Sağlıkta Otların Mucizesi

Bitkilerin kimyasını acılardan öğrendim.  Evli iki kız kardeşimden biri 26 yaşında kanserden, diğeri 44 yaşında kalp krizinden yaşamdan erken ayrıldılar. Ardından babam 2006 yılında kanser oldu. Eniştemin devam eden bir kanser vakası vardı. Babam ve eniştem için sonuç alabileceğim bir şeyler yapmalıydım. Kanser ile sadece hekimlerin savaşması yeterli olmuyor/olamıyordu. Bu savaşa aklımızla ve bitkilerle biz de girmeliydik. Öyle de yaptık... Kansere ilişkin bitki kullanılarak yapılan hayvan ve laboratuvar deneylerinin (in vivo/vitro) pek çoğunu, nütrisyon ve kanser tedavilerinde gelişmeler konusundaki bulguları inceledim. Bu araştırmalardan yola çıkarak toksik olmayan doğal bitkilerden sinerjik etkili çoban çayları ve salatalar formüle ettik.  Bugün, babam ve eniştem kanser yönü ile oldukça sağlıklılar. Hikayemizi öğrenmek isterseniz www.otevi.com sizi bekler.
 
Pek çoğumuzun biraz küçümsediği otların/yeşilliklerin kimsallarını ve sağlığımıza etkilerini birlikte değerendirerek, öne çıkanların bazılarını yazdım. 
 
Türkçe  Adı: Nane
Latince Adı: Mentha x piperita subsp.

Nane, çok eski bir kültür bitkisidir. İnsanlar naneyi yakın çevrelerine dikmeyi alışkanlık haline getirmişlerdir. Evlerinin bahçelerinde ve saksılarında yetiştirmektedir. Çiçeklenmeden önce sık sık biçilmeleri sonucu yeni sürgünlerini hızla oluştururlar. Bahçede ve el altındaki naneler kızartma, çorba, cacık, salata ve birçok yemekte; iştah açıcı, çeşni ve lezzet verici olarak kullanılmaktadır.

Nane mutfak kullanımının dışında bugün halk ilacı olarak kullanımdadır. Nanenin önemi; antiseptik, anaztezik, serinletici, ferahlatıcı, yatıştırıcı, gaz söktürücü bulantı kesici özelliklerinin olmasıdır. Nane, çay gibi kaynatıldığında hıçkırığı keser, ishale karşı da etkilidir. Nane birçok ilaçların yapımında, şekercilik, diş macunu, çiklet, sabun, parfümeri sanayinde ham madde olarak kullanılır. Naneyi bu kadar kullanıma açık yapan nanenin iyi kimyasal özellikler taşıması ve güzel bir aromasının olmasıdır.

Nanenin ilginç bir özelliği yapısında bol miktarlarda “selenium” bulundurmasıdır. “Selenium” iyi bir antikanser ve etkili bir antioksidandır. “Selenium”, E vitamini ile birlikte kullanılması durumunda daha etkili olduğunu gösteren çalışmalar vardır. Bu etkileşimi sağlamak için nane ve havucun birlikte salatalarda kullanılması daha uygun olacaktır.

Nane araştırma bombardımanına tutulan bitkilerden birisidir.  Nanenin antikanser ve antitümör özelliklerini gösteren iyi çalışmalar mevcuttur. Nane bitkisinde 30'un üzerinde antioksidan bulunmaktadır. Nanede yüksek oranda bulunan antioksidanların bazıları ‘alanine’, ‘dimethyl-sulfoxide’, ‘isomenthone’, ‘riboflavin’ ve ‘rosmarinin-acid’ sayılabilir. Nanede antitümör olarak görev yapan kimyasalların özelliği farklı türdeki kanserlerde de etkili olmasıdır. Hücreleri mutasyonlardan koruyan ‘o-cresol’ ve  ‘p-cresol’ kimyasallarını yapraklarında bulunduran nadir bitki nanedir.

Türkçe Adı: Fesleğen, Reyhan
Latince Adı:  Ocimum basilicum

Fesleğen açık yeşilden koyu maviye kadar değişen renkte ve 150’den fazla alt türlere sahip bir bitkidir. Arkadaşımın annesinin 14 yaşında Girit’ten geldiğini öğrendiğim gün sohbetimizin ana konusu yemek oldu. Otlar ve salataya ilişkin çok şey anlattı. İyi bir salatanın en önemli unsurunun tazelik olduğunu söyledi. Annesi, çok taze yeşiliklere  ‘canı içinde olan yeşillik’ dedi durdu. Pazarlarda ot ve yeşillikler alırken arkadaşımın annesinin sözü aklıma gelir ‘canı içinde olan yeşillik’ ararım çoğu zaman.

Son yıllarda fesleğende bulunan uçucu yağların sağlıkta kulanımına yönelik çok fazla sayıda araştırma yapılmıştır. Bu araştırmalarda fesleğenin taşıdığı antioksidan, antiviral, antimirobiyal özelliği ve antikanser potansiyeli bugün daha iyi bilinmektedir.  Fesleğende kırkın üzerinde kimyasal madde antioksidan, yirmibeşin üzerinde kimyasal madde antitümör aktiviteye sahiptir. Kanserden korunmada bizlere destek verecek özellikteki kimyasallar yönüyle de fesleğen donanımlıdır. Bu özellikte 50'nin üzerinde doğal madde bulunur. Fesleğenin yapısında yer alan önemli maddelerden ‘alanin’ ve ‘eugenol’ antioksidan olduğu kadar kanserden korunmada etkili kimyasallardır. ‘Citral’ antioksidan olmakla birlikte kolon, karaciğer ve cilt kanserlerinde etkili bu kimyasal fesleğende bol miktarlarda bulunmaktadır. Fesleğenin yapısında yer alan ‘caffeic-acid’, antikanser, antitümör olma özelliğinin yanında mutasyonları ve cilt kanserini engeleme görevini iyi yapan sevdiğimiz bir kimyasaldır.

Beta-sitosterol’ kimyasalların yıldızıdır; nedeni ise vücutta çok sayıda aktivitenin içinde iyi yönde yer almasıdır. Bu kimyasal; alıç, adaçayı, çörekotu ve fesleğende yüksek oranlarda bulunmaktadır. Akciğer, meme ve rahim kanseri yaşamış veya yaşamakta olanlara bu kimyasal iyi yönde yardımcı olur. Özellikle bu üç kanseri yaşamış ve yaşamakta olanların az miktarlarda alıç, adaçayı ve fesleğenden bir karışım çayı demlemeleri kimyasal içerik olarak daha uygun gözükmektedir. Bu kimyasal, antitümör olduğu kadar antioksidan ve antimutasyon özelliklere de sahiptir. Fesleğenin ilginç bir özelliği de bu kimyasalı kök, yaprak, çiçek, tohum ve gövdesinde taşıyor olmasıdır. Aslında pek çok bitki farklı aksamında, farklı kimyasallar taşır.

Özellikle yazın taze fesleğenleri gördüğümde bolca alırım. Salataya kullanılacak miktarlarda küçük demetler halinde buzdolabına yerleştiririm. Salataları güçlendiren ve salataya özel tatlar ekleyen bu yeşilliği mutlaka listenize alın kullanın derim.
 
Türkçe Adı: Radika
Latince Adı: Taraxacum officinale
 
Bu bitkinin tadını ve salatasını halamın, bir Giritli ailesine (Alaşehir) gelin gitmesiyle öğrendim. Radikanın kimyasını ise babamın ve eniştemin kanserle tanışmasından sonra öğrendim. Doğal radikaları baharda toplamak için haftasonları çok kez yolara düşerim. Bir yerel pazarlarda bu bitki ile karşılaşırsanız, salatanıza şifa niyetine eklemeniz için almanızı öneririm.

Radika, Akdeniz ülkelerindeki doğal sağlık ve mutfak portalarında en çok söz edilen otlardan birisidir. Radika kimyasal yapısına bakıldığında bu bitkinin birincilik tacını fazlasıyla hak eden bir yeşillik olduğu görülmektedir. Radika aranan bir bitki olması nedeniyle, bazı üreticiler bu bitkiyi her mevsim yetiştirmeye ve taze olarak pazara sunmaya başlamışlardır.
 
Bağışıklık sistemini üst düzeye çıkaran etkili bitkilerden birisi olan radikayı özellikle salatanızda olmasında yarar var. Bu bitkiyi ilkbahar aylarında pek çok semt pazarlarında bulmanız olasıdır. Radika ayrıca antioksidan olarak görev yapan otuza yalın kimyasal sahip iyi bir salata oyuncusudur.
 
Türkçe Adı: Kişniş, Aşotu
Latince Adı: Coriandrum sativum
 
Kişniş gaz söktürücü, kramp çözücü, ishali önleyici, iştah açıcı, hafif terletici, mideyi kuvvetlendirici ve hazmettirici özellikleriyle Hipokrat, Roma ve Yunan hekimler tarafından kullanılmış. Kişniş bugün çok farklı kültürlerin mutfağında da kullanılmaktadır.

Kişniş, kimyasına hayran kaldığım çok yararlı etkileri olan dikkat çekici bitkilerden birisidir. Sağlığını seven kişilerin kişnişi bir şekilde beslenmesine eklemesini öneriyorum. Özellikle şehirlerde ve ana ulaşım yollarına yakın yaşayan kişilerin almış olduğu ağır metallerin etkisini azaltmada kişniş kadar etkili başka bir doğal praperat yoktur. Ağır metaller hücre bozulmalarına ve buna bağlı kanser oluşumlarına yol açabilmektedirler.

Kişnişin kimyasına bakıldığında beslenmeye yönelik hataları tolere etmede, ağır metalli havaları teneffüs ettimiz dönemlerde hücre hasarlarını onarmada yetenekli bir bitki ve baharat olarak görmekteyim. Kişniş benim nezlimde bu özelliklerden dolayı seçkin doğal bir tamircidir. Büyük şehirlerde ve otobanlara yakın oturan kişilerin beslenmesine kişnişi özellikle koymalarını istiyorum. Kişniş olumsuz çevre ve hava koşullarının doğal aspirinidir.

Kişniş antioksidan aktivite gücünü  (IC50) yönüyle üst sıralarda yer alan bitkiler içindedir.  Bitkinin bu özelliği farklı kanser türlerine karşı iyi bir kalkandır.

Kişnişin yapısında kalkan olmasını sağlayan dört etkili asit özelliğinde antioksidan bulunmaktadır. Bu asitler ‘chlorogenic-acid’,  ‘protocatechulic-acid’, ‘vanillic-acid’, ‘p-hydroxy-benzoic-acid’dir.

Türkçe Adı: Semizotu
Latince Adı: Portulaca oleracea
 
Semizotunun ilginç ve etkili bir yapısı vardır. Beni kimyasal yapısı ve özellikleri şaşırtmıştır. Etkili antioksidanlar arasında sayılan ‘beta-carotene’ havuç ile anılmasına karşılık bu etkili maddeyi semizotu yüksek oranda içerir. Semizotu ‘ascorbic-acid’, ‘linolenic-acid’ ve ‘alpha-linolenic-acid’ asit üçlüsünü yüksek oranlarda içerir. Bu asitlerden ‘alpha-linolenic-acid’ metastazı engellemek için çalışan güçlü bir asittir. Bu kimyasalı almanın en kolay yolu semizotunu cacık veya salata formunda almaktır. Kanseri yaşamış ve yaşamakta olanlara metastazı engellemede iyi yardımcılardan birisinin de semizotu olduğu gözüküyor.

 
Semizotu yapısında amino asit, omega-3, omega-6 ve omega-9 yağ asitlerini bulundurması ile sağlığımıza üst düzeyde koruma sağlayan bir bitkidir. Semizotunda omega-3 yağ asidi olarak ‘alpha-linolenic-acid’, omega-6 yağ asidi olarak ‘linoleic-acid’, omega-9 yağ asitleri olarak ‘malic-acid’ ve ‘oleic-acid’ bulunur. Semizotu üç farklı omega yağ asitini yaprağında taşıyan nadir ve özellikli bir bitkidir. Kanseri yaşamış veya yaşamakta olanlara semizotu iyi yardımcı olur.

Hipokrat’ın “Yedikleriniz ilacınız olsun” sözüne en uygun bulduğum bitkilerin başında semizotu yer alır. Semizotunun her bir yaprağında bir dünya vardır. Bu bitkiyi yoğurtlu, çiğ salata veya cacık olarak 3–4 dakikalık bir zaman diliminde hazırlamak olasıdır. Salata yemek masasına görsel bir katkı sayladığı kadar, seçtiğimiz taze bitkilerle de etkili bir karışıma dönüştürmeliyiz. Semizotu salata karışımına girdiği zaman, küçük yeşil yaprakları ile salatayı güzel kimyasallarla doldurur. Semizotunu çok sevmenizi öneriyorum, etkili kimyasallarını tamamına yakınını yaprağında toplamıştır. Bir yaprağı bu kadar güzel kimyasalların oluşturduğu, bu özellikte ikinci bir bitkiyi bulmak zordur.

Türkçe Adı: Isırgan
Latince Adı: Urtica dioica
 
Isırgan çocukluğumda ilk tanıştığım otlardan birisidir diyebilirim. İlkbaharda annem ısırganın taze uç filizlerini toplar, çökelek, soğan ve pul biberle bir karışım hazırlardı. Bu karışımı mayalı hamur yufkasını içine koyup, kor bir sacın üzerinde pişirirdi. O ısırganlı sac böreği ve yanında güzel bir ayran hala tercihimdir.

 
Bitkinin “ısırma” veya “yakma” olarak tabir edilen özelliği büyükçe ve geliştikçe artmaktadır. Isırganın deriyi ısırması geçmiş dönemlerde ünlü hekimlerin dikkatini çekmiş ve ısırgan bu özelliği nedeniyle sağlık alanında yaygın olarak kullanılmıştır.

Isırganın yapısında antitümör özellikli çok kimyasal bulunmasına karşılık bunların miktarları diğer bitkilerin sahip olduğu antitümör kimyasallardan daha düşüktür. Vücudunda tanısı konmuş kanser ve tümör bulunanlara ısırganı birinci bitki olarak önermiyorum. Isırganına ilişkin yapılan bilimsel çalışmalar ve ısırganın kimyasal özelliği birlikte değerlendirildiğinde, ısırganın esas etkinliği geniş bir etki alanına sahip, immün sistemi koruma özellikleri ile dikkati çeken bir bitki olarak görülmelidir. 

Isırganında yapısında antioksidan olarak görev yapan kırka yakın doğal kimyasal bulunmaktadır. Özellikle uç sürgünleri daha taze ve lezzetlidir. Anadolu’da her koşulda çok kolaylıkla ulaşılabilen bu otun tüm özellklerinden yararlanabilmek için taze bitki salata, yemek, çorba ve börek içi olarak hazırlanıp tüketilebileceği gibi kurutulma işlemiyle çay olarakta tüketilebilir.

Türkçe Adı: Rezene
Latince Adı: Foeniculum vulgare
 
Tarihi kayıtlar Romalıların, eski Mısır ve eski Mezopotamya halkının rezenin etkinliği iyi bildiklerini ve kullandıklarını gösteriyor. Rezene süt artırıcı etkisi nedeniyle annelerin severek kullandıkları bir bitkidir. Anneler bu bitkiyi çocukların gaz ve midevi sorunlarında da güvenli olarak kullanmaktadırlar.

Rezedenenin etkili kimyasalları ‘anethole’, ‘limonene’, ‘histidine’, ‘methionine’, ‘myrcene’ ve ‘myristicin’ olarak saymak gerekir. Limon ile özdeşleşmiş olan ‘limonene’ maddesini, antioksidan grup içinde yer alan ‘trans-anethole’ maddesini yüksek oranlarda yapısında bulunduran bitki rezenedir. Mutasyonlara karşı etkili kimyasallardan birisi olan ‘estragole’ maddesini en yüksek oranlarda taşıyan bitki rezeneden başkası değildir.

Rezenin kullanımı bugün için ağırlıklı olarak çay olmasına karşılık, son yıllarda gastronomi eğitimi alanlar rezeneyi özellikleri nedeniyle yemeklere daha rahat koyuyorlar. Yemek kültürü görsellik, tat ve beslenme odaklı iken, son yıllarda yemek ve içmekle birlikte sağlığında kazanılmasının planlandığını görüyorum. İyi kimyasallara sahip bu bitkinin yakın gelecekte hak ettiği kullanım özelliklerine kavuşacağını tahmin ediyorum.

Rezene çayı çocuk sağlığının korunmasında, gaz sancı giderici ve sakinleştirici özelliği nedeniyle annelere yardımcı üstün özellikli bir bitkidir. Bebekli anneler çocukları için olduğu kadar bu bitkiyi kendileri için de demleyip içebilirler.
 
Türkçe Adı: Soğan
Latince Adı:  Allium cepa

İnsanlığın sofrasına gelen ilk bitkiler arasında yer almaktadır. En çok araştırılan, en çok yazılıp çizilen, her kültürün tanıdığı sayısız yemek ve aşın içinde yer alan ilginç bir bitkidir. Orta Asya'dan dünyamıza yayılmış olup, özellikle Akdeniz halkı tarafından çok aranan ve sevilen bir gıda olmuştur. Soğan, haşlanarak, közlenerek, çiğ olarak tarihsel tedavilerde çok kullanılmıştır. Soğan yapısında antiseptik özellikte 20, antiviral özellikte 15'in üzerinde kimyasal bulundurur.   

Soğan hem yeşil yaprakları, hem de yumrusu ile tam bir antioksidan rezervidir. Her türden kansere karşı koruyucu özelliğini yapısında bulundurduğu 45 adet antioksidan ile sağlar. Ayrıca soğan meme kanserine iyi gelebilecek sekiz, kolon ve akciğer kanserine karşı dokuz adet fitokimyasalı yapısında taşır.

Soğanda bol bulunan ve soğanın en etkili kimyasallarından biri ‘quercetin’ dir. Bu kimyasal vücutta o kadar farklı aktivitede rol alır ki, bu özellikte ikinci bir kimyasalı bulmak zordur. ‘Quercetin’ antitümör, antioksidan, metastazı sınırlayan, gen mutasyonunu engeleyen, antibakteriyel ve antiviral özelliğe sahip, baş rol oynayan bir kimyasaldır. Bu kimyasal mesane, meme, kolon, akciğer ve yumurtalık tümöründe etkilidir. Soğan tek bu kimyasal için bile tüketilmeye değerdir.
 
Soğanın güçlü antioksidanı ‘spiraeoside’, diğer yıldız kimyasalları ‘allicin’, alliin’, ‘catechol’ ve ‘vanillic-acid’dir. Soğanın koruyucu kimyasalı ‘phloroglucinol’, kolon ve ağız tümörü ile savaşan kimyasalı ise ‘protocatechuic-acid’dir. Kanserin bize isabet etmemesini sağlayacak en önemli ve zevkli karışımlardan birisi de salatadır. Salatada etkili yeşilliklere yer verebildiğimiz ölçüde, savunma sistemimiz günü güvenli tamamlama şansı elde eder. Yeşil bir salatayı güçlü formüle etmenin en basit yolu salataya soğan katarak salatanın kimyal yapısını yükseltmektir.

Bugün kanserin yayılım hızını, 3.vites olarak anons etmekteyim. Kanserin daha büyük bir viteste olmamasını sağlayan en önemli nedenlerden birisinin de pek çok kişinin soğan kullanımı olduğunu söylesem abartı yapmış sayılmam. Salatanıza soğan koyamadığınız gün kuzukulağı eklemeye çalışın derim. Kuzukulağı yaprağında az sayıda kimyasal taşımasına karşılık ‘alpha-linolenic-acid’, ‘ascorbic-acid’ ve ‘beta-carotene’ kimyasallarını iyi oranlarda bulundurarak diğer yeşilliklerden bir adım öndedir.

Yaz aylarında daha kolay bulunan kırmızı soğanın salatalarda özellikle daha çok tercih edilmesini istiyorum. Salata hazırlamada genel bir alışkanlık vardır, salata kâsesine bazen ilk doğranan soğan olur. Bu uygulamayı salata için, biraz değiştirelim son doğrananı soğan yapalım. Doğranmış sebze, yeşillik ve otların anlık tazeliğinden daha çok yararlanmak adına oksitlenmeyi önlemek için hemen sızma zeytinyağını salataya ekleyelim.

Türkçe Adı: Sarımsak
Latince Adı: Allium sativum

Sarımsağın sağlıkta kullanımı insanlık kadar eskidir. Ortaçağda salgın hastalıklarla mücadelede kullanılmıştır. Sarımsak bu yönü ile görevini iyi yapmıştır. Harici yaralara taze sarımsak lapaları sarılarak antiseptik özelliğinden yararlanılmıştır.

Sarımsak dünyada ençok araştırma konusu olmuş 5–6 bitkiden birisidir. Her araştırma sarımsağın farklı bir özelliğini ortaya çıkarmıştır. Bu satırları okuduktan sonrada, sarımsakla ilgili ilginç bilgiler duymanız ve okumanız sürpriz olmaz.   

Sarımsak kanseri önleyici, durdurucu ve kovucu özellikteki kimyasallardan oluşmuş tam bir yıldızlar topluluğudur. Yapısındaki ‘allicin’ çok iyi bir antioksidan, gen mutasyonunu kontrol eden ve antitumor aktivite gösteren etkiki bir kimyasal yapıdır. Sarımsak yapısındaki ‘alliin’ iyi bir antioksidan olmanın yanında antitümör özellikli bir maddedir. Bu iki kimyasal sarımsakta bol bulunmakta olup, bu kimyasalları bulabileceğiniz ikinci bitki soğandır.

‘Diallyl-disulfide’ maddesi sarımsağın özel antioksidanı olması ile beraber antitümör özelliklidir. Kolon, yemek borusu, bağırsak, karaciğer, akciğer ve mide tümörlerinde etkilidir. Sarımsak ‘desgalactotigonin’ maddesi ile antitümör özelliğini üst sınırlara çıkarmaktadır. Sarımsak doğada sadece kendisinde bulunan ‘ajoene’ maddesiyle etkili bir metastaz önleyici özellikte kazanmıştır.

Soğan ve sarımsağın yapısında bol miktarda bulunan ‘quercetin’ güçlü antioksidan olma özelliği yanında mesane, meme, kolon, akciğer ve cilt kanserinde bizlere iyi bir yardımcıdır. Bu kimyasal yapının kanserden koruma ve metastazı engeleme özelliğide bulunmaktadır. ‘Quercetin’, soğanın olduğu kadar sarımsağın da önemli kimyasallarındandır. Sarımsak ile yapılan hayvan deneylerinde sarımsağın meme, kolon, mide kanser oluşumunu ve tümör büyümelerini engellediği belirlenmiştir. Sarımsakta önemli miktarda bulunan ‘ferulic-acid’ deri, karaciğer, mide ve kolan kanserine karşı görevi yanında iyi bir antioksidan, kanser koruyucu, tümör hücrelerinin gelişimini önlemeye çalışan ve mutasyonları önleme gibi görevleri bulunmaktadır.

Sarımsağın tüm kimyasal yapısına toplu bakıldığında antitümor aktiviteya sahip 30'a yakın, antikanser aktiviteye sahip 15, gen mutasyonuna karşı 20, kanser oluşumunu sınırlandırmada etkili üç, antioksidan özellikte 55 adet doğal kimyasalı yapısında taşımaktadır. Sarımsak kimyasal yapısının özelliği nedeniyle başta kurşun, alimünyum, kadmiyum olmak üzere 13 farklı metal grubuna karşıda koruyuculuk (antidote) görevi üslenir.

Sarımsağı çorbada, yemekte, dolmada, sarmada, sos ve soğuk mezelerde bir şekilde, bir bahane ile kullanmalıyız. Sarımsak kullanmak pek çok tencere yemeğine de uygundur. Ülkemizde kaliteli sarımsak bulmak kolaydır. Özellikle Taşköprü sarımsağı bu alanda bir marka olmuştur. Yaşamına sarımsağı koymamış kişilere bunun savunma sistemleri için önemli bir eksiklik olduğunu özellikle söylemek isterim. Bugün sarımsaktaki etkisi yaratacak ikinci bir bitki yoktur.

Kanser önleme laboratuvarında sarımsak ve bileşenlerini incelemişlerdir. Bu çalışmada sarımsağın meme, kolon ve akciğer kanserine karşı güçlü bir koruyucu özelliği olduğu farklı araştırmalarla gösterilmiştir. Sarımsağın bu etkisinin bileşimini oluşturan kükürt ve selenyum kokteylinin sonucu olarak yorumlanmaktadır.
Sarımsak yapısında ellinin üzerinde antioksidan bulundurmakla birlikte bazı antioksidantlar sade sarımsağa özeldir. Sarımsağın kanser üzerindeki etkisinin yüksek olmasının nedeni bilim adamlarınca sarımsakta bulunan ‘s-allyl’ grubu kükürt bileşenlerine bağlanmaktadır. Sarımsakta etkin olan başka bir grup ‘diallyl’ bağlaçlı antioksidanlardır. Bu iki etkili antioksidan grubunu sadece sarımsak bulundurur. Sarımsak canlı ve aktif bir bitkidir.  Sarımsağın ezilerek yoğurtla karıştırılmasından etkili bir karışım elde edilir. Sarımsaklı yoğurdun sarma ve dolmanın dışında da sofraya daha sık getirilmesi kanserden korunmada önemli buluyorum. Semizotu, yoğurt ve sarımsaktan oluşan bir karışım yüksek koruma sağar bizlere, bunu lütfen not edin derim.
 
Kaynaklar:
  1. http://bit.ly/28ZSjSS
  2. http://bit.ly/294AMz4
  3. http://bit.ly/28ZS9Lp
  4. http://bit.ly/1sNcM6h
  5. http://bit.ly/293aPLj
  6. http://bit.ly/293ausa
 
Görseller:
  1. http://bit.ly/292q7DG
  2. http://bit.ly/29bLeEJ
  3. http://bit.ly/292eUyA
  4. http://bit.ly/292iyZU
  5. http://bit.ly/295vr94
  6. http://bit.ly/295vOAD
  7. http://bit.ly/29bNuf7
  8. http://bit.ly/292rdzs
  9. http://bit.ly/29bOcZV

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan apelasyon.com sorumlu tutulamaz.