Buyurun Size Bir Yerelde Kalkınma Hikâyesi

Mayıs ayında bir yazı yazmıştım Apelasyon için:  “Neden Sizinki de Lavantalı Turistik Köy Olmasın?” Lavantalı bir turistik köy var, başardılar; “Lavanta Kokulu Köy”  Türkiye’nin Provence’iı  Isparta Keçiborlu’nun Kuyucak Köyü. Cesur, akıllı ve vizyon sahibi insanlar el atmış, devlet de destek vermiş, almış başını gidiyor.
 
Kuyucak Köyü’nde lavanta eski bir üretim, turizm yeni. 1970’den beri köyde lavanta yetiştiriyorlar, gül de var, zambak dedikleri irisler de yakında artacak.  Köye televizyon çekimleri için gittik ve işte dedim, budur.  Önce arabayı nereye koyacağımızı şaşırdık çünkü her yer dolu. Tur otobüsünün biri geliyor, biri gidiyor, arabalar yer bulmak için köyün içinde, herkes lavantalı sokaklarda gezip bir şeyler satın almak istiyor. Bir de foto safari için gelenler var, gelin damatlar dolu tarlalarda.
   
Köylü aslında şaşkın, turizm onlar için çok yeni, henüz ikinci yılları, organize değiller ama çok hevesliler yozlaşmamış, temiz gönüllü çalışkan insanlar. Umarım böyle de kalırlar. Köy şirin bir Anadolu Köyü, eski evleri de çok güzel. Yenileme çabasıyla da bozulmayacak. Bakanlık burada bir örnek köy inşa etmeye karar vermiş, köylüyü buraya taşıyıp eski köy evlerini restore edip turistik amaçla kullanacaklar. Böylece ortaya sakil bir mimariyle yapılmış pansiyonlar, marketler, kafeler çıkmayacak. Şuanda köyün yatak kapasitesi 30 civarında.
 
Pansiyonculuk çok yeni, henüz üç aile ev pansiyonculuğuna başlamış. Onlar da dolu. Yol kıyısındaki tezgâhlarda lavantadan taç yapan küçük kızlar, teyzeler, nineler var; taçlar çiçek yoğunluğuna göre 3-5 TL. Lavantanın demeti de 1-3 TL, yani taç yapmak ürüne katma değer sağlıyor. Demetle lavanta alan az, ama herkes taç alıyor ikişer üçer tane.  Kapı çelenkleri de var, pek güzeller. Mis kokulu keseleri de hanımlar evde yapmış.
   
Akıllı bir girişimci kafe yapmış, üç odalı pansiyonu var kendi eski evinden bozma, lavantalı kahve ve lavanta çayı servis ediyor. Isparta’da bir yerel dondurmacıyla anlaşıp lavantalı dondurma ürettiyor köy halkı. Pek de leziz. Lavanta sabunu da var ev yapımı, mis kokulu. Güvendikleri yerli imalat kolonya, krem, vs. de satıyorlar. Lavanta reçelini deniyorlar, tarif tutturmaya çalışıyorlar ve biri yapmış, pek de güzel olmuş. Lavanta balını da mutlaka alıp denemelisiniz.
  
Muhtar Mehmet Aydemir’e hayran kaldım, emekli coğrafya öğretmeni. Emekli olunca köyüne dönmüş ve önce köye su getirerek başlamış işe. Geçen sene “Lavanta Kokulu Köy Kadın Girişimciler Kooperatifi” muhtarın çabasıyla kurulmuş. Üyeleri imece çalışıyor. Köyün hemen başında bir bahçeleri var, burada gözleme, çay, kahve ve yemek satıyorlar. Kışın akşamları herkes evinden kuru lavanta çiçeği getiriyormuş ve birlikte kese, lavanta bebeği, vs üretimi yapıyorlarmış kooperatifte satılsın diye. Servisi de kendileri yapıyor ancak işler gelişip, kendi şahsi mekânlarını da açmaya başlayınca sıkışmışlar, köyün gençleri yardıma geliyor bu kez. Muhtarın kızı ve torunu servis yapıyordu. Kızı Rabia Hanım köye dönüş projesi kapsamında devletten destek almış ve arıcılığa başlamış.
  
 
Kooperatifin hemen çapraz karşısında Kara Kazan diye dökük bir tabela var, burada da ev tipi bir imbikle lavanta damıtıyor Fahri Bey. Torunları etrafında cıvıl cıvıl. Fahri Bey lavanta yağı ve suyu satıyor, kendi kazanında çıkma, tazecik. Mevsiminde doğadan kekik de toplayıp kazanında yağını çıkarıyor. Lavanta yağı, kekik yağı, gülyağı, hepsini gelen turistlere perakende satıyormuş. "Her ürüne geçerken kazanımı çok güzel temizlemezsem yağ bozulur, kokular karışır" diye de bilgi veriyor. Köy içinde bir kazan daha var, cami arkasında Baysal Bey’in pansiyonunun içinde.  Ortalık mis kokuyor.
 
 
Kuyucak,  Gelecek Turizmde Sürdürülebilir Turizm Destek Fonu'ndan  “Lavanta Kokulu Köy” projesiyle destek almış. Proje lideri ise genç bir ziraat mühendisi, Ali Bey.  İşi öyle sahiplenmiş ki, kooperatifin standında satışa yetişemeyen kadınlara yardım ediyor. Her türlü teşekkürü de hak ediyor.
  
Bütün köylü turizmi ve köye gelen misafirleri benimsemiş, karayolları ikide bir köyün yönlendirme tabelalarını kaldırıyormuş, yolu bulamadık diye telefon eden olursa,  köyden kim müsaitse kavşağa misafirleri karşılamaya gidiyormuş.

Gelelim eksikliklere, öncelikle sezonu uzatmak gerek yoksa bir aya sıkışıyorlar. Oysa ellerinde imkân var. İlk önce zambak tarlaları çiçeğe geliyor, arkasından gül, bu arada lavantalar goncada. 20 gün kadar sonra o da geliyor. Kısaca sezonu 4-5 aya çıkarabilirler. Sadece lavanta kokulu değil, mis kokulu köy olup diğer parfüm bitkilerini de turizm sezonuna katabilirler.
  
Burada yetişen lavantalar hakiki lavanta değil, lavandin, melez bir lavanta. Provence’taki gibi hakiki lavantalardan da tarlalar kurarlarsa manzara çok daha güzel olacak.  Onlar daha erken çiçek açıyor, sıra üzeri ve sıra arası sık, bu yüzden görseli daha güzel ve coşkun. Parfüm endüstrisi de gıda endüstrisi de tercih ediyor. Birkaç kişiye bahsettim ama bildik yöntemleri değiştirmeye ayak direyen bir yapıları var, olsun biz ziraat mühendisleri buna alışığız. Doğru bildiğimizi söyleriz.
Köylülere mutlaka bir doğal kozmetik eğitimi verilmeli. Orada belki de kendi yaptıkları kolonyaları, vücut yağlarını, saç bakım yağlarını satmalılar. Lavantalı zeytinyağı eklem ağrılarını geçiriyor. Nasıl kantaron yağı, kekik yağı köylerde satılıyorsa  lavantalı yağları, vs. yapmayı  öğrenseler pazara sunacakları ürün çeşitleri artar.
 
Lavantalı gıdaların yapımını da denemeliler. Lavanta, şekerli gıdalara yaraşıyor. Bunu konuştuğumuzda tarif denediklerini söylediler ama keskin olduğundan bahsettiler. Keskin, çünkü ellerindeki lavandin, onun da içinde kâfuru yüksek. Oysa gıdaya uygun olanlar lavenderler, yani hakiki lavantalar.  Sözümü dinleyip üretim alanlarını bu şekilde de genişletirlerse gıdada da kullanılacak bir lavantaları olacak.

Kaynak: milliyet.com.tr

Bu yazım yayınlandığında lavanta hasadı başlamış olacak, Kuyucak’taki şahane manzarayı göremeyeceksiniz ama ürünler hala orada, pansiyonlar, kahvaltıcılar. Üstelik muhtar söyledi yakındaki yayla köyünde lavantalar geç hasat ediliyormuş. Kısaca sadece bir köye gittiğinizi düşünmeyin, burası lavanta diyarı. Bir yerde tarlaları görürsünüz diğerinde kalır yer içer alışveriş yaparsınız.

Yerelde kalkınmanın çok güzel bir örneği olan Lavanta Kokulu Köy Kuyucak sizlere de ışık tutsun. Mayıs ayındaki yazımı da bir daha okuyun, sonra siz karar verin.
Görseller:
Yazara aittir.

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan apelasyon.com sorumlu tutulamaz.

BURAK TUNA - 30.10.2017 08:02
gerçek lavanta ise kalite ve aromaterapik olarak üst seviyede, yağ fiyatı yağı grossoya göre az çıktığı için daha pahalıdır ve gıdaya uygundur, ama yağı az çıktığı için ekim alanı da azdır.
BURAK TUNA - 30.10.2017 08:01
gerçek lavanta olarak geçen Lavandula Angustifolianın ise provencete çok ekim alanı bulunmaz.grossonun provence.te en yaygın şekilde yetiştirilme sebebi, grossonun diğer lavanta türlerine göre miktar bakımından neredeyse 4 kat daha fazla yağ verebilmesi nedeniyledir, gıdaya uygun değildir ve bu yağların tamamı fransız parfüm endüstrisinde kullanılmaktadır.
BURAK TUNA - 30.10.2017 07:58
Mine Hanım,ben amatör olarak lavanta dünyasıyla uğraşan bir kişiyim.yazınızda belirttiğiniz bilgiler maalesef tam doğru değil. lavandin diye belirttiğiniz hibrit tür ki burda tahminim Lavendula x intermedia grossoyu kastediyorsunuz, bu tür sizin yazınızda belirttiğinizin aksine provence civarında en çok yetiştiriciliği yapılan hibrit türdür. yani bizim köylüler lavandin olarak grossoyu ekiyorlar ise, aslında provence lavantasını ekiyorlar.