Sürdürülebilirlik Kavramı Üzerine

Doğadaki canlılar üzerine yapılan araştırmalarda boyutu, üreme koşulları, yaşadığı yer dikkate alınmalıdır. Her canlı birbirinden az ya da çok farklı özelliklere sahip. Her bir canlının beslenme, üreme, büyüklük renk gibi birçok özelliği birbirinden farklıdır. Yaşamın çeşitlenerek sürmesini sağlayan, canlıların değişen koşullar karşısında uyum (adaptation) ve verili koşullarda öğrenme becerilerini geliştirebilen canlıların varlıklarını sürdürebilmesidir. Hiçbir yırtıcı, avlanma sırasında başarısız olduğu canlının üreme başarısı göstereceğini düşünmez. Av olmaktan kurtulabilen başarılı canlılar üreyebileceğinden av olan tür için avlanmaktan kurtulan birey değerlidir. Ama aynı zamanda avlanma konusunda en başarılı yırtıcılar da üreme şansına sahip olmaktadır. O halde, her nesil hem avcı hem av için daha zorlu bir mücadelenin yaşanmasına neden olacak demektir.
Yaşamın ortaya çıkışından bugüne kadar dünyada var olan her canlı yaşama tutunmak için stratejiler geliştirdi. Bazı stratejiler genetik aktarımla gelen başarılarla taşınırken, bazı stratejiler yaşam deneyimi olarak ebeveynler tarafından yavrularına öğretilerek mükemmel hale getirildi. Tüm bu stratejilerin temeli canlının yaşamını ve soyunu ‘sürdürmesi’ ile ilişkilidir. ‘Sürdürülebilirlik’ kavramı doğada varlığını sürdürmeye çalışan hiçbir canlı ile ilişkilendirilemez. Çünkü doğada yaşayan canlılar türlerini sürdürmek için doğayı değiştirip, dönüştürmeye çabalamaz. Tüm anlatılanlar sadece doğaya uyum sağlama çabalarını ifade etmektedir.
 
Sürdürülebilirlik Kavramı
 
Worldometers isimli web sitesine göre şu anki dünya nüfusu yedi milyar üç yüz bin ve sürekli yükselmeye devam ediyor. Bu site istatistiki verilerine göre insan nüfusu yıllık 70 milyon civarında artmaktadır. Bu artış miktarı bile doğada yaşayan pek çok memeli türünün toplam popülasyonundan fazla.[1]
Modern insan yaşamını ve soyunu sürdürmek için ‘doğa’ karşısında bir savaşıma gerek duymaz. Üstelik bu modern toplumda kurum ve kurallarla güvence altına alınmaya çalışılır. İnsan artık kendini doğanın bir parçası olarak görmeyecek bir noktaya getirilmeye çalışılmaktadır. İnsanların yarattığı yeni toplumsal motivasyon insanlar açısından olumlu görünse de dünyayı yaşanabilir bir yer haline getiren ekosistemler açısından aynı şeyi söylemek mümkün değil.
 
Buna karşın insan nüfusu için de herşey sorunsuz değil. Kısıtlı doğal kaynaklar artan nüfusun tüketimi için yetersiz kalmaktadır. Modern insan doğada yaşan Pigme, Buşman benzeri kabilelerin bireylerinden hem daha iri, hem daha uzun yaşıyor. Daha kötüsü tüketim kültürü ve yaşam biçimi açısından da doğadaki insan gruplarına göre çok daha fazla tüketiyor.  Bu da dünyadaki kaynakların hızla tükenmesine neden oluyor. Kaynaklar tükendikçe dünyanın el değmemiş doğa parçaları yeni kaynak arayışına kurban ediliyor. İnsan içinde bulunduğu çıkmazı anladıkça sürdürülebilirlik (sustainability) gibi yeni kavramlara sarılıyor.
 
Doğadaki sürdürme, tamamen verili koşullara uyumla ilgili olduğundan bizim ‘sürdürülebilirlik’ kavramımızla oldukça farklıdır. İnsan, tarımsal faaliyetlerle birlikte doğayı değiştirmeye başladığından artık yaşamını ve soyunu sürdürme konusundaki başarısının önemi giderek azalmaya başlamıştır. Dolayısı ile başarının şartları da doğadan çok yaşadığı toplumsal koşullara uyumla ilgili hale gelmiştir. Hatta ebeveynin toplumsal statüsü ve gücü sayesinde ‘başarı’ kaçınılmaz olabilir.
Sürdürülebilirlik kavramı insanın bu yeni durumundan kaynaklanır. Zira doğadan uzaklaşan insan kendinden de uzaklaşmış durumda. Ancak sürdürülebilirlik kavramı aslında çatışmalı bir alan.  Çünkü sürdürülebilirlik yalnızca doğa ve çevre ile ilişkili değildir. Aynı zamanda toplumsal ve ekonomik yönleri dikkate alınmadıkça bir faaliyetin sürdürülebilirliğinden bahsetmek söz konusu olamaz. Yani toplumsal olarak kabul görmeyen ve ekonomik açıdan doyurucu olmayan bir faaliyetin sürdürülmesi beklenemez.
 
Sürdürülemezlik Hali
 
Toplumsal koşullar ve ekonomik gelişme sonucu başarı giderek ‘sentetik’ bir hale geliyor. Başkalarının çabaları ile başarılı olmak da pekâlâ mümkün. Ebeveynin başarısı, sermaye sahipliği, özel ilişkiler, vb. başarının oluşmasında bireysel özelliklerin önüne geçmiş durumda. Bu durum seleksiyonu önlediğinden belki de insanlığın sonu insanın kendini bu derece güvence altına alma çabasından kaynaklanacaktır.  
 
İnsan ne kadar kabul etmek istemese de doğanın bir parçasıdır. Doğal dengede ortaya çıkan sorunlar insan yaşamını da doğrudan etkilemektedir. Doğada oluşan her boşluk mutlaka dolar. Doğal dengeyi değiştiren durumun sağladığı olanaklar çerçevesinde oluşan boşluğu dolduran canlılar genelde insan sağlığı ve yaşamı açısından zararlı canlılar olacaktır.
 
Doğayı tahrip eden ekonomik faaliyetler toplumsal sorunlara dahi çözüm olmaktan uzaktır. Çevresel sorunlara çözüm olması ise beklenemez. İnsanoğlu sürdürülebilirlik konusunda ciddi adımlar atmakta, belki de gecikmektedir. Modern insan yaşam biçimi, üretim ve tüketim konularında fedakârlık göstermekten uzak görünmektedir. Nüfus planlaması da unutulan konular arasına girmiş durumdadır.
 
Talep olduğu sürece işletmelerin sadece ekonomi ve büyüme üzerinden hareket etmesi kaçınılmaz görünmektedir. Hiçbir şirketin rekabet ortamında çevre duyarlılığını umursanması beklenmemelidir. Hatta pek çok şirketin sebep olabilecekleri felaketleri bilerek yağmur ormanları, kuzey kutbu bölgesi gibi alanlarda faaliyetler yürüttükleri ve ancak tüketici tepkisi gelirlerine yansıdığında geri adım attıkları unutulmamalıdır.
 
Bu karamsar tabloyu ‘sürüdürülemezlik’ hali olarak ifade etmek, sorunun çözümüne katkı sağlamayacaktır.  En azından olan biteni açıklamak açısından yararlı olacaktır diye düşünüyorum. Radikal Gazetesi'nin ekinde yayınlanan bir makalemin son paragrafıyla bitireyim yazımı; 
 
‘Artık ülkesiz şirketlerin bizim için yarattığı ideolojik bir matrix'teyiz belki de. Yaşamımızın ne kadarı gerçeklere dayanıyor ki? Tenden sıyrılmış maskelerden geriye ne kalıyor bedenlerimize ait?’[2]
 
Kaynaklar:
  1. [1] Worldometers (http://bit.ly/1RNqC3M)
  2. [2] PEKER, M.U., 2005. Yönetilemeyen Şirketler, Radikal 2
Görseller:
  1. http://bit.ly/1UeVN5N
  2. http://bit.ly/1OqtlJK
  3. http://bit.ly/1R5oSkD
  4. http://bit.ly/1Zz9EYb

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan apelasyon.com sorumlu tutulamaz.