PEKİ YA İNTERNET NE OLA? (veya ENGEL DERKEN..?)

Öyle ya, aslında destursuz söze girdik. E-Dergi’den bahsettik, 'Sosyal Medya' dedik ama bu terimlerin üzerinde bulunduğu 'İnternet’in ne olduğundan bahsetmedik. İnternet’in ne olduğundan da bahsedelim ki ne yapılabilir, ne yapılamaz (!) daha rahat anlaşılsın.
 
Öncelikle anlamından başlamak gerekirse; Internet (veya kısaca “Net”), kendi arasında bağlantılı “inter”, ağ “net” olarak tanımlanabilir. Temel amacı, dünyadaki bilgisayarların bağlı olduğu bir kablolu (ve artık kablosuz da) yapı kurulmasıdır. Hayal gibi görünüyor değil mi? Tüm dünya, milyarlarca insan ve milyarlarca bilgisayar, binlerce kilometre çekilecek kablolar üzerinden (ki bu mesafenin bir bölümü okyanus altından geçmekte) bağlanmış olacak.
İşte ABD Savunma Bakanlığı’nın önce sadece kendi bilgi iletişimini birbirine kablo ile (varolan telefon kabloları) bağlı bilgisayarlar üzerinde tasarlamasıyla bu hayal başladı. Bu tarihi çalışma önce askeri bilgisayarların bir araya getirilmesi ile başladı; ancak sonrasında bilim kurumlarının bu bağlantılara dahil edilmesi ile sürdü. Sonrasında tüm bilgi ağının bir araya gelmesinin faydası görülerek ticari bilgi sistemleri (banka ve firma altyapıları) bağlantıya dahil oldu. Son olarak, aşağıdaki resimde de gördüğünüz yapı ile özetlenebilecek şekilde; dünyadaki tüm kişisel bilgisayarların da bağlı olduğu bir geniş yapı oluştu.
 
Nasıl çalıştığını da özetle anlatmak gerekirse... Şu anda evde kullandığınız bilgisayardan bir web sitesi görüntülemek istediğinizde, isteğiniz öncelikle internet hizmetini aldığınız 'Servis Sağlayıcı'ya gitmekte, onlar isteğinizi dünyanın neresinden gelmesi gerekiyorsa, oraya yönlendirmekte. Dünyanın her hangi bir yerinde bulunan, sizin istediğiniz web sitesinin bilgisayarına yine kablolar vasıtasıyla gitmektesiniz. Sonra istediğiniz web sitesi de yine aynı yollarla size gelmekte.
 
(Ara bilgi: Son istatistiklere göre, internet kullanıcıları ortalama 3 saniye içinde web sitesinin gelmemesi durumunda bir sorun olduğunu düşünerek isteklerini değiştirmekteler. Başka bir deyişle; tüm yolun 3 saniyeden kısa sürede katedilmesi gerekmekte. (Ve bu süre giderek düşmekte...))
 
Sahipliğine gelecek olursak... Her servis sağlayıcı ve kurum kendi altyapısını kurmakta. Bu nedenle herkes kendi kablolarının ve cihazlarının sağlamlığından sorumlu. Bir başka deyişle, her ülke ve her kurum kabloların bir ucundan bağlanabilmesinden kendisi sorumlu. Bu nedenle 'İnternet'in sahipliği pratikte imkansız. Ancak sahip olunabilecek kendi bağlantınız, yani sizin bir yere bağlanmayı istemeniz.
Engelleme noktasında, sahip olmadığımız veya kontrol edemediğimiz bir durumu da pratikte engellememiz imkansız. Engelleme durumu sadece sizin varolduğunu görmemeniz şeklinde yapılabiliyor. Ancak gözlerinizi kapatmanız da, birşeyin varolmasını engellemeyeceğinden pratikte engelleme sayılamıyor. Ayrıca internet girişi tek noktadan olan bir yapı olmadığından, bir girişi kapatmanız durumunda açık olan binlerce giriş noktası, bilgiyi erişilebilir kılıyor.
 
Sonuç olarak; internet sadece kendi bağlantınızdan sorumlu olduğunuz, bilgiyi değil sadece kendinizi engelleyebileceğiniz bir yapı. Bu kapsamda değerlendirildiğinde önce internetin ahlak ve etik yapısını öğrenmemiz gerekiyor. Sonrasında yine engelleme teknolojilerine değil, insana yatırım yaparak, doğruyu yanlışı ayırtedebilme becerisini vermemiz gerekiyor. Ancak bu sayede, yanlış bilgiden etkilenmeyen nesiller oluşturabiliyoruz. Tabi “yanlış”ın ne olduğunu “doğru” bildiğimiz sürece...
 
Sevgiler, Saygılar...

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan apelasyon.com sorumlu tutulamaz.