Türk Turizmi ve Tarımı

Yazar: Mücahit Kıvrak
 
9 günlük uzun bayram tatilinin ardından özellikle tatil yörelerinde yaşayan kişilerin serzenişlerini duyduk: “Sonunda gittiler”, “Geldikleri gibi gittiler”. Ana haberlerde ilk haber neredeyse bayram tatili nedeniyle yaşanan trafik sorunu veya kazaları oldu. İç turizm önemlidir. Vatandaşlarımızın da gezmesi, tatil yapması bir haktır. Bu hakkın uygun şekilde kullanılması için gerek devlet, gerekse de turizmcilerin bir şekilde bunu ayarlaması gerekmektedir.

Örneğin, Edremit’in normalde ürettiği çöpün 20 katını bir günde üretirseniz bunu temizleyecek ekip bulamaz, çöp konteynerleri dolar ve etrafa pis kokular yayılır. Bir de buna kurban atıklarını da eklerseniz durum çok daha vahim olur. Sahillerde yatacak yer bulamayanların izinsiz çadır kurmaları, hem güvenlik sorununu, hem de sağlıksız koşullarda tatil yapılmasına neden olmaktadır.

Kuzey Ege’deki sorun Güney Ege’de de mevcuttur. Akdeniz yine aynı şekilde problemi yaşamaktadır. Trafikte sorunlar yaşanmaktadır. Normalde 150 bin kişiye göre ayarlanan şehir nüfusları birden 2 milyona çıkınca sokaklar, caddeler, kısacası her yer araçla dolmaktadır. Bunun esas sıkıntısını yaşayan elbet o şehirde yaşayan, işe gitmek zorunda kalanlar ve örneğin ikamet ettiği şehirde tedavi olmak zorunda kalanlardır. Hastanede en çok şikâyet edenler o hastaneyi tatilinde kullanmak zorunda kalanlardır. Şunu kimse unutmamalıdır ki “o doktor benim doktorumdur”. 150 bin kişiye bakacak sayıda doktora sahip olan hastanenin bir anda ve çok uzun süre neredeyse 2 buçuk milyon kişiye hizmet vermeye başlaması birden sorunları ortaya çıkarmaktadır. Örneğin, 300 hasta bakan bir hastanenin bir günde 1500 kişiye bakması hem hasta açısından hem de doktorun ruh sağlığı açısından sorunludur. Sonrasında da problemler devam etmektedir.

Akdeniz sahillerinde her şey dâhil turizmi ülkemizin o bölgesinde yaşayan küçük esnafı öldürmektedir. 5 günlük ultra her şey dâhil sistemine giren bir aile otele sabah 12’de geliyor. Arabasını park ediyor. Otele giriyor. 5 gün boyunca içeride ve kafasını otelden çıkarmıyor. Son gün sabah otelden çıkıp şöyle kısa bir şehir turu atıp geldikleri gibi geri dönüyorlar. Bunun uçakla gelen versiyonunda ise havalimanından alınan yerli veya yabancı turist otobüse bindiriliyor. Otele getiriliyor, yediriliyor, içiriliyor. Eğer tur satın alırsa belli yerlerde durdurulup oradan alışveriş etmesi sağlanıyor. Tarihi yerlerimiz gezdiriliyor. Sonra uçağa bindirilip gerisin geriye geldiği yere gönderiliyor.

Peki, bunda ne var? Bunda şu var.

Oteller her şey dâhil sisteminde en yüksek karlılığa bakıyor. Buna göre malzeme alıyor. Satın almacı direk fiyata göre karar veriyor. Dünyanın en güzel şeftalisini, zeytinini, buğdayını üretseniz de satın almacı “Kaç para?” diyecek. O satın almacıya dünyanın en ucuz ürününü götürürseniz onu alır. Kalitesine, besleyiciliğine hiç bakılmaksızın böyle ürünler de alınmaktadır. Şef aşçı da “Onlar alıyor, iyi alsalar ben iyi yemek yaparım” diyor. Patron zaten “Para kazanamıyoruz” diyor. Müşteri tatilin mutluluğu ile ne yediğini bilmeden yiyor.

Nasıl çözeriz?

Her şey dâhil sistemine son verip eskisi gibi yarım pansiyona dönülmelidir. “Akşam yemeği otelde çok güzelmiş” cümlesini söylettirerek gerçekten kaliteli zeytinyağından en güzel et ve sebzelerle yemekler yapılmalıdır. Müşteri bunun bedelini ödeyecektir. Şimdiki gibi akşamdan kalan pilavı sabaha pirinç çorbasına çevirmek hiç de hoş değildir. Belki otellerde alınmayan yemekler dökülmüyor ama kalitesiz olduğu için beğenilmemektedir. Alınıp dökülen çok yemek olmaktadır. Akşam yemeklerinde otelde yemek yemeyen kişi ya da kişiler o şehrin içinde bulunan diğer lokantalara yöneleceklerdir. Sonuç kazan-kazan olacaktır. Yerel yemekler unutulmayacak, o şehre gelenler yerelde de yemek yiyerek kültür alışverişinde de bulunacaklardır.

Yemekte rekabetin olduğu yerde sebze ve meyvede de rekabet olacak; bu da tarla, bahçe ve seraya yansıyacaktır. Lezzet ön plana çıkacaktır. Yerel lokantalar para kazanacak ve ekonomiye katkıda bulunacaklardır. Şunu unutmamak gerekir. AVM’ler çoğaldıkça küçük esnaf sayısı azalmıştır. Her şey dâhil oteller de turizm sektörünün AVM’leri ise onlar da küçük esnafı bitirecektir. KOBİ’ler dünyada desteklenir çünkü küçük esnaf krizlere en dayanıklı sektördür. Rekabet kaliteyi doğuracak böylece küçük esnaf da müşteri kapmak için kendine sektörde yer açmak için kalitesini arttırmak zorunda kalacaktır. Büyükler de dışarıyı beslemek zorundadır. Hepimiz aynı gemideyiz. Artık büyük balık küçük balığı yemesin. 

Devletin ve belediyelerin yapması gerekenler nelerdir?

İtalya’da görmüştüm; festival hafta sonlarında otoparkların ücretleri normal zamana göre daha pahalı yapılmış. Normale göre fazla olması araçla o şehre gelenlerin sayısının azalmasını sağlamaktadır. O şehre gelen toplu taşım araçları aynı fiyat ancak normale göre daha sık seferlerle sefer yapmaktadır. 9 günlük bayram tatilinde kaç tren kazası, kaç otobüs kazası yaşadık? Peki aynı zamanlarda kaç otomobil kazası yaşadık? Bunu görmek ve düşünmek gerekmektedir. Ayrıca festival günlerinde oradaki otellerde normale göre daha pahalıdır. Şehir vergisi de buna göre daha fazla alınmaktadır. Neden? Çünkü normale göre işçisi daha fazla çalışacak.

Turizm bacasız sanayidir. Tarım bile turizme dayalıdır. Turizmden daha çok faydalanmak gerekir. ‘Agro-Turizm’i dünyada en rahat ve tüm yıl boyu yapabilecek ender ülkelerdeniz. Kültürümüz ve coğrafyamız hem yazlık turizmine, hem kültürel turizmine, hem de ‘Agro-Turizm’e çok uygundur. Tarım da bacasız sanayidir. Tarım ve turizm el ele birbirini büyütmeli ve katma değerlerini arttırmalıdır. Ülkemizin cari açığını kapatacak yerli ve milli iki sektörümüz ciddi çalışmalıdır. En kısa zamanda birlikte acil eylem planları yapılmalıdır. Turizm bakanımız ve tarım bakanımız ekonomisini bilen ve sektörlerinin içinden gelen kişilerdir. Bunu fırsata çevirmeli, ‘her şey dahilden’ günü birlik turizme kadar standartlarımızı ortaya koymalı ve uygulamalıyız. Yapmaz isek seneye 9 günlük kurban bayramında da gene yollarda sıkışıklıktan, ölümlerden, kazalardan ve yereldeki sorunlardan konuşuruz. Yaklaşık bir yılımız var.

Yabancı turist buradan aldığı bir ürünü beğenip gittiği ülkede anlatırsa bizim o beğenilen ürünü ihraç etmemiz de söz konusu olacaktır. Aslında yan yana koyduğumuzda potansiyelimiz çok çok büyüktür. Bu büyüklüğün altında kalkacak sanayici, üretici bulunmaktadır.
 
Görseller:
  1. Milliyet.com.tr
  2. Arşiv

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan apelasyon.com sorumlu tutulamaz.

Aydın Şener - 03.09.2018 11:16
Mücahit Kardeşimi tebrik ediyorum. Konuyu ve 2 sektörün buluşma noktalarını çok güzel irdelemiş. Diğer taraftan unutmamak gerekir ki her şey dahil turist ağırlayan otellerde de o bölgede ya da ülkemizde yetiştirilen meyve ve sebze servis edilmektedir.