Söğüt

Yazar: Aynur Civelek
 
Söğüt Ağacı -Familya : Salicaceae (Söğütgiller)

Âlem: Plantae (Bitkiler), Bölüm: Magnoliophyta (Kapalı tohumlular), Sınıf: Magnoliopsida (İki çenekliler), Takım: Malpighiales

Salix cinsini oluşturan boylu ağaç veya bodur çalı halinde, kışın yaprak döken, her zaman yeşil kalan odunsu bitkilerdendir. Genellikle nemli topraklarda, dere kenarlarında yetişmekte ve boyu 30 m.’yi aşabilmektedir. Türkiye'de doğal olarak yetişen 27 söğüt türü, dünyada ise 400 kadar çeşidi olduğu belirtilmektedir.

Anadolu’da Neolithik Çağ (Yeni Taş Çağı) yerleşimlerinde bulunduğu belirtilen söğüt ağacına Anadolu'da Hititler “Şişiyamma” adını vermişler ve ondan ilaç elde etmişlerdir. Gılgamış Destanı’nda geçen “Halub ağacı”nı Kramer, söğüt ağacı olarak tanımlamıştır. Bunu R. Campell Thompson’ın “Asur Botaniği Sözlüğü”’ndeki önerisi izlemiştir. Klein ve Keetman ise bu terimi “ha-lu-ub”  olarak vermişlerdir. Akkadça “huluppu” ve Arapça “harruba” kelimeleri bu görüşte rol oynamıştır. Suyunu Fırat Irmağı kenarından alan ağacı, güney rüzgarı kökünden sökmüş ve nehir içinde sürüklenmeye başlamıştır. Oradan geçen Gök Tanrıçası İnanna, ağacı alarak ana tapınağın merkezi olan Uruk’a getirmiş ve kendi bahçesine dikmiştir. Ağaca özenle bakmış, ağaç büyüdüğünde kendisi için iskemle ve sedir yapmayı düşünmüştür.

Antik Mısır’da söğüt ağacı Osiris kültü ile ilişkilendirilmiş ve Osiris öldükten sonra kalbindeki çatlaktan “Bennu kuşu”nun çıktığı belirtilmektedir. Bazı uzmanlar Bennu kuşu ile söğüt dalı arasında ilişki kurmaktadırlar. Osiris adına düzenlenen törenlerde,  söğüt dallarıyla birlikte hediyeler bırakıldığı, Tanrı Amon için “Yükselen Söğüt” festivali düzenlendiği ve çeşitli bitkilerden oluşan çelenklerle birlikte, söğüt çelenklerinin tanrıya hediye dildiği bilinmektedir.  Mısır’da özellikle 18. ve 21. hükümdarlık zamanlarında, cenazenin etrafındaki çelenklerde kullanıldığı saptanmıştır. Mısır söğüdü (Salix aegyptica) marangozlar tarafından çeşitli aletlerin saplarında, at arabalarının bazı kısımlarında ve mobilya yapımında kullanılmıştır.  M.Ö.243’ten bir papirüste çadır direklerinin yapımında kullanılmak üzere sipariş edildiği yazılıdır.

Demeter ve Persephone ile ilişkili mitolojde, Pyanopsion ayının 12. gününe Nesteia (oruç günü) veya Meşe (beş günlük şenliğin tam ortasına işaret ettiği için "orta gün") denmektedir ve Aristophanes, M.Ö.411 yılında Büyük Dionysiak Şenlikler’de oynanmış olan Thesmophoriazusai “Thesmophoria Şenliğini Kutlayan Kadınlar” isimli eserinde bu özel günü anlatmaktadır. “Nesteia” gününde kadınların oruç tuttuklarını ve erkeklerle bir araya gelmediklerini belirtirken,  kadınların oruçlu oldukları sürece yere serdikleri söğüt dallarında ya da şehveti yatıştıran bitkilerden yapılmış minderlerde oturduklarını söylemektedir.

Troia Savaşı’nda komutan Agamemnon, Pisander ve Hippolokhus, Antimakhos’un iki oğlu tarafından yakalanır ve iki savaşçı söğüt dalları ile bağlanır.  Odysseus’ta ise kirke, kavak ve söğüt ağaçlarının  Akheron Nehri’ne akan, Phlegethon ve Kokytus Nehirleri yakınında Hades’in bereketli kıyılarını kapladığını söylemekte; ayrıca Odysseus’ta “ağlayan söğüt ağaçları”ndan söz edilmektedir. 

Grek mitolojisinde tazeliğin ve hayatın simgesidir; bu nedenle “Dünya Ana” ya da “Ana Tanrıça” kültü ile ilişkilendirilmiştir. Samos Heraionu’nda yaşlı bir söğüt ağacı bulunduğu bilinmektedir. Pausanias, söğüdün Hellas’ta üç kutsal ağaçtan biri olduğunu bildirmektedir. Sparta’da erkekler Artemis Lygodesma’yı (Söğüt bağlı Artemis)  doğuran bir ana betimlemesi ve söğüt dalları ile onurlandırmışlardır.   

M.Ö.8. ve 7. yüzyılda, Skythler’in (İskitler’in) yere koydukları söğüt dallarıyla geleceği gördüğünü iddia eden kahinler olduğu bildirilmektedir. Sepet Grekçe “mystica”dır. Sepetçi söğüdü (Salix viminalis) ve Keçi söğüdü (Salix caprea) gibi söğüt türlerinin Anadolu'da antik dönemlerden beri sepet yapımında kullanıldığı bilinmektedir. Kehanet ile ilişkili tanrı Apollon ile ilgili ilahilerde söğütten söz edilmektedir. Apollon, hırsızlığı saptanan Hermes'in ellerini, söğüt dallarından yapılan iplerle bağlamak isterken ipler yere düşmüş, birbirine sarılıp çoğalmış ve söğüt ağaçlarına dönüşmüşlerdir. Böylece Apollon, küçük kardeşinin tanrısal gücünü kabul etmiştir. Genellikle su kenarlarında bulunan salkım söğütlerin saklanmaya elverişli olmasının, gizem ve kehanetle ilişkilendirilmesinin nedeni olduğu ileri sürülmektedir.

Hint geleneğine göre kıtalar daireler şeklinde düşünülmekte ve bu dairelerin tam ortasında bir kozmik ağaç bulunmaktadır. Eski Hintliler’e göre dünya dev gibi bir insanın bel hizasında yer almaktadır; gezegenler ise aralarında okyanuslar bulunan bir dizi daire şeklinde kıta oluşturmaktadır. Kıtanın orta ekseninden Meru Dağı geçmekte ve bu dağda tanrılar oturmaktadır. Kıtanın tam ortasında yenilebilir, hoş kokulu meyveleri olan, “gül elması ağacı” bulunmaktadır. Diğeri “söğüt ağacı kıta”sıdır. Bu kıtanın merkezinde söğüt ağacı bulunur.

Eski Sümer ve Mısır kayıtlarından söğüt ağacı kabuğunun ağrı ve ateş tedavisinde kullanıldığı bilinmektedir. Ünlü hekim Hippokratest söğüdün ilaç olarak kullanımından söz etmektedir. Aspirin ilacının aktif maddesi olan salisin, söğüt ağacının kabuğundan elde edilir.  Özellikle Ak Söğü’ün (Salix Alba) kabukları bol miktarda salisin içermektedir. (Kristal formu ilk olarak 1828'de Fransız eczacı Henri Leroux tarafından ayrıştırılmıştır. Saf formu İtalyan kimyager Raffaale Piria tarafından elde edilmiştir. Suda çözündüğü zaman asit özelliği gösterdiğinden (pH 2.4) “salisilik asit” olarak adlandırılmıştır. Hoffman'ın işvereni olan Bayer firması tarafından “asetil salisilik asit”, “ Aspirin” olarak adlandırılmış ve dünyada en fazla kullanılan ilaçlardan biri olmuştur.)

Bazı söğüt türlerinin kabuklarının kurutularak günümüz halk hekimliğinde kullanıldığı bilinmektedir. Romatizma ağrılarını giderir; yatıştırıcıdır. Yaprakları ve kökleri de aynı amaçla verilmektedir.
 

 
Summary

Willow which is the form the Salix genus and  is found in moist and wet areas generally near streams, rivers, ponds and lakes. Willows all have abundant watery bark sap, which is heavily charged with salicylic acid, soft, usually pliant, tough wood, slender branches, and large, fibrous, often stoloniferous roots. There are about 400 species in this genus worldwide. The Egyptian willow Salix safsaf is a small tree growing in Egypt since pre-historic times. It was found in Neolithic settlements in Anatolia. It was described in Asyyrian and Akkadian texts. The willow tree is associated with the ancient goddess of the underworld Hekate and also  Apollon the god  of prophcy.
 

      
Kaynaklar:
  1. Homeros. İlyada, Çeviren: A. Erhat-A. Kadir,  İstanbul,  Can Yayınları, 1984.
  2. Homer. The Iliad with an English Translation by A.T. Murray, Ph.D. in two volumes. Cambridge, MA., Harvard University Press; London, William Heinemann, Ltd. 1924.
  3. Perseus.tufts.edu İnternet Sitesi
  4. Homer, The Odyssey with an English Translation by A.T. Murray, PH.D. in two volumes. Cambridge, MA., Harvard University Press; London, William Heinemann, Ltd. 1919.
  5. Perseus.tufts.edu İnternet Sitesi
  6. Homeros. Odysseia, Çeviren: A. Erhat-A. Kadir,  İstanbul: Can Yayınları, 1984.
  7. Adrian J. Kerr, Ancient Egypt and Us: The Impact of Ancient Egypt on the Modern World, USA., 2009.
  8. Alhena Gadotti, Gilgamesh, Enkidu, and the Netherworld and the Sumerian Gilgamesh Cycle, Berlin, 2014.
  9. Ayşen Eti Sina, “Eleusis'de Demeter Kültü ve Kadın Ritüelleri, The Cults of Demeter and The Rituals Held by Women at Eleusis”, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Dergisi, 44,1, 2004, 37-52
  10. B. B. Rogers. Aristophanes. Cambridge,  Harvard University Press, 1996.
  11. Barbara Hughes Fowler, Love Lyrics of Ancient Egypt, UNC Press, 1994.
  12. James H. Breasted, The Edwin Smith Surgical Papyrus, University of Chicago Press,
  13. Lise Manniche, An Ancient Egyptian Herbal, University of Texas Press, 1989.
Görseller:

Yazara aittir.

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan apelasyon.com sorumlu tutulamaz.