GAP Bölgesinde Verimlilik Arayışı

Yazar: Mehmet Fatih TURAN
 
Eski Ahit'in (Tevrat) yaratılış hikayesinde der ki,

"Rab, insanlık aleminin babası olan Adem'i yaratmadan önce Aden'de, içinde Hayat Ağacı'nı da barındıran ve her türlü meyvesi olan bir bahçe dikti. Aden'den bir ırmak doğuyor, bahçeyi sulayıp, oradan dört kola ayrılıyordu. Bu ırmaklardan ilkinin adı Pişon'dur; altın kaynakları olan Havila sınırları boyunca akar. İkincisinin adı Gihon'dur; Kuş ülkesinin sınırları boyunca akar. Üçüncü ırmak Dicle, dördüncü ırmak ise Fırat'tır..."

Eski Ahit'in yaratılış hikayesinde anlatıldığı üzere Paleolitik dönemden kalma Adıyaman Palanlı Mağarası'nın duvarına, mağara devri insanları tarafından 40.000 yıl önce, kazı tekniği ile stilize edilmiş "Dağ Keçisi" figürü bize kadim geçmişimize nereden bakacağımıza dair önemli ipucu vermektedir.

İlk insandan günümüze kadar yeryüzünün birçok noktasında tarım ve doğaya ait izdüşümleri görmek mümkün. Yağmur ormanlarından tropikal iklimlere, beyaz gecelerden kurak coğrafyalara kadar uzanan yelpazede yaşam çeşitliği var olmaktadır.

Bereketli Hilal diye adlandırılan tarihin en kıymetli topraklarına sahip Mezopotamya'da zaman ve dönem geçtikçe üretmek zorlu hale gelmiş. Değişen iklim koşulları, artan göç, işsizlik ana etken görülse de değişimin ve dönüşümün kaçınılmaz olduğu gerçeği ile karşılaşıyoruz. Değişim ve dönüşüm kaynakları vurdu, kaynaklar tükenmeye yüz tuttu. Popüler ifadeyle etkin kaynak kullanımı ve verimlilik gibi kavramlar önem kazandı.

Güneydoğu'da Verimlilik

Tarımsal üretim ve tarımsal işlemede büyük bir kapasiteye sahip olan Güneydoğu Anadolu Bölgesi tarım ve tarıma dayalı sanayi sektörlerinde ciddi bir verimlilik kaybı yaşamaktadır. Bu verimlilik kaybı bölgenin göreli avantajını olumsuz etkilemekte aynı zamanda bu sektörlerde doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımını ciddi anlamda etkilemektedir. TÜİK, Kalkınma Bakanlığı, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı kaynaklarına göre su, enerji ve insan kaynağı verimlilik kaybının en çok olduğu alanlar GAP Bölgesi'nde yer almaktadır.

Tarımda verimlilikle ilgili benim gözlemim şu şekilde;

Üreticiler geleneksel üretimin verimlilik kaybında önemli rol oynadığını söylüyor. Geleneksel üretimde geleneksel metotların terk edilmesi, yeni metotların kullanılması sevindirici. Bazı üreticilerle konuşurken gübreleme, ilaçlama, damlama sulama sistemi gibi üretime yönelik unsurların efektif kullanıldığı söyleniyor. Üretici nereye varmak istediğini biliyor, varış yolunda bazı labirentler olsa da üstesinden gelecek çaba ve gayreti göstereceklerini ifade ediyorlar. Ürünle ilgili yığılmadan şikayet ediyorlar. Mısırın çok kâr ettirdiği bir dönemde herkes mısıra yöneliyor, o dönem için gelir getirici ürün statüsüne yükselen mısır bir sonraki dönem zarar ettirebiliyor. Yine mısır örneğine işaret edecek olursak bölge 'Mısır Diyarı' olarak anılıyor. Ürün çeşitliliğine gidildiğinde, bu yakıştırma çıkıyor karşımıza. Bu durumda ürün yelpazesi genişleyemiyor, arzu edilen kar marjına ulaşılamıyor. Tam bir dilemma hali. Öte yandan yaptığım araştırmada ilginç bir bulguyla karşılaştım. Türkiye genelinde tarımsal verimlilik değerleri AB ülkelerinin üzerinde görülüyor. Araştırmada geçen ifadeye göre;

"Avrupa Birliği, Almanya ve Fransa’da tarımsal üretim değerinde önemli bir yer tutan buğday, dane mısır, şeker pancarı ve domates ile inek başına elde edilen süt ve kesilen hayvan başına karkas ette 1973-2012 yılları arasında meydana gelen verimlilik değerlerindeki değişimler incelenmiştir. Çalışmada, 40 yıllık dönemde Türkiye’nin tarım ürünleri verim değerlerinde buğdayda %124,2, dane mısırda %314,4, süt veriminde %130,1 ve karkas et ağırlığında %388,7 oranında artış sağladığı ve bu oranların da AB, Almanya ve Fransa’ya ait oranların üzerinde olduğu tespit edilmiştir. Belirtilen dönemde sağlanan verimlilik artışlarına rağmen, sadece dane mısır üretiminde Türkiye’nin verim değeri AB ortalamasının üzerinde olmuştur. Çalışma sonucunda; AB’nde uygulanan tarım politikalarının tarımsal üretimde verimliliği önemli ölçüde artırmasına rağmen, Türkiye’de tarım sektörüne verilen desteklerin Tarım Kanunu'nda belirtilen oranın ancak yarısı kadar olması nedeniyle, ülkenin tarım ürünleri verimlilik düzeylerinin AB ülkelerine oranla oldukça düşük düzeylerde kaldığını belirlenmiştir."

GAP Bölgesinde Tarım ve Tarıma Dayalı Sanayide  Entegre Kaynak Verimliliği Projesi

GAP Bölge Kalkınma İdaresi ile Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ortaklığıyla "GAP Bölgesi'nde Tarım ve Tarıma Dayalı Sanayide Entegre Kaynak Verimliliği" projesi oluşturuldu. Projenin odaklandığı ürünler olarak Buğday, Domates, Fıstık, Koyun Sütü, Mısır, Zeytin, Pamuk, Kırmızı Biber, Kırmızı Mercimek, Üzüm kaydıyla 10 ürün belirlenmiş. Bu ürünlerin GAP Bölgesi'nde 3 yıl süreyle etkisi ölçülecek. Saha çalışmaları yapan ekipte ODTÜ'den akademisyenler, Bölge Odaları, Borsalar, OSB'ler ve ilgili paydaşlar bulunuyor. Şanlıurfa Ticaret ve Sanayi Odası'nda katıldığım proje toplantısında bölge üreticilerinin konuya ilgisini gördüm. Yapılan çalışmalar heyecan, umut ve beklenti doğurmuş anlaşılan.

Proje ile öncelikle GAP Bölgesi için tarım ve tarıma dayalı sanayide entegre kaynak verimliliği konusunda bir stratejik çerçeve geliştirilecek, pilot projeler kavramsallaştırılarak diğer sektör ve bölgelerde ulusal politika düzeyinde modeller oluşturulacaktır. Kapasite geliştirme programları ile proje çıktılarının sürdürülebilirliği sağlanacak. UNDP’nin kırsal kalkınma, tarımsal kümelenme, toplumsal cinsiyet ana akımlaştırması, enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji, toplam faktör verimliliği, biyolojik çeşitlilik ve ekosistem hizmetleri konusundaki deneyimleri projeye yön verecektir.

UNDP gibi uluslararası kurumların ürettiği, üreteceği projeler bölgeye çok şey katacaktır. Bugün, Gaziantep ve Şanlıurfa uluslararası kuruluşlar tarafından yakın mercek altına alınmış. Geliştirilecek projelerle bölgenin kalkınma ve gelişmesi daha da hızlı hale gelecektir. Bazı sanayiciler, üreticiler çıktıyı hemen göremediklerinden yapılan işe, yürütülen çalışmalara, programlanan projelere inanmıyor. Hemen sonuç almak ve karşılığını görmek istiyor sanayici, üretici.

Büyük resme bakıldığında ülkemiz genelinde sorunlar aynı; özellikle tarıma dayalı sanayide katma değer sorunu yaşıyoruz. Hele de Güneydoğu'da, attığımız taş ürküttüğümüz kurbağaya değmiyor. Ürettiğimiz şeyleri çuvallara değil şişelere koymalıyız belki de. Böylece daha işlevsel bir coğrafya olabilir,  tarihten gelen 'Bereketli Hilal' topraklara tekrar dönüş sağlayabiliriz.
Kaynaklar:
  1. Tarımsal Verimlilik Düzeyleri İle Avrupa Birliği-Türkiye Tarımı-Arif SEMERCİ-Gaziosmanpaşa Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dergisi-Araştırma Makalesi
Görseller:
  1. http://bit.ly/2n8pboQ
  2. http://bit.ly/2hUEiN8
  3. http://bit.ly/2icOEvH

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan apelasyon.com sorumlu tutulamaz.