Kurslar Evi

Kurslar evi kurucusu Müzeyyen İşler hayatınızın akışına engel olan küçüklükten beri bilinçaltınıza işlemiş kaliplari nasıl dönüştürebileceğinizi Tugba Tolon’a anlattı. 

Küçüklükten beri bilinçaltınıza işlemiş kaliplari hayatınızda dönüştürmenizi sağlayacak olan geçmiş yaşam terapisi ile yaşamınızı güzel bir bahçeye çevirip, zorlukların üstesinden daha kolay gelebilirsiniz. Burada Müzeyyen İşler'in size vaadettiği şey aslında kendinizi daha iyi, daha mutlu hissetmeniz. Böyle bir şeyi kim istemez ki? Gelin nasıl yapılıyormuş, geçmiş yaşam terapisi neymiş, hayatınızdaki olumsuzları nasıl çözermiş beraber şöyle bir göz atalım.
                                      
 
Geçmiş yaşam terapisi nedir?

Geçmis yaşam terapisi aslında bir nevi bilinçalti temizliğidir. Terapi sirasinda bilinçalıimızda bulunan kalıplar dönüştürülüyor. Bu kalıpların nereden geldiğine dair birçok inanış var; bu geçmis hayatlarınızdan olabilir, atalarınızın haıirası olabilir, küçükken izlediğiniz bir film olabilir veya 0-5 yaş arasında anne, baba,öğretmen gibi otorite olarak belirlenen bir figürun söylediği ya da yaptığı bir şey çocuğun bilinçaltında yer eder; bu şekilde de yerleşmis olabilir. Bu kalıpları hayatın gerçekleri olarak görürüz ve evren bu gerçekliği yaşatmak için tüm kapılarını açar. Sonuçta her şey inanmakla başlar. Mesela odada arabası ile oynayan erkek çocuğu "zenginlik başa bela" cümlesini annesi birisine söylerken duyar ve bunun hayatın bir gerçeği olduğuna inanırsa “zenginlik başa bela” kalıbı ileride para ile arasındaki sıcak bağı bozar. Geçmiş yaşam terapisi, işte bu bilinçaltı kalıplarının dönüştürülmesini sağlar. Örnekteki kişi için “zenginlik başa bela” kalıbını “zenginlik son derece güvenlidir” şeklinde his olarak dönüştürüp artik ona para gelmeye başlayınca eskisi gibi farkinda olmadan engeller çıkarmaz, aksine güvenle rahatlıkla parayı çekmeye başlar.

Geçmiş yaşam terapisinde inancınız ne olursa olsun önemli olan hayatınızı yöneten bilinçalıi kalıplarının bulunup dönüştürülmesidir.

Terapi nasıl yapılıyor?

İlk olarak danışanın rahatsız olduğu ve hayattan çıkartmak istediği ne varsa onları belirliyorum. Neden hayatınının akışında sorun yaşıyor, onu ne mutsuz ediyor, neden herşeyi yapmasına rağmen istedikleri olmuyor gibi soruların detayına inerek sorunu tesbit ediyorum. Sonra sorunun kökenindeki senaryoyu bulmak ve onu dönüştürmek için geçmiş yaşam terapisi yapıyorum. Geçmiş yaşam terapisinde yönlendirmeli meditasyonla danışanın bilinçaltını rahatlatarak sorunun kökenini oluşturan senaryoya doğru yönlendiriyorum. Danışan bambaşka bir hayatının içinde buluyor kendisini. Bu seneryonun nereden geldiğini bilmiyoruz. Küçükken izlenilen bir film,  reankarnasyondan gelen bir anı; ya da Carl Gustav Jung'un dediği gibi herkesin anısı bir havuzda toplanır ve herkes burdan nasibine düşeni alır, o hatiralardan biri olabilir, küçükken inandiğimiz bir şey veya atalarımızın bir anısı bile olabilir anlatılan senaryo. Neleri üst üste koyup nasıl bir yargı oluşturdu sonuçta bilemeyiz, burada amaç sorunun köküne inip neyin sonucunda bu yargıya, inanca sahip olduğunu bulup dönüşümü sağlamak.

Daha sonra neler oluyor? 

Danışan kendini bulduğu hayatta ilk önce ayaklarını fark ediyor, sonra vücudunu ve daha sonra etrafında olan olayları. Ben ise anlatılan senaryo üzerinden sorular sorarak sorunun neden ve nerden kaynaklandığını keşfediyorum. Burada çok önemli bir kilit nokta var ki o da bilinçaltı hayalle gerçek arasındaki farkı bilmiyor. Sorunun kaynağını değiştirip, gerçek hayata bambaşka bir şekilde bakmasını sağlıyorum. Aslında, bu bilinç ve bilinçatının birlikte çalışmasının ürünü oluyor.
 
Danışan meditasyona nasıl hazırlanılıyor?

Bundan önceki işimde stratejik yönetim danışmanlığı yaptığım için danışanımla mantik dilinden, yani sol beynimi kullanarak konuşuyorum. Kendi hayatımda ne gibi değişiklikler yaşadım nasıl dönüşümlerim oldu bunlardan bahsediyorum. O zaman danışan daha rahat bağlantı kurabiliyor. Meditasyonun nasil bir şey olduğunu, aslında herkesin rahatlıkla bahsettiğim senaryolara nasıl erişebileceğini anlattiktan sonra terapiye geçiş çok daha rahat oluyor.

Uyanık haldeyken Beta ve Alfa beyin dalgaları çalışır peki arasındaki fark nedir?

Beta, saniyede 15 hz ila 40  hz arasında devir yapan, hastalıkların, korkuların, karmaşanın ve problemlerin başladığı beyin dalgasıdır. Beta dalgasında kişi hep tetikte, tehlike arar ve savunmaya hazır haldedir. Beta beyin dalgası; haz, keyif ve yaşamdan lezzet alma fırsatını yaratmak için değil, sadece seni hayatta tutabilmek için dizayn edilmiştir. Beta dalgasında günde sadece ortalama 20 dakikamızı geçirmemiz gerekirken biz nerdeyse hayatı Beta dalgasında yaşıyoruz. Aslında Alfa dalgası bizim için en sağlıklı olan ortamı sağlayan dalga boyutudur.  Çünkü alfa; hazzın, keyfin ve mutluluğun olduğu beyin dalgasıdır. Saniyede 9 hz ila 14 hz devir yapar. Parasempatik sinir sistemi uyarılır ve serotonin, endorfin, dopamin, noradrenalin, oksitosin gibi mutluluk hormonlarını tetikler.

Nefes ile meditasyon arasındakı bağı anlatabilir misin?

Meditasyon sırasında doğru nefesin kullanılması önemlidir.  Kişinin nefesini kullanmasi Beta dalgasından Alfa dalgasına geçiş yapmasını ve meditasyona girmesini  sağlar.
 
Günlük yaşanan olumsuzluklara karşı uygulayabileceğimiz bir nefes tekniği var mıdır? 

Metin Hara’nın ‘Yol’ kitabında anlattığı Sufi nefesi ile günde 10 dakikada nefes çalışması yaparak zihni sağlıklı tutmak, yaşanan olumsuzluklara karşı daha sakin ve objektif yaklaşılması sağlanabilir. Bu teknikte sadece burnunuzdan nefes alırken 4, verirken 8 birimde verir gibi bir tempo yakalayabilirsiniz ya da daha kolay uygunması için şöyle de diyebiliriz. Alınandan daha uzun bir sürede nefes vermeniz kafidir. (bkz. Askin Istilasi Yol kitabi syf 66 -sufi nefesi).

Sufi nefesinin başka ne gibi faydaları vardır?

Sufi nefesi parasempatik sinir sistemini uyarır. Bağışıklık sistemini kuvvetlendirir. Kişiyi daha sakin yapar, yaşadığı problemleri farklı bir bilinçle karşılar, kişiyi stresten uzaklaştırır. Kişi daha sağlıklı düşünmeye başlar ve kendi potansiyelinin farkina varır ve daha birçok yararı zaman içinde gözlenebilir.

Senden sihirli değnek bekleyenler oluyor mu?

Evet tabi oluyor ve aslında yaptığım şey bir sihirli değnek ile hayatlara dokunmak gibi gözükse de bunu birlikte yapıyoruz, danışanımın artık kurban olmayı değil, kendi gücünü eline alıp artik mutlu olmayı seçmesi gerekiyor.
 
Değişim dediğimiz aslında algı değişimi değil mi?

Danışanın değişime inanması, onu hissetmesi önemli. Sonuçta inanılan şey hissedilir. Aslında hayat hislerimize cevap veriyor, inandıklarımızı bize getiriyor. Nasıl bir pencereden bakılırsa kişi tarafından o şekilde görülür. Birisi sana "Canım naber?" dediğinde hoşuna gidip, yanında aynı selamı alan arkadaşının hoşuna gitmiyorsa bu onun algısıdır. Sen neye nasıl bakarsan onu öyle görürsün. Ben dünyayı değiştirmiyorum sadece algının değişmesini sağlıyorum. Algı değişince, hisler de değişiyor. Aslında dünya aynı ama kişi geçmiş yaşam terapisinde dönüşümü yaşayınca bu sefer o dünyanın sunduğu meyvaları görüp yemeye başlıyor.

Seans süresi ne kadar?

Sorunun kökünü bulmaya çalıştığım için başta bir yaşam koçluğu uyguluyorum. Daha sonra geçmiş yaşam terapisi gerçekleştiriyorum. Seans kişiye göre değişiyor ancak ortalama 1-1,5 saat kadar sürüyor. Danışan ile birlikte bir yol haritası çıkartıyoruz; onun neye ihtiyacı olduğunu, onun hayatında neyi ya da nelerin çözülmesi lazım bunları belirliyoruz. Akabinde bu yol haritasını düzenli görüşmlerle uygulamaya koyuluyoruz.

Bize dönüşümü anlatır mısınız?

İnsan değişince hayatı da değişiyor çünkü hayattaki herşey kişiyi yansıtıyor. Yani insan etrafındaki kimseyi dönüştürmek zorunda değil, sadece kendinin dönüşüm yaşaması yeterli. Hayatındaki o kalıpları değiştirince etrafına karşi farklı bir anlayış geliştiriyor ve affedebiliyor. Onun hayatında kimse aslında suçlu değil. Affetmek iç dünyasında yaşanıyor. Şöyle ki affedilen kişinin sadece rolünü oynadığını farkediyor. Sonuçta yaşanılan o kötü olayı Ayşe olmasaydı Fatma ona yaşatacaktı. Burada yaşatan kişi değil üstüne düşünülmesi gereken, sadece yaşanılan olay ve bundan alınan derstir.

Problemlerden kaçarak terkrar tekrar aynı şeyleri yaşar mıyız?

Ne yazik ki evet, yaşayabiliriz. Öncelikle tabii hoş olmayan bir durumdaysak kendi güvenliğimizi sağlamalıyız fakat o anda kendimizi kurtardık diye durumu tamamen bitmiş gibi görmemekte yarar var. O tatsız olayı yaşamamızın bir nedeni var. Eğer bu nedeni bilinçaltımızda bulup dönüştürmezsek, kaçarsak, tekrar tekrar aynını veya farklı bir formunu yaşarız. Yani kalkıp Hawaii'ye gitsek de aynı kaosu bir şekilde bir daha yaşarız. Aynı sorun gelir bizi tekrar bulur. Doğru-yanlış diye de bir şey yok aslında. Sadece gelişim var ve bunun kaynağı da bizim içimizdeki kalıplarda, sadece bu kalıpları dönüştürerek hayatımızı tam da istediğimiz hale getirebiliriz.
 
Görseller:
Yazara aittir.

 

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan apelasyon.com sorumlu tutulamaz.