Enflasyonla Mücadelede Tarım Sektörü

Yazar: Salih Gökkür
 
Bütün mal ve hizmetlerin fiyatlarının genel düzeyinde sürekli artışın meydana gelmesine enflasyon denir. Enflasyon belli oranlarda tutulursa, piyasalardaki canlılıktan dolayı girişimciler yatırımlarını arttırırlar. Gelirleri düşük olan kesim tasarruf eğilimine gider. Ancak sürünen enflasyon (%2-4) ya da ılımlı enflasyon (tek haneli enflasyon) olduğunda bu durum geçerlidir. Enflasyonu tek hanede tutmak için neler yapabileceğimizi düşünmek ve etkilerini analiz etmek önemlidir. Vergi artırımının halkın psikolojisi üzerinde olumsuz etkileri olabilir. Bu nedenle ilk yapılacak hamle kamuda tasarrufları arttırmak ve buradan elde edilecek karı yatırıma dönüştürmek olmalıdır. Ekonomimizi korumak için, bazı enflasyon türlerine daha fazla dikkat etmemiz gerekmektedir. Toplam talebin toplam arzı aşmasına talep enflasyonu denir. Son yıllarda tasarruf yapmadan uzaklaştıran tüketim çılgınlığındaki artış nedeniyle birçok firma, fiyatlar üzerinde artışla dengeyi sağlayarak, daha az üretimle daha çok kar elde etmeye başlamıştır. Talep enflasyonu tabii ki parasal etkenlere bağlıdır. Ticaretin para ile yapıldığı da unutulmamalıdır.
Maliyet enflasyonu ise girdilerin fiyatlarındaki artıştan kaynaklanan enflasyondur. Yükselen faizlerle, reel döviz kurunun aşırı değerlenmesiyle ve daha birçok nedenle maliyet enflasyonu artış gösterir. Bu enflasyondan kurtulmak için öncelikle yapılması gereken, hammaddesi ülkemizde olan sektörlere olan yatırımları arttırmak ve desteklemektir. Bu nedenle tarım sektörü ve bu sektörle bağlantılı olan tüm sektörlere olan yatırımlar sürdürülebilir bir şekilde arttırılmalıdır. Son yıllarda tarım sektörüne yapılan desteklerin orta ve uzun vadede olumlu etkileri olacaktır. Küreselleşen dünyada tüm sektörler önemlidir. Daha az yatırımla daha fazla gelir elde edeceğimiz sektörleri yeniden gözden geçirerek politikalarımızı bu yönde şekillendirmemiz, yeni bir ekonomi modeli oluşturarak refaha ulaşmamıza katkı sağlayacaktır.  Yeni gelişmekte olan sektörlere yatırım yapmak, gelecekte bu sektörlerle ilgili ticaret hacmimizi arttırmamıza ve bu sektörlerde ilerlememize olumlu katkılar sağlayacaktır. Araştırma ve geliştirmeye (Ar-Ge’ye) yapılan yatırımlardan vazgeçmek, gelecekteki refahtan vazgeçmek demektir.
 
Enflasyonun hangi türü olursa olsun, halkın psikolojisini olumlu yönde etkilemek önemlidir ve bunu başarmanın tek yolu güven sağlayıcı politikalar oluşturmaktan geçer. Hızlı nüfus artışı, tüketim eğilimini arttırdığından enflasyonumuzun artmasına sebep olur. Artan tüketim eğilimi, ülkemizin tasarruflarını ve dolayısıyla yatırımlarını, refahını azaltır. Yatırımlar bütçe açığına sebep olmayacak şekilde dengeli bir biçimde yapılmalıdır. Aşırı yatırımlar bütçe dengesine zarar verebilir. Ödemeler bilançosu dengesindeki değişkenlerdeki hareketlere göre ekonomimiz planlanırsa, orta ve uzun vadede dış ekonomide denge sağlanabilir.
 
Yatırımlarla istikrarlı büyüme yatırımları teşvikle, güven ortamının sürdürülebilirliğiyle, yabancı yatırımların gelecekte ülke gelirlerini olumsuz yönde etkilemeyecek şekilde ödemeler dengesine olumlu katkıları olduğu sürece gerçekleşebilir. Böyle bir ortamda enflasyon düşecektir. Faiz oranları enflasyonun olduğu dönemlerde dikkatli belirlenmelidir. Faiz oranları yükseldiği zaman, devlet daha fazla borç faizi ödeyeceği için, hem kamu yatırımları hem de özel sektör yatırımları azalacaktır.
 
Enflasyon üzerinde baskı oluşturan tarım ve gıda ürünleri fiyatlarındaki artışlar, kısa vadede üreticilerin lehine gibi görünse de, orta ve uzun vadede tüm toplumu etkileyecektir. Gıda harcamalarının yoksul kesimlerin bütçesinde önemli bir paya sahip olması, bu kesimlerin fiyat artışlarından daha fazla etkileneceği anlamına gelmektedir. Gıda fiyatlarındaki artışlar nedeniyle tüketiciler hem söz konusu gıda maddelerine olan talebi azaltacaklar hem de diğer mal ve hizmetlere olan taleplerini azaltmak zorunda kalacaklardır (Eştürk ve Albayrak, 2018).
Ülkemizde enflasyonun düşürülmesi tarımda maliyetleri düşürmeye ve verimliliği arttırmaya yönelik çalışmaların sürekliliği değer zincirinin yeniden ele alınmasıyla mümkündür. Meyve ve sebze ürünlerinde küresel değer zincirinde tüm faaliyetler önemlidir. Birincil ve destekleyici faaliyetler şeklinde ayrım yapmak, bazı önemli süreçleri gözden kaçırmamıza neden olabilir (Gökkür ve Çelik, 2016). Tarım sektörüne yapılan destekler, yeni teknolojilerin kullanımına yönelik olursa, tarımda gerçek verim artışı sağlanabilir. İklim değişikliği nedeniyle meydana gelen hastalık ve zararlılardaki artışların verime olumsuz etkileri ancak bu şekilde tolere edebilir. Tarımda yeni teknolojiler, yeni üretim yöntemleri ve pazarlama stratejilerine yönelik çalışmalar tüm dünyada hızla yayılmaktadır. Bu yeni süreç aslında ülkelerin sanayi devrimi gibi büyük sermaye birikimi elde edilebilecekleri bir dönemin başlangıcıdır. Tarım ürünlerinde standartların ve kalitenin arandığı, iklim değişikliğine meydan okuyan yeni çeşitlerin etkin pazarlama faaliyetleriyle hızla yayıldığı bir dönemde izlenecek strateji, araştırma ve geliştirme faaliyetlerine ve bu yönde yapılacak eğitim faaliyetlerine yönelik desteklerin arttırılması olmalıdır. Tarım birçok sektörün hammaddelerine girdi sağlamaktadır. Tarımsal üretimde meydana gelebilecek ufak değişimler bile etkilediği sektörlerde istihdamın ve gelirlerin değişmesine neden olabilir.

Kur şoklarının bileşenlerinin etkileri ayrı ayrı incelendiğinde beklenmedik pozitif kur şoku, bir başka deyişle beklenmedik devalüasyon özel yatırımları ve para talebini azaltmaktadır. Dolayısıyla beklenmedik kur değer kaybının ekonomi üzerinde daraltıcı etkisi vardır. Beklenmedik negatif kur şoku, bir başka deyişle kur değerlenmesi, kamu yatırımlarını artırırken ihracatı azaltmaktadır. İhracatın GSMH içindeki ağırlığının çok yüksek olması nedeniyle beklenmedik kur değerlenmesinin ekonomi üzerindeki toplam etkisinin daraltıcı olduğu söylenebilir (Dinçer, 2005).
 
Dalgalı kur rejimine geçmiş olan ekonomimizde, kurun dalgalanmasına yoğun sermaye hareketleri, dış ticaret hareketleri, kamu açıkları, ülkelerin gelirleri, siyasi koşullar, enflasyon, merkez bankalarının uyguladığı para politikaları ve daha birçok etken sebep olabilir. Ülkemizin tarım ürünleri ihracatında kurun önemi son yıllarda giderek artmaktadır. Çünkü riskten uzak olmak, üreticilerimizin psikolojilerine güven sağlamaktadır. Gelecekte döviz kurlarındaki değişkenlik tarımdan geçimini sağlayan kesimi ve sanayicilerimizi olumsuz etkileyebilir. Ekonominin kura duyarlılığı azaltılmalıdır. Bu gibi durumlar için yeni koruyucu tedbirlerin düşünülmesi, gelecekte karşılaşılabilecek küresel krizlerde ekonomimizin refaha ulaşmasına olumlu katkılar sağlayacaktır. Dış kaynak ihtiyacını azaltmanın yolu daha fazla üretimden geçer. Reel döviz kurundaki değişimlerde ihracat yapan firmaların dış piyasadan iç piyasaya yöneldiği gibi, ithalatçı firmaların da iç piyasaya yönelmesini teşvik edici çalışmalar yapılmalıdır. Kısaca özetlemek gerekirse döviz kurlarında ve tarımda istikrar, enflasyonla mücadeleye, yatırımlara, tasarruflara, tarımsal ithalatın azalmasına, araştırma geliştirme faaliyetlerine olan desteklerin arttırılmasına, özelleştirme ile elde edilecek gelirlerin büyük bir kısmının yatırıma dönüştürülmesine bağlıdır. Ülke parasının değer kaybettiği durumlarda, ihraç edilen ürünlerin fiyatlarındaki düşüş, dış ticaret açığının kapatılmasında önemli rol oynayabilir. Tüm sektörler için hammaddesi bizde olan ürünlerle ilgili sektörlere yatırımlarımızı arttırarak, ithalatımızı azaltma yoluna gitmeliyiz. Ancak bu şekilde ihracat artarken, dış ticaret açığımızı azaltabiliriz.
 
Abstract

Agriculture Sector and Struggle with Inflation
Inflation is the so-called continuous increase in prices of all goods and services. Stability in exchange rates and agriculture depends on fighting against inflation, investments, savings, reducing agricultural imports, increasing support for research and development activities, and investing a large part of privatization revenues. For all sectors, we should go to reduce our imports by increasing our investments in the sectors related to the raw materials we own. However, we can reduce our foreign trade openness in this way.

Kaynaklar:
  1. Dinçer, Nazire Demir, 2005. Döviz Kuru Dalgalanmalarının Asimetrik Etkileri: Türkiye Örneği, DPT Uzmanlık Tezi, Ekonomik Modeller ve Stratejik Araştırmalar Genel Müdürlüğü, Yayın No: DPT: 2682, Ankara.
  2. Eştürk Ö., Albayrak, N., 2018. Tarım Ürünleri-Gıda Fiyat Artışları ve Enflasyon Arasındaki İlişkinin İncelenmesi, Uluslararası İktisadi ve İdari İncelemeler Dergisi, UİİİD-IJEAS, 2018 (18. EYİ Özel Sayısı):147-158 ISSN 1307-9832.
  3. Gökkür S., Çelik Z., 2016. Meyve ve Sebze Ürünlerinde Küresel Değer Zinciri, Meyve Bilimi, Cilt 1, s.50-55, Özel Sayı, Aralık 2016, ISSN:2148-0036, E-ISSN:2148-8770, Meyvebilimi.net
Görseller:
Yazara aittir.
 

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan apelasyon.com sorumlu tutulamaz.

levent - 02.05.2018 17:39
elinize sağlık...faydalı bilgiler...