KALİTELİ YAŞAM, SAĞLIKLI GIDA ve ORGANİK BESİN

Ömrümüz uzadıkça sağlıklı olmanın değeri artıyor elbette. Edinilen bilgiler, yerleşen yeni kavramlar ve modern hayat tüketici alışkanlıklarını da şekillendirmekte. İnsanoğlu artık kıtlık ve açlık kavramlarından uzaklaşıp kaliteli besini sofrasında istiyor. Amaç sadece karnını doyurmak değil, doyarken sağlığını korumak, yeniden kazanmak ya da daha sağlıklı hale gelmek oluyor. Bunun neticesinde gıdanın içeriğiyle de yakından ilgilenerek uzmanlaşan tüketiciler günümüzdeki ve gelecekteki gıda stratejilerini belirliyor. Popüler bir akımdan fazlasını işaret eden bu durum bize yeni kavramlar sunuyor. Artık elmaya elma demek yeterli olmuyor. Onun organik mi, doğal mı, iyi tarım uygulamaları ürünü mü, yoksa konvansiyonel tarım ürünü mü olduğunu öğrenmek gerçekte ne yediğimizin ifadesi oluyor. Kavramların çoğalması da tabii ki bilgi karmaşasına, doğru bilginin yanlış yorumlanmasına veya doğru bilginin bloke edilmesine neden olurken hurafe niteliğindeki hikâyeler yanlış yaklaşımlara neden oluyor.
"Akşam hasat edilen hıyarlar yol boyunca büyümeye devam etti!"
 
Konunun uzmanı olmayan medyatik bir şahsın anlattığı çok çarpıcı bir hikâye ile başlayan, neticesinde hormonların tarımdaki tek ve en büyük suçlu ilan edilmesiyle tüketiciyi bu konuya kilitleyen bir örnek. Gerçekte mesele sera üreticisinin döllenmeyi, dolayısıyla meyve tutumunu sağlayacak hava akımı gibi doğal faktörlerden (kapalı alan yetiştiriciliğinden dolayı) fayda sağlayamaması ve yerine bu görevi üstlenecek hormon kullanmasıydı. Yine de bu gerçek, hikâyenin sağlaması olamaz çünkü fizyolojik olarak hasat edilmiş bir ürünün büyümeye devam etmesi hormon kullanımıyla dahi mümkün değildir.
 
Bahsettiğimiz örnek sayesinde oluşan tüketici tepkisi medyada acele uzman görüşü alınmayan haberlerle de köpürtülünce ortaya "hormonlu ürün içeriği tehlikeli olabilecek üründür ve görüntü olarak da normal boyutlarından daha büyük ve iridir" eşleşmesi oluşmuştur. Gerçek dışı bir hikâye ve bilgi karmaşasının oluşturduğu bu durum neticesinde üretici tüketicinin gösterdiği tepkiyi dikkate alarak hormon kullanımı yerine döllenmeyi, doğal bir aracı olan Bombus arılarıyla sağlama yoluna gitmişlerdir.Üretici tarafından seraya salınan arılar döllenmenin gerçekleştiği süre boyunca tatlı, şirin, iğnesiz popolarıyla polenleri dişicik borusuna taşıyıp tüketicinin hassasiyetini karşılayan kahramanlar olmuşlardır. Tüketicinin talebi üreticiyi olumlu bir gelişmeye sevk etmiş olsa da hormonlar hakkındaki tüketici bilgisi, karmaşadan çıkan bir sonuçla;
 
 Hormonsuz =  doğal = kimyasal yok = organik = sağlıklı
 
yanlış eşleşmesiyle kısıtlanmış; dolayısıyla da gıdanın içeriğinde bulanabilecek insan sağlığına zararlı diğer tüm faktörlerin perdelenmesine neden olmuştur.
"Hormon kimyasal bir yapı değil organik bir maddedir"
 
Hormon büyüme, gelişme ve diğer bir çok fizyolojik olayın gerçekleşmesi için bitkinin küçük miktarlarda ürettiği, gerekli yerlere taşınan organik bir maddedir; dolayısıyla doğal bir tarım ürünün hormonsuz olma ihtimali yoktur. Günlük, dilimize yerleşen ve tüketicinin tüylerini ürperten hormon ise sentetik hormon veya bitki gelişim düzenleyicileri olarak tanımlanmış ifadenin yerine geçmiş yanlış bir kullanım şeklidir.
 
Bitki gelişim düzenleyiciler (sentetik hormonlar) kimyasal olarak doğal hormonlarla aynı olmayan ama kullanıldığında onlarla benzer veya aynı etkiyi oluşturan maddelerdir. Doğal hormonların bitkilerden saflaştırılması güç ve zahmetli olduğundan yapay olarak üretilirler.
    
Tohumun çimlenme gücünün arttırılmasında, meyve iriliğinin ve kalitesinin arttırılmasında, hasadın erkene alınması veya geciktirilmesinde, soğuğa dayanıklılık sağlamasında ve yabancı ot kontrolünde gibi çok çeşitli şekillerde tüm dünyada kullanılırlar. Gerekli sıklıkta ve uygun dozda kullanıldığında insan sağlığı için bir risk oluşturmayan hormonlar, üretici tarafından dünya standartları gözetilmeden ve teknik elemanlara danışılmadan bilinçsizce ve yüksek dozda kullanıldığında bitki fizyolojisinde bozukluğa, meyve irilik ve şeklinde anormalliklere neden olabilirken, kalıntı riski de taşıyabilirler.
 
Bu bilgiler ışığında her gördüğümüz normalden iri sebze ve meyveye sentetik hormonda doz aşımı olmuş demenin doğru olmadığını, aynı zamanda bu göstergelerin çeşit ve tür özelliği olabileceğini unutmamak gerekir. Bununla birlikte birçok maddenin olmadığı halde hormon olarak adlandırılmasıyla hormonsuz ya da sadece arı logolu tarım ürünlerinin tamamen kimyasaldan uzak olduğunu düşünmek de diğer faktörleri perdeleyen bir yanılgıdır. “ Kimyasal girdi kullanılmadan üretilmiştir” taahhüdünü ancak Tarım Bakanlığınca yetkilendirilmiş sertifikasyon kuruluşlarca denetlenip, belgelendirilmiş organik tarım ürünlerinde arayabiliriz. Kimyasal girdiden uzak bir tarım şekli olması organik tarıma doğaya uyumlu bir üretim şekli özelliği kazandırırken, onu doğal tarım yapmaz.
 
Organik tarım çevreye ve insana dost bir üretim biçimidir ancak doğaya teslimiyetle hareket etmez. Organik ve yeşil gübreleme, rotasyon, toprağın korunması, bitkininin direncini arttırma, bitki hastalık ve zararlılarına karşı doğal düşmanlarından yararlanma gibi faaliyetleri kullanır, tarım alanının seçiminden üretime, paketleme ve pazar aşamalarına kadar denetlenir. Avrupa birliği formlarına uygun hazırlanmış yasa ve yönetmelikler çerçevesinde denetlenir ve organik tarımı logosu kullanımı zorunludur. Bu şekilde, devamlı gelişen ve takiple tüketicinin haklarının korunduğu bir sistem olma özelliğini taşır.
 

"Organik tarım çevreye ve insana dost bir üretim biçimidir ancak doğaya teslimiyetle hareket etmez."

 
İyi Tarım Uygulamaları ise Avrupa Birliğindeki market zincirlerinin tüketicinin yüksek kalıntı taşıyan ürünlere tepkisini gidermek amacıyla başlattığı ve üretim boyunca izlenebilirlik esasına dayanan, tüm dünyada yaygınlaşan üretim şeklidir. Organik tarımdan farklı olarak bir alternatif değil, mağdur olan tüketicinin eskisinden daha güvenli gıda arayışının itici gücüyle oluşmuş bir sistemdir. Tarımsal faaliyetler ve üretim sürecinin kayıt altına alınması, belgelendirme aşamasında ilk şarttır. Denetim tarım bakanlığınca yetkilendirilen kurumlarca yapılır.
 
Üretim süresi boyunca öncelik entegre mücadele yöntemleri olmalıdır. Faydanın sağlanmaması halinde kimyasal mücadele uygulamasına tabi olmak ürünü İyi Tarım Ürünü sınıfından çıkarmaz. Aranan şart kullanan kimyasal girdinin o tarım ürününde ruhsatlı olması, uygun dozda ve zamanda kullanılmasıdır. Bunun yanında hasat sonrası yapılan analiz sonuçlarının yayınlanmış kalıntı değerlerinin altında olması da gereklidir.
 
Bu haliyle İyi Tarımı günümüz şartlarının oluşturduğu tüketici taleplerine cevap veren, konvansiyonel tarımın disiplin altına alınmış hali demek yanlış olmaz. Bu bilgiler ışığında gıdaların belirlenmiş üretim koşullarını ve kurallarını özetleyen terimleri, onların tarım başlıkları olmaları ve bunları anlamanın tüketici seçimlerini belirleyecek ilk koşullar olması gereği yadsınamaz.
 
Konu gıda olduğunda pazardaki talebi etkileyen faktörler arasında fiyat kriteri önemini sürdürse dahi, sağlık ve haz olguları bugün ve gelecekte gıda stratejilerini belirlemede başrolü üstleniyor. Tat, içeriğine duyulan güven, erişebilme ve alabilme gücü tüketici seçimlerini belirlerken; güncel ve doğru bilgiyle kuşanıp uzmanlaşan kitleler gıda sektörünün rotasını belirliyor. Aydınlanan ve iyisini talep eden tüketicinin rafta seçmediği her ürünle gücünü gösterdiğini bilmekse bu yazının son noktası oluyor.

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan apelasyon.com sorumlu tutulamaz.

ilknur afacan - 19.03.2014 14:01
Çok irdeliyici ve açıklayıcı bir yazı,kalem tutan ellerinize sağlık:)
nursel keykubat - 04.03.2014 09:09
Çok aydınlatıcı bir yazı, kaleminize sağlık.