Osman Öz Apelasyon Sohbeti

Bu ayki konuğumuz kendine has karizması, dik duruşu, bilgi birikimi ve ayrıntılara iyi hükmedebilen yapısı ile ülkemizde de dünyada da Kuru Üzüm Sektöründe en önemli noktalarda bulunan Sayın Osman ÖZ.

Ege İhracatçı Birlikleri Kuru Meyve ve Mamulleri Başkanlığı'nı layıkıyla yaparak görevi sayın Birol CELEP’e devrettikten sonra Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığı (http://www.egebirlik.org.tr/), Kuru Meyve Tanıtım Grubu Başkanlığı (http://www.turkish-driedfruits.com), Kuru Meyve İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu Başkanlığını ve INC Mütevelli Heyetinde Türkiye’yi temsil etme görevlerini yürütmektedir.

Osman Öz, üzerindeki birçok sorumluluğunun da bilincinde olarak samimi ve yol gösterici cevapları ve sektöre damga vuracak açıklamaları ile bizlerle.
 
1. Üzümün ana vatanı diyebileceğimiz topraklarda yaşıyoruz. Sizce üzümümüzü doğru ve yeterli bir şekilde değerlendirebiliyor muyuz?

Değerlendirdiğimizi pek düşünmüyorum. Zaten şu şekilde bakmak lazım; diyelim ortalama 300 bin ton üretimimiz var fakat alkolü bir kenara bırakırsak tüketimimiz 30 bin ton, yani ancak %10'unu tüketebiliyoruz, önce kendi içimizde bunu değerlendiremiyoruz. Burada tüketicileri bilinçlendirip tüketimini daha geniş tabana yaymak çok önemli. Örneğin, geleceğimiz olan çocuklarımıza şekerli ürünler vermektense kuru üzüm yedirmemiz hem onların sağlığı hem de alışkanlık açısından önemli. Bu üretici bir ülke yönünden bakınca değerlendirme şekli, ihracat kısmına bakınca da dünyada kaliteli üretim konusunda iyi yerdeyiz. Genelde kalite problemlerimiz olmuyor. Fakat üretimin büyük bir kısmı katma değer ilavesi yapılmadan 12,5 kg'lık karton kutularda dökme olarak tabir edilen bir şekilde yapılıyor ve öyle gönderiliyor yurt dışına. Gönül ister ki üzüm ülkemizden kutularda değil “kek”in içinde yurt dışına gönderilsin veya üzümden yapılan yeni ürünler yaratıp katma değeri arttırılmış bir şekilde ülkemizden yurt dışına gönderilsin. Bu nedenlerle de hem içeride hem dışarıda yeteri kadar değerlendiremiyoruz.

2. Son yapılan çekirdeksiz Kuru Üzüm Üretici Ülkeler Konferansı'nda 2015 yılında özellikle iklimsel koşulların da etkisi ile dünya üretiminin %10'luk bir gerileme yaşayacağı ve 2016/2017 sezonuna devir olacak kuru üzüm miktarında %20'lik bir düşüş beklendiği belirtilmiştir. Siz de bu konferansta Başkan Yardımcısı seçildiniz ülkemiz adına gurur verici bir durum, bu nedenle sizi tebrik ederiz. Bu gelişmeler sonucu sektör nasıl bir pozisyon almalı ve nasıl bir politika izlemelidir?
 
Konferansın iyi tarafı dünyanın her yerinden bütün üretici temsilcileri bir araya geliyor ve bu kişiler çok samimi bir şekilde bilgilerini paylaşıyorlar. Geçen üretim yılında özellikle de iklimsel etkilerin etkisiyle meydana gelen don ve dolu zararlarından sonra rekoltemiz bir önceki yıla göre %40'lık bir gerilemeyle 196 bin ton civarlarına düştü. Bu düşüşle dünya üretimindeki etkimizi hemen gördük, bizdeki üretim azlığından dolayı dünya üretiminde %8'lik bir düşüş yaşandı. Diğer ülkelerdeki artışlar olmasaydı bu oran %10'lar civarında olacaktı. Devir eden stoklarda da bir düşüş oldu. Burada pozisyonun nasıl alınacağı firmalarla ilgili, ülke bazında yapılabilecek bir şey yok. Piyasaları takip edip ona göre firmaların pozisyon alması gerekiyor. Her an farklı gelişmeler meydana geliyor. Rekolte azlığından üzüm fiyatlarının yükselmesi beklenirken tam tersi olarak fiyatlar düştü.

3. Son yapılan Çekirdeksiz Kuru Üzüm Üretici Ülkeler Konferansı'nda bu yıl için ABD’nin 291 bin ton, Türkiye’nin 196 Bin ton ve 140 bin tonluk üretimle de İran ve Hindistan’ın geldiği bu toplantıda belirtilmiştir. Bu çerçevede sizce ihracatımız ne seviyelerde olur?

İhracatımızın geçen yıla göre çok aşağıda olacağı rekoltemizden belli. Biz devir olarak 45 bin ton civarında bir devir olacağını düşünmüştük. Herhalde o seviyelerdedir. Üretimle birlikte toplamda sektörde yaklaşık 240 bin ton civarında üzüm olacağını düşünebiliriz. Bunu ne kadarı piyasaya gelir bilemiyorum. 210 bin tonu piyasaya gelse bunun da bir kısmı iç piyasaya, bir kısmı alkole gider. Dolayısı ile ihracatımızın düşeceği kaçınılmaz. Aslında rakam vermek ne kadar doğru olur bilmiyorum ancak bana göre 170-180 bin ton civarında bir ihracat olabilir diye düşünüyorum. Bekleyip göreceğiz.

4. 2014/2015 sezonu rekor veriler ile geride kaldı. Geçen yılki rekor ihracat verileri sonrası bu yılki düşük üretim tahminleri ve Amerika’nın yüksek üretim rakamları bizde ne gibi bir etki yapar?

Bu yıl Amerika bizden bir miktar pazar alabilir, ancak bunun çok büyük olacağını sanmıyorum. Bu yıl aslında farklı bir durum oluştu. Yurt dışı alıcıları bir önceki yıl üzüm fiyatlarının çok düşük olmasından dolayı ihtiyaçlarını normal şartlarda ağustos sonuna kadar yani 2015 ağustosuna kadar alan kişiler, 2015 aralığına hatta 2016 mart ayına kadar kontrat yaptılar. Bunda 2014 mahsulünden bahsediyorum. Dolayısı ile bundan kaynaklanan bir talep azlığı var. Firmalar ihtiyaçlarının bir kısmını daha önceden bu şekilde kapattılar, fiyatlar çok düşük yani 1400-1500 Dolar seviyelerinde olduğu için. Bütün bu nedenlerle bizim ihracatımızda bunlardan bir nebze olsun etkilenecek. Bu Amerika’dan değil bizlerden, yani ürünü ucuz satmamızdan dolayı olacak.

5. Yıllardır İzmir Ticaret Borsası Koordinatörlüğü'nde yürütülen Çekirdeksiz Kuru Üzüm Rekolte Tahmin Heyetinde Ege İhracatçı Birlikleri de yer almakta.  Bu tahminlerdeki başarı oranınız sizce nedir, tahminler gerçeği ne kadar yansıtmaktadır?

Son beş yıl hatta belki de daha fazla süredir, rekolte tahminleri çok başarılı bir şekilde yapılıyor. Ben bunu her ortamda da söylüyorum. Rekolte tahminine çıkan arkadaşlarımıza hem teşekkür ediyorum hem de onları tebrik ediyorum. Gerçekten yaptıkları iş çok zor çünkü, eldeki veriler ve özellikle bağ sahalarının verileri ne kadar doğru belli olmadığı için. Teknolojinin bu kadar ilerlediği bir dönemde bu verilerin yani toplam bağ alanları da dahil olmak üzere tüm ürünlerde üretim alanlarının belirlenmemesi aslında ülkemiz için bir kayıp.
 
6. Bazı ürünlerde ilk ihracat tarihi belirleniyor, örneğin kuru incir. Kuru üzümde de böyle bir ilk ihracat tarihi belirlemeye gerek var mı sizce?

Böyle bir şeye ihtiyaç yok. İncirdeki bu tarih belirleme nedeni daha farklı, incirde erken hasadı önlemek dolayısı ile aflatoksin oluşumunun önüne geçmek için yapılan bir olay, diğer yaş meyvelerde yapılıyor örneğin mandarinde asit seviyesi düştükten sonra kesim yapmak gerekiyor gibi. Ama üzümde böyle bir şeye ihtiyaç yok.

7. “Alivre Satış” diye tabir edilen satış şeklinin kuru üzüm piyasasına etkileri nedir?

Piyasaya etkisi bence çok fazla yok. İhracatçılarda artık eskisi kadar alivre satış yapmıyor. Son birkaç yıldır fiyatlar bir hayli inip çıkıyor. Alivre satış artık yerini uzun dönemli kontratlara bıraktı. Artık alıcıların büyük bir kısmı yıllık bazda kontrat yapıyorlar. Sizin de malınızı depolama imkanınız varsa bu alivre olmaktan çıkıyor.

8. Kuru üzüm üretim bölgesindeki “jeotermal kuyuların” üzüm sektörüne etkisi, bölgeye etkisi sizce nedir?

Bence lokal bir olay. Alaşehir’de lokal bir bölgede oldu. Üzüm üretim alanı çok büyük. Sektöre önemli bir etkisinin olacağını sanmıyorum. Burada kuru üzüm konuşuyoruz ama aynı sektör olduğu için kuru incirden bahsedersek, jeotermal kuyuların kuru incire etkisinin çok büyük olduğu söyleniyor. Özellikle önemli bir üretim bölgesi olan Germencik’te önemli zarar verdiğini duyuyoruz. Tedbirlerin alınması gerekli olduğunu düşünüyoruz.
 
9. Çin krizinin ve Rusya ambargosunun kuru üzüm üzerindeki etkisini bize kısaca anlatabilir misiniz? Alternatif pazar olanakları hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Çin, Rusya veya Brezilya bizim büyük kuru üzüm alıcılarımız değil. Kuru meyve sektörünü çok etkileyeceğe benzemiyor. Rusya ambargosu yaş meyve sebze üzerine. Kuru meyve sanayide kullanılıyor. Sanayici de kendi yöntemleri ile ambargo sorununu halleder gibi düşünüyorum. Şu ana kadar kuru üzüm sektörüne bir etkisi olmadı.

10. Kuru üzüm ihracatında alıcı ülkelerin beklentileri ve reaksiyonları ne yönde? Bu konuda standart sağlamak için neler yapılabilir?

Alıcılar en önemli beklentilerini İngilizce şu şekilde tanımlıyorlar; “from farm to fork” yani çiftlikten çatala (sofraya) kadar izlenebilirlik istiyorlar. Şu anda kuru üzüm sektörünün en önemli ve öncelikli sorunu izlenebilirlik. Bundaki amaç sağlıklı ürün üretmek için çiftçilerle ihracatçıların bir araya gelip beraber yol haritalarını çizmesi. Bunda Tarım Bakanlığı'na büyük rol düşüyor. Bu üçlü saç ayağı bu konuda çalışmalara inşallah 2016'da başlayacağız. Tarım bakanlığı ve ekonomi bakanlığı ile birlikte bir yol haritası belirleyeceğiz. Bu şekilde başlarsak hedeflerimize daha rahat ulaşabiliriz diye düşünüyorum.

11. Sizce dünyadaki Türk Kuru Üzümü müşterisini küstürdük mü?

Bunun böyle olduğunu düşünmüyorum. Müşteri neden küser? RFiyat yüksekti, düştü; düşüktü, yükseldi; bundan mı? Bu her üründe ve her zaman olabilir. Biz müşterilerimizi ancak onların istediği kalitede ürün vermezsek küstürürüz.

12. İran üzümü Türk üzümünün önünü kesebilir mi?

Buna inanmıyorum. Her şey fiyat değil. Tabii ki fiyat odaklı müşteri de var ancak biraz önce de konuştuğumuz gibi kalite, izlenebilirlik ve güvenilirliği önemseyen müşteriler çoğunlukta. Ve dünyadaki ticaretin büyük bir kısmı bu yönde. Tabi fiyat etkilide olabilir ancak bu ki %10-15 seviyelerindedir. Ancak ileride bir gün İran’daki ihracatçıları Türkiye’deki ihracatçıların seviyelerine yükselirse ancak onu bilemiyoruz.

13. Özellikle son dönemlerde ABD’de kuru üzümde müdahil kurumlarla ilgili bazı sıkıntılar gündemde. Örneğin Kaliforniya Üzüm Pazarlama Düzeni ile ilgili Amerikan Yüksek Mahkemesinin verdiği bazı kararlar çok konuşuldu. Artık ABD'de kuru üzüm ile ilgili stok kurumların işleyişi tartışılmaya başlandı. Sizce ülkemizde kuru üzüm ile ilgili bir stok kurumuna ihtiyaç var mı?

Bana göre yok. Biz böyle stok kurumu kurmaya kalktığımız zaman çok değişik yerlerden çok değişik sesler çıkıyor. Bir araya gelinebilseydi, anlaşılsaydı şimdiye kadar yapılırdı zaten. Bizde daha önceleri diyorduk stok kurumu olsun diye. Fakat gördük ki, günümüzde üretici çok daha etkili bir stok kurumu rolü oynuyor. Amerika’daki sistem artık sorgulanmaya başlandı. Demek ki çok da bu modern sisteme uyan bir sistem değil. Bir yerde okudum ABD stok kurumu 2009 yılından kalma ödemelerini yapıyordu. Üreticilerden bir miktar para kesiliyor bu işleri yürütmek için. Bizim üreticimiz 5 yıl gibi bir süre üzümün % 5-10 gibi bir kısmını içerde tutma lüksüne gelemez.

Zaten belli yörelerde buna benzer bir sistemimiz var. İzlenebilirlikle birlikte bu sistem daha etkili olacak. Bu sistem nedir derseniz. Üretici güvendiği firmalara ürününü gelip bırakıyor. Açığa dökmek dediğimiz. Zamanı geldiğinde orda ürününü paraya çeviriyor. Bunu geliştirip daha kuralları belli bir sisteme oturtursak bu stok kurumu kendi içinde oluşmuş olacak.

14. Ege İhracatçı Birlikleri Kuru Meyve Başkanlığını Sayın Birol Celep’e devrettikten sonra Kuru Meyve Tanıtım Grubu Başkanlığı'nı yürütmektesiniz. Ülkemiz iklim koşulları, toprak yapısı ve pek çok üründe gen merkezi olması nedenleri ile çok özel ürünlerin yetişmesine olanak sağlıyor.  Ancak reklam ve pazarlama tekniklerinde çok etkili olamamamız nedeni ile her ürünümüzü olduğu gibi kuru meyvelerimizi de yeterince tanıtıp, reklamını yapıp pazarlayamıyoruz gibi. Siz Kuru Meyve tanıtım Grubu Başkanı olarak özellikle kuru meyvelerimizin dünyadaki tanıtımı, reklamı ve pazarlanmasına yönelik ne gibi çalışmalarınız bulunuyor?

Birol Bey'e Ege İhracatçı Birlikleri Kuru Meyve Başkanlığını devrettim ancak bu sefer Türkiye Kuru Meyve Sektör Kurulu Başkanlığını devraldım. Aynı zamanda da Tanıtım Grubu Başkanlığı bende. Tanıtım Grubu yeni kuruldu, 2 yıllık mazisi var. Hedef ülkeler seçelim dedik. İlk yıl Çin Halk Cumhuriyetini seçtik. Geçtiğimiz yıl 2015 yılı içinde orada değişik etkinliklerimiz oldu. Süpermarketlerde tadım aktiviteleri yaptık. Orada Facebook benzeri bir sosyal paylaşım internet sitesinde hesap açtık. İnternet üzerinde Çince web sayfamız var. Tirajı 1 milyon civarında olan dergilerde köşe yazarlarını ve halk tarafından tanınan 1 milyon ve 500 bin takipçisi olan iki blog yazarını Türkiye’ye getirdik. Onları burada ağırladık. Yöreyi gezdirdik. Hem kuru incir hem kuru üzüm bölgelerini gezdirdik. Yöresel yemeklerimizi ve kuru meyvelli yemeklerimizi tattırdık. İyi intibalarla buradan ayrıldılar. Ve döndüklerinde de köşelerinde bunları ayrıntılı yazdılar. Yine 2016 yılı için Güney Kore yi hedef ülke olarak seçtik. Tanıtım kuruluna yardımcı olacak şirketlerle ilgili teklifler topluyoruz. Ayrıca yılda 5-6 tane önemli fuara katılıyoruz. Çin’deki etkinliğimiz 2016 da da aynı şekilde bir harcama yapmasak ta kısıtlı bir bütçeyle yine devam edecek. 2017 yılını da aslında düşündük o yıl da Hindistan ı hedef ülke olarak alacağız.
 
15. Bu kadar kuru meyve tanıtımı demişken özellikle kuru meyve ile ilgili yaptığı çalışmalarından dolayı Apelasyon E-Dergimizle ilgili de konuşmadan olmaz! Apelasyon E-Dergimiz özellikle konusunda uzman ekibiyle kuru üzüm, kuru incir, zeytin, zeytinyağı, pamuk, kayısı, fındık, kekik gibi ülkemizin önemli ürünleri ile ilgili makaleler yayınlamakta, önemli haberleri paylaşmaktadır. Sizce Apelasyon E-Dergimiz ülkemiz ve bölgemiz kuru meyve sektörü üstüne daha da yardımcı olabilmesi için ne gibi yollar izlemeli. Tanıtım Grubu Başkanı olarak dergimizin tanıtımı ile ilgili bize verebileceğiniz tavsiyeleriniz var mı?

Derginiz güzel bir çalışma. Kısa sürede epey bir ilerledi derginiz. Siz zaten iyi yolda ilerliyorsunuz. Bizler de özellikle izlenebilirlik konusunda desteğinizi isteriz. Bizim haberlerimizden de sayfanızda bahsederseniz seviniriz.

Sayın Osman ÖZ’e samimi ve içten sohbet için çok teşekkür ederiz.
 

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan apelasyon.com sorumlu tutulamaz.

Göksel YILDIRIM - 02.03.2016 21:11
Aydinlatici ve içten bir sohbet olmuş. Zevkle okudum.