Tarımsal Kuraklıkta Su Yönetiminin Önemi

Yazar: Rohat Gültekin
 
1. Giriş

Su, her ne kadar yerel bir kaynak gibi algılansa da yerel su kullanarak üretilen birçok ürün ithal ve ihraç edilmektedir. Bu nedenle bazı durumlarda su, yerel ya da bölgesel bir kaynak olmaktan çıkıp, küresel bir kaynak haline gelmiştir. Su sıkıntısı arttıkça, özellikle tarımsal ürün fiyatlarının artması, bu tür ürünleri ithal eden ülkeler için siyasi, ekonomik, sosyal tehditler oluşturacaktır. Birçok ülkede gıda güvenliğine ilişkin kaygılar artacaktır. Brezilya ve Hindistan’da yaşanan su sıkıntısı, 2009 yılında dünya şeker fi yatlarının artmasına neden olarak tüketicilerin mağdur olmasına yol açmıştır. Aynı şekilde, 2010 yılında yaşanan kuraklık sonrasında Rusya’nın buğday ihracatını durdurması, küresel buğday fiyatlarında ani bir yükselmeye yol açmıştır. Bu örnekler, dünyanın bir yerinde yaşanan su sıkıntısının başka yerleri de etkileyeceğini çarpıcı bir şekilde göstermektedir (WWF, 2014).

Tarımsal kuraklık, bir mevsim boyunca üretim için toprakta bitkilerin yararlanabileceği düzeyde yeterli suyun olmaması, diğer bir ifade ile yağmurla beslenememesidir. Tarımsal üretimde bitkinin normal gelişimini sağlayabilmesi için ihtiyaç duyduğu suyun yağışlarla karşılanamaması nedeniyle üretimde ve beslenme ihtiyacının karşılanmasında ortaya çıkacak sorunlar, ekonomisi tarıma dayalı ülkelerde çok daha tehlikeli boyutlara ulaşır. Yağışa dayalı üretime yönelik uygun tarım tekniklerinin kullanılması, destek sulama ve normal sulama faaliyetleri ile tarımsal kuraklığın etkileri en aza indirilebilir veya giderilebilir. Tarımsal kuraklığa karşı en etkili yol su kaynaklarının iyi korunması ve işletmeciliğidir.

Tarımda gerek iklim değişikliklerinin etkisinin daha fazla hissedilmesi gerekse mevcut su kaynaklarının kullanımının istenilen seviyede etkin kullanılmaması gelecekte hem üreticilerin hem de devletlerin ciddi sorunlarla karşı karşıya kalmasına sebep olacağı öngörülmektedir. Bu durumun karşısında mevcut su kullanım alışkanlıklarının değiştirilmesi, tarımda kullanılan su kaynaklarının bir disiplin içerisinde dağıtılması ve buna uygun politikaların geliştirilmesi önemlidir.

2. Sulamada Kullanılan Su Kaynaklarının Etkin Yönetimi

Su yönetimi; su kaynaklarının planlı bir şekilde geliştirilmesi, dağıtılması ve kullanılması olarak tanımlanmaktadır. Su kaynaklarının geliştirilmesi ile ilgili politik ve teknik kararları, su hakları ve su tahsisini düzenleyen kuralları, çevrenin korunmasını, su fiyatlandırmasına ilişkin düzenlemeleri, arazi kullanım ilkelerini, kullanıcıların katılımı gibi faaliyetleri kapsamaktadır (Çakmak ve ark 2007).

Tarımsal üretimde sulama suyu, özellikle pazar değeri yüksek sebze ve meyveler için olmazsa olmaz bir temel girdidir. Ülkemizde söz konusu ürünler için bölgelerimizin neredeyse tamamında sulama suyu ihtiyacı gerekmektedir.

Dünya üzerinde mevcut bulunana su kaynakları ve yenilenebilir su kaynakları sabittir.  Kurak alanlarda tarımsal üretim faaliyetlerinde bulananlar, üretim düşüklüğünü dikkate alarak risk yönetmek, uygun sürede stratejiler ve tercihler geliştirmek durumdadırlar. Tatlı su kaynaklarının yaklaşık %70’i tarımda kullanılmaktadır. Artan nüfusun yanı sıra gelir ve tüketim düzeyinin yükselmesi ve gıda ürünlerine yönelik taleplerin artması da su kaynakları üzerinde ilave baskı yaratmaktadır. Uzmanlara göre bu talep artışını karşılayabilmek için, tarımsal sulamada kullanılan su miktarının 2050 yılına kadar iki katına çıkması gerekebilir (Faures vd., 2007). Suya yönelik talep artışının diğer nedenlerinden biri de suyun kullanım alanlarının çeşitlenmesidir. Günümüzde su, enerji ve gıda üretimi dâhil olmak üzere birçok ekonomik faaliyet için en önemli girdilerden biridir. Sadece hidroelektrik üretiminde değil, fosil yakıtlar veya kaya gazı gibi yeni enerji kaynaklarının üretim süreçlerinde de su, yoğun bir şekilde kullanılmaktadır.

Dünyadaki toplam su miktarı 1,4 milyar km3 ’tür. Bu suların %97,5’i okyanuslarda ve denizlerde tuzlu su olarak, %2,5’i ise nehir ve göllerde tatlı su olarak bulunmaktadır. Bu kadar az olan tatlı su kaynaklarının da %90’ının kutuplarda ve yeraltında bulunması sebebiyle insanoğlunun kolaylıkla yararlanabileceği elverişli tatlı su miktarının ne kadar az olduğu anlaşılmaktadır. Türkiye’de yıllık ortalama yağış yaklaşık 574 mm olup, yılda ortalama 450 milyar m3 suya tekabül etmektedir. Ülkemizin brüt yerüstü suyu potansiyeli 172 milyar m3 ’tür.
 
Tablo 1. Türkiye su kaynakları potansiyeli (DSİ, 2016)
Türkiye’de kullanılabilir yerüstü suyu potansiyeli yılda ortalama toplam 98 milyar m3 ’tür. 14 milyar m3 olarak belirlenen yeraltı suyu potansiyeli ile birlikte ülkemizin tüketilebilir yerüstü ve yeraltı su potansiyeli yılda ortalama toplam 112 milyar m3 olup, 44 milyar m3 ’ü kullanılmaktadır. Yüzey suyunun ekonomik olarak kullanılmasının uygun olmadığı veya yetersiz olduğu alanlarda sulama suyu talebini yeraltı suyundan karşılamaktır. Su varlığına göre ülkeler aşağıdaki şekilde sınıflandırılmaktadır:
  • Su Fakirliği: Yılda kişi başına düşen kullanılabilir su miktarı 1.000 m3 ’ten daha az.
  • Su Azlığı: Yılda kişi başına düşen kullanılabilir su miktarı 2.000 m3 ’ten daha az.
  • Su Zenginliği: Yılda kişi başına düşen kullanılabilir su miktarı 8.000-10.000 m3 ’ten daha fazla.
Kişi başına düşen yıllık su miktarına göre ülkemiz su azlığı yaşayan bir ülke konumundadır. Kişi başına düşen yıllık kullanılabilir su miktarı 1.519 m3 civarındadır.

Dünya genelinde görülen, su miktarı ile nüfusun oransal dağılımı arasındaki eşitsizlik sorunu Türkiye’de de mevcuttur. Havzalardaki akış miktarı ile bu havzalardan faydalanan nüfus arasında orantısızlıklar vardır. Ülkemizdeki toplam nüfusun %28’i Marmara Bölgesi’nde yaşarken, buradaki havzalar toplam akışın sadece %4’lük kısmını toplamaktadır (Aküzüm ve diğerleri, 2010). Meriç, Ergene, Gediz, Büyük Menderes, Burdur Gölü, Akarçay, Konya ve Asi Nehri havzalarında yüzey ve yeraltı suyu kullanımı, su kaynaklarının kendini yenileyebilme kapasitesini aşmıştır. Bu durum, havzalar üzerindeki baskıyı arttırarak, doğal ekosistemler üzerinde büyük bir tehdit oluşturmaktadır.

Tarımsal kuraklık karşısında sulamada etkin bir su yönetimi için yeraltı ve yerüstü su kaynaklarının muhafazası, su kaynaklarının kirlenmesinin önlenmesi veya en aza indirilmesi, üretimde su hasadı bilgilerinin kullanılması, sulama ile verilen suyun bitki kök bölgesini doyuracak kadar verilmesi ile aşırı sulamalardan kaçınılmasını sağlamak gerekmektedir. Bu amaçla tarımsal sulama uygulamalarında etkin bir kontrol ve yönetim sağlanması için bazı teknik metotların uygulanması sağlanmalıdır. Bunlar;
  • Drenaj sisteminin geliştirilmesi ve tuzluluğun düşürülmesi,
  • Atık suların çevreye uygunluğu dikkate alınarak sulamada kullanılması,
  • Yağmur hasadı uygulamaları,
  • Basınçlı sulama sistemlerinin kullanılması,
  • Kısıtlı sulama uygulamalarının projelendirilmesi,
  • Sulama programlarının uygun yapılması,
  • Bitki su tüketimi için bölgesel bilgilerin elde edilmesi,
  • Su ücretinin hacim esasına dayandırılması
şeklinde ifade edilebilir.

Geçmişte, sulama projelerinin geliştirilmesinde, su kaynaklarında olası kısıtlamalar dikkate alınmamıştır. Ancak, kurak ve yarı kurak iklim bölgelerinde, sanayi ve kentsel su gereksinmelerinin artması sonucu, tarım için ayrılabilecek su çok daha az olacaktır.

Sulama suyu gereksinmesinin azaltılabilmesi için değişik seçenekler mevcuttur. Bunlar, su muhafazasını sağlayacak toprak işleme şekilleri, malç ve anti-transparant kullanımı gibi tarımsal önlemler olduğu gibi kısıtlı sulama uygulamaları da olabilir. Anılan uygulamanın başarısı için su verim ilişkilerinin önceden bilinmesine gerek vardır. Suyun kısıtlanması bütün gelişme mevsimine yayılabileceği gibi, bitkilerin önceden belirlenmiş olan su eksikliğine dayanıklı büyüme evrelerinde de olabilir. Öte yandan tarımda kullanılan sulama suyu kullanıcılar açısından maliyeti çok ucuz olduğu için, onu korumak bakımından çok az istek vardır. Suyun ucuz ve kontrolsüz olması, hatalı ve aşırı kullanıma neden olmakta, aynı zamanda toprağa verilen suni gübrelerin yıkanmasına yerüstü ve yeraltı suyunu kimyasallar ile yüklenmesine neden olmaktadır (Suzuki, 2001).

Ülkemizde işletmelerde kullanılan sulama suyunun ölçümüne yönelik altyapı yeterli olmadığından, su ücreti, sulanan alan ve ürün çeşidi esasına dayalı olarak tespit edilmekte ve çok az birlikte “sulama süresi-saat” (TL/saat) esasına dayanan fiyatlandırma yöntemi kullanılmaktadır. Suyun hacim esasına dayalı fiyatlandırma yöntemlerinin kullanılması, su tasarrufu sağlayabilen teknoloji ve yöntemlerin kullanımını teşvik edecektir. Hacim esasına (m3 veya saat) dayalı fiyatlandırmaya geçiş için altyapı oluşturulmalı ve bu süreç hızlandırılmalıdır.

3. Sulama Yöntemlerinin Gözden Geçirilmesi ve Kulanım Etkinliğinin Takibi

Tarımda suyun verimli olarak kullanılması, uygulanan sulama yöntemine bağlıdır. Ülkemizde hâlen sulanan alanların %97’sinde yüzeysel sulama yöntemi uygulanmaktadır. En verimli sulama şekli olan damla sulama yönteminin uygulandığı alanların toplam büyüklüğü yalnızca 110.185 hektardır (DSİ, 2012). Etkin ya da verimli bir sulama için, suyun açık kanal ya da kanaletler sistemiyle araziye iletilmesi yerine kapalı borularla iletilmesi gerekmektedir. Kapalı borular, damla sulama yönteminin uygulanmasını mümkün kılmakla birlikte, açık kanallarla iletilen suyun buharlaşarak kaybolmasını önlemektedir. Açık kanallarla araziye getirilen su, tava ve karıklarla alana aktarılmaktadır. Bu sulama yöntemi, taban suyu yükselmesi ve tuzlanma gibi sorunlara yol açmaktadır (Çeliker ve Çullu, 2008).

Tarımsal faaliyetlerin su kaynaklarıyla doğrudan ilişkisi ve iklim değişikliğine karşı hassasiyeti, sektörü suya bağlı risklere daha açık hale getirmektedir. Örneğin, 2007 yılında Türkiye’de yaşanan kuraklığın etkileri en çok tarım sektöründe kendini hissettirmiştir. Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin çalışmasına göre, o yıl yaşanan kuraklığın tarıma faturası 5 milyar TL iken, İç Anadolu, Ege ve Marmara en çok zarar gören bölgeler olmuştur. 2007’de yaşanan kuraklıkla birlikte tarımda %7,3 oranında küçülme meydana gelmiştir.

Sulama projelerinde teknik ve ekonomik olarak yüksek standartlar sağlayan modern kapalı sulama sistemlerinin uygulanması ile çiftçilere ve ülke ekonomisine önemli miktarda katkı sağlamaktadır.
Üretim için sulu tarımın önemi tartışılamaz. Birim alandan sulu tarım ile sağlanan ürün miktarı, kuru koşulda sağlananın iki katından daha fazla olduğu bilindiğine göre, bunun için su depolanması ve uygun sulama yönteminin seçilmesi gerekir (FAO, 2000b). Temel olarak 5 farklı sulama yöntemi vardır.
  1. Yüzey sulama: Burada tüm bitki ekili alana suyun taşırılarak verilmesi.
  2. Yağmurlama sulama: Suyun yağmuru canlandırarak üstten verilmesi.
  3. Damla sulama: Suyun kök bölgesine damlalar halinde verilmesi.
  4. Kök bölgesine yeraltından su verilmesi: Gözenekli tüplerin veya boruların kök bölgesine uygun derinliğe yerleştirilerek su verilmesi.
  5. Yeraltı (taban) suyu ile sulama: Taban suyunun kök bölgesinde uygun seviyeye ve yeterli şekilde yükseltilerek verilmesi.
Bunlardan ilk ikisi klasik sulama yöntemi olarak bilinir. Klasik sulama yöntemleri toprağın sıkışması, tuzluluğun meydana gelmesi, üretim maliyetinin artması, her yıl %1-2 sulanan arazilerin elden çıkması gibi olumsuz nedenlerden dolayı cazibesini kaybetmektedir. Bunlara ek olarak bunların sulama etkinlikleri de düşüktür. Bunlara rağmen yüzey sulama sistemlerinin daha uzun yıllar kullanılacağı da varsayılmaktadır (FAO, 2000a; Seckler ve ark.; Suzuki, 2001).

Damlama ve yeraltı sulama sistemleri dar bölge sulamasıdır. Bu sistemlerle su en etkin şekilde maksimize edilerek kullanılır. Bu yöntemlerin yaygınlaşması için ekonomik önlemlerin alınması gerekir.

Damlama sulama dar alanı ıslatması ve bugünkü imkânlara göre küçük alanlarda kullanılabilmesi nedeniyle bu yazıda dar alan sulaması olarak adlandırıldı. Teşvikler olursa, üreticiler su tasarrufu sağlayan teknolojik sistemlere adapte olabilmektedir. Özellikle damla sulama sistemi suyu doğrudan kök bölgesine vererek üretimin artışını ve su tasarrufunu sağlar.

Damlama sulama küçük arazi parçalarına uygulanır. Kendine özgü sistem parçaları vardır. Yağmurlama ve damlama sulama sistemi, karık sulama sistemine kıyasla, sırayla %30 ve %60 su tasarrufu sağlar. Su tasarrufu sağlamada en etkin yollardan birisi olarak sulama etkinliğinin artırılması gösterilmektedir. Bunun için klasik 6 öneri aşağıdaki biçimde verilebilir.
  • Kanallar kaplanarak veya kapalı sisteme geçilerek sızma kayıpları en aza indirilmeli.
  • Gündüz sulamalarından vazgeçilmeli, üstten yağmurlama yerine bitki taç altından sulanmalı, buharlaşma düşürülmeli.
  • Aşırı sulamadan vazgeçilmeli.
  • Sıralar arasında ot kontrolü yapılmalı ve sıra araları kuru tutulmalı.
  • Ekim ve hasat zamanı doğru seçilmeli.
  • Doğru tahmin edilen su miktarı ile bitki stres altına sokulmadan uygun zamanlarda sulama yapılmalı (FAO, 2000a; FAO, 2000b; Seckler, ve ark. ).
Sulama işletmelerinin performans göstergelerinin tespitinde; sulama oranları ve sulama randımanları incelenmektedir. DSİ sulamalarında uzun yıllar ortalaması sulama oranı %65, sulama randımanı ise %45 olmuştur.

Tablo 2. Sulama oranlarının düşük olmasının nedenleri
4. Bölgelere Göre Bitkisel Üretim Desenlerinin Oluşturulması

Tarımsal üretimde her bitkinin ihtiyaç duyduğu su ve sıcaklık düzeyi farklıdır. Bu nedenle hangi bitkinin hangi bölgede yetiştirilmesi gerektiği, bitkinin ihtiyaçlarının bilinmesi ile belirlenebilir. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına bağlı Araştırma enstitülerince 2017 yılında “Türkiye’de Sulanan Bitkilerin Bitki Su Tüketimleri” rehberi çıkarılmıştır. Bitkilerin ihtiyaç duyduğu suyun yağışlarla karşılandığı veya en az sulama suyu kullanılarak üretim teşviklerinin yapılması yine Bakanlıkça üretim havzaları modeli uygulanarak su tasarrufuna yönelik üretim modelleri oluşturulmaya çalışılmıştır. Söz gelimi su kısıtı kapsamında belirlenen bölgelerde sulama yapılan bazı bitkiler için damlama Sulama şartı aranmaktadır. Bu kapsamda ülkemizde bölgelerin iklim ve su potansiyelleri dikkate alınarak üretim alanlarının planlanması, üreticiler tarafından bunların kabul görmesi amacıyla destekleme ve yayım faaliyetlerinin yürütülmesi gerekmektedir.
  
Türkiye referans toplam buharlaşma (ETo) normal Haritası (MGM)

Türkiye coğrafi konum olarak dört mevsimin aynı anda yaşandığı orta kuşakta bulunması nedeniyle oldukça geniş bir üretim ve bitki çeşitliliğine sahiptir. Gerek sıcak iklim gerekse serin iklim ürünlerinin yetiştirilebildiği bu topraklarda bu üretim çeşitliliğini tehdit eden en temel sorun, son yıllarda giderek etkisini arttıran iklim değişikliği ve buna bağlı olarak yağışın mevsimsel dağılımının bozulması ve azalmasıdır. Bununla birlikte artan nüfus, sanayi ve tarımsal sulama alanlarıyla suya talebin artması, iyi bir su planlamasının yapılması gerekliliğini ortaya çıkarmıştır. Gelişmekte olan ülkelerin çoğunda tarımda kullanılan suyun diğer sektörlere oranı %70’in üzerindedir. Ancak nüfusun artması ve sanayinin gelişmesiyle tarımsal sulamaya ayrılan su miktarının giderek azalacağı düşünülerek buna göre tarımda su kullanımının yeniden planlanması gerekmektedir.

Bir taraftan fizyolojik (terleme) diğer taraftan fiziksel (buharlaşma) olayları kapsayan toplam buharlaşma (evapotranspiration-ET), bitki ile örtülü alandan kaybolan su buharı miktarı olarak tanımlanmaktadır. Su kaybı, bitki yüzeyinden terleme ve buharlaşma ile toprak yüzeyinden ise doğrudan buharlaşma ile meydana gelmektedir. Toplam buharlaşma etkin sulama ve uygun su yönetimi yarı-kurak ve kurak bölgelerde çok önemlidir. Sulama projesi planlayıcıları tarafından baraj, gölet ve bitki deseni projelerinin planlama çalışmalarında kullanılmak için sıklıkla ürün su gereksinimleri ve/veya toplam buharlaşma verilerine ihtiyaç duyulur. Diğer taraftan, iklim değişikliği, su talebindeki artış ve su kıtlığından dolayı su muhafazası gitgide daha fazla önem kazanmaktadır. Çiftlik sulama planlaması, su kullanım etkinliğinin iyileştirilmesi, su muhafazası, kurak ve yarı kurak bölgelerde çevre ve sürdürülebilir üretimi korumaya yardım edecek olan uygun sulama sonucu ortaya çıkan üretim optimizasyonu için, en önemli yöntemlerden birisidir (MGM, 2018).
 
Sonuç

Tarım, üstü açık fabrika olması deyimiyle her tür meteorolojik olaylardan direkt ve belki de en fazla etkilenen sektördür. Küreselleşme ile birlikte daha önceleri lokal bir etki bırakan tarımsal kuraklık vakaları günümüzde dünyanın diğer bir ucundaki insanların hayatını etkileyebilmektedir. Yakın tarihte dünyanın değişik bölgelerinde görülen tarımsal kuraklıklar, küresel ölçekte gıda fiyatlarında ciddi artışlar meydana getirmiş ve krizlerin oluşmasına sebep olmuştur.

Kıt ve sabit bir kaynak olan su; tarım, sanayi ve evsel kullanım ihtiyaçlarını karşılarken sektörler arasında ciddi bir rekabet oluşturmaktadır. Nüfusun artmasıyla kişisel kullanım ihtiyacı, sanayinin gelişmesiyle sanayi ihtiyacı ve artan gıda ihtiyacına karşılık daha fazla sulanan tarım alanlarından dolayı tarımsal su kullanım ihtiyacı da zaman içerisinde artmaktadır.  Dünya üzerinde bulunan su miktarı arttırılamayacağına göre su kaynaklarının en etkin ve tasarruflu şekilde kullanılması gerekmektedir. Küresel iklim değişimlerinin etkilerinin en fazla hissedildiği bölgelerden olan Anadolu coğrafyasında yer üstü ve yer altı su kaynakları mevcut kullanım alışkanlıklarının devamı halinde gelecekte ciddi bir su krizi ile karşı karşıya kalacağı bilim adamlarınca öngörülmüştür.

Tarımsal kuraklık karşısında gıda ihtiyacının karşılanması için sağlıklı ve sürdürülebilir bir su yönetimi gerekmektedir. Su kaynaklarının iyi bir planlamayla tarla başına getirilmesi kadar, suyun en iyi sulama yöntemleriyle üreticiler tarafından kullanılması ve bu sistemlerin performansının uzmanlarca takibi gerekmektedir. Türkiye’de hala önemli oranda su ücretleri hacim hesabı yerine sulama süresi üzerinden fiyatlandırılmaktadır. Bu durum aşırı sulama yapılmasına ve tarımsal kuraklık karşısında su kaynaklarının israfına neden olmaktadır. Ayrıca tarımda alternatif su kaynaklarının kullanımı konusunda ciddi araştırmalara ihtiyaç duyulmaktadır. Atık suların ve tuzlu suların arıtılması veya doğrudan tarımda kullanılabilirliğinin belirlenmesiyle kuraklıkla mücadelede yeni bir su kaynağı sağlanmış olacaktır

Kaynaklar:
  1. Aküzüm, T., Çakmak, B. ve Gökalp, Z. (2010), Türkiye’de Su Kaynakları Yönetiminin Değerlendirilmesi, Tarım Bilimleri Araştırma Dergisi, 3 (1), 67-74.
  2. Çakmak, B., Ucar, Y. and Akuzum, T. 2007. Water Resources Management, Problems and Solutions For Turkey. International Congress on River Basin Management 22-24 March 2007 Belek-Antalya, DSİ&WWC, Vol:2, p.867-880, Turkey.
  3. Çeliker, M. ve Çullu, M. A. (2008) ; Şanlıurfa Harran Ovaları Tuzluluk ve Drenaj Sorunları, Sulam Tuzlanma Toplantısı, Şanlıurfa, Türkiye.
  4. DSİ, https://bit.ly/2vWnAXT. Erişim tarihi Nisan 2018.
  5. DSİ, 2016. Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2016 Yılı Faaliyet Raporu, Ankara.
  6. FAO, 2000a. Crops and Drops: Making the Best use of Water for Agriculture. (Advace Edition) ISBN 92-5-104382-5
  7. FAO, 2000b. Drought Impact Mitigation and Prevention: Long-Term Perspective. Twenty-First FAO Regional Conferance For Africa. Yaounde, Cameroon 21-25 Feb.
  8. Faures, J.M., Svendsen, M. Turral, D. (2007) Reinventing Irrigation In Molden D (ed) Water for Food, Water for Life: A Comprehensive Assessment of Water Management in Agriculture. Earthscan, London; International Water Instıtute, Colombo.
  9. Godfray, H. C. J., Beddington, J. R., Crute, I. R., Haddad, L., Lawrence, D., Muir, J. F., Pretty, J., Robinson, S., Thomas. S. M., Toumlin, C. (2010). Food Security: The Challenge of Feeding 9 Billion People. Science, Vol. 327 no. 5967 pp. 812-818.
  10. MGM, 2018, https://bit.ly/2Kp8X2b. Erişim tarihi: Nisan 2018.
  11. Seckler, D. Ve ark.---. A Basin Perspective on Water savings. About IWMI. https://bit.ly/2vYI6H6
  12. Suzuki, D. 2001. Water Management:a Global Issue. ENN.com.https://bit.ly/2vYI81G
  13. USIAD, 2007, Ulusal Su İhtiyacı Politikamız, İstanbul.
  14. WWF, 2014, Türkiye’nin Su Riskleri Raporu.
Görseller:
Yazara aittir.

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan apelasyon.com sorumlu tutulamaz.