Ağaç Ruhu

"Ağaçların ruhu mu olur?" der gibisiniz.
 
En basitinden düşünmeye başlayalım. Mesela mevsimleri karşılarken ya da onlarla vedalaşırken zihninizdeki ilk yansımalar neler? İlkbaharın gelmesi ağaçların çiçeklerle süslenmesi, sonbaharın gelmesi hüzün, ağaçlardan yere dökülen kuruyan yapraklar... Ömrümün ilkbaharı, yazı, kışı veya sonbaharı demez miyiz çoğu zaman? Bizim ruhlarımızda derin izler bırakan aslında dönem dönem bizlerin hayatını anlatan ağaçlar... Hatta uğruna kitaplar yazılan, türküler bestelenen ve atalarımızın gözlerinin değdiği havasını soluduğu ağaçlar… Ruhu olmayan bir şey bize bunları hissettirebilir mi?
 
İşin mecazi boyutunun yanı sıra, gerçek anlamda ağaçların da ruhunun olduğuna inanılan ve ilk inanç sistemi olarak bilinen bir sistem var ve Animizm (canlıcılık) olarak adlandırılıyor. İngiliz antropolog Edward B. Taylor’a göre ilkel dinler animizim ve ruhlara inançtan ibarettir. Animizmde doğadaki tüm varlıklar arasında bir ilişki ve bu ilişkiden doğan bir bütünlük söz konusudur ve ruh beden ölümünden sonra yaşamaya devam ederek ve en aşağı dereceden tanrıya kadar giden bir hiyerarşik yapı meydana getirmektedir. Bu inanca göre sadece ağaçların değil doğadaki bütün varlıkların ruhu olduğuna inanılıyor. Kısaca animizm; ölenlerin ebediyen dünyadan ayrılmadıkları, bunların ruhlarının ağaçları veya diğer nesneleri dolaştığı ve böylece tüm doğanın canlı olarak algılandığı bir sistemdir.

Şamanizm ve Totemizm’de ise ağaçların ruhu olduğuna inanılmaz ancak inanç sistemlerinde önemli bir yer tutmaktadır. Totemizm kısaca; insanla hayvan ya da bitki gibi doğal nesneler arasında bir akrabalık ilişkisi ya da gizemli bir bağ bulunduğu inancına dayanan düşünce ve davranış sistemidir. Genel olarak, totem hayvan ya da bitkiyle topluluk üyesi arasında bir akrabalık ilişkisi kurulur ve bu ilişki mitolojiyle de desteklenerek kuşaktan kuşağa aktarılır. Türklerin kurt neslinden ve kayın ağacından geldiği inancı buna bir örnek olarak verilebilir. Şamanizm’de ise kutsal olduğuna inanılan beş unsurdan biridir ağaç.
 
                                                           
 
Tabiat kültleri içerisinde de en önemlilerinden biri orman ve ağaç kültüdür. Ağaç, yerin dibine dalan kökleri, göğe doğru dik bir biçimde yükselen gövdesi ve gökyüzüne dağılan dal, budak ve yapraklarıyla ayrıca mevsimden mevsime kendini yenilemesi ve daha pek çok özelliğiyle de eski çağlardan beri insanların dikkatini çekmiştir. Bununla birlikte ağaç, daima hayatın ve ebediliğin timsali olarak benimsenmiştir [1].  İslamiyet öncesi Türk tabiat kültleri içerisinde ağaç kültü çok önemli bir yer tutmaktadır. Türk mitolojisinde hem ana hem de ata rolünü üstlenen ağaçlarla ilgili anlatılara rastlanmaktadır. Örneğin, Oğuz Kağan’ın Dağ, Deniz ve Gök adlı oğulları bir ağaç kovuğunda bulduğu ikinci karısından olmadır. Türk mitolojisinde boy ve aile ağacı, evi ve aileyi koruyan ağaç ruhu inanışlarına da rastlanmaktadır [2].
 
İş seyahatlerim sayesinde gitmek fırsatı bulduğum yüzü aşkın köyde tanıma fırsatı bulduğum ulu ağaçları, bize gözleri ışıldayarak anlatan ulu yürekli dedeler, neneler… Onlar anlatırken bile tarihin o tozlu sayfalarından neler neler çıkıyor; bir de düşünsenize o ağaçların gerçekten de bir ruhu olduğunu ve yaşadıklarını anlatabildiklerini…

Çoğumuz oturmuştur bir ulu ağacının altında saatlerce. Kim bilir bizim gibi kaç kişiye sunmuştu gölgesini. Yıllar geçince belki de bizlerin çocuklarına açacak kucağını o ulu ağacı… Anlat onlara ulu ağaç belki onlar gölgende barış içinde yaşamayı öğrenirler sayende.
 
Kaynaklar:
  1. Eliade, Mircea. 1975. Myths, Dreams and Mysteries: The Encounter Between Contemporary Faiths
  2. 2. and Archaic Realities. Harper & Row: New York.Ögel, B.,1984. İslamiyet'ten önce Türk Kültür Tarihi I, Ankara.
  3. http://bit.ly/20fXsNp
  4. http://bit.ly/1KKw4LU
  5. http://bit.ly/1M14QTg
Görseller:
Yazara aittir.

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan apelasyon.com sorumlu tutulamaz.