen pinot noir’ın dans ettiği bir Burgonya kadehinde kısacası kırmızının parmak izleri olan her yerde. Bu baştan çıkarıcı kızıl güzelliğin edebi ve kimyasal incelemesine son verirken, bu mevsime rağmen yazılmış bu yazıyı ister orijinaline bağlı kalıp Nancy Sinatra&Lee Hazlewood ikilisinden, ister modern yorumuyla Natalia Avelon&Ville Valo eşliğinde Summer Wine ile bitirmek istiyorum.
 

Strawberries, cherries and an angel's kiss in spring
My summer wine is really made from all these things
Take off your silver spurs and help me pass the time
And I will give to you my summer wine

Summer Wine/ Lee Hazlewood

1968

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan apelasyon.com sorumlu tutulamaz.

Zeynep - 18.04.2016 00:39
Güzel yorumlarınız için çok teşekkürler Ayşe Hanım. Şarabın dünyasında kelimelerle kadeh kaldırabildiysek beraber, ne hoş!
Ayse G. - 16.04.2016 19:03
Ne kadar guzel ve etkileyici bir yazi... Resmen buyulendim..Bundan sonra sarap yudumlamak bambaska bir sey haline gelecek benim icin.. Yureginize saglik..
aynan colakoglu - 06.11.2014 14:38
mavi lotus tablomun bu yazının özünden dogduğunu düşünüyorum...renk Armonisi yaşayan ruhun yansıması...Tebrikler ve teşekkürler...nicelerlee
Zeynep - 06.11.2014 11:42
Mavi Çiçek başlığı altındaki resim Aynan Çolakoğlu'nun "Mavi Lotus" adlı tablosudur.