Bu Yazımda da Biraz Dertleşeyim İstedim

Bu yazımda da biraz dertleşeyim istedim. Her sene, her Aralık ayının sonlarına gelindiğinde umutla baktığımız, bakmak istediğimiz ama geçmişte yaşananları izleyince de gerçekçi gözlerle de olayların geleceğine baktığımızda olumlu pek bir şey beklenmeyecek bir yıl bizi bekler gibime gelir. Umarım yanılırım ama bendeki beklentiler maalesef böyle.
 
Ama umut dünyası. Milli Piyango almak gibi bir şey, alalım da, umutla bakalım da... Piyango çıkma ihtimali ile diğer bazı olasılıkları karşılaştırınca piyangonun size çıkma ihtimalinin ne kadar düşük olduğunu bilseniz de ben de sizler gibi bilet alıyorum. Umut dünyası işte, geleceğe umutla bakmak. Bakalım bakmasına da sadece takvimde bir yaprak değişince ne değişecek ki? Arabaların modeli eskiyecek, belki de sevineceğiz vergisi azalacak diye. Ama devlet yeni vergiler ile yeni oranlar ile bu açığı nasılsa kapatacak. Yeni yıla karla mı gireceğiz karsız mı da beklentiler içerisinde olur. Geleneksel haberler zincirinden de yeni yılın ilk bebekleri akla gelir. Ama akla gelmeyen veya getirmek istemediğimiz konular da var, günü kurtarmaktan öte. Yeni bir senede değişecek olan halen genelde uygulanmakta olan araştırma geliştirme uğraşımızda yani ARGE de ARakla GEtir (ARGE) modelinden hakiki ARaştır GEliştir (ARGE) uygulamasına geçmek mümkün olabilecek mi? Yepyeni bir şeyler üretebilecekmiyiz? Kimsenin aklına gelmeyen, dünyada devrim yaratabilen... Gelişen teknoloji ürünü, hani bizdeki tarımsal faaliyetler sonucunda bin kilo buğday ile gelişmiş teknolojilerden bir bilgisayar aldığımız ileri teknolojiyi üreten kesim olabilecekmiyiz. Yoksa onlarda Samsung bizde Samsun diye günler geçip bir seneyi daha geride bırakacakmıyız.
 
“On sene sonra günlük hayatınızda kullanacağınız şeyler henüz bulunmadı”, derlerdi de gülerdim, pek aklıma yatmazdı. Sonra düşünüyor insan... USB mi vardı? 32, 64, 128 GB lık hafızalar... 2027'de bu yazıyı okuyacak birisi eminin benim 256 kB disketler kullanırken ABD NASA'da 1000 MB'lık teypler görmemizdeki şaşkınlığı yaşayacaktır. Artık o tarihlerde nasıl bir bellek söz konusu olacak ise. On yüz milyon baloncuk gibi bir hafıza terminolojisi.  Ben size 256 kB disketlerden bahsettim ama onlar bile yeni sayılır. Ondan da eskisi var.
   
Bu ne desem içimizden kaç kişi hatırlar. Fortran ile hazırlanmış programların yazılımında ve ana bilgisayara yüklenmesinde kullanılan punch kartlar. Bu eskidi, yerine yenileri geçti. Elbette. Daha hızlı şeritler... Fax makinaları... İletişimde devrim! Ya faximile cihazlarını hatırlayanlar? Islak kağıda fotokopi makinaları...
   
Ya bu hesap makinası? Bu ilki zannetmeyin; seneler sonrası. İlk hesap makinaları sadece dört işlem yapabiliyordu. Bu gördüğünüz o zamanın devrimi. Bunlar geldi ve neler devreden çıktı biliyor musunuz? Gelin hafızaları biraz daha canlandıralım. Hemen bu yandaki cetvel benzeri (Slide Rules) hatırlayanlar en az benim yaşımdakiler ve daha yaşlılardır. Bu minnacık rakamlar ile bizer neler neler yapadık. Çarpma, bölme, logaritma, tanjant, cotanjant, vs vs... Sınavlara bunlarla girerdik. Hesap makinası ile girenler daha kısa sürede cevap vermek zorunda kalırlardı. Slide rule öncesi ne vardı derseniz logartima cetvelleri vardı. İşte bir sayfa.
 
 
 
 
 
Devrimdi her şey. İlk aldığım bilgisayar 286 prosesörlü idi. Sonra 386, 486 Pentium çıktı. Ama hala uzaya giden uyduların içerisinde 386 bazlı prosesörler var desem. Neyse efendim sonra uydu çağı başladı, tepemizden geçen uydular. Anında yerküre görüntüsü. Takmıştım onlara ve ilk gerçek zamanlı uydu alıcısını ODTÜ/Erdemli yerleşkesine kurmuştum. O bağlamda da NASA’yı ziyaret etmiştik. Gezmiştik ve sıra sıra teypler görmüştük. Dediler ki verileri böyle saklıyoruz. Burada 1000 MB var dediler. Aklımız almamıştı. Bin MB! Bizim kaç disket eder yahu? Tabii gençler bunlardan da habersiz. İlk bilgisayarlarda çok daha değişik disketler vardı. Commodore, Amstrad, Sinclair... Bir de şimdikilere bakın. Laptoplar, ipadler... Herşey taşınır oldu, artık kimse masa üstü bilgisayar kullanmaz oldu. GB hafıza artık küçümsenir oldu. Halbuki bizler megabayt devrinden gelenler için GB bile inanılmazdı. Eskinin süper bilgisayarları artık çocukların elinde.
 
Cep telefonundaki harikalara bakın. Bedava görüntülü konuşma (Skype)... Evdeki sabit telefonlara veda. Adres bulma diye bir dert kalmaması (Yandex). Uçak indi mi, inmedi mi diye ona buna sorma derdinin kalmaması. Havadaki uçağın içine binip etrafı 3D seyretme olasılığı (iststatus.com)... Gerçek zamanlı gibi (site açılınca bir uçağı seçin ve solda çıkan kutucuktan da 3D tıklayın. Bindiniz uçağa o anda etrafta ne görülüyor ise onu izliyorsunuz. Biraz da mouse ile oynayın, uçağı her yönden izleyin. Bir cruise gemisine binip o anda etrafı seyretme gibi. Hatta o andaki denizin durumunu dahi. Geminin arkasından çıkan pervane suyu izi dümdüz ise deniz sakin yok sağa sola giden bir pervane suyu izi var ise denizde devasa dalgalar var demektir. (http://www.costacruise.com/eu/webcam.html)
 
On sene evvelini düşünün bir de. 2006-2007ye gireceğiz. Laptopum ne modeldi, ne yapardı unuttum bile. İşte bu nedenle de bilim teknoloji politikalarına da pek inanmamışımdır. TUBİTAK'taki görevim sürecinde bir ara o işlevle uğraşmakta bana verilmişt,i en kısa zamanda bırakmıştım. Bilim teknolojide 2023 hedefleri... Yahu ben daha geçen sene Allahın Sahrasını enerjiye çevirebileceğimi bilmiyordum. Kömür madeninin atığı olan şeyl kayaları enerjinin allahıymış. Metan anoksik değil oksik koşullarda elde edilebiliyormuş... Bu konuda yazılan tüm kitaplar eksik bilgiler ile doluymuş... Kitin, lignin enerji doluymuş... Hepsi de şimdiye kadar atık idi. Böyle bir enerji türü hala bile kimsenin aklında değil. Şimdi birileri bana efendim bizim 2023 hedeflerimiz şöyle siz bunları çalışın diyecek... Pöh!
 
Hiç inanmadım hala da inanmam. Bir bilim adamının önüne geleceğe yönelik çalışma planı koymak. Bu olsa olsa hakikaten bilimle yeniliklerle uğraşan bir bilim insanı için geleceği sınırlamak olur. İşte bu nedenle de gelecek yıldan beklentilerim bir günde değişemeyen şeyler oluyor. Sadece ilk günlerde eski alışkanlıklardan kurtulup bir kaç tarihi 2016 yazdıktan sonra 2017'ye alışmak. Keşkeler ile geleceğe bakmamak. Ama geleceğe umutla bakmak için de bir gecede değişen bir şey de yok ki. Olabilseydi. İsterdim. Ama umudum gelecek on senede ülkemin de hakiki ARGE'ye ulaşması. Olabiliyor işte, dedim ya Allahın Sahrasını enerjiye çevirmeyi başardım. Sahranın altında petrol falan bulmadım. Hani Sahra çölüne giderseniz üzerinde yürüdüğünüz toprağı enerjiye çevirmeyi başardım. Yani ham madde sonsuz.  Kimin aklına gelirdi. Derdim kimsenin aklına gelmediği için akıllı birisini bulup anlatabilmek. Bazen de rutinin dışına çıkmak yaramıyor bize.
 
Görseller:
Yazara aittir.

 

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan apelasyon.com sorumlu tutulamaz.