YEM GIDADIR

“Madde ve enerji bakımından hayvanın yaşama ve verim ihtiyaçlarını karşılamak amacı ile ve belli sınır ve şartlarda yedirildiği zaman hayvan sağlığına zararlı olmayan, hayvanlar tarafından faydalanabilecek durumdaki organik ve inorganik maddeler veya bunların karışımlarıdır.” şeklinde bir tanım yapılmış Yem Tebliğinde. Bu tanımı biraz daha ayrıntılı incelemeye ihtiyacımız olacak yemin ne olduğunu anlamak için.
Günümüzde üzerinde her bilen-bilmeyen konuşup yorum yapsa da, hayvansal ürünler yaşamın en temel gereksinimi olan beslenmenin vazgeçilmezi olmaya devam edecektir. Bu ürünleri elde etmek için yapılan üretimde ise maliyetin %70 ve daha fazlasını yem teşkil eder. Yeme, üretimdeki bu payına rağmen sadece parasal bir maliyet olarak bakmak doğru olmaz. Zira üretimini hedeflediğimiz  hayvansal ürünlerin miktar, kalite ve hatta sağlığı önemli ölçüde ve doğal olarak hayvanın beslenmesiyle ilgilidir. Hayvanların beslenmesi sadece bir üretim hedefi nedeniyle insan beslenmesinden ayrılır ki ikisinde de ortak taraf yukarıdaki tanımdan da anlaşılacağı üzere canlının sağlığıdır.
 
Ayrıntı ummanında karayı gözden kaçırmadan yol almaya devam edelim.
 
Hayvansal üretimde öncelikle hayvanların sağlıklı yaşaması, istediğimiz ürünü vermesi ve elbette üreme faaliyetlerinin devamı amaçlanır. Hatta ürünle üreme faaliyeti çoğu kez eşanlamlıdır. Örneğin yumurta verimi hedeflediğimiz tavuklar üreme faaliyeti olarak bize bu ürünü verir ya da inekler aslında yavruları olduğu için sütü üretirler. Yani buzağılamayan bir inek süt de vermez. O halde hem yumurta içeriğini oluşturacak hem de organizmanın sağlıklı yaşamını sürdürecek ihtiyacını yemle vermek zorundayız. Hem alacağımız süt, hem ineğimizin karnındaki yavru hem de kendisinin sağlıklı yaşamını sürdürebilmesi için ihtiyaç duyduğu tüm besin maddelerini eksiksiz ve uygun oranlarda vermek durumundayız.
Hep verimden üründen bahsettik ama her hayvan her şeyi, her yemi yemez, yiyemez elbette. Tavukla, ineğin, balığın yediği aynı olabilir mi? O halde biraz özetlemeye çalışırsak hayvanın türü, ırkı, yaşı, cinsiyeti, çevre koşulları, verim yönü ve verim düzeyi besin madde ihtiyaçlarını belirleyen başlıca faktörler beslenmenin içeriği ve şeklini belirliyor.
 
Hayvansal üretim bir ekonomik faaliyet ve besleme de bu maliyette %70 leri aşan bir kısmı teşkil ettiğine göre bir teknik eleman için işin en önemli kısmı bu diyeti ya da rasyonu ekonomik olacak şekilde hazırlamaktır. Burada da kullanılacak yemlerin içerikleri, fiyatları, tedarik olanakları, depolama ve işleme koşulları dikkate alınarak hayvanımızın yaşam ve verim payı olarak ihtiyacı olan besin madde içerikleri ( proteinler, yağlar, karbonhidratlar, vitamin mineral v.s.) karşılanacak şekilde bilgisayar programları yardımıyla belirlenir. İşimiz bitmiş değil daha çok yol var hayvanımızı beslemek adına.
Gerekli bileşenler yem fabrikalarında belirlenmiş oranlarda öğütülmüş ve homojen bir şekilde karışmış olarak yemi şekillendirir (hemen bir cümleyle tüm prosesi geçiştiriverdim bu arada). Bu aşamadan sonra da pek çok yem  pelet presleri,  ekstrüderler ya da ekspender yardımıyla basınçlı ortamlarda pişirilerek şekillendirilir. Bu işlemin önemli bir amacı da yemin hijyenini özellikle salmonella gibi tehlikeli hastalık etmenlerini sıcaklığa duyarlılığından yararlanarak yok etmeyi sağlamaktır. Soğutulup hazır edilen yem, ambalajlanıp her türlü içerik ve takip bilgisini de içeren etiketi de eklendikten  sonra hayvanlarımıza sunulur. Sığırlar, koyunlar gibi geviş getiren hayvanlarımız yukarda üretimini özetlemeye çalıştığım yoğun-karma yemi kaba yemlere ilave olarak tüketirler. Kuru otlar, samanlar, silajlar, posalar, yeşil yemler v.s. de ayrıca vazgeçilemez yemlerdir.
 
Hammadde ve tüm bileşenlerinin menşeine kadar geriye dönük olarak izlenebilir olması başta olmak üzere, rasyon ( diyet ) hazırlama, üretim, sunum ve amaç olarak (“Yem” deyip geçtiğimiz) bu ürün “Gıda” değil de nedir? Üzerinde bilen bilmeyen herkesin bir yorum yaptığını bir kez daha ifade etmek istediğim hayvansal ürünler ve özellikle de kendi tükettiğimiz “gıda” ları sorgularken biraz o işin uzmanlarının neler yaptığını ve ne söylediğini de dinlemenin zamanıdır kanımca.
Bir konuyu da ekleyelim. Yukarıda yazdıklarımız “Endüstriyel Tarım” koşullarındaki uygulamalardır. Farklı üretim yöntemleri üzerine de konuşuruz. Biraz neoliberal düzenin dayatmalarını da sorgulamak adına, farklı bir pencereden “GDO” ile ilgili düşüncelerimi bir sonraki yazıya sakladım.
 
Sağlıklı günler dilerim.

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan apelasyon.com sorumlu tutulamaz.

Taylan Şenol - 27.01.2014 11:53
Süt ve Besi hayvancılığında Doğal yemlerle beslemeden doğal gıda üretmemizin mümkün olamayacağını bakalım toplum sağlığına ürün sunan insanlarımız ne zaman anlayacaklar .