Önceliğimiz Hayattan İyi İnsan Talep Etmek Olmalı

Apelasyon Kampüs öğrencilerimizden Halime Turan'ın hazırladığı makalemiz.
 
“Dünya artık insanların dünyası”

İşte bu söz bugün yaşadığımız dünyayı tüm açıklığıyla gözler önüne seriyor. Dünya yüzyıllar öncesinden bu yana üzerinde birçok bitki, hayvan ve insan barındırdı. Başımızı kaldırıp şöyle bir etrafımıza baktığımızda eskiden uçsuz bucaksız yeşilliklerden, bilinmeyen ilginç türleri olan hayvanlardan ve az olan insanlardan oluşan dünya şimdi, yok olan hayvan türleri, giderek azalan bitkiler ve hırslarıyla dünyayı mafeden milyarlarca insanla birlikte tam bir hayal kırıklığı.

Geçenlerde bir haber okumuştum. Haber manşeti şu: “Bhutan kraliyet ailesinin yeni üyesinin dünyaya gelmesi, kraliyet dağına 108 bin ağaç dikilerek kutlandı.” Haber çok ilgimi çekti. Ayrıntıları sizinle paylaşmak istiyorum. Bhutan kralının bir erkek çocuğu olmuş ve halk bunu kutlamak için gönüllü olarak 108 bin ağaç dikmiş. Halkın inancı budizm ve bu inanca göre ağaç tüm yaşam formlarının kaynağı, besleyicisi… Ağaç sağlık, güzellik, uzun ömür ve hatta şefkati sembolize ediyor bu inanca göre. Bhutan anayasalarında ise ülkenin %60’ı her zaman ormanlık alanla kaplı olmak zorundaymış. 2015 yılında da bu ülke 1 saatte 50 bin ağaç dikimine imza atarak Guiness Rekorlar Kitabı’na girmiş.

Harika değil mi?

İnanın o gün okuduğum en güzel haberdi bu ve beni çok mutlu etti. Yeşil bir doğanın, sizin ihtiyaç duyduğunuz tüm güzellikleri getireceği arzusu bence harika bir duygu. Neye inanırsak inanalım doğayı yaşatmayı unutmayalım. Çünkü hayvanlar da insanlar da doğanın bir parçası. Belki biz olmadan ormanlar, ağaçlar, bitkiler ayakta kalabilir. Fakat ağaçlar olmadan biz beton yığınlarının için nefes almakta bir hayli zorluk çekeriz diye düşünüyorum.

Herkesin biraz da olsa bu arzuya sahip olmaya ihtiyacı var şu günlerde. Ölümler değil de ağaçlar yaşasa mesela dünyada? Sevgi yaşasa? Huzur, dostluk, mutluluk yaşasa? O zaman emin olun biz de dünya da bambaşka olurdu. Önce birey olarak kendi içimizde bu arzuya sahip olmalıyız. Çünkü bireylerin bir araya gelmesiyle aile, toplum, ülkeler oluşmaz mı?

Farkında olmalıyız. Etrafımızda kalan güzelliklerin, sevginin, saygının, mutluluğun, bir tek gülümsemenin bile farkında olmalıyız.

Ülke olarak en büyük problemimiz, bizim kişiden bireye geçememiş olmamız. Kendi kararlarını verebilen bir birey yaratamamış olmamız. Ülkede her gün bir kayıp yaşanırken yapılan kötülüklere gözlerimizi kapatıp yürümeye devam ediyor olmamız.
 
Evet, kötümser konuşuyorum. Çünkü yaşadığımız yeri “BİZ” egolarımızla, çıkarlarımızla bu hale getirdik. Bizim önceliğimiz, hayattan iyi insan talep etmek olmalı ve bu talebimizi arza dönüştürebilmeliyiz. Bilinçli bir toplum olmalıyız. Bunun için ise özgür bireyler yetiştirmeliyiz. Analitik düşünen ve pratik davranan bireyler... Burada büyüklere çok iş düşüyor. Hani, “Bizim yaşımız geçti, gençler çabalayıp mücadele edecek artık.” diyorlar ya, hayır! Siz de bizim mücadele etmemiz için bizi doğru yetiştireceksiniz, yetiştirmeye devam edeceksiniz. Bir öğretmen eğitim verdiği öğrencilerini okuyan, doğruyu birçok perspektiften araştırarak edinen bireyler olarak yetiştirebilmeli. Avukatlık bürolarında, hastanelerde, vb. birçok meslek alanında staj yapan bireyleri, tüm çalışanlar ve patronlar iş hayatında işini seven, insanlığa yardım etmeyi ilke edinmiş insanlar olarak yetiştirebilmeli. Ve tabii anne ve babalara burada büyük bir sorumluluk düşüyor. Onların yetiştirdiği çocuklar bu dünyada onların en büyük eserleri... Bu yüzden çocuklarına dürüstlüğü, özgür bir birey olma bilincini vererek yetiştirebilmeliler.
Yani bizim en önemli işimiz insan yetiştirmek olmalı. Bunun için özgür bir birey yetiştirin.
‘’Fikri Hür, Vicdanı Hür’’ olsun.
 
Görseller:
  1. http://bit.ly/1qX4HMc
  2. http://bit.ly/1U7uKYW
 

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan apelasyon.com sorumlu tutulamaz.