İklim, Toprak ve Tarım

Toprak anadır, doğurgandır ve kutsaldır. Toprak her yerde değerlidir. Uğruna ölen varsa vatandır.

İklim ekosistemin ana aktörüdür. Canlıların bir bölgede yaşam şansını belirler. Bölgesel ve yerel ürün desenleri iklimin kontrolündedir. Her bitkinin gereksinim duyduğu ve dayana bildiği sıcaklıklar vardır. Yüksek ya da düşük sıcaklık bitkisel üretimde ana aktördür. İşte bu yüzden iklimsel bölgelere göre bitkisel farklılıklar ortaya çıkmıştır. Örneğin Zeytin, Ege, Akdeniz ve Marmara bölgelerinde rahatlıkla yetişirken İç Anadolu ve Doğu Anadolu’da yetiştirilemez. Zeytin -8 ve daha düşük sıcaklıklara tolerans gösteremez ve donar. Ülkemiz tarım alanlarının sadece  %10'unda zeytin üretebilirsiniz.
 
Evet, toprak her yerde değerlidir. Oluşumu için milyonlarca yıla gereksinim vardır. İklimsel özellikler toprağa daha da fazla bir değer yükler. Akdeniz ve Ege'de üzerinde 12 ay tarım yapılabilen toprakların tarım açısından değeri paha biçilemez. Belki de bu yüzden ilkçağlardan bu yana insanlar yaşam için bu alanları seçtiler. İlk parayı Salihli Sard'ta bu yüzden kullandılar. Uygun iklim, toprak ve su. Yaşam için gerekli olanlar.
Canlılar için bu kadar değerli olan bitkisel çeşitlilik günümüz insanına yetmedi, yetmiyor. Daha rahat yaşam için, teknoloji ve bilim sürekli yenilikler sunuyor. Sanayi tesisleri, yollar, madenler ve özellikle de enerji yatırımları. Sürekli saldırılıyor tarım topraklarına. Kamusal yarar var deniyor.

Bir dayatmadır gidiyor ‘’Enerji mi, tarım mı? Sanayi, ulaşım, konut  siz bunlara karşı mı duruyorsunuz?" Elbette hayır! Burada sadece bir hatırlatma yapmak istiyorum. Ağrı, Erzurum, Muş ve benzer iklim ekolojilerinde dane mısır üretemezsiniz. Vegetasyon süresi yetmez. Sadece silajlık üretim yapabilirsiniz. Oysa Ege'de dane mısırı üretir, üzerine 2. ürün, sebze ekersiniz.

Enerji üretiminin alternatifleri her geçen gün artıyorken toprağı, havayı ve suyu ağır metallerle, kimyasallarla, jeotermal kuyularla kirletme riskine değer mi? Üstelik bu topraklar Aydın ve Manisa’daysa. Güneşi zor gören ülkeler güneş enerjisinden elektrik üretiyorken dünyanın nadide ovalarını talan etmeye değer mi?

Yırca’da bir direniş yaşadık, zeytin direnişi. Termik santrale karşı köylülerle birlikte çevreciler ve bir avuç duyarlı insan karşı çıktı dozerlere. Bir ulus seyretti her gün olayları. Bunlar günümüzde her gün her yerde yaşanır oldu. Toprağı korumak elbette köylünün asli görevi. Ancak bu görev bilinmelidir ki sadece üreticinin değildir. Bu topraklarda üretilen ürünlerle beslenen her birey toplum adına bu varlığa sahip çıkmalıdır. Canlılar yaşamak için beslenmek zorundadır. Geçmişte böyleydi, gelecekte de böyle olacak.

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan apelasyon.com sorumlu tutulamaz.