BEYAZ, BELKİ YALNIZ AMA UZAKTA DEĞİL

Cemal Süreya “Beyaz, uykusuz, uzakta…” diye söz etmiş mısralarında; Orhan Pamuk  “Uzak, yalnız, metruk” demiş onun için. Üç mevsim, dağlarından kar eksik olmayan Kars'ı anlatırken beyaz demek kaçınılmaz. Kars hala biraz yalnız da, artık uzakta değil. Ankara ve İstanbul’dan yalnızca bir buçuk-iki saatlik uçuş mesafesinde.
Kars bizi beklediğimiz beyaz haliyle karşıladı. Kenti keşfetmeyi önümüzdeki günlere bırakıp, Kars havaalanından bir taksiye binip, Sarıkamış’a doğru yola çıktık. Çıktık çıkmasına da, yolda değil de sanki beyaz bir tünel ya da dev bir beyaz tüp içinde gider gibiyiz. Ortalıkta ne bir canlı var ne de cansız; var olan yalnızca beyaz... Koşturan iki tilki görünce “oh dünyadayız” diyecek kadar...
Havaalanı ile Sarıkamış kayak merkezi arası elli kilometre. Otelimiz burada. Sarıçamlarla kaplı dağın eteğindeki otelimize vardığımızda üşümemiş olsak da, önce bir Kars çorbası içip içimizi ısıtıyoruz. Pencereden baktığımda sanki usta bir ressamın fırçasından çıkmış bir tabloyu seyrediyormuşum duygusuna kapılıyorum. Sisler içinde büyük beşik çatısı karla kaplı bir ev,  yakınında çam ağaçları, sonrası hep beyaz...
 
Pistler
 
Sarıkamış pistleri de çamlarla kaplı, bu yüzden rüzgâra korunaklı, çığ tehlikesi de yok. Pistler hem usta kayakçılar hem de spora yeni başlayanlar için uygun. Buradaki karın kayak için ideal ‘toz kristal kar’ olduğunu,  bu karın bir Alpler’de, bir de bizim Sarıkamış’ta olduğunu öğreniveriyoruz hemen.
1450 metre yükseklikteki kafede ilk gün Aysel Hanım’ın elinden yediğimiz gözlemeye çay eşlik ediyor. Ertesi gün küçük bir tartışma tatlıya bağlanınca cin-fanta ile kutluyoruz bu soğukta, usulca. Üçüncü gün zirve dönüşü eksi on beş derecede iki salep üst üste içiliyor ilaç niyetine!
 
Kaz mı? Piti mi?
 
Kars’ın birçok özgün yemeği var ama en iddialısı kaz eti.  Burada kaz eti pişiren lokantalara ‘kaz evi’ deniyor. Unutmadan; eğer kaz eti yemek istiyorsanız Kars’a mutlaka kış mevsiminde gitmelisiniz. Çünkü siz kazları yemeden, kazların kar yemesi gerekiyor.
Bir de testten geçiyor gariplerim: 'yere konan bir oklava üzerinden atlayamayacak kadar' yağlanmaları bekleniyor. Sonra tuzlanıp, asılarak ve Kars soğuğunu yiyerek kurutuluyorlar. Daha sonra haşlanıp,  tandır ateşinde kızarıyor. Pişmesi sırasında alta konulan bulgurlar da, damlayan kaz yağı ile bir güzel demlenmekte. Tadı nasıl diye sorarsanız; bu kadar emekle yapılan, Kars insanınca bu denli sevilen yemek güzel gelmez mi? Ama ben sunumuna, tadına; hele ismi ‘piti’ye bayılıyorum.

Bir esnaf lokantası olan çarşı içindeki Güneş Lokantası’ndayız. Kars yemeği ne var soruma, “Piti var ama yiyebilir misiniz bilmem?” denilince biraz çekinsem de, bilinmeyenin verdiği merak ve heyecanla “Yerim!” diyorum.
Önce önüme boş çukur bir tabak konuyor, yanındaki tabakta yufka ekmeği var. Garson yardım etmek istese de, yan masaya yaptığım küçük dikizime güvenerek kendim yapmak istiyorum. Yufka ekmeğini ikiye katlayıp elimle şeritler halinde kesiyorum. Şeritleri lokma kadar parçalara bölüp önümdeki boş tabağa dolduruyorum. Sonra çinko bir kupa içinde ‘piti’ geliyor. Bu, kuzu eti ve nohuttan oluşan, safranla tatlandırılmış, sıcak, sulu, nefis bir yemek. Önce suyu ile yufka ekmeklerini ıslatıyorum. Ekmeklerden biraz yiyip,  kupada kalan yemeği üzerlerine boca ediyorum. Bir yemeği usulüne uygun pişirmek kadar usulünce yemek de önemli.
 
Piti üstüne sert burma kadayıfını da yedik, şimdi sokaklardayız.
 
Kars çarşısı biraz düş kırıklığı yaşatsa da Kars kaşarı, delikli gravyer, çeçil peyniri ve kara kovan balı satan dükkânların bolluğu ve temizliği gözümü, ürünlerin damağımda bıraktığı eski lezzetler ruhumu besliyor.

Kars'ta Baltık Mimarisi
 
1877-1878 Osmanlı-Rus savaşından sonra Kars kırk yıl Rus işgali altında kalmış. Ruslar Baltık mimarisi tarzında bazalt taşından tek katlı ve iki katlı nadiren üç katlı binalar inşa ederler. Dışı yalancı Barok sütunlar, rölyeflerle süslü olan bu binaların çoğu günümüzde resmi daire olarak kullanılıyor. Defterdarlık, Sağlık Müdürlüğü binası, Kars’ın ilk konservatuarı olan Hekim Evi görülmeğe değer. Kazak askerleri için yaptırılan Aleksander Nevsky Katedrali  (günümüz Fethiye Camii) ise en etkileyici olanı.
Bu binalarda ‘peç’ adı verilen ısıtma sistemi var. Duvarlardan geçen kanallar şömineye bağlanarak tüm binanın ısınması sağlanıyor. Bu, o yıllar için olağanüstü bir ısınma sistemi. Yıllar sonra Rusların yaptığı bu evler hakkındaki görüşü sorulan yaşlı bir Karslı’nın yanıtı ise unutulmaz: “Ruslar çok ayıp ettiler; bu binaları yaptılar, sonra gelip hiç bakımını yapmadılar!”
 
Közde Çay
 
Yemek üstü çayımızı Kars’ta değil, Sarıkamış’ta, bir zamanlar Trabzon Oteli olan binanın alt katındaki Trabzon Çay Evi’nde içiyoruz. “Közde çay” deyince demlik közün üstüne oturtularak oluyor sanmayın. Bu ayrı bir düzenek gerektiriyor. Bir odun ocağı üzerinde duvar gibi gözüken bölümde bakır bir kazan gizli. Kazanda kaynayan su çinko demlikler içinde bekleyen çaya katılıyor. Daha sonra demlikler közün üstünde değil, karşısında çevrile çevrile çay demleniyor. Çayın ısındıkça taşmaması için de demliklerin ağzına çam odunundan yapılmış tıpacıklar oturtulmuş.
Arif Usta çayından çok emin. “Tandırda pişen yemekle, tüp ocağında pişen yemeğin lezzeti nasıl farklı olursa, közde çayın tadı da başka olur” diyerek bırakıyor çayları masamıza. Közde çay için gerekli tüm koşulların bir arada olması gerekiyor. Bunlar: bakır kazan ve musluk, çinko demlik, sarıçam ateşi. Bence bunlara Sarıkamışlının sıcak, doğal sohbetini de eklemek gerek.

Veda ederken kahve duvarına dayanmış kayaklara gözüm takılınca, “Bizim oğlanın, yarın Erzurum’daki yarışlara katılacak” diyor. Denize girmeyen Bodrumluları anımsayıp, yöre insanının karla, kayakla olan ilişkisi hoşuma gidiyor.
Çay evinden çıkınca, Sarıkamışlılar’ın ‘Katerina Köşkü’ dediği av köşkünü de görmek istiyorum. Yine Ruslar tarafından yapılmış olan bu binayı 1914 yılında Rus Çarı ve eşi kullanmış. Ancak, kapalı olan köşkü ve yakınındaki günümüze yalnız duvarları kalmış cer atölyesini yoğun kar yağışı nedeniyle ancak arabadan fotoğraflayabiliyorum.

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan apelasyon.com sorumlu tutulamaz.

Şenay D. - 06.02.2015 22:43
Bu güzel yazı ve değerli bilgiler için emeği geçen herkese teşekkürler. Çok leziz bir yazı olmuş Reyhan Hanım'ın ellerine, yüreğine sağlık.
mehtap telli - 03.02.2015 15:49
Bilgilendik cok guzel olmus Reyhancim emegine saglik
beyhan - 03.02.2015 10:51
İnsanda Kars seyahati yapma isteği uyandırıyor. Bu güzel yazı için teşekkürler
Gönül ÇAKIR - 03.02.2015 10:25
Reyhan hanım, resimler ve yazınız mükemmel başarılı bir çalışma olmuş tebrik ederim
ufuk yücel - 02.02.2015 09:17
Reyhan hanım bu güzel yazıların devamını bekliyoruz.