BEYAZ ET GERÇEĞİMİZ

Çevremde ve yeni tanıştığım ortamlarda, ne iş yaptığımı öğrenenler biraz sohbetin ardından o çok bilinen ve hemen hemen herkesin aynı şekil ve hafif mahcubiyet içinde sorduğu soru soruluyor “Sizin evde tavuk yeniyor mu?" Tabi ki bu soruya cevap vereceğim ama öncelikle sizlere bunca emeğin ardından ortaya çıkarılmış bu güzel ve lezzetli piliçlerin nasıl üretildiğini anlatmak isterim. Bence beyaz et sektörünün en büyük eksikliği yaptığı bu güzel ve değerli görevi yeterince anlatamamasından kaynaklanıyor. Bunu yapamayınca da bilgi sahibi olmayanlar bu konuyu manipule ediyor oysa teknik bilgi, altyapı ve üretim kalitesi ile dünya ile rekabet ettiğimiz bir sektördür beyaz et sektörü.  
Toplumumuzun büyük bir kısmı kırsaldan geldiği ve hala kırsal ile ilişkisi devam etmektedir. Tavuk denildiğinde çocukluğunda köyünde yetiştirmiş olduğu tavuğu biliyor, orada kazanılan bu deneyimi marketten aldığı tavuk ile mukayese ediyor. Bu karşılaştırmayı ben normal karşılıyorum ancak bugün dünyada üretilen et ırkı tavukların %85’i endüstriyel üretimlerdir. Pilicin endüstriyel üretimden kaynaklandığını söylerken kimse konuyu başka yerlere çekmesin lütfen. Köylerimizde üretilen tavuklar tamamı lokal ırklardır; bu ırklar besi ve yumurta bakımından herhangi bir ıslaha tabi tutulmadığından verim performansları oldukça düşük olduğu için üretimleri de maliyetlidir. Bunu bir örnekle açıklamak gerekirse süt sığırcılığında yurdumuzun lokal (yerli) ırklarına baktığımızda BOZ ırk, DAK ve benzeri yerli ırkların laktasyon süreleri 200 gün olup bir lokasyon süresince süt verimleri 750-900 kg’ı geçmez. Oysa çoğumuzun bildiği siyah-beyaz alaca (HOLŞTAYN IRKI)  olarak bildiğimiz inekler aynı süreçte 5500-6000 kg süt verdiklerinde bu karşılaştırmayı pek yapmayız. Oysa Holştayn ırkı yıllarca süren ıslah çalışmaları sonucu elde edilen yüksek maliyeti ve yoğun bir emeğin olduğu gerçeğini pek sorgulamayız.
 
Bugün üretilen etlik piliçler doğal seleksiyonlarla yapılan ve  40-50 yıl süren ıslah çalışmaları sonucu elde edilen melez azmanlarıdır. Bundan dolayıdır ki bu hayvanlar yüksek enerjili yemler ile dengeli beslenme programları uyguladığımızda ekonomik olarak en uygun canlı ağırlığa ulaştığında kesime sevk edilir. Beyaz et sektöründe yetiştirme maliyetleri incelendiğinde ilk sırayı yemden gelen maliyet alır; bu da toplamı canlı maliyetin %64-65 ‘ne tekabül eder. Bu piliçlerin kesim yaşını uzattığımızda hayvanların yem tüketimleri artarken, yemin ete dönüşüm oranı da artar. Yani 150 gr yemle 100 gr canlı ağırlık yerine 200 gr yemle 100 gr canlı ağırlık alır, böylece ürettiğimiz pilicin maliyeti yükselmiş olur. Bunun için şu an da en ekonomik, canlı maliyetlerinin en düşük olduğu dönem 40-42 güne kadar yapılan yetiştirmelerdir.
Sohbetler sırasında etlik piliçleri kemiklerinin lastik gibi olduğu, akşamları kümeslerden kırılan kemik seslerinin geldiği gibi tamamen bilim dışı sorularla fazla miktarda muhatap olmaktayım. Bina inşa edilirken temeli için uygun beton ve demir ne kadar önemli ise etlik piliçlerde de iskelet yapısı o denli önem arz eder. Zira bu iskelet yapısını dengeli bir şekilde oluşturamadığımızda, et tutma kabiliyeti yüksek olan bu ırklar vücut ağırlıkları arttıkça iskelet yapısı bu yükü taşıyamaz ve çöker. Sonuçta bu hayvanlar beslenemediklerinden ve suya gidemediklerinden üretim dışı bırakılır, böylece üretici firmanın maliyetleri yükselir. Verim amaçlı üretilen tüm canlı varlıklarda en önemli sistemlerden birisi de sindirim sistemidir. Bu sistemde bağırsaklar daha da büyük bir öneme sahiptir, en küçük bir olumsuzlukta vücutta ilk tepkiyi bağırsaklar verir ve sağlıklı bir bağırsak yapısında alınan gıdaların yararlanımı en yüksek olur. Önceleri bu bağırsak sağlığını korumak amacıyla kimi antibiyotikler yemle birlikte kullanılmakta idi. Ancak 1 Ocak 2006 tarihinden itibaren bu ilaçların yemlerde kullanımı Tarım Bakanlığı'nca yasaklanmıştır. Bu tarihten sonraki süreç firmaların biyogüvenliği ve hayvan refahı yüksek kümeslere yöneltmiş olup, hayvanların sevk ve idaresinden kaynaklanabilecek problemler minimize edilmiştir. Koruyucu hekimlik ise daha fazla ön plana çıkmıştır. Haklı olarak "Bu hayvanlar hiç hastalanmıyor mu?" sorusu aklınıza gelecektir Tabii ki bunlarda canlı ve diğer tüm canlılar gibi hastalanabilmektedirler. Gerektiğinde hastalanan bu hayvanlara bizde içme suyu ile antibiyotik tedavisi uyguluyoruz, ancak burada kritik nokta son uygulanan antibiyotiği takiben ilacın tamamının vücuttan atılmasından sonra kesime sevk ederiz. Bu durum karkasta kalıntı izleme metoduyla hem firma hem de Tarım Bakanlığı tarafından çok sıkı takip edilmektedir. Hormon tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kanatlı yetiştiriciliğinde kullanılmadığı gibi ülkemizde hormon kullanımı, imal edilmesi, satılması ve bulundurulması yasaktır. Hormon kullanımı gerek maliyetleri yükseltmesi, gerekse uygulama güçlüğünden dolayı kullanımı rasyonel değildir.
 
Türkiye  bulunduğu coğrafyada genç ve dinamik nüfus yapısına sahiptir, sağlıklı ve zeki nesiller için hayvansal proteinlere ihtiyacımız vardır, özellikle proteinlerin yapı taşları olan amino asitlerin büyük bir bölümü vücutta üretilmediğinden mutlak suretle hayvansal ürünlerin tüketimiyle alınmalıdır. Günümüzde insanların önemli sağlık problemlerinden biride obezitedir. Ülkeler bu sorunla mücadele için ciddi kaynak ayırmaktadırlar. Beyaz et bu mücadelede artı değer yaratacak gıdaların başında yer almaktadır. 
 
SEÇİLMİŞ ÜLKELERİN 2014 YILI KİŞİ BAŞINA  ET TÜKETİMİ (KG)
Kaynak: World Meat: FABRİ 2010 Agricultural Outlook
 
Tabloda da görüldüğü üzere gelişmiş ülkeler incelendiğinde bizlerle aynı model ve teknolojilerle üretim yapan bu ülkelerin yönetimleri herhalde en az bizim kadar kendi vatandaşlarının sağlıklarını düşünüyorlardır. Ülkemizde et tüketimi gelişmiş ülkelere bakıldığında gerçekten çok düşük kalmaktadır. Gelecekte bunu beyaz et ile aşabiliriz zira dünyadaki trendlerde kırmızı etten beyaz ete kayma eğilimi göstermektedir. Dünyada obezite ve kanser olguları arasında yakın bir ilişkinin bulunduğu bilimsel bir gerçektir. Ülkelere göre kanser tiplerinin olma sıklığına bakıldığında Türkiye de en yaygın akciğer kanseri onu da sırasıyla meme ve prostat kanseri izliyor.
 
Evet ben kendimi, ailemi ve arkadaşlarımı seviyorum. Haftada en az iki gün tavuk yiyoruz. Bu kadar temiz, kaliteli ve ucuz protein kaynağını severek tüketiyoruz, üretim süreçlerini tamamı yani tarladan çatala kadar tüm süreç Tarım Bakanlığı uzmanları tarafından sıkı şekilde denetlenen bu güvenilir protein kaynağını gönül rahatlığı ile tüketin ve sevdiklerinize tükettiriniz.
 
Saygılarımla.

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan apelasyon.com sorumlu tutulamaz.

zafer - 13.03.2015 16:58
serhan bey; yorumlarımızı dikkate aldığınız ve açıklamalarda bulunduğunuz için teşekkür ederim... sadece şuna vurgu yapmak istedim: "önemli ve tartışmalı bir konuda, bu derece rahat olunmamalı idi" her üretici yada veteriner sizler kadar kaliteli üretim yapamıyor olabilir çünkü... ben de istemem gelecek nesillerin zeka geriliği çekmelerini... yanlış anlamayın lütfen...
Serhan Serin - 13.03.2015 11:38
Gelelim kuru incire; ben çok severim, evimde yaş ya da kuru sürekli bulunur ama hayvansal proteinin aksine, gelişim çağındaki bireylerde kuru incir yeme ya da yememenin, bireyin her hangi bir genetik potansiyelini, örneğin; zekasını sınırlamayacağına benimle birlikte katılacağınızı zannediyorum. Kıymetli meslektaşım Erdal Bey’e de verdiği bilgilerden ötürü çok teşekkür ederim. Saygılarımla.
Serhan Serin - 13.03.2015 11:36
Bu analizleri yaparsanız karşınıza çıkacak sonuç şu olur; ne kadar hayvansal protein, o kadar bilimsel ilerleme, o kadar gelişmişlik ve refah… Burada şunu özellikle vurgulamak isterim ki; çocuk ve gençlerimize bol ve kaliteli, sürdürülebilir hayvansal protein vermek zorundayız.
Serhan Serin - 13.03.2015 11:35
Yazdıklarınızdan yola çıkarak, ulusların kişi başına yıllık hayvansal protein tüketimi ile mesala; bir bilimsel makale başına düşen kişi sayısı, bir bilimsel makale başına düşen akademik kadro sayısı, bebek ölüm oranı, kişi başı elektrik tüketimi, kişi başına GSMH vb. değerlerini korelasyon analizine tabi tutabileceğinizi zannediyorum.
Serhan Serin - 13.03.2015 11:33
Toplumun rezidüel bir parçasını oluşturan, çok varlıklılar için elbette ki pahalı ürünler, örneğin içeriği zenginleştirilmiş ürünler, kobe danası gibi fanteziller de üretilebilir, üretilmesi de gerekir. Ama beslenme açısından elzem kaliteli hayvansal proteinin ekonomik olarak halka arz edilmesi bizler için asıl hedeftir. Erdal Bey’in yazısındaki “ekonomik “ vurgusunu bu noktayı kaçırmadan bir daha düşünün derim.
Serhan Serin - 13.03.2015 11:33
Birileri de mesela diyebilir ki; kedi muayene etmiyor musunuz? Evet onu da, hatta 100'den fazla ve toplumda çok fazla bilinmeyen, insan refahı, sağlık ve beslenmesiyle alakalı başka şeyler de yapıyoruz. Aynı beşeri hekimlerin sadece meme dikleştirme, kaş dikleştirmeyle uğraşmadıkları gibi. Ana meslek hedefimizi yukarıda açıkladım.
Serhan Serin - 13.03.2015 11:32
Zafer Bey merhaba. Ben de bir Veteriner Hekim'im ve hayvan besleme konusunda doktora sahibi bir kardeşinizim. Öncelikle şunu bilmenizi arzu ederim; Veteriner Hekimlik mesleğinin içeriği toplumuzda pek bilinmez. Bizlerin asıl görevi hayvanlardan insana bulaşabilecek hastalıkların engellenmesi, insanların protein ihtiyaçlarının, kaliteli ve herkesçe rahatlıkla satın alınabilir fiyatlarla ve sürdürülebilir şekilde karşılanmasıdır.
İbrahim sarı - 12.03.2015 17:29
Erdal bey samimi paylaşımınız için teşekkür ederim. Ancak; Sayın Erkan TOPUZ, Yavuz DİZDAR, Rasim KÜÇÜKUSTA, Canan KARATAY, Kenan DEMİRKOL acba yanlış bilgilere mi sahipler ya da bizi yanıltıyorlar mı? Bu konuda da samimi yaklaşımınız olursa sevinirim.
Alev Kır - 12.03.2015 15:30
Yazıdaki "sağlıklı ve zeki nesiller için hayvansal proteinlere ihtiyacımız vardır" yorumunu vejetaryanların zeki olamayacağı şeklinde mi anlamalıyız? Açıklar mısınız?
Mesyt Ergül - 10.03.2015 13:38
DEVAMI...Ülkemizde beslenmemizde önemli bir yere sahip tavuk etinin tüketimini etkileyen çok sayıda faktör bulunmaktadır. Bölgesel gelişmişlik farklılıkları, tüketici gelir düzeyi, sosyoekonomik ve demografik özellikler, bireysel zevk ve alışkanlıklar, ürün fiyatı ve gıda güvenliğine ilişkin faktörler tüketici tercihlerini etkilemektedir. İşte bu yüzdendir ki bu endüstride maliyet ve verimlilik bizler açısından oldukça önemlidir.
Mesut Ergül - 10.03.2015 13:37
DEVAMI...Özellikle şunu açıkça belirtmeliyim ki; sağlıklı beslenme önerilerinde önemli bir yeri olan tavuk eti (beyaz et) besin ögeleri açısından değerlendirildiğinde daha düşük enerji sağladığı, iyi kalite protein kaynağı olduğu ve daha az yağ ve doymuş yağ içerdiği bilimsel bir gerçektir.
Mesut Ergül - 10.03.2015 13:37
Erdal Bey öncelikle bilimsel gerçekliğe dayanan ve Beyaz etin önemini şeffaf bir şekilde kaleme aldığınız makaleniz için sizlere teşekkür ederim. Yorumlar bölümünde bazı okurların konuyu farklı ilgi alanlarına çekmeye çalıştığını görüyorum.
zafer can - 07.03.2015 15:08
"gelişmiş ülke" kıyaslamaları da benim için çok itici olmuştur her zaman... gelişmiş ülkelerdeki beslenme, obezite, kanser ve kardiyovasküler hastalık oranları ortada... tedavi harcamaları belli!... gelişmiş ülkelerdeki deniz ürünü tüketimi de ortada... ve o gelişmiş ülkelerin dünya devlerine uygulanan boykotlar da bir kenarda dururken; beyaz et tüketimi konusunda gerçekçi önerilerinizi bekliyorum... saygılarımla...
zafer can - 07.03.2015 15:02
ben de kuru incir konusunda yıllardır çalışan biriyim ve örneğin kuru incir de beslenme açısından fonksiyonel gıda olarak çok önemli... ama bizler hiç bir zaman kuru inciri yada benzeri ürün ve gıdaları toplumun rahatça tüketmesi konusunda bu derece net biçimde ifadeler kullanamıyoruz! çünkü aflatoksin sorunu ortada... sadece önerilerde bulunuyoruz!
zafer can - 07.03.2015 14:58
yazınızın içinde ağırlıklı olan konular ise biraz canımı sıkmadı değil... özellikle "maliyet" ve "verim" kelimeleri sıkça geçmiş... bizler sağlıklı beslenmenin yollarını araştırıp bulmaya çalışırken; ağırlıklı konunun para olması bir tüketici olarak benim canımı sıkmadı değil...
zafer can - 07.03.2015 14:56
affınıza sığınarak yazıyorum ama ben olsaydım; dünyada üzerinde bu derece tartışmalar yaşanan önemli bir konuda, bu şekilde tek taraflı bakan bir yazı yazmaya kalkışmazdım... yada en azından belli başlı sorunları da yazıya eklerdim ve bazı olumsuz noktalara da değinerek durumu açıklıkla yazardım...
Çağlar Aliş - 03.03.2015 22:23
Çağlar Aliş Erdal Bey, emeğinize sağlık. Gelişmiş toplumlarda tüketilen hayvansal protein miktarının çok oluşu bizim için çok şey ifade ediyor. Umarım refah seviyemizle birlikte bu duruma bakış açımız da değişir.
Tahsin GÜMÜŞ - 03.03.2015 18:08
Tebrik ederim Erdal Bey. Ayrıca konuyu çok güzel işlediğiniz için de teşekkür ederim.
cihan genç - 03.03.2015 16:25
Yazı harika olmuş.Tüketicilerin bilinçlendirilmesi için böyle makalelere ihtiyaç var.Özellikle tabloda yazanlara baksınlar, protein tüketimi düşük olan toplumların ilerleme şansı olmadığını görsünler.Piliç etinden ucuz ve besleyici başka protein kaynağı olmadığını anlasınlar.
bozkurt özserezli - 03.03.2015 15:32
saf bir tüketici sorusu (cevabını bilmediğimden samimiyetle soruyorum): Acaba "antibiyotik" almayan (yani 40-45 günlük ömründe) tavuk var mı ? Yoksa her tavuk daha civ civ iken hastalanmasa dahi olası bir hastalığı önleme amaçlı antibiyotik alıyor mu ?
bozkurt özserezli - 03.03.2015 15:31
yazıda iki anlamadığım nokta: - 150 gr yemle 100 gr canlı ağırlık yerine 200 gr yemle 100 gr canlı ağırlık alır. Acaba piyasadaki tavukların bir üst kg limiti olduğunu çıkarabilir miyiz ? - Kaynak: World Meat: FABRİ 2010 Agricultural Outlook --> 2014 yılı kişi başı et tüketimi (galiba tarihlerde kayma var. Muhtemelen 2010 yılındaki kaynak projeksiyon yapmıştır)
ŞEREF BARIŞ - 03.03.2015 11:04
Türkiye'de özellikle alt gelir seviyesinde olan insanlarımızın ve çocuklarımızın beslenmesinde çık kritik bir değere sahip olan tavuk etine ilaveten, yumurtanında en az et kadar değerli bir protein kaynağı olduğunu da ilave etmek isterim. Kalemine sağlık sevgili meslektaşım.
ARZU GÜNAYDIN - 03.03.2015 01:00
Erdal Bey Elinize sağlık çok güzel bir yazı olmuş. Çevremde Bana yöneltilen soruları içeriyor.
Özgür Karaduman - 02.03.2015 23:47
Ekranlarda bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan söz de bilim adamlarının okuması gereken bir yazı. Teşekkür ederiz Erdal Bey...
Tarık Sürüm - 02.03.2015 14:47
Değerli meslektaşım Erdal bey'i yapmış olduğu açıklamalarla ülkemiz halkını aydınlatmış olması ve kanatlı sektörüne olan katkılarından dolayı tebrik ediyorum.
Serdar Aktop - 02.03.2015 13:49
Toplumumuz bilmediği konuları araştırıp öğrenmek yerine söylentilere daha meyilli. Uzmanların kendi alanları ile ilgili her ortamda bilgilendirme yapması oldukça önem kazanıyor. Cehaleti ancak böyle yeneceğiz. Kaleminize sağlık...