KAN KIRMIZI SAĞLIK: DOMATES

Domates sözcüğünün anlamı aztekce “tomatı”ya dayanıyor. Ayrıca İtalya bayrağındaki kırmızılık da domatesten gelmekte. İtalyanların domatese aşk elması manasına gelen Pomodoro demekte olduğunu da es geçmeyelim.
Tarihine baktığımızda domatesin gerçek boyutu kiraz domates diye tabir ettiğimiz boyutlardaydı ilk başlarda ve daha sonra aşılama teknikleriyle bugün yediğimiz domates haline getirildi. Ayrıca önceleri yeşil tüketilip, rengi kırmızıya dönünce de çöpe atılırdı domatesler. Bunun nedeni, kırmızılaşmanın domatesin bozulduğu anlamına geldiğinin zannedilmesiydi.
 

Türkiye'de Domates

 
Domatesin Türkiye’ye ilk gelişi 18. yüzyılın sonlarına dayanmakta. 20. yüzyılın ilk yarısında yalnız bahçelerde ve aile tüketimi için yetiştirilen domates son 40 yılda değerini buldu. 1970’te 2 milyon ton olan üretim, 1985’te 4 milyon tona çıktı. Hızla artan üretim sayesinde bugün dünya domates üretiminde 3. sıraya kadar tırmandık ülke olarak. Bugün Türkiye, yılda yüzde 125.5 milyon tonu bulan dünya domates üretiminde 9.9 milyon tonluk üretimi ile 3. sırada yer alıyor. İlk sırada 32.5 milyon tonluk üretim ile Çin, 2. sırada ise 11.3 milyon tonla ABD var. Geçmiş yıllarda taban fiyatı belirlenmeyen, tarımın genel teşvikleri dışında fazladan bir destek alamayan domates üreticilerinin bu başarılarını takdir etmemek elde değil.
Tarla ve bahçe üretiminin yaygın olduğu dönemlerde yalnız yaz aylarında pazara çıkan domates, örtü altı (sera) üretim sayesinde artık her mevsimde bulunabiliyor. Bir bölümü modern, bir bölümü de basit olan seralarda yetiştirilen domatesler günümüzde sofralık domates ürününün yüzde 40’ını karşılamakta. Yaz ayları daha kısa geçen bazı bölgelerde üretilen ve sonbaharda üretilen domatesler ise hallerde daha yüksek fiyatlarla alıcı buluyor.
 
Buraya kadar size domatesle ilgili genel bilgileri vermeye çalıştım. Şimdi domatesin içerisinde bulunan likopen ve sağlığımız üzerindeki etkilerinden bahsetmek istiyorum.
 
Likopen sebze ve meyvelerde doğal alarak bulunan karoten familyasına ait bir pigmenttir. Likopen vucut tarafından absorbe edilen bir antioksidan olup zarar görmüş hücreleri onarmaya yardımcı olur. Antiokzidanlar kansere sebebiyet verebilecek DNA oksidasyonuyla savaşan bir bileşimdir. Kandaki likopen miktarı arttıkça, okside edilmiş bileşiklerde azalma görülür. Harvard Üniversitesi’nde yapılan çalışmalar  göstermiştir ki bu madde sayesinde vücudunuzun kansere olan direnci artar. Likopenin iyi geldiği, koruduğu ve riski azalttığı bilinen hastalıklar ise şöyledir;                                                                                                             Likopen oranı %93 olan domates
 
  • Akciğer kanseri, prostat kanseri, alzheimer, kolon kanseri, ağız kanseri, pankreas ve yutak kanseri
  • Göğüs kanseri: Kadın sağlığını en çok tehdit eden hastalıktır
  • Rahim kanseri: Likopen içindeki yüksek serum seviyeleri sayesinde sizi rahim kanserinden korur ve riski azaltır.
  • Endometrial kanseri: Bu kanser türünde likopenin etkisi ise; kanserli hücrelerin çoğalmasını engelleyerek hastalığının seyrini yavaşlatır ve hastalığa yakalanma riskini azaltır.
  • Kalp ve damar hastalıkları: Likopen, zararlı kolesterolün damarların duvarlarında birikmesini ve tıkayıcı plakalar oluşturmasını önler.
  • Cilt yaşlanması ve Astım: Likopenin özellikle de kadın cildini koruduğu çeşitli araştırmalarda görülmüştür. Domates ve domates ürünlerinde bulunan yoğun C vitamini sayesinde ise astım nöbetlerinin sıklığı ve yoğunluğu azalttığını biliniyor.

Domatesin Yararları Saymakla Bitmiyor

 
Her gün domates yiyerek kendinize birçok iyilik yapıyorsunuz aslında. A ve C vitaminlerini içerme bakımından domates diğer gıda türleri arasında ilk sırada değil. Ancak her iki vitamini içerenler arasında bu kırmızı sebze üçüncü sırada yer alıyor. Vitamin ve mineral içeriği birlikte dikkate alındığında ise domates, komple bir gıda olarak ilk sıraya yükseliyor. Bu sayede yaşlanma ve yıpranma sürecinin suçlusu sayılan oksidanların baş düşmanı sayılıyor.
 
Sağlığımıza bu kadar etki eden sarı, yeşil, kırmızı renkleriyle Taze, Sun-dry, semi-dry, salça, konserve  üretim şekilleri ile hayatımızın içerisinde olan bu üründe yerli tohumlarımıza sahip çıkalım.
       
 

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan apelasyon.com sorumlu tutulamaz.

Derya Öztürk Aydın - 03.05.2014 22:17
Çok güzel bir yazı olmuş ellerinize kaleminize sağlık, neyi niçin tükettiğimizi bilmemiz ve sağlığımız için önemini öğrenmemiz bizi bu sağlıklı yiyeceklere daha çok yönlendirip iştahımızı açıyor ve günlük tüketimimizi arttırıyor. Soluduğumuz havanın bu denli tehlikeli olduğu bi zamanda sağlıklı gıda tüketimimiz ile sağlığımıza sahip çıkmamız dileğiyle, sevgiler...