Yeni bir Gastronomi Başkenti: İZMİR

10-12 Aralık 2015  tarihinde Izmir’de  düzenlenen 1. Uluslararası Gastronomi Turizmi Kongresi ardından…
 
Travel Turkey ile eş zamanlı olarak ilk defa Izmir’de gerçekleştirilen bu kongre, bulunduğumuz coğrafyanın iklimi, toprağı ve kültürünün harmanlandığı, gastronomisi ile ortaya çıkan vizyonunu;  sunumlar, oturumlar ve etkinliklerle gerçekleşti. Dünyanın önde gelen gastronomi ve turizm uzmanlarıyla eğitimcileri bir araya getirerek İzmir Ekonomi Universitesi Mutfak Sanatları ve Yönetimi Bölümü öğrencilerinin  ve diğer katılımcıların, gerek  yöresel  gerek  füzyon ikramlarıyla  ortaya çıkan lezzetlerin sunulduğu kongre kentimizin gururu oldu.
Dünya Gurme Şehirler Birliği, DELICE (Reseau Delice, Network of good food cities of the world)  yaşam kültürünün gastronomi ile  ilişkisini ve bu ilişkinin bölge turizminin kalkınmasına olan etkisinin tartışıldığı ve kentleri  bu çerçevede buluşturan, birleştiren, mutfak kültürlerinin tarihi ve geleneksel yapısını  yaratıcı ve sanatsal yaklaşımlarla etkinliklere dönüştürerek katma değer yaratan organizasyonların paylaşıldığı bir kulüp. 2007 yılında Lyon’da kurulan bu organizasyona İzmir, 2015 yılında İEU Mutfak Sanatları ve Yönetimi Koordinatörü ve Dünya Gurme Şehirler İzmir Temsilcisi Sırma Güven ve ekibinin büyük emek ve katkılarıyla üye oldu. Birliğe  yeni katılan bir kent  olarak  hiç zaman kaybetmeden  İEU Mutfak Sanatları ve Yönetimi Bölümü, Izmir Büyükşehir Belediyesi, IZFAŞ, CVB ve TURSAB ile gerçekleştirilen bu kongreye diğer katılımcı kent başkanlarından Lyon, Lizbon, Brüksel tarafından  yapılan sunumlarla  kendi kentlerinde yaptıkları etkinlik sunumlarıyla Izmir’in  vizyonuna  değer kattı.

“Gastronomi,  şehirlerin gelişimi ve doğru stratejilerin geliştirilmesinde Delice deneyimleri” isimli oturumda paylaştıkları  etkinliklerde Lizbon örneği oldukça çarpıcıydı. 

“Lisboa eat & love it”

Diğer oturum konusu olan “Best Practices in İzmir”, yani İzmir’deki en iyi uygulamalar örneğinde Bahar Akıncı’nın sunduğu “City of Izmir“ isimli projeyle instagram ile Izmir tanıtımı, Serkan Saysen’in Izmir Gourme Guide anlatımı ile Izmir gastronomi tanıtım filmi, Can Ortabaş’ın sunduğu Izmir Bağ Yolu Projesi, Bilge Bengisu Öğunlü’nün sunduğu “Doğal Sofra – Urla” projesi ve Urla Beldiye Başkanı Sibel Uyar’ın  sunduğu “Urla’da Sürdürülebilir Gıda “  ile Urla Yarımada’sında sürdürülebilir mutfak - gastronomi kültürü ile gerek “Ot Toplama Festivali”, gerekse “Urla Enginar Festivali” ile toprağımıza, tarihimize, geleneklerimize ve yöremize ait olan ürünleri markalaştırma ve tanıtma yönündeki çalışmaları anlatıldı.
 
Bu kongreden elde edilen en önemli sonuçlardan biri; Izmir mutfak kültürünün gastronomi ile olan ilişkisiyle birlikte yaşatılabilmesi ve aktarılabilmesi, bölge turizmine olan katkısı için gerekli olan malzemelerin yani gıdanın hammadesinin tek kaynağı olan toprağımızın kıymeti, bizlere sunduğu paha biçilmez bio çeşitlilikten oluşan lezzetleri ile gelecek nesillere aktarılabilmesidir. 
 
Tarih, kültürü; mutfak, insanları ve toprak da üzerinde yaşayanları besler. Tatlı sohbetler, sıcak ve keyifli saatler samimi bir ortamda  güzel lezzetlerle donatılmış bir sofranın etrafında başlar. Eğer bu lezzetler yerel ve yöresel ise, o coğrafyanın iklim ve toprağının kombinasyonu yani teruarından beslenmiş ise, ayrıca bu birleştirici öğeler içinde kültürün ve geçmişin izlerini de taşıyorsa, nesilden nesile aktarılan hikayeleri varsa bizler de hala bu keyfi tadarak yaşamlarımıza devam  ediyorsak ve bunu başkalarıyla da paylaşmak istiyorsak, gastronomi turizmi bizlere coğrafyamızı değerleri ile birlikte anlatmak, yaşatmak  için güzel bir fırsat veriyor. Bu nedenle Izmir, son yıllarda Türkiye’nin en çok göç alan küçük beldelerine sahip olmasıyla dikkatleri üzerine çekiyor. Rahat, huzurlu, sağlıklı ve lezzetlerle dolu bir  yaşam hemen hemen herkesin hayali. Ancak bu noktada dikkat edilmesi gereken, yaşamlarımızı düzenlerken temelde  toprağın korunması gerektiğidir.

Mutfak, gıdanın hammaddesi olan bütün ürünlerin sanat ile buluştuğu, sınırsız yaratıcılığı içinde barındıran heyecanlı ve keyifli bir mekandır. Eğer toprak, bir gün üstünde sadece bir avuç görülebilecek hale gelirse o zaman gıdamızı nereden ve nasıl tedarik edeceğimizi düşünmemiz gerekir. Gastronomi kültürümüzü, tarihimizi olduğu gibi hatta üzerine arkeolojik zenginliğimizi de ilave ederek korunmalı ve bu farkındalığı mümkün olduğu kadar yaymalıyız.
 
Yeni yılda  toprak ananın bizlere mutluluk ve heyecan verici  lezzetleri her daim sunabilmesi dileğiyle…
 
Görseller:
  1. Apelasyon
  2. http://bit.ly/1OwDACx
  3. Yazara aittir
  4. http://bit.ly/1OWRkRm

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan apelasyon.com sorumlu tutulamaz.