Adıyaman ve Besni Üzümü

Adıyaman, yeryüzünde güneşin en güzel şekilde doğup en güzel şekilde battığı Nemrut Dağı'na sahiptir. Nemrut'a gündoğumunu veya günbatımını izlemek için çıktığınızda, uygarlıkların yaşanmışlıkları eşlik eder size. Önce nazlanır Nemrut, 2150 metre yükseklikte karşılar sizi. Araçla çıkış mesafenizden sonra yarım saat tırmandırır. Tırmandıkça zirveyi çevreleyen Tümülüs belirginleşir. Tümülüs, mezar ya da mezarlık içeren taş yığıntısından oluşan tepeciğe verilen isimdir. Nemrut dünyanın en yüksek tümülüsüdür. Zirvenin bir yakası Doğu Terası diğer yakası ise Batı Terası'dır. Zirveye vardığınızda önce Doğu Terası'na geçersiniz. Herkül tanrılar geçişinde aslan ve kartal figürüyle yerin göğün gücü adına selamlar sizi. Günbatımını izlemeye Batı Terası'na geçtiğinizde tanrılar galerisindeki heykel figürleriyle karşılaşırsınız. Günbatımını beklerken bulutla güneşin kıyasıya mücadelesini izleyebilirsiniz. Doğanın dönüşümü içerisinde özellikle sonbaharda bir üstünlük mücadelesi gözlemlenir. Güneş batmaya doğru yol alırken bulut, ufuk çizgisinde güneşi gölgelemeye çalışır. Bu keyifli anlara tanıklık eden turistler şarap eşliğinde güneşi uğurlar.

Doğusuyla batısıyla bir bütündür Nemrut. Anadolu'nun çok sesli orkestra olduğunun en açık delilidir. Kommagene Krallığı hüküm sürmüş Nemrut diyarında. Dünyada eşine az rastlanılan bir medeniyet Kommagene. Bir tarafı Helen diğer tarafı Pers'e dayanan Kommagene Uygarlığı, Nemrut da iki orkestranın virtüözlüğünü üstlenmiştir.

Mitolojiye ilham kaynağı olan Adıyaman'da farklı inanç ve kültürler yaşamaya devam etmektedir. 1905 yılında inşa edilen ve tarihi önemi olan Saint Petrus ve Saint Pavlus kiliseleri halen Adıyaman’daki Süryani cemaati tarafından kullanılmaktadır. Şehir merkezinde olan bu kiliseler birlikte yaşama kültürünün canlı kanıtıdır. Uzun yıllar kiliselerin Metropolit görevini yürüten Melki Ürek Bey hoşsohbet biridir. Lise yıllarımızda iki üç kafadar bir araya gelip merakla kiliseye giderek sorduğumuz sorulara içtenlikle yanıt alırdık, mahallesinde oynadığımız topların hristiyan çocuklarla yaptığımız maçların hatırası canlanıyor gözümün önünde. İnançlar farklı olsa da birlikte yaşama kültürünü, insani değerlerimizin en üstün değer olduğunu öğrenmiştik.

Adıyaman şehir merkezinde çiğköfte yarışı var. Hemen her köşe başında ustaların kendi elleriyle yoğurduğu çiğköfteleri tatmak durumuyla karşılaşırsınız. Satın alıp almamanızın hiç önemi yoktur; önce tadarsınız, ikram edilir beğenmeniz durumunda kendiliğinizden oturursunuz. Çiğköftecilerin ücretsiz imkanlarını bilen biri aç kalmaz, 5-10 dükkan gezdiğinizde ikramları tattıktan sonra doyum düzeyine ulaşırsınız. Okula, kursa giden gençler söylediğim taktiği uygular, onları gördükçe lise yıllarımdaki ben gelir aklıma.

Adıyaman ilçeleriyle kültürel ve yaşayış biçimi açısından çeşitlilik barındırır. Çelikhan'da sarma tütün, Tut'da Tut Pekmezi, Besni'de Besni Üzümü çok popülerdir. Ayrıca doğal güzellikleri eşine az rastlanılır türdedir. Tut'da yamaç paraşütü yaparak, Çelikhan'da 'Yüzen Adalar'a giderek, Kahta'da Cendere ve Nemrut'u turlayarak, Gerger'de  Kanyonlar'a doğru, doğanın esrarengizliğinde kaybolup gidersiniz.

Besni ve Üzümü

Günümüzden yaklaşık olarak 7 bin yıl öncesine dayanan tarihi ile Besni Adıyaman'ın batısında yer alan önemli bir ilçedir. Evliya Çelebi seyahatnamesinde Besni'ye dair misafirperverlik ve cömertlik vurgusu yapar. Tarih içerisinde Asur, Pers, Roma, Bizans, Kommagane, Emevi, Abbasi, Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet'in işlediği bir motif havasındadır. Cumhuriyet henüz 14 yaşındayken fotoğrafta yer alan kare Besnili esnafların Cumhuriyet Bayramı kutlamalarındaki birlikteliği yansıtır. Bu fotoğraf karesi kaydedildiği yıl göz önünde alındığında oldukça önemlidir. O yılların Türkiyesi'nde  Besni, Cumhuriyeti benimsemiş ve hayata tatbik etmiş.
Gazeteci Yazar Hasan Emre'nin arşivinden,Besni esnafı ve halkı Cumhuriyet Bayramı'nı kutluyor (1937)
 
1950'lere gelindiğinde dokuma tezgahları, köşker sanatıyla yemeni imalatı ilçeye ticaret kültürünü yerleştirmiş, bölge göz önüne alındığında ciddi üretim yapılmıştır. Türkiye'ye büyük değerler kazandırmayı başarmış bu şirin ilçemiz. Öyle ki Merinos firması kuruluş öyküsünde Besni'den dünyaya açıldığını etraflıca anlatır.

Besni'de bir başka değer de Besni Üzümü'dür. Peygamber üzümü ve Besni üzümü birbiriyle karıştırılmaktadır. Üzümün dalından koparıldığı salkım haline Peygamber Üzümü deniliyor. Bu üzümün potasyum ve zeytinyağı ile karışımı sonrasında kurutulması işlemi Besni Üzümü'nü meydana getiriyor. Aroması diğer üzüm çeşitlerine göre  farklı Besni Üzümü'nün. Şaraba uygun değil aroması. Kahverengi ve siyah taneleri var. Şöyle bir avuç alıp kokladığınızda aromayı hissedip avucunuzdakini bitirmeye yeltenirsiniz. Üzümün çekirdeği ise sindirim sistemine ve bağışıklığın güçlenmesinde  önemli rol oynuyor. Ayrıca öğrendiğim kadarıyla kuru üzüm çekirdeği Fransa'da bir kozmetik firmasının cilt güzelleştiren ürünlerinde etkili bir şekilde kullanılıyor. Uzmanlar, sağlıklı yaşam için belli bir miktar kuru üzüm tüketmenin birçok açıdan faydalı olduğunu ifade ediyor. Benim gibi çaya şeker atmıyorsanız bir avuç Besni Üzümü eşliğinde çay keyfi yapın derim. Şeker ihtiyacını sağlıklı yollarla gidermek hepimizin isteği ne de olsa.
Gazeteci Yazar Hasan Emre'nin arşivinden, Peygamber Üzümü ile Besni Üzümünün farkı
 
Besni Üzümü'nün AB ülkeleri başta olmak üzere birçok ülkeye ihracatı bulunuyor, Avrupa'da bilhassa Almanya'da süpermarketlerde karşılaşabiliyorsunuz. Bu üzümün kalitesini bilen üreticiler piyasada belirgin özelliği olmayan kuru üzümlere, Besni Üzümü etiketi vurup rahatlıkla satışa sürüyor. Yaptığım araştırmalar gösteriyor ki Besni Üzümü'nün ülkemiz genelindeki kuru meyve ihracatındaki payı %7 civarında. Besni orijinli olmayıp da 'Besni Üzümü' etiketli firmaların ihracattaki payı %12 seviyelerindedir. Besni Üzümü'nün pazarını alternatifleştirmek için ürün standartlarını oluşturmak gerekli. Standartlar hem ulusal hem de uluslararası ölçekte kabul gören bir düzlemde ilerlerse ürünün pazar potansiyeli genişlemiş olur. Bunu yapmak şu anki manzaraya bakıldığında biraz güç duruyor. Çünkü %12'lik payı oluşturan firmaların tespiti yasal açıdan belirgin değil, serbest piyasa ekonomisi deniliyor her defasında.

Profesyonel yöntemlerle ürün verimliliği arttığı ölçüde bölgeye katkısı olacak, geleneksel tarım yerini modern tarıma devrettiğinde gelişimin gözlenmesi kaçınılmaz olacaktır. Yer şekilleri yapısı itibariyle engebeli olan Besni'de üreticilerin dünya pazarına entegre olması için beklentileri var. Devlet destekleri, teşvik, sulama kanallarının iyileşmesi, tarım kültürünün oluşması başlıca istekler olarak dile getiriliyor. Diğer taraftan rekabetin uzun soluklu ve nitelik gerektiren yapısı mücadeleyi ve müdahaleyi gerektiriyor. İlçenin, Gaziantep'e yakın olması, ticaretin yerleşik olması olumlu etken olarak görülse de göç vermesi büyük bir problem olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle Gaziantep'e fazlasıyla göç veren Besni'de tarım sürdürülebilirlik açısından soru işareti yaratmaktadır.

Türkiye'nin hemen her yerinde olduğu gibi tarımdan kopma, kırsaldan kente göç, artan işsizlik, inşaat sektörünün canlılığını koruyarak kar maksimizasyonu yaratması tarımsal üretimi ciddi derecede olumsuz etkiliyor. Bu soruna hep birlikte eğilerek çözüme odaklı, ölçülebilir ve rasyonel politikaları hayata geçirmek zorundayız. Medeniyetlerin inşa ettiği hazineleri koruyarak, geliştirerek ve onları bir adım öteye taşıyarak aydınlığa erişebiliriz. Umuyorum ki yakıp, yıkmanın, tahripkar olmanın 21.YY'da geçerli olmadığını anladığımızda iş işten geçmiş olmaz.

Bir sonraki yazımda tekrar bir araya gelmek ümidiyle, sevgiler...
 
 
Merhaba Değerli Apelasyon ailesi,

Bu platformda yazımın ilk kez yayınlanmasına hep birlikte tanıklık ediyoruz. Bu heyecan ve gururu benimle paylaşmaya ne dersiniz? Apelasyon E-Dergi'nin değerli Genel Yayın Yönetmeni Bilge Keykubat ile Ankara'da tanıştığımızda birlikte ortaya çıkarabileceğimiz değerlerin olduğunu fark ettik. Yazma fikrini zihnime kazıdığı için kendisine şükran borçluyum. Doğduğum ve şu an da yaşadığım şehir olan Adıyaman'ın kültürünü, yöresel tatlarını, yaşayış biçimini gözlemlerime dayanarak aktarmaya çalışacağım.
 
 
 

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan apelasyon.com sorumlu tutulamaz.

Mehmet Fatih Turan - 12.07.2017 22:23
Hocam bilgilendirmeniz için teşekkür ediyorum.Bana hitap ederken değerli meslektaşım demişsiniz fakat benim ziraat ile ilgili bir tahsilim bulunmamaktadır.Halk arasında peygamber üzümü ve Besni üzümü diye bir ayrım söz konusu.Tabiki teknik kısımlarda düzeltme yapmak siz üstatlara düşer.Saygılar sunarım.
Prof. Dr. Y. Sabit Ağaolu - 07.07.2017 18:17
Değerli meslektaşım Fatih Bey; Güzel bilgiler ve ekindeki görseller için seni kutluyorum. Ufacık bir düzeltme yapmama izin ver. Metni okuyan sanki Mevlana üzümü ile Besni üzümü ayrı şeylermiş gibi bir hisse kapılabilir. Peygamber üzümü Besni üzümünün sinonimidir. Yaşken "Mevlana" kuru iken "Besni" üzümü ismini alıyor demek doğru bir ifade değil. Selam ve sevgilerimle.