Başka Olur Kelebeğin Sevdası

Dağcılık yaptığım yıllardan sevdiğim dağdır “DEDEGÖL DAĞI”. 3-4 kez zirve yapmıştım Eğirdir Turizm Tanıtma ve Doğa Sporları Derneği Kulübü ETUDOSD’un şenlikleri kapsamında o dağa. İçimde hep o dağla bir kez daha  buluşma sevdası vardı. Temmuz ayı sonlarına doğru Isparta’dan bir arkadaşımın kelebek sitesine yüklediği, "Çok Gözlü İfikarmon" (Polyommatus iphicarmon) yani “Dedegöl Mavisi” kelebeğini görünce içimdeki sevda birden bire depreşti. Denizli’den kelebeğe 2 yıl önce başlamış olan bir arkadaşımı aradım. Dedegöl Mavisi kelebeğini duyar duymaz hemen “Gelirim abi!” demesi üzerine, sadece o dağda bulunan ve endemik bir tür olan kelebeğin fotoğrafını  çekmek için programın ilk temeli atılmış oldu. Tabii dağ koskoca bir dağ. Neresinde aramak gerekiyor kelebeği bilmiyoruz. Ben Isparta'da bulunan ve fotoğrafçılıktan tanıdığım bir arkadaşımı aradım. Çok mutlu oldu, heyecanlandı. Zira kelebek fotoğrafı çekmeye başlayalı 4-5 ay olmuştu. Bu tür onda da yokmuş. Benim aldığım enformasyonlar ve Isparta’daki arkadaşımın o kelebeği çeken doktor arkadaşından aldığı bilgiler doğrultusunda Dedegöl Mavisi'nin arazisine gidecektik. 

14 Ağustos 2015 Cuma günü, saat 16.30 treniyle Denizli'ye gittim. Saat 22.30 gibi Denizli’ye vardım. Çalıştığım kurumun misafirhanesine yerleştim. Trende yiyecek olmadığı için hemen şehre inip bir şeyler yemem ve olduğunca erken yatmam gerekiyordu. Zira sabah 04.30'da Denizli’deki arkadaşım beni arabasıyla alacak ve Isparta’ya doğru yola çıkacaktık. Niye bu kadar erken derseniz; arazide ne kadar erken olursak kelebeğin fotoğrafını çekmek o kadar kolay olacaktı.
 
Kelebeklerin kanatları,  sabah saatlerinde akşamın çiğinden ıslak, kanları da soğuk olduğu için kolay kolay uçamazlar. Bu nedenle en güzel kelebek fotoğrafları erken saatlerde çekilir. 

Erkenden yola çıkmamıza rağmen, Isparta’daki arkadaşımızın nöbetten saat 08.00'de çıkması yüzünden, araziye ulaşmamız saat 09.30'u bulmuştu. Yine de havanın kapalı olması ve havanın biraz da soğuk olması bizim için büyük şans olmuş ve kelebeği görüp fotoğraflamıştık. Hepimizde büyük bir sevinç, büyük bir mutluluk vardı. Nedeni de bu kelebeğin fotoğrafının çok ama çok az kişide bulunmasıydı. Bu kişilerden birisi de biz olmuştuk. Bu kelebekten başka, daha önce fotoğraflarını başka arazilerde çektiğim 25 farklı türü daha görüp fotoğraflamıştım.  Arazi verimliydi.
     
Hele ki, Antalya Serik’ten gelen ve kıl çadırda Dedegöl Dağı'nın eteğinde yaz aylarını geçiren bir göçer ailenin odun ateşinde yaptığı çayın tadı unutulmazdı. Ancak, saat 14.30 gibi çaylarımızı yudumlarken yağmur atıştırmaya, gök gürlemeye başlayınca bizim de Dedegöl Dağı'ndan ayrılmamızın gerektiği gerçeği ortaya çıktı. Dönüşe geçtiğimiz sırada Ispartalı arkadaşımıza arazi tarifi veren doktor arkadaşı telefon etti. Kendisi aslen kuş fotoğrafçısı olan bu arkadaşımız da 1,5-2 yıldır kelebek çekiyormuş. Nerede olduğumuzu öğrenip bize katılmak istediğini söyledi. Aslında cumartesi günü Dedegöl Dağı'nda, pazar günü de Tota Dağı'nda arazi yapmayı planlıyorduk. Ama yağmur planımızı bozmuştu.  Yarım günü boş geçirmek yerine, Dedegöl Dağı'nın karşısında yaklaşık 1,5 – 2 saatlik mesafede olan Tota Dağı'na gitme kararı aldık. Yolda doktor arkadaşımız da arazi aracıyla bize katıldı. İyi ki de katılmış. Bizim binek aracımızla o dağa çıkmamız mümkün değilmiş.   

Doktor arkadaşımızın arazi aracıyla Tota Dağı'nın zirvesine çıktıktan sonra hemen zirvenin eteğinde olan ve bende bulunmayan "Anadolu Çokgözlüsü" (Polyommatus hyacinthus) nü de çektim. Ama Denizli'den gelen arkadaşımızın uzun süredir arayıp, hatta Erzurum’a gidip çekemeden geldiği "Apollo" (Parnassius Apollo) kelebeğini çekince mutluluğunu görecektiniz.
Bu arazide de 13-14 türü fotoğraflayıp hava kararmaya yüz tutunca dönüşe geçtik.  Isparta’ya döndüğümüzde saat 21.30'a geliyordu.

Pazar günü boşa çıkmıştı. Ya dönecektik ya da o bölgede başka bir program yapacaktık. Denizlili arkadaşım, “Abi, Kopya’da kelebek parkı açıldı biliyorsun. Gördün mü orayı?” dedi. Niye sorduğunu hemen anladım. Anlamı şuydu: "ğer sence de uygunsa Konya’ya gidelim mi?"

Bir şartla giderim dedim. Sevincini yüzünden okumak zor olmuyordu. Şartımı ne olursa olsun kabul edecekti. Şartım şuydu: "Konya’nın güneyine düşen bir bölgede Konya’ya 130 km. uzaklıktaki Taşkent İlçesi'ne de gidersek gelirim" dedim. Zira orada  da endemik bir tür olan “Çokgözlü Taşkent Güzelmavisi” (Polyommatus guezelmavi) vardı ve benim hedef türlerimdendi. Ama kelebeği bulma şansımızın çok düşük olduğunu belirttim. Fotoğrafı bir elin parmakları kadar kişide ya vardı ya yoktu. Gözlerinin içi parladı. Ispartalı arkadaşımız “Ben de gelirim bir sakıncası yoksa abi” dedi. Ben de memnun olacağımı söyleyince, pazar programı da yapılmış oldu. İş karnımızı doyurmaya ve istirahate çekilmeye kalmıştı. Arkadaşımız bizi evinde konuk edecekti. Gidip bir lokantada karnımızı doyurduk ve arkadaşımızın evine geldik.  Tabii konu kelebek olunca sohbet koyulaştı. Bizim yatışımız 00.00'ü geçti. Sabah saat 04.00'de kalkıp yola çıkmamız gerekiyordu.  Tam yattığımızda daha önce eşini ve çocuklarını uçakla İstanbul’a göndereceği için pazar günü bizimle olamayacağını söyleyen doktor arkadaşımız telefonla arayarak, kardeşinden rica ettiğini ve havaalanı işini kardeşinin üstlendiğini, bu yüzden pazar günü bizimle olacağını söyledi.  Kelebek tutkusu bu olsa gerek… Konya programını duyunca da çok sevindi.
Sabah saat 04.00'de  Eğirdir - Beyşehir - Hadim üzerinden Taşkent’e yola doğru çıktık. Hadim’e gelmeden yol kenarında durup, uçmakta olan kelebeklere bir bakalım dedik. İyi ki de demişiz. 
20 dk içinde 9-10 türün fotoğrafını çektik. Üstelik çektiğimiz kelebekler içinde hiç birimizde olmayan “Anadolu Zıpzıpı" (Muschampia proteides) da vardı.

O keyifle saat 10.30 gibi Taşkent’e vardık. Osmaniye'de bulunan ve 10 gün önce kelebeği çekmiş olan arkadaşımdan arazinin koordinatlarını aldım ve aramaya koyulduk. Temmuz ayı içinde yaşayan bu nadir türü 20-25 dk aramamıza rağmen karşılaşamadığımız için umutsuzluğa kapılmıştım. Ama bir ümidim vardı. O da havaların uygun gitmemesi nedeniyle bu sene sezonun 15-20 gün kaymış olmasıydı. Arazide bulunan kelebekleri fotoğraflarken ve ne yapacağımızı düşünerek dolaşırken  arkadaşımın "Abi bu muuu?” diye bağırması üzerine yan tarafı 30 metre uçurum olan daracık arazide  nasıl koştuğumu anlatamam.

Evet oydu. Bir birey görmüştük nihayet. Ama saat 11.00 olmuştu. Kelebekler hareketlenmişti. Nitekim bu “güzel” de sürekli uçuyordu. Arkadaşlara “Kimin yakınına konarsa uzaktan da olsa bir kayıt alın” dedim. Tabii şans bana güldü. Benim yakınıma kondu ve ilk kaydı ben aldım. Diğer arkadaşlarımın da kayıt almasından sonra uçtu. Kayıt almıştık ama doğru dürüst bir fotoğrafını çekememiştik. Nasıl olsa görmüştük. Yine gelirdi. Güneş altında zorla nefes aldığımız bir ortamda beklemeyi sürdürdük. Sonunda geldi. Daha sonra ikinci bir birey.  Neşemiz yerine gelmişti. Ardından  3. bireyi de  görmüştük. Yaşlı ve yıpranmış bireyler de olsa bekledik ve fotoğrafladık.  Ama arazide bulunduğumuz saat çekim için uygun saat değildi. Taşkent arazisin de sezonun sonunu yakalamış ve 3 bireyi görmüştük. Çektiğimiz fotoğraflar çok mükemmel olmasa da yine bu güzeli fotoğraflama  şansına sahip olmuştuk.

Artık hedefimize ulaşmıştık. Saat 13.30 gibi Taşkent’ten Konya’ya doğru yola çıktık. Bu seferki hedef Konya Kelebek Parkı'ydı. Büyük uğraşlar sonunda kelebek parkını bulduk.  Büyük uğraşlar diyorum. Zira ne bir internet sitesi var, ne bir yol tarifi var, ne bir yönlendirme tabelası var, ne de halktan bilen var.

İçinde 4 tür görebildiğimiz tropik parktan, ilk durağımız Isparta’ya doğru saat 16.00 da yola çıktık. Tabii ki zamandan kazanmak adına parkın karşısında bulunan bir büfeden yaptırdığımız sandviçleri arabada yiyerek.

Önce Isparta’da 2 arkadaşımızı bıraktık. Yoğun yağmur altında geçen bir yolculuk sonunda Denizli’ye saat 23.00'de geldik. Ben 23.30 arabasına bilet buldum ve İzmir’e indiğimde saat 03.15 idi. 03.30 sevisine bindim ve saat 04.00'te evdeydim.  Sabah saat 08.30 da da işyerimde…

Yaptığım kilometre mi?  İki gün içinde 2500...

Başka olur kelebeğin sevdası!
 
Görseller:
Yazara aittir.
 

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan apelasyon.com sorumlu tutulamaz.