Nur, Mügemmel ve Nebalet: Bir Ekşi Maya Hikayesi

Ne zamandır bir rüzgâr var; doğalı yakalamak, doğala dönmek adına. Bu rüzgârın adı EKŞİ MAYA. İnternet ortamında yerlisinden tutun da yabancısına kadar yığınla video, tarif, paylaşım. Bazıları öyle bir anlatıyorlar ki zannedersiniz beyin nakli ameliyatı yapılacak. Ben de bir süre bu rüzgâra kapıldım gittim. Onu oku, bunu izle derken, zorluğu (!!!) karşısında panikledim ve yapmaya bir türlü elim ermedi. Ya yanlış yaparsam korkusu sardı. Oysa bir an önce ekşi mayam olmalıydı ki, Kıynaşık Fırın'cığım öyle boş boş beklemesin. Ekmeklerle dolsun taşsın, etrafı misss kokular sarsın.
 
Önce piyasada çok bilinen bir markanın ekşi mayasını aldım. Bir kaç ekmek denemesini onunla yaptım. Kötü mü oldu? Hayır. Ama benim istediğim bu değildi. Maya olsun ama benim olsun...
 
Sonunda cesaretlendim ve edindiğim bilgiler doğrultusunda, steril cam kavanoz, tahta kaşık, pamuklu ince bir kumaş, tam buğday unu ve pH değerleri tam istenilen düzeyde suyumu hazır ettim. Malzemeleri kavanozun içine koyup karıştırdım.
 
Ne heyecan anlatamam. Yemin ederim gece rüyama girdi. Gördüğüm rüyada, mayalanma olmuyor, ben  balçık gibi bir karışımın içinde boğuluyorum filan... Rüyalar tersine çıkarmış yorumu da koca bir yalanmış. Olmadı işte, karışım fermente olmadı! Üzeri iki parmak su, altı unlu bulamaç. Elbette döktüm doğal olarak. Etrafa yayılan pis koku da cabası. O kokuyu duymamak için nefes alamıyorsunuz. Belki o zaman boğulma ihtimali olabilir, rüyamdaki gibi.
 
Bu ilk deneme beni epey bir hayal kırıklığına uğrattı. ''Demek anlattıkları kadar varmış, bu iş gerçekten zormuş'' dedim. Uzunca bir süre nadasa bırakılmış tarla gibiydim. İkinci bir denemeye elim gitmedi. Ama aklımda fikrimde hep ekşi maya.
 
Bir gün beynimde bir şimşek çaktı. Anadolu'daki kadını düşündüm. Yok steril edilmiş cam kavanoz, yok metal değmeyecek... Geç bunları Müge, geç! İçgüdülerini devreye sok ve stresini defet. Ekşi mayalı ekmek, Anadolu kadınının her an, her şartta yaptığı, ununa kuyudan su çekip kattığı, çoluğunu çocuğunu doyurduğu ekmek.
 
Nedir bu artistik pozlar? Hele bir de o ''sevgini de katacaksın, sevgimi kattım'' lafları yok mu? İnsan sinirden, gerginlikten mutfak dolap kapaklarını tekmelemek isterken, sevgisini nasıl katsın? Ben yaptığım yemeklere duygularımı katıyorum. Öfke patlaması yaşarken de yaptığım yemekler, yiyenin damağında lezzet patlamasına yol açıyor diye düşünüyorum. Ne o öyle, sanki kafanda hare ile dolaşıyormuşsun gibi davranmak her dakika.  Bunları yazdım diye de beni deli bozuk biri sanmayın sakın. Gönlün yazı var, kışı var değil mi?
 
Neyse, ikinci denemeye hazırım. Aldım kavanozu elime (İçini kaynar suyla çalkalamadan edemedim yine). Belli oranlarda ununu, suyunu koydum ve sanki bütün internet ortamı tarifçileriyle inatlaşırcasına metal kaşığı daldırdım içine bir güzel karıştırdım. Ohh... Ben yaptım oldu. Ertesi gün sabah akşam besledim bir güzel. Üçüncü günde sabah akşam besledikten sonra, dördüncü gün tek bir baloncuk görmek umuduyla açtım üzerini. Obaa... Ne tek baloncuğu, tam tamına beş baloncuk var üzerinde. Sevinçten çıldırmış halde ev halkına kavanozun içini göstermeye başladım. Nedense çok anlamsız ve boş boş baktılar bana. Bilemezler tabii neler çektiğimi, o anki ruh halimi. Başarısızlıklarımı kendime saklamayı tercih ederim  genellikle.
 
Artık ''mayam'' diyebilirim. Biz dört kişilik bir aileyiz. Ailemizin beşinci ferdi sevgili köpeğimiz Bart... Eee, bir de mayam oldu şimdi; ailenin altıncısı. O da yaşıyor, canlı, sabah akşam besleniyor. Ona da bir isim vermeliydim. İsim üzerinde çok uzun düşünmedim açıkçası. Mayanın güçlü, tutuğunu koparan, zorluklar karşısında yılmayan, tatlı mı tatlı bir yapısı olmasını istediğime göre vereceğim tek isim “NUR” oldu tabii ki; anacığımın adı. Sadece anneme söylerken biraz zorluk çektim, beni yanlış anlamasından korktum. ''Anne, ekşi mayama senin adını verdim.'' demek pek kolay olmasa gerek. Ama nedenlerini açıklayınca hoşuna gitti doğrusu...
Nur adını verdim vermesine de benim için farklı ruhsal durumlar çıktı ortaya. Beslemeyi unutursam sanki annem aç kalacakmış, annemi ihmal edecekmişim gibi. Elimde kavanoz, bütün evi gezer oldum. Burası esiyor, burası serin, hah burası kuytu. Anlayacağınız ekşi maya insana kafayı yedirtiyor. Hele bir de canınızdan çok sevdiğiniz birinin adını verirseniz ona.
 
Tam hatırlamıyorum ama dokuzuncu ya da onuncu günün akşamı Nur'cuğumun kavanozuna bir işaret koydum. Fermantasyon durumu nasıl, iyi kabarıyor mu? Sabah ne göreyim, Nur coşmuş, aşmış kendini.
Artık ekmek yapabiliriz demek. Urla'da taş değirmen var. Muhteşem unlar yapıyorlar. Koşa koşa değirmene gittim, tam buğday unumu aldım. Uzun süreli ve serin yerde mayalanmak üzere ekmek hamurumu hazırladım.
Kıynaşık Fırın'ımın dumanını tüttürdüm. Ekşi mayalı ekmeklerimi dizdim içine. O kokuyu size nasıl anlatsam bilemem ki... Ekmekler nar gibi kızardılar ve sıcakken bolca tereyağını içlerine almayı hak ettiler. Sonra da bizim midelerimize afiyetle yerleştiler.
Nur'u tam buğday unu ile yapmıştım. Beyaz unla da maya yapmak istediğim için hemen ikinci bir maya oluşturma işlemine başladım. Artık stres yok, panik yok, ohh rahatım. Mayam ikinci günün sonunda baloncuklar çıkarmaya başladı, mükemmel... Oldu bu iş. O da bir isim hak etti bu durumda. Vee ona ”MÜGE”MMEL adını verdim. Ama bu adı herkese söylemeye çekindim, utandım az biraz. Narsist, megaloman kadın diye etiketlenmemek için.
Şimdi bir de “NEBALET”im var. Rahmetli anneanneciğimin adı. Anneannem güçlü, kucaklayıcı, gönlü bol, aydın, tam bir cumhuriyet kadınıydı. Bütün bu özelliklerinin yanında da son derece disiplinli ve otoriter bir insandı. Başladığı işi asla yarım bırakmazdı. Işıklarda uyusun canım benim, çok özledim onu çok. Hayatta olsaydı '' Anneannecim, çavdar ekşi mayamın adı Nebalet '' diyebilir miydim acaba ..?
 
Görseller:
Yazara aittir.
 

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan apelasyon.com sorumlu tutulamaz.

sibel - 05.04.2017 18:25
ben izmir de bornovada oturuyorum
Müge Göksoy - 05.04.2017 16:46
Siz nerede oturuyorsunuz? Urla'daki taş değirmenden alabilirsiniz. Siyez ununu da maya köy.com dan sipariş verebilirsiniz.
sibel durak - 05.04.2017 10:04
Müge hanım sakıncası yoksa unu nereden alabilirim acaba yardımcı olur musunuz yada bugdayı
Müge Göksoy - 04.04.2017 21:43
Sibel hanım merhaba. Yorumunuz için teşekkürler. Ben İzmir - Urla'da yaşıyorum. Kullandığım tam buğday unu, Urla'nın yöresel karakılçık buğdayı. Ve yine Urla'daki taş değirmende öğütülüyor.
sibel durak - 04.04.2017 12:11
merhaba ekmek konusunda çevremde yalnız olduğumu düşünüyordum sizi okuyunca çok memnun oldum size 2 şey danışmak istiyorum evde ekmek yapıyorum ama en sağlıklı unu nereden almalıyım taş değşirmen ve gdo lu olmaayan şimdiden çok teşekkürler
Müge Göksoy - 13.06.2016 17:26
Sayın Eren Güven çok teşekkür ediyorum. Genellikle ev halkı benim o halimi görünce kaçarlar. Dışarıdan bir gözle bakınca komik gerçekten. Ama dediğim gibi ben bütün duygularımı katarak yapıyorum yemeklerimi. Yazma konusuna gelince; Apelasyon beni kabul ettiği, benim de gücümün yettiği sürece yaz mayı düşünüyorum. Sevgiyle kalın.
Müge Göksoy - 13.06.2016 17:09
Teşekkürler Bengü hanım, eksik olmayın. Yüzünüzde ve yüreğinizde gülümsemeye neden olduysam ne mutlu. Hepimizin gülmeye ihtiyacı olduğu şu günlerde hiç bir fırsatı kaçırmamamız gerektiğini düşünenlerdenim.Ekşi maya yapmak gerçekten kolay. İç sesinize kulak verin yeter. Benden de sevgi ve saygılar olsun size...
Eren Güven - 13.06.2016 13:16
Müge Hanım bu yazınızı okurken inanın gülmekten kırıldım. Gözümün önünde film şeridi gibi canlandınız. Elinizde Nebalet'inizin kavanozu dolap kapaklarını tekmelerken düşündüm sizi, çok güldüm. Müge Hanım yazmaya başladığınızdan beri sizi ilgiyle takip ediyorum. Apelasyonu uzun süredir okuyorum ama son sayılarda Müge Hanım yazmış mı diye hemen bakıyorum. Lütfen siz her ay yazın. Maceranıza bizi de ortak ettiğiniz için teşekkürler. Sevgiler.
Bengü Tonay - 12.06.2016 17:00
Gerçekten komiksiniz Müge Hanım, ne güzel anlatmışsınız. Tebrik ve takdir ediyorum, darısı başımıza diyorum. Sevgiyle, afiyetle, şükranla...
Müge Göksoy - 11.06.2016 17:32
Rural PM, çok teşekkür ederim, saygılar.
Müge Göksoy - 11.06.2016 17:30
Müge hanımcığım, adaşım :) Buradaki ve Slow Food'daki yorumlarınız için çok teşekkür ederim. Ekşi maya kabusunu(!) birazcıcık da olsa hafifletebildiysem ve sizlere neşe katabildiysem ne mutlu bana... Benden de sevgiler olsun...
Rural PM - 11.06.2016 14:13
Bravo! Natürel gastronomik innovasyon budur. Diger geleneksel tatlarımızda da uygulanmali. Başarılar, saygılar diliyorum.
Muge Cerman - 11.06.2016 09:42
Değerli ve yetenekli adaşım satırlarını kahkahalar atarak okudum, günüme neşe kattın sağ ol var ol. Tabii ekşi maya konusunda aynı duyguları yaşadığımı da eklemeliyim. Bu güzel tariflerinle bana da cesaret geldi, ilk fırsatta deneyeceğim. Ellerin dert görmesin. Teşekkür ederim, deneyimleyip yazdığın ve bizlerle paylaştığın için. Sevgiyle ve muhabbetle...
Müge Göksoy - 09.06.2016 16:02
Yorumunuz için teşekkür ederim Ayşe hanım. Urla'daki taş değirmenin satış yeri Merkez Camii'nin karşısında. CHP ilçe binasının altında. Saygılar
Ayşe Nur Elmalı - 08.06.2016 14:18
Bir de sizden Urla' da ki taş değirmenin adresini rica ediyorum
Ayşe Nur Elmalı - 08.06.2016 14:08
Tebrik ediyorum, keyifle gülümseyerek okudum maceranızı
Müge Göksoy - 01.06.2016 18:50
Güzel yorumlarınız için çok teşekkür ederim. Sevgiler
Tülay Alpseymen - 01.06.2016 12:57
Harika bir anlatım. Hemen maya yapmak geldi içimden ama sevgiyle yapılanı almak daha çok işime gelecek. Bu nedenle siparişle almayı deneyeceğim. Her ay keyifle bu yazıları okumak istiyorum.
Senar Eriş - 01.06.2016 12:09
Müthiş sin Müge ciğim ekmeklerin kokusu burnuma geldi valla Nur_Mügemmel_Nebalet in yolu açık olsun❤❤
Nur Alpseymen - 01.06.2016 09:22
Müge'm,her yaptığın iş gibi,bu yazın da MÜGEM'MEL olmuş.....