Alternatif Tıp ve Tarım

Alternatif tıp veya yeni kullanılan adıyla tamamlayıcı tıp son yıllarda oldukça ciddi gelişim ivmesi kazanan bir sektör. Her ne kadar adında tıp terimi geçse de aslında tarımın konusu olan bitkileri ve ürün olarak da gıda sektörünü ilgilendirdiğinden tıp ile tarımın bu güne kadar hiç olmadığı kadar yakınlaşmasını sağladı. Aslında her şey birbiri ile dengeli ilerliyor. Bu dünya yüzeyinde doğal yetişmiş tarım ürünlerine ve organik tarım ürünlerine olan yönelimin bir sonucudur da diyebiliriz.

Geleneksel tıp ilaçlarının yan etkileri veya tedavide kullanılan örneğin kemoterapik ağır kimyasal ilaçların zararları, sanayileşmenin insan bedeninde yarattığı travmaların sonuçları, şehir yaşamının sağlığa etkileri, medya, insanların yönelimi alternatif tıp yoluyla bitkilere dikkatleri çekmektedir. Öyle ki artık hiç duymadığımız bitkileri duyar, bildiğimiz ancak önemsemediğimiz bitkilerin sağlığımızdaki öneminin farkına varır hale geliyoruz, bunun için uzmanlar ve yetiştiriciler medyada boy gösteriyor. Hatta gün geçmiyor ki, kimyasalların yaptığı fonksiyonların doğal yollardan bitkilerle yapılıyor olduğu öğrenilmesin,  bir bitkinin yeni bir faydası daha ortaya konmasın ya da bundan bahsedilmesin. Tarih ve bilgi arşivleri, halk tıbbı, kadim tıp sanatları, herbal ilaçlar, tıbbı nebevi, biyoenerji, koku terapi, aroma terapi, apiterapi ile fizik tedavinin farklı metotları tıbbın sınırlarını zorluyor ve tıbbın pastasından oldukça ciddi paylar alıyor ve doğal olarak bu da biz tarımcıları da oldukça zorlar hale geldi.

Tarım

Bir bitkinin alternatif tıpta kullanımı çay, yiyecek, yağ, uçucu yağ, koku, tütsü, ekstrakt, bitkinin kendi varlığı, tentür, fermente ürün  olarak sıralanabilir. Bir bitkinin  kök, gövde, dal, sürgün, yaprak, çiçek, meyve, tohum  kısaca her bölümünde vitamin, mineral, karbonhidrat, yağ, protein, uçucu yağ, çeşitli fitokimyasallar, vs. gibi pek çok madde vardır. İşte tarım ile alternatif tıbbı buluşturan nokta burasıdır; zira bir bitkinin içeriğindeki kimyasal miktarlarını etkileyen şeylerden en önemlisi o bitkinin yetiştirildiği yer ve yetiştirilme tekniğidir.
 
İşin aslı yediğiniz meyve, sebze veya tıbbi bitkiler kendi iç yapısında bulunan doğal kimyasallardan ibaret. Bilim ispatlamış ki, yediğiniz her şey bir şekilde bir kimyadan oluşuyor yani yediğiniz herhangi bir bitkinin içerisindeki onlarca hatta yüzlerce ama milyonda ve hatta milyarda bir düzeyinde, ppm ya da ppb düzeyinde kimyasallar bulunmakta ve bu kimyasalların her birisi yendiğinde kana karışıp bedeninizde bir etki ya da aktivite yaratmaktadır. İşte alternatif tıbbın tüm etkisi bu doğal kimyasallarla ortaya koyduğu aktivitelerde ve etkilerde  yatmaktadır.
 
Bir insanın anne karnına düştüğü andan itibaren bedeninin oluşumu tümüyle doğadan gelen maddelerle sağlanmaktadır. Bu nedenle ömür boyu ihtiyaç duyacağı tüm maddelerin yine doğada mevcut olduğu düşünülür ve bu maddelerin vücuda kazandırıldığı yegane kaynak insanın yediği içtiği yiyeceklerdir.  Bitkiler açısından bakarsak da, bedenin ihtiyaç duyduğu bu maddeler meyve, sebze, tahıl, baklagil ve diğer yenilebilen bitkilerde bulunmaktadır.
 
Düşünün ki meyve olarak elmayı yediğinizde 400’ün üzerinde kimyasal maddeyi bedeninize alıyorsunuz ve bu maddelerle yaklaşık 819 adet bedeni aktiviteyi de yerine getirmiş oluyorsunuz. Bir sebze olan havucu yediğinizde yaklaşık 350 adet kimyasal maddeyi bedeninize almış oluyorsunuz ve bu kimyasallar bedeninizde yaklaşık 917 adet aktiviteyi meydana getiriyor. Yine tıbbi bir bitki olan zencefili yediğinizde yaklaşık 600 adet kimyasalı bedeninize alıyorsunuz ve bu kimyasallarda bedeninizde yaklaşık 843 adet aktiviteyi meydana getiriyor (Bir sonraki yazımızda bu konu basit olarak izah edilip kendi bitkisel karışımlarınızı hazırlayabileceğiniz şekilde anlatılacaktır).
 
Aktiviteler kadar bu aktiviteleri meydana getiren kimyasallar var.  Biz tarımcılar için en çok önemli olan  da bitki beslemede yani gübrelemede kullanılan 16 adet makro ve mikro besin elementleridir. Bunlar  tamamen tarımın konusuna girer ve bitki bünyesinde de oluşan kimyasal bileşimler oluşturur. 
 
Alternatif tıpta kullanılan bütün bitkilerin yetiştiği yer bizim topraklarımız ve hepsi de kendine özel tarım teknikleriyle belirli uygulamalarla yetiştirilmektedir. Bizim gübre olarak kullandığımız ve topraklarımızda noksanlığı  ciddi boyutlara gelmiş bitki besin maddeleri işte o noksanlıklarıyla toplumsal boyutlarda tıpta karşımıza nasıl çıkıyor. Birkaç tanesini basit düzeyde görelim;
  • Magnezyum, kalsiyumun antagonistik maddesi olduğundan magnezyumca noksan topraklarda yetişen bitkileri yiyen insanlarda bedene yeterince magnezyum girmemesinden kaynaklanan  aşırı kalsiyumun birikiminden,  damar hastalıkları, kas hastalıkları, migren, eklem kireçlenmeleri, böbrek taşı rahatsızlıkları baş göstermektedir.
  • Selenyum noksanlıklarında insanlarda bağışıklık sistemi sorunları baş göstermektedir.
  • Çinko noksanlıklarında insanlarda kısırlık, saç dökülmeleri prostat sorunları görükmektedir.
  • Demir noksanlıklarında kansızlık sorunları tespit edilmiştir.
  • Krom noksanlığında şeker hastalığını etkilemektedir.
  • Fosfor noksanlıklarında kilo kaybı, psikolojik sorunlar, diş kayıpları, cilt sorunları, eklem iltihapları gibi sorunlar baş göstermektedir.
  • Bakır noksanlığında üreme mekanizmalarında sorunlar yaşanmakta, diyabette de etkili olmaktadır.
Yukarıdaki elementer sorunların tamamını tarımsal üretimde kullandığımız 16 adet bitki besin maddesi için sıralamak mümkündür her ne kadar zaman zaman tıbbın sınırlarına girsek te bazı bilgileri tıbba havale edip konumuzda devam etmek daha doğrudur.
 
Kimyasal açıdan insanda 16 elementin oluşturduğu etkiler ya da hastalıklar diye düşündüğümüzde “Tarım-Tıp”  bağlantısı daha ciddiye alınacak şekilde algılanacaktır diye düşünüyoruz, zira bizim bitki besin elementi dediğimiz her elementin bir insan hastalığı ile mutlaka bağlantısı bulunmaktadır. Kısaca yetiştirdiğimiz her bitkinin olumlu ya da olumsuz yaratacağı semptomda sorumluluğumuz bulunmaktadır. Bu anlamıyla yenilen bir ürün üreten her üretici bir sağlık sorumlusu ve tarım uzmanı bilinciyle üretim yapmalıdır.
 
Alternatif Tıp ve Tarım İlaçları
 
Tarımın bu alandaki en büyük sorunlarından ve sorumluluklarından bir tanesi tarım ilaçları ile ilgilidir. Yenilen bitki parçasının bitki bünyesinde milyon ya da milyar düzeyinde bulunan doğal kimyasal maddeler  ile insan bedeninde bir aktivite meydana getirmektedir.
 
Bir aktivitenin basit bir örneği olarak, bir yeriniz yaralandığında meyve, sebze veya tıbbi bitkileri yiyenlerin bu bitkileri yedikten sonra içeriklerinde bulunan kimyasallardan yara iyileştiren maddeler  hemen bu yarayı onarmaya başlamakta ve  yaraları hızla iyileşmektedir, zira bu bitkileri sürekli tüketenler aslında kanında devamlı bu maddeleri barındırmaktadır.
Örnek olarak yukarıda örneği verilen çinkonun insan bedeninde meydana getirdiği tıbbın tespit edebildiği aktiviteler şu şekildedir (Listedeki “Vulneary” aktivitesi örneğimizdeki yara iyileştirme aktivitesidir):

 
İşte yalnızca vücutta çinkonun bulunup bulunmamasında insan vücudunda meydana gelen aktiviteler bunlar iken zirai mücadele ilaçlarının meydana getirdiği aktiviteler henüz bilinmemektedir. Bu bilinmezlik tarım ilaçlarının varlığı felç, kalp krizi gibi tartışmalar ortadayken tehdit olarak algılanmaktadır. Üzücü olan o ki, bilim henüz tarım ilaçlarının meyve ve sebzeler üzerindeki kalıntılarının insanlar üzerindeki etkilerini ya da aktivitelerini  tam anlamıyla kestirememekte ve bu kimyasalların tamamının hangi aktivitelerle neler yaptığını ki suni kimyasallar olduğundan pozitif aktiviteler olmadığı aşikardır ve uzun yıllarda felç yada kalp sorunları gibi şimdilik bir kısmı bilindik sorunlara neden olduğundan dolayı önem taşımaktadır ve kalıntıyla mücadele etme konusunda çiftçilere ve bitki üreticilerine tarım alanında bir sorumluluk yüklemektedir.
Bu konuyla ilgili doğal yaşamı seçen ve doğal ürünler yetiştiren insanların çözümleri hızla yayılmakta, bitkilerle yaşam alanları genişlemektedir. Bu tarz yetiştirilen ürünlerin de talebi artmakla yetiştiricilik ürünleri de doğala doğru gitmekte, doğal ilaçlar, bitkilerden yapılan ilaçlar, mikroorganizma kullanımı, enzim, organik madde kullanımı hızla artmaktadır.
 
Alternatif  Tıp ve GDO
 
Yine dünya yüzeyinde ve ülkemizde tartışmaları son hıza devam eden tarım ve alternatif tıp bağlantısını sağlayan bir konuda GDO meselesi ki tarım ilaçlarının aktiviteleri daha çözülmemişken genetiği değiştirilmiş bitkiler ile onu yiyen insanların, genetiği değiştirilmiş bitkilerin oluşturduğu kimyasalların insanlar üzerindeki sonuçları henüz tam anlamıyla çözülmüş değildir. 
 
Bu durum dünya yüzeyinde doğal tohumların korunması, küresel güçteki devlet ve tohum firmalarına karşı bir tepki yaratmaktadır. Sırf bu tepkilerden dolayı organik tarım kendine has sorunlarına rağmen gelişmekte, organik tarım bir yaşam biçimini alarak doğal yaşam, permakültür, doğal tohumun korunması, eskiye dönüş, doğaya kaçış, doğanın korunması, ağaçlara olan hassasiyet, sağlıklı nesiller yetiştirme, küresel güçlere direnme gibi toplumsal görüntülere bizi şahit etmektedir.
 
Alternatif  Tıp ve Tohum
 
Tarımın tohumculuk yüzüne bakan bir yönüyle de hibrit tohum kullanımında alternatif tıp ile çakışmaktadır. Zira doğal ve standart tohumlardan elde edilen bitkilerin ürettiği doğal kimyasalların kısaca etkili maddelerin zenginliği, belirli bir amaç için üretilmiş hibrit tohumlarda bulunmamaktadır. Örneğin şekli, dayanıklılığı, rengi ve albenisi için üretilmiş bir meyve ya da sebze doğal maddelerden yoksun olarak beslenmemizde yer almakta ve aslında almamız gereken doğal maddeleri almamamıza neden olmaktadır, yine de hibrit üretimi bu doğal maddelerin artması yönünde gitse belki kazanımımız çok daha yüksek olacaktır.
 
En keskin örnek olarak doğal veya standart tohumdan yetişen bir domates bitkisinin meyvelerindeki likopen oranıyla hibrit meyvelerdeki likopen oranı ciddi derecede fark arz etmekte, hibrit tohumdan yetişen domateste bu madde düşük dozlarda bulunmaktadır. Likopenin bedendeki  aktivitelerinden birisi cildimizi güneşin zararlı ışınlarına karşı koruması ve güneşe dayanıklılığı arttırmasıdır , hibrit domates tüketimi çok olduğu için  toplumda güneş gülü, güneş lekesi denilen araz da hızla artmaktadır, kısaca domates yiyerek güneşe dayanıklı bedenlere sahip olmamız gerekirken bunun tam tersi olmaktadır.
 
Tarımda bitki ıslahının yönü,  tüketicinin sağlık değil görsel talepleri üzerinden yürüdüğünden ıslah edilmiş hibrit ya da ticari çeşit meyveleri yiyorsunuz  ama meyve meyve değil, sebze yiyorsunuz ama sebze sebze değil. Daha yetiştirirken bile antibiyotik ilaç kullanılmadan yetiştirilemeyen bir meyve doğal bağışıklığınızı korumak üzere sizin bedeninize ne verebilir ki? Doğal sürecinden uzaklaşmış bir meyve ve sebze, ticari kaygılara kurban olmuş meyve ve sebze aslında sizin bağışıklık sisteminizi kuvvetlendirmesi gerekirken tam tersi etki yapıyor, cildinizi güzelleştirmesi gerekirken sizi kimyasallara ya da kozmetiğe mahkûm ediyor.  Zira doğal yollarla alamadıklarınız, sizin bu maddelerin bedeninizde yarattığı sorunları dışarıdan gidermenize neden olmaktadır ve bu da yine bizim alanımızdan çıkıp tıbbın konusuna sokmaktadır.  Oysa o meyve çeşidinin doğal antibiyotik olanı, doğal yara iyileştiren göz ardı edilmiş yerli türleri ya da harika varyeteleri bulunmaktadır, bunu başta elmalarda olmak üzer birçok meyve türünde sık gözlemlemekteyim.
 
Bitkilerde Hastalık ve Zararlılar

Alternatif tıpta kullanılan bitkilerin hastalık ve zararlılar yönünden aktiviteler içermesi, doğal antibiyotik, bakterisit, herbisit, fungusit, antivirüs, termisit, mollusit, antisalmonellasit, varoasit, antivirüs aktiviteli doğal maddeler bulundurması, uçucu yağlarla veya herhangi bir etki ile repellent etki yapması, bir bitkinin başka bir bitkiyle simbiyoz yaşam sunabilmesi ya da başka bir bitkinin yaşamasına izin vermemesi, allelopatik etkilerinin olması,   bitki yetiştiriciliğinde de bitkiyi bitkiyle korumaya almak ve yetiştirmek tarımda bir metot olarak hızla yerini almakta ve organik tarım ile permakültür alanında ciddi bir çözüm imkanı sunmaktadır.
 
Sözün özü şudur ki, bitkiler farkına varmasak ta hayatımızın her yerindeler. Dünya medeniyetler üzerine kurulsa da, insanlar bu medeniyetler üzerinde sanayiler ve sektörler kursalar da o sanayileri besleyen döngü içerisinde başlangıç toprak ve bitki olduğundan nereye varırsanız varın her şeyin çözümü, her hastalığın şifası bir anlamda tarımda, bitkilerde ve bu ikisinin dengeli ve doğal kullanılarak insan sorunlarına çözüm olmasındadır. İnsanlıkta bu yolda ilerlemek zorundadır.
 
Görseller:
Arşiv
 

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan apelasyon.com sorumlu tutulamaz.

Selçuk Arış - 02.05.2017 22:06
Değerli hocam Bu kadar düzenli , açıklayıcı ve etkili bir yazı hazırlayıp sunduğunuz için tebrik ederim. Devamını dileriz.