Türkiye Ekonomisinde Sürdürülebilir Refah Artışı Nasıl Sağlanır?

Yazar: Salih Gökkür

Ülkemizdeki en büyük ekonomik sorun toplumda tasarruf bilincinin, toplumu oluşturan bireylerin yaşam felsefesine yerleşememesinden kaynaklanmaktadır. Çünkü üretimi şekillendirecek olan, rotasını belirleyecek olan aslında tasarruflardır. Tasarruflardan uzak bir yaşam toplumda refah algısının yanlış yorumlanmasına sebep olmaktadır. Ekonomide çok faktörlü sorunların birçoğuna verilen ad enflasyondur. Enflasyon açıklardan beslenmektedir. Tasarruf eksikliğinden beslenmektedir.  Enflasyonla mücadelede başarılı olabilmek için, tasarrufu etkileyen unsurları barındıracak yeni bir politikanın belirlenmesi gerekmektedir. Türkiye’nin mevcut durumda dünyadaki ekonominin tarihini değiştirecek, başarılı bir politika hazırlayabilecek gücü vardır. Araştırma-geliştirme yatırımlarının, tasarrufa yönelik yatırımlardan olduğu unutulmamalıdır.
 
Tasarruflar sabit sermaye yatırımları ve dolayısıyla büyüme için kaynak oluşturmaktadır. Sermaye hareketi bakımından dışa açık bir ekonomide, iç tasarruflar yanında yabancı sermaye girişlerinde ifadesini bulan dış tasarruflar da yatırım ve büyüme için kaynak oluşturur (Uygur, 2012). Büyüme stratejisi tüm sektörlerde büyümenin, hazırlanacak stratejik planlarda üst sıralarda yer almasıyla yeniden oluşturulmalıdır. Tarım ve sanayi sektörlerinin teknolojik gelişmelere adaptasyonu, büyüme hızımızı arttıracaktır.
Enflasyonla mücadelede sıkı bir para politikası uygulanması ne kadar doğrudur? Bu sorunun cevabı evet ise, hazırlanacak politikada nelere evet denileceğine dikkat edilmelidir. Tasarruflarla üretim artışı, refah artışı ve enflasyonla mücadelede başarı sağlanabilir. Bu tasarruflar sadece kamuda olmamalıdır. Enflasyon fiyatlar genel düzeyindeki artıştır. Fiyatlardaki istikrarı sağlamak, sadece sıkı para politikası geliştirmekle çözülmez. İhracata dayalı büyüme modelinin sadece ihracat yapanları desteklemesiyle çözülmez. İhracat yapan ve yurt içi üretim yapanların birlikte düşünülüp, stratejilerin ve desteklerin birlikte belirlenmesiyle, kalıcı istikrarlı büyüme gerçekleşebilir.
 
Ekonomik refah, tarım ve sanayi sektörlerinde yapısal gelişmelerle ve yeniliklerle istikrara kavuşabilir. Temel çözüm bu iki sektörü hem ayrı ayrı, hem de bir bütün olarak değerlendirmekten geçer. Tarım sektörü, sanayi sektöründen birçok sektöre hammadde sağlar. Tarımda stratejik planlamalar yapılırken, sanayi sektörüyle bağlantısı göz ardı edilmemeli; teşvikler ve desteklemeler bu iki sektör birlikte düşünülerek belirlenmelidir. Tarım sektöründe ülkemizin potansiyeline göre, yeni bir yapılanmaya gidilmelidir. Dünyada tarım sektöründe küresel değer zincirinin değişmekte olan faaliyetleri daha fazla dikkate alınarak, politikalar geliştirilmelidir. Sanayileşme hızının yüksek olması demek, kalkınma hızının yüksek olması demektir. Türk sanayisinin yapısal gelişimi için hazırlanacak her stratejik plan, imalat sanayinin faaliyet alanının geliştirilmesi için yapılacak her çalışma üretimin, yatırımın ve istihdamın artmasına olumlu katkılar sağlayacaktır.
 
Makro ekonomik dengeleri sağlam olan ekonomilerde küresel dalgalanmaların etkileri sınırlı olurken, cari açık ve bütçe açığı yüksek dış borcu risk sınırlarında olan ülke ekonomilerinde dalgalanmaların etkisi daha büyük olmuştur. Petrol fiyatlarındaki artışların enflasyon, cari açıklar, döviz kurları ve bütçe açıkları gibi ülke ekonomilerinde yol açabileceği olumsuz etkileri ortadan kaldırmak amacıyla ülkeler para ve maliye politikalarını sık sık gözden geçirmek zorunda kalabilmektedirler. Petrol fiyatlarındaki artışın temel nedenleri olarak, Ortadoğu’da yaşanan gerginliğin son yıllarda giderek tırmanması ve talebin arz tarafından karşılanamaması gibi sorunları gösterilebiliriz. Yatırımcıların piyasalarda beklentilerinin kötümserleştiği anda Türkiye gibi gelişen ekonomilerden yüksek risk nedeniyle çıkmak istemeleri ekonomide dalgalanmalara yol açmaktadır. Kırılganlığın azaltılması için cari açığın sürdürülebilir bir seviyeye çekilmesi gerekir (Aydoğuş, 2006).
 
Türkiye, ciddi miktarlarda cari ödemeler bilançosu açığı veren bir ülke konumunda olduğundan, turizm sektörünün döviz kazandırıcı etkilerine ihtiyaç duymaktadır. Turizm; sektörü Türkiye gibi kriz yıllarında TL’nin aşırı değer kaybetmesi sonucu oluşan cari fazlalar veya cari işlemler bilançosundaki düzelmeler dışında, sürekli cari işlemler açığı veren bir ekonomide istihdamda artış sağlayarak ve diğer sektörlerin pazarlayarak bir ekonomik kazanç yaratmakta zorlandıkları doğal ve kültürel zenginlikleri ekonomik kazanca hatta turizm sektörünü tek başına değerlendirdiğimizde net döviz kazancına çevirebilmektedir. Çevrenin temiz tutulması, yiyecek sektöründe sağlık standartlarının sıkı bir şekilde denetlenmesi, ulaşımın geliştirilmesi, kültürel etkinliklerin desteklenmesi, antik kentlerin gün ışığına çıkarılmasına ve tanıtılmasına daha fazla ödenek ayrılması gibi önerilerin uygulanması, turizm ürünün daha yüksek bedellerle ve daha kolay pazarlanmasını sağlayacaktır (Hepaktan ve Çınar, 2010).
Reel döviz kurundaki değişimlerde ihracat yapan firmaların dış piyasadan iç piyasaya yöneldiği gibi, ithalatçı firmaların da iç piyasaya yönelmesini teşvik edici çalışmalar yapılmalıdır. Kısaca özetlemek gerekirse döviz kurlarında ve tarımda istikrar, enflasyonla mücadeleye, yatırımlara, tasarruflara, tarımsal ithalatın azalmasına, araştırma geliştirme faaliyetlerine olan desteklerin arttırılmasına, özelleştirme ile elde edilecek gelirlerin büyük bir kısmının yatırıma dönüştürülmesine bağlıdır. Ülke parasının değer kaybettiği durumlarda, ihraç edilen ürünlerin fiyatlarındaki düşüş, dış ticaret açığının kapatılmasında önemli rol oynayabilir. Tüm sektörler için hammaddesi bizde olan ürünlerle ilgili sektörlere yatırımlarımızı arttırarak, ithalatımızı azaltma yoluna gitmeliyiz. Ancak bu şekilde ihracat artarken, dış ticaret açığımızı azaltabiliriz (Gökkür, 2018).
 
Döviz talebinin ve kur artışlarının önüne geçebilmek için yapılacak aşırı faiz artırımı, ekonomide sağlanan başarıların kaybedilmesine neden olabilir. Faizler aşırı yükselirse, üretimden vazgeçecek işletmelerin sayısı hızla artacaktır. Yüksek faiz gelecekte borç stoğumuzun artmasına neden olabilir. 2018 yılında artan döviz kuru, ülkemizdeki turistlerin özellikle yerli hazır giyim sektörüne yönelik harcamalarını arttırmıştır. Bazı sektörlerde markalaşmayla krizin fırsatını yakalayabiliriz.  Artan döviz kurlarına karşı, birçok sektörün artabilecek döviz borçlarına yönelik, koruyucu tedbirler almamız gerekmektedir.
 
Son yıllarda Türk Lirası’nın dış ticaret ihtiyaçlarının karşılanmasında, diğer ülkelerin parası ile değiştirilmesine yönelik (konvertibilite) uygulanan politikalar, orta ve uzun vadede ödemeler dengemizi olumlu yönde etkileyecek ve beklenmedik yabancı sermaye hareketlerinin piyasamıza olan olumsuz etkilerini azaltacaktır. Sermaye yoğunluğunun tüm sektörlere yayılmasına yönelik yapılacak planlamalar ve çalışmalar, gelecekte dünya piyasalarında yaşanacak krizlerin ülkemize olan olumsuz etkileri azalacaktır.
 
Ekonomik krizden çıkış için gerekli yapısal reformların hazırlanması anlayışı, yanlış bir anlayıştır. Çünkü geleceğe yönelik hazırlanmayan her politika sadece günü kurtaracaktır. Bu nedenle sadece mevcut krizi düşünerek değil, geçmişte yaşanan krizleri ve gelecekte dünyada yaşanabilecek ekonomik durgunlukların neler olabileceğini düşünerek, tüm olası krizlere cevap verecek yapısal reformların ve düzenlemelerin yapılması, ekonomimizde kalıcı refaha ulaşmamızı sağlayacaktır.
 

 
Abstract

Welfare For Sustainable Growth In Turkish Economy, How Is It Provided?

The name given to most of the multi-factor problems in the economy is inflation. Inflation is fed on the deficits. Turkey's current situation will change in the history of the world economy, it has the power to prepare a successful policy. Not only considering the current crisis, but also considering the past crises and the economic recessions in the future, what structural reforms and arrangements will be made to respond to all possible crises will lead to a permanent development of our economy. Economic prosperity can be stabilized by structural improvements and innovations in the agricultural and industrial sectors. The basic solution must be evaluate these two sectors as separate and as a whole.
 

 
Kaynaklar:
  1. Aydoğuş, İ., 2015. Küresel Ekonomik Gelişmeler ve Türkiye. Afyon Kocatepe Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, 8 (2), 19-52.
  2. Gökkür S., 2018. Enflasyonla Mücadelede Tarım Sektörü, Apelasyon, ISSN:2149-4908,   Mayıs 2018, Sayı 54, Apelasyon E-Dergi
  3. Hepaktan, C. E. ve Çınar, S., 2010. Turizm Sektörünün Türkiye Ekonomisi Üzerindeki Etkileri, Celal Bayar Üniversitesi S.B.E.Dergisi, 8 (2): 135-154.
  4. Uygur, E., 2012. Türkiye’de Tasarrufların Seyri ve Etkileyen Bazı Unsurlar, Türkiye Ekonomi Kurumu Tartışma Metni, No.2012/108, Kasım 2012, www.tek.org.tr.
Görseller:
  1. Azernews.com
  2. Nationwideradiojm.com

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan apelasyon.com sorumlu tutulamaz.