OT DEYİP GEÇMEYİN

Artık çevrenin, doğanın ve doğal beslenmenin öneminin gitgide arttığı, farkındalığımızın oluştuğu, endüstriyel hayatın ve gıdaların insan sağlığına olası zararlarının net bir şekilde bilindiği dönemlerdeyiz. Yediklerimiz ve sevdiklerimize yedirdiklerimiz konusunda duyarlı olmak, bilinçli seçimlere yönelmek konusunda her birimiz sorumluluğumuzu üzerimize almak zorundayız. Evrenin bize sunduğu, doğallığı bozulmamış gerçek gıdaların önümüze gelmesini beklemek yerine bu konuda çaba sarf edip arayalım. Erişme konusunda ısrarcı ve kararlı olalım. Tüm bu doğal gıdaların içinde binlerce madde vücut için yararlı ve organik.   Kısacası içinde hayat var. Bir nevi hayatımıza sağlığımıza sahip çıkma çabası olarak da bakabiliriz konuya.
Aslına bakarsanız bizler, ülkemiz ve bölgemiz olarak bu konuda çok şanslıyız. Dünyada sağlıklı beslenmeye model olarak kabul edilmiş olan Akdeniz tipi sağlıklı beslenme; yani sebze ve meyvenin bol olduğu tam tahıllar, kuru baklagiller, balık ve zeytinyağından oluşan bu en doğru beslenme modelinin bileşenleriyle, her türlü ot, sebze ve yeşilliklerle iç içeyiz. Dünyada ender şanslardan birine sahip olmak da son derece mutluluk verici. O kadar şanslıyız ki doğa ananın bize sunduğu önemli ölçüde iyileştirici, tedavi edici özellikleri olan yiyeceklerimiz var. Bu yiyecekleri uzun yıllardır tedavi edici olarak ve sağlıklı yaşamak amaçlı kullanmak bizim olduğu gibi dünya  üzerinde pek çok kültürün de yaklaşımları arasında var. Ben de beslenme ve diyet uzmanı olarak doğa ve doğallığa sonuna kadar inanan ve destekleyenlerdenim.
 
Şimdi gelelim mutfağımızın vazgeçilmezi Ege’de ot dediğimiz ve tanrının bize armağanı doğal bitkilerimizden ve bize olan faydalarından bahsetmeye. Çeşitleri o kadar fazla ki ben size en yaygın ve benim en sevdiklerimden bahsedeceğim.

SARMAŞIK: 

En sevdiklerimden biri... En önemli özelliği sindirim sistemini düzenlemeye yardımcı olması. Tansiyon hastalığını önleyici ve tansiyon dengeleyici özellikleri de var. Karaciğerin en iyi dostlarından biri. Ben en çok yumurtalı yapılmış tarifini öneriyorum.
 

 

ARAPŞAÇI: 

Rezene olarak da bilinen tek yıllık otsu bir bitkidir. Kimileri anasonlu tadı yüzünden pek sevmez ama safra enzimlerini artıran, safra taşı oluşumunu engelleyen gaz ve idrar söktürücüdür. Düzenli tuvalete çıkmaya yardımcı olan ve bağırsak parazitlerini önleyen cok değerli özellikleri vardır. Benim en sevdiğim yanı ise  emziren anneler için süt arttırıcı olması.
 

EBEGÜMECİ: 

Yaprakları sebze olarak kullanılan bu otumuz da yine doğanın mucizelerinden birisidir. Ateş düşürücüdür. Nezleye, gribe, bronşite ve birçok akciğer hastalığına iyi gelir. Ses kısıklığı, boğaz enfeksiyonlarını tedavi edici özellikleri vardır. Özellikle immün sistemi güçlendirici ve hastalıklara karsı koruyucu özellikleri itibariyle özellikle çocukların gelişme döneminde mutlaka yemesi gereken şifalı bir bitkimizdir.
 

ISIRGAN: 

 
Çok yıllık otsu bir bitki olan ısırganın otu ve tohumu ayrı ayrı çok kıymetlidir. Özellikle kanı temizleyici ve kansere karşı önleyici özelliği doğanın bize sunduğu bir nimettir. Mesane hastalıkları ve problemlerine, ayrıca böbrek taşı oluşumunu engellemeye yönelik faydaları saymakla bitmez. Egzamayı tedavi edici, iltihapları giderici özellikleri vardır.
 

RADİKA (HİNDİBA)

Bir yıllık bu bitkinin salatalarını yapabilir, onu haşlayarak yiyebilir, birçok yemeğe ilave edebilirsiniz. Romatizmal hastalıklarda ağrı kesici ve atakların artmasını önleyici özellikleri vardır. Karaciğerin en iyi dostlarından olan bu ot, şeker hastaları için de şeker dengesini korumada çok faydalı bir besindir. Ayrıca gut hastalığında da çok yararlıdır.
 

TURPOTU:

İçinde yoğun bir oranda C vitamini, kükürt ve iyot vardır. Mikrop öldürücü özellikleri vardır. Karaciğeri güçlendirir, sarılığa iyi gelir. Öksürüğü keser, akciğer ve bronşları temizler. Uykuyu düzenleyici özellikleri vardır.
 

ŞEVKET-İ BOSTAN: 

İştah açıcıdır. Hastalık ve ameliyat sonraları iyileşme döneminde oldukça kıymetlidir. Hemoroidi önler, mide bağırsak gazlarını giderir.
 
Ben bu burada söz konusu otların sadece küçük bir kısmına değindim.  Daha pekçoğu var ve hepsi bize bir nimet olarak sağlıklı süren bir yaşam için sunulmuş değerli besinler. Artık en azından bugün itibariyle mutfakta değişimi başlatın. İlk adim bu kadar değerli otları masalarınızdan eksik etmemeyi felsefe edinmek olsun. İkinci adım sağlıklı yaşam için doğa ve doğallığa dönme kararı olsun. Bir diğer adım hazır yiyecek satın alma alışkanlığımızı bırakmak ve yemeklerimizi olabildiğince evde hazırlamaya çabalamak olsun. Gelin hep beraber fast food zincirlerinden kurtulup doğaya, zeytinyağlılara dönüp besleyicilik ve şifa değeri yüksek doğal gıdalarla daha uzun ve sağlıklı hayat için adımlar atalım. Bu adımlarla hem bireysel olarak hem de  toplum genelinde kalp damar hastalıkları, diyabet, kanser, romatizmal hastalıklar, artirit ve obezitenin görülme sıklığı azalacaktır.
2010'dan bu yana her yıl çok güzel etkinliklerle günlerce süren, baharın geldiğini, doğanın uyanışını bize simgeleyen ALAÇATI OT FESTİVALİ  otların beslenmedeki değerini anlatmayı çok güzel başaran bir etkinlik. Alaçatılı'lar çok güzel bir kararla doğalarının zenginliğini, otlarının çeşitliliğini tanıtma ve bu otlarla pişen en sağlıklı leziz yemekleri sunmak ve dünyaya tanıtmak için çabalıyorlar. Aslında hem doğal hem sağlıklı yaşamak adına da ne kadar  güzel bir adım atıyorlar. Siz de kendinize bir yenilik ve güzellik yapıp bu festivali kaçırmamaya dikkat edin, en azından önümüzdeki seneden itibaren.
 
Emin olun ki uzun ve sağlıklı yasam sanıldığı kadar zor değildir. Tek yapmamız gereken doğaya ve doğala dönmek.

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan apelasyon.com sorumlu tutulamaz.

Sebiha güraslan - 05.09.2017 12:29
Benimde bahçem var ama otları tanımadıgımdan yiyemiyoruz
Tülin Acar - 29.09.2014 12:09
Tebrikler
nursel keykubat - 29.05.2014 13:30
Harika bir yazı, çok beğendim...