Hayvancılık Çalıştayı

Yazar: Harun Uysal
 
T.C. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından 9-11 Ocak tarihleri arasında Antalya’da düzenlenen “Büyükbaş ve Küçükbaş Hayvancılık Çalıştayı”ndaydım. Çalıştay programı içerisinde oluşturulan süt, besi sığırcılığı, küçükbaş hayvan yetiştiriciliği ve hayvan sağlığı çalışma gruplarındaki yaklaşık 200 civarındaki uzman iki gün boyunca çalıştılar. Uzmanlar arasında başta T.C. Gıda Tarım ve Hayvancılık olmak üzere çeşitli bakanlıklardan uzmanlar, üniversite öğretim üyeleri, birlik ve kooperatiflerden temsilciler ile özel sektörden kişiler bulunuyordu. Her grup kendi sonuç raporunu, son gün çalıştaya iştirak eden T.C. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Sayın Fakıbaba’ya sundu.

Aslında sorunlar ve çözüm önerilerini duyanlar fazla şaşırmadılar. Ortak görüş; ayni sorunların 30 yıl önce de mevcut olduğuydu. Dinleyenlerin bazıları çözüm önerilerinin de o tarihte bu meyanda olduğunu ifade ettiler.

Ben süt sığırcılığı çalışma grubundaydım ve benim açımdan verimli bir toplantı oldu. Hayvancılığı, aslında tüm tarımı ilgilendiren yeni sorunlar da gündeme geldi. Örneğin bunlardan bir tanesi küresel iklim değişikliğinin şimdiki ve gelecekteki olası etkileriyle ilgiliydi. Genel görüş olarak ithalat politikalarından vazgeçilmesi, ülkeye uygun hayvan cinslerinin yetiştirilmesi, hayvan hastalıklarıyla daha etkin mücadele edilmesi, daha uygun ıslah yöntemleri ile çiftçilerin örgütlenmelerinin desteklenmesi öne çıktı.

Benim de yaptığım üç öneri vardı ve her üçü de rapora girdi. Bunlardan birincisi; çiğ sütte kaliteye göre fiyat belirlenmesi ancak bunun için de ülke genelinde laboratuar alt yapısının tamamlanmasıydı. Türkiye’de 1 milyon 250 bin süt sığırcılığı işletmesi var ve sık sık bu miktarda analizler yapmak gerekiyor. Şu andaki mevcut alt yapı ile de bu yapılamıyor. O zaman da bakanlık laboratuarlarının güçlendirilmesinin yanında, üniversitelerdeki ve ilçelerdeki meslek yüksek okullarındaki laboratuarlardan referans laboratuarı olarak yararlanılması gerekiyor.

İkincisi de; üreticilerin kooperatif ve birlikler şeklinde örgütlenmesinin desteklenmesiydi. Örgütlü yapı ürün maliyetlerini düşürdüğü gibi ürünlerin pazarlanmasını da kolaylaştırıyor. Üreticilerin ilçe bazlı kooperatifler şeklinde örgütlenmeleri devlet politikası haline getirilmeli. Üye çiftçilere daha fazla destekleme verilerek üye olmayanlar özendirilmeli, hatta bir süreç tanınarak desteklemeler tamamen birlik ya da kooperatif üyelerine verilmeli. Bunlar yapılırken de kooperatif ve birliklerin çalışma alanları kesin çizgilerle ayrılmalı.

Üçüncüsü ise; küresel iklim değişikliğiyle mücadelenin daha etkin olarak yapılmasıydı. Çiftçilerin tek başlarına bununla mücadele etmeleri olanaksız, mücadele ancak örgütlü yapılarla olacağı için iklim değişikliğinin etkileri ancak kooperatifler eliyle olabilir.

Bu bile köylülerin kooperatif ve birlikler şeklinde bir araya gelmelerinin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.
Görseller:
  1. http://bit.ly/2DOQ4Gf
  2. http://bit.ly/2E1wnug

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan apelasyon.com sorumlu tutulamaz.