Teknoloji Yolculuğumuz Nereye Gidiyor?

“Sanayi Devrimi” ya da diğer adı ile “Endüstri Devrimi” nedir ve bu devrimin ne kadar farkındayız? Ne zaman, neden, nasıl başladı? Kaç tane? Peki neden böyle bir başlık altında Apelasyon E-Dergimiz'e yazmak istedim? İşte bu ayki makalemin içeriği bu soruları bilgim ve uzmanlık alanım dahilinde cevaplayıp, yorumlar getirerek konumuz ve başlığımızın en başta tarımla, yaşamla, üretim ve servis sektörlerine etkisinin neler olduğunu siz okuyucularıma muhabbet kıvamında anlatmak.
 
Herkes her zaman tek bir sanayi devriminden bahseder. Oysa ki sanayi devrimi sanıldığı ya da varsayıldığı gibi sadece bir dönemi kapsamaz tam aksine ucu buçağı olmayan sonsuz bir süreçtir. 
 
Evet , Avrupa'da 18. ve 19. yüzyıllarda yeni buluşların üretime olan etkisi ve buhar gücüyle çalışan makinelerin makineleşmiş endüstriyi doğurması, bu gelişmelerin de Avrupa'daki sermaye birikimini arttırması 1. Sanayi Devrimi’dir. Devrimin temeli ise mekanikçi bakış açısı ile “Su ve su buharına dayalı mekanik üretim” olarak adlandırılabilir.
1. Sanayi Devrimi ve Neden Böyle Bir Devrim Olmuştur?
 
Avrupa'nın nüfusu 16. yüzyıldan başlayarak hızla arttı. Tarımdaki gelişmeler bu sektördeki işçilik ihtiyacını azaltarak bu nüfusun kentlere göç etmesine neden oldu. Böylece kentlerde sanayi için işgücü oluştu. Yaşam düzeyi yükseldi. Eskiden lüks sayılan şeker, kahve, çay gibi mallar artık orta sınıf ve alt sınıflar için doğal bir gereksinim olmaya başladı. Bu da dolaylı olarak tüketim malı talebini arttırdı. Yani şu anda Çin’de yaşanan durumun aynısı. Özellikle İngiliz ve İspanyol sömürgeciler çoğunlukla Orta Amerika’dan olmak üzere Avrupa'ya tonlarca altın taşımıştır. Bütün bunlar 16. ve 17. yüzyıllarda, sanayi devrimine götüren süreçleri desteklemiştir.
Hindistan'da 23 Haziran 1753 tarihinde, İngilizler Fransız birliklerini savaş alanında yenmiş, Babür İmparatorları'nın devasa hazinesine el koymuşlardır. Bu hazinenin İngiltere'ye taşınmasıyla ülke ekonomisinde ortaya çıkan para ve finans olanakları ile aynı dönemde icat edilen, dokuma ve buhar makineleriyle ilgili tüm teknik buluşların 1758-1791 tarihleri arasında gerçekleşmesi sanayi devriminin birinci oluşum sebebidir.
 
Avrupa’nın sömürgesi ülkeleri sömürgeler oluşturmuş ve buradan getirdikleri malları sanayide kullanmaya başlamışlardır. Bu hammaddeleri işleyerek ürettikleri malları tekrar sömürgelere satıp daha da zenginleşmişlerdir. Paranın artması ile bankacılık ve sigortacılık sektörleri de paralel olarak gelişmiştir. Böylelikle de küçük burjuvazi gelişmiş ve orta sınıfın zenginleşmesi bir itici kuvvet olmuştur. Orta sınıfın zenginleşmesine paralel olarak kapital birikimi oluşmaya başlamıştır. Böylece yeni yatırım alanları aranmaya başlanmıştır. İşte tam bu dönemde taşıma ve teknolojide meydana gelen gelişmeler tüm sürece hızlandırıcı bir etki yaptı. Tabii bu dönemde unutulmaması gereken bir husus ta Protestan Reformudur; "Bugün çok çalışıp yarını düşünmek" öğretisi önemli bir değer olarak tüm Avrupa halklarının gelecek planlarını oluşturmuştur.
 
İşte yukarıda belirtmiş olduğum gelişmelerin olduğu bir dönemde sanayi devrimi, ilk olarak Birleşik Krallık'ta ortaya çıkmış, ardından Batı Avrupa, Kuzey Amerika ve Japonya'ya sıçramış ve kısa bir sürede bütün dünyaya yayılmıştır.
 
Peki sanayi devriminin neden ilk İngiltere'de başlamıştır diye soracak olursak, öncelikle o dönemin İngiltere’si nasıldır sorusuna cevap getirmemiz gerekmekte.
O dönemde İngiltere'de uzun süredir var olan bir anayasal monarşi düzeni vardır. Ve bu düzenin temelinde mülkiyet hakkının ve bireysel hak ve özgürlüklerin korunması öne çıkar. Bu arada 18. yüzyıl İngiltere'si zaten dünyanın mali merkezi konumundadır. Borsa ve bankacılık sektörleri diğer ülkelere göre oldukça ilerlemiş bir durumdadır. Dönemin İngiliz Parlamentosu kapitalizm ilkeleri doğrultusunda kendi iç piyasasında özgür rekabeti önleyecek tüm engelleri yasalarla kaldırmıştır. Ayrıca İngiltere, o dönemde sanayi için gerekli en temel hammaddeler olan kömür ve demir yönünden zengin kaynaklara sahiptir. Tabii ki bir de İngiltere, dünyanın en büyük sömürge imparatorluğudur. Bu da İngiltere’ye  hammadde kaynakları ve üretilmiş mallar için geniş bir pazar sağlamaktadır. Güçlü İngiliz Donanması ve güçlü ticaret filoları, taşımacılığı kolaylaştırmıştır. Bu dönemde İngiltere’de en gelişmiş sektör dokumacılıktı ve İngiltere  Avrupa'da zaten Rönesans döneminden beri dokumacılık sanayisinde başı çekiyordu. İngiltere’nin en büyük avantajı ise bir ada ülkesi olmasıdır. Bundan dolayı Avrupa’daki derebeylik mücadelesi, savaşlar, mezhep kavgaları gibi olaylardan her zaman için uzak kalmıştır. Bu da gelişimin başlatılması için itici bir güç olmuştur.
 
Peki Ya Sanayi Devrimi Sırasında Endüstri ve İşçiler Nasıl Bir Durumda İdi?
 
Öncelikle o dönemde ilk üretim yerleri şimdilerde merdiven altı üretim diye tabir edebileceğimiz evlerdi. Fabrika sistemi ile üretim, talep artışı doğrultusunda bir gereksinme olarak ortaya çıktı. Ancak büyük makineler ev üretimi için uygun değillerdi. Bu nedenle evler yerine işçilerin makinelerin bulunduğu büyük binalara giderek çalışma sistemi, başka deyişle fabrika sistemi süreç içinde kendiliğinden oluştu. Fabrika sistemi hızlı üretim gibi olumlu sonuçlarının yanı sıra sosyal açıdan olumsuz birtakım sonuçlar da doğurdu. Erkek işçiler yanında, hatta onların yerine (daha ucuza çalıştıkları için) çocuk ve kadınlar çalıştırılmaya başlandı. 20 saate kadar varan iş saatleri küçük çocuk ve kadınlar için eziyet verici idi. Buna rağmen ücretler yetersizdi ve işçilerin de kalifiye olması artık o kadar önemli değildi. Makineler tek düze, basit, mekanik hareketler yapabilen herkesle çalışabiliyordu. Kalifiye işçilerin normal ücretle iş bulması nerede ise imkansızdı.
- 1793 yılında İskoç James Watt buharla çalışan makinayı buldu ve süreç bu buluş ile başlamış oldu.
- 1807 yılında Amerikalı Robert Fulton bu buharlı makinayı gemilerde kullanılabilir hale getirdi.
- 1812’de buhar makinası lokomotiflere uyarlandı.
- 1834’de biçerdöver icat edildi.
- 1844’ de Amerikalı Samuel Morse ilk ticari amaçlı telgrafı,
- 1876’da da Alexander Graham Bell telefonu buldu.
 
Aynı dönemde Almanlar tarım teknolojisinde ilerlemeler kaydetti ve pancardan şeker üretimini buldular.

- 1870’ten sonra ise konserve yiyecek imalatı hızlandı.
- 1830-1860 yılları arasında geliştirilen yöntemler ile kömür üretimi arttı ve bu da demir çelik sektörünü hızlandırdı.
 
1850 yıllarına kadar sadece İngiltere’nin tekelinde kalan sanayi devrimi bu tarihten sonra tüm Avrupa ve Amerika’ya hızla yayıldı. Bu yayılma halen gelişmekte olan ülkelerde devam etmektedir. Peki ya sonra ne oldu? Hepimiz buraya kadar bahsetmiş olduğum konuları ve gelişmeleri biliyoruz. Ama aslında sanayi devrimi burada bitmedi ve aslında şu anda 4. Sanayi Devrimini yaşamaktayız. Yani süreç devam ediyor. Nasıl mı?

2. Sanayi Devrimi
 
Birinci sanayi devriminde su ve su buharı ile çalışan makinanın icadı başlangıç tarihi olmuştu. Bu süreçte kalifiye işçi gereksinimi de çok önemli değildi. Çünkü daha az maliyetli kalifiye olmayan, uzun çalışma saatlerine ses çıkaramayan, tarım toplumundan kentlere yeni göç etmiş çocuk ve kadın işçilerle üretim kolay ve ucuz olmaktaydı.
 
İşte bu süreç 1888-1896 yılları arasında Nicola Tesla ilk indüksiyon motorunun patentini alıncaya kadar devam etti. Elektrik motorlarının icadı ile 1. Sanayi Devrimi yerini 2. Sanayi Devrimine bıraktı. Artık üretim süreçleri daha da hızlanmış ve bu motorların bakımı ve ürün transferleri için kalifiye işçi daha önemli bir hale gelmişti. Dünya bu süreçte bir fabrika olma yolunda hızla ilerlemekteydi.
3. Sanayi Devrimi
 
3. Sanayi Devrimi aslında 2.’si ile hemen hemen aynı dönemlerde başladı. Bu dönem elektronik devrelerin bulunması ile başlayıp IT kontrol sistemlerinin icadına kadar yani günümüze çok yakın geçmişe kadar sürdü. Ancak bu dönemin özel bir durumu vardı. Bu da çoklu icatlar dönemi olmasıydı. Bu döneme emeği geçen bilim adamlarını kısaca aklımızdan geçirecek olursak; William Gilbert, Newton, von Guericke, Coulomb, Franklin, Galvani, Volta, Oersted, Ampere, Faraday, Ohm, Henry, Weber, Morse, Maxwell, Bell, Edison, Herz, Roentgen, Marconi ilk akla gelenler olacaktır. Ancak elektronik dönemin başlangıcı olarak Thomas Edison’un ampülü bulmasını kabul edebiliriz.
 
Elektronik hemen hemen her sahaya girdiğinden tek kişinin bütün elektronik konularını bilmesine imkan yoktur. Bu yüzden elektronik de kollara ayrılmıştır. Mesela; endüstriyel elektronik, dijital elektronik, haberleşme elektroniği, mikro dalga, tıp elektroniği, nükleer elektronik gibi. Bunlar da kendi içinde herbiri ayrı bir ihtisas konusu olan yüzlerce dala ayrılır. Elektronik sahasına; radyo,telsiz, telefon, radar, televizyon, çeşitli sistem kontrolleri, bilgisayarlar, ölçü ve test cihazları, tıbbi ve daha birçok cihazlar girer.
 
İşte bu çoklu icatlar dönemine damga vuran kişi 1938 yılında ilk bilgisayarı yapan Alman Mühendis Konrad Ernst Zuse ile 147 yılında Bell Laboratuvarlarında transistörü bulan William Shockley, John Bardeen ve Walter Brattain’ dir.
 
Daha sonra ve önemlisi ise internetin bulunması ile ilgili Vinton Cerf adında, 1970’li yıllarda üniversiteyi yeni bitirmiş, yirmili yaşlarının sonunda bir matematik mühendisinden bahsetmek gerek. Vinton Cerf, 1970’lerde genç bir matematik mühendisi iken kulakları duymayan karısı dünya ile daha rahat iletişim kurabilsin diye interneti icat etmiştir. Cerf interneti geliştiren bilim adamları arasındaydı. Ancak o daha önemli bir şey yaptı ve interneti karısının da  kullanabileceği bugünkü haline getirdi. Eğer bunu yapmamış olsaydı internet denilen uçsuz bucaksız dünyada kimse istediği bilgiye ulaşamazdı. Cerf bugün, “Karım artık üniversitede okuyan oğlumuzla bile internet yoluyla konuşabiliyor. Kim bilir belki de interneti karımı mutlu edebilmek için icat etmişimdir” diyerek alçakgönüllülüğünü de elden bırakmıyor.

İşte bu buluşlardan sonra gerçek anlamda 3. Sanayi Devrimi başlıyor. Tüm üretim makinaları elektronik devrelerden komut almaya başlıyor ve akıllanıyor. IT sistemler ile de kontrol ve veritabanı oluşturma konusunda zirve yapıyor.
4. Sanayi Devrimi
 
Şimdi kimileriniz bugün 3. Sanayi Devriminin yaşanmakta olduğunu ve henüz 4.’sü için bir icat veya gelişme olmadığını düşünebilir. Oysa ki 4. var ve başlayalı çok uzun zaman oldu. “Siber Fiziksel Üretim Sistemlerine Dayalı Sanayi Devrimi”. 1950’li yıllarda başlayan veri depolama teknolojisi gelişerek evrimini (Cloud Computing) Bulut Bilişim olarak devam ettirdi. Kısaca Cloud “düşük yönetim çabası veya servis sağlayıcı etkileşimi ile, hızlı alınıp salıverilebilen ayarlanabilir bilişim kaynaklarının paylaşılır havuzuna, istendiğinde ve uygun bir şekilde ağ erişimi sağlayan bir modeldir” diyebiliriz.
 
Bu teknoloji 3. Sanayi Devrimi ve elektronik gelişim ile mekanik anlamda zirve noktasına yaklaşan endüstrimizi siber fiziksel bir boyuta yani elektronik ile gelinen noktanın ötesinde daha iyi kontrol edilebilen ve sonuçları hakkında veriler toplanabilen bir noktaya taşıyor. Hem de bunu uzaktan da yapabiliyor.
 
Bu realitede tüm üretim, bakım ve sevkiyat proseslerinin uzak veya yakın bir noktadan tam kontrol altında yönetimi demek. Diğer bir anlamda insan gücü artık gerekliliğini yitirmeye başlıyor. Ne zaman, ne kadar, ne kalitede üretim yapabileceği belli olan, ne zaman kaç paralık bakım gereksinimi olan ve lineer hareket sistemleri ile tam otomatik ve insansız çalışan fabrikalardan bahsediyorum. Üstelik siber güvenlik yönetimi de kendinde olan işletmelerden.
 
Gelişim devam edecek. Umarım yazılarımızı yazabilen bir teknoloji kısa bir zamanda geliştirilmez…
Görseller:
  1. http://bit.ly/1ReWmdd
  2. http://bit.ly/1Sc2IyD
  3. http://bit.ly/1QfIJwq
  4. http://bit.ly/21vxkkM
  5. http://bit.ly/1RzB5h0
  6. Yazara aittir.
  7. Yazara aittir.

 

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan apelasyon.com sorumlu tutulamaz.