Yılbaşı Gelenekleri ve Yemekleri

Yazar: Nejat Kutup
 
Yeni yılın başına doğru geri sayım başlamışken, yılbaşı geleneği ve yemeklerine bugünden bir bakmak istedim.
Yılbaşı Nedir?

Adından da anlaşılacağı gibi, yılbaşı yeni bir dönemin başlangıcına işaret ediyor. Bu nedenle insanların yeni umutlar, yeni kararlar ve yeni heveslerle dolu olduğu yeni bir sayfa. Ardında bıraktığı yılın tüm eksikleri ve sıkıntıları geride kalıyor ve yeni başlayan yılda yepyeni hedefler ve daha iyi şeylerin olacağı umudu ile yaşanıyor. Hal böyle olunca hiç şüphesiz dünyanın neresinde olursa olsunlar, insanlar bugünü bir şenliğe dönüştürüp coşkuyla karşılamaya hazırlanıyorlar.

Her ülke kültüründe bu kutlamalar farklı gün ve şekillerde olsa da ağırlıklı olarak iki tür davranış öne çıkıyor. Birinci olarak inanç başlığı altında toplayabileceğimiz uygulamalar, tanrılara sunulan sunaklar, sembolik törenler, süslemeler olabiliyor. İkinci davranış biçimi bir sofra başında toplanıp yaşanan kültüre ait yemeklerin tüketildiği yemek şölenleri.

Bu farklı iki davranış bakmadan önce yılbaşı ve takvim ilişkisini biraz açmak istiyorum.
Takvim

Zamanı yıllara, aylara ve günlere ayıran yöntem olarak tanımlayabileceğimiz takvim, günümüze kadar değişik evrelerden ve kabullerden geçerek günümüze ulaşmıştır. Bilinen en eski yazıtlardan bu yana doğayı gözlemlemek, zamanı ölçmek için insanlar üç adet astronomik olayı incelemişlerdir. Bunlar; gündüz ve gecenin birbirini takip etmesi, Ay’ın tekrarlanan evreleri ve mevsimlerin çevrimi. Böylece yeryüzünün kendi etrafında dönüşüne bağlı olarak “Gün”, ayın yer çevresinde dönüşüne bağlı olarak “Ay”, yerin güneş çevresinde dönüşüne bağlı olarak “Yıl” olarak adlandırılan zaman birimi tanımı ortaya çıkmıştır.

Bu tanımlanan birimler tüm takvimlerin temelini oluşturmuştur ve sonuç olarak zamanı yıllara, aylara ve günlere bölmemizi sağlayan ve takvim denilen sistemin doğuşunu sağlamıştır. 

Bugün bizlerin kullandığı modern takvimlerin atasının temeli 8.yy’da atıldı. Bu takvimler M.Ö.46 yılında Jül Sezar tarafından kullanıma sokulan Jülyen takvimi olarak adlandırılan düzendi ve son şekline M.S.8’de, İmparator Agustus döneminde kavuştu. Jül Sezar, o zamana kadar kullanılan Romulus takvimindeki karışıklıkları çözmesi için Sosigenes’den yardım almıştır. Sosigenes, 1 yılı 365,25 gün alarak oluşan mevsim kaymalarını düzeltmeyi hedeflemiştir. Ayrıca takvim düzenlemesini yaptığı için temmuz ayının ismini değiştirerek kendi adından gelen July ismini vermiştir.

Fakat Sezar’ın öldürülmesinden sonra tahta oturan Augustus tıpkı Jül Sezar gibi takvimde bazı değişiklikler yaptığı için Sextilis ayının adını değiştirip kendi ismi olan Augustus’u vermiştir. Fakat ismi Sezar’dan gelen temmuz ayının 31, ağustos ayının ise 30 çekmesinden dolayı şubat ayından 1 gün alınıp ağustos ayına eklenmiştir. Böylece şubat ayı artık yıllarda 29, diğer yıllarda 28 güne düşmüştür. İktidar olmak böyle bir şey galiba.

Günümüzde bizim ve dünyanın en yaygın olarak kullandığı Gregoryen takvim, Jülyen takviminin yerine Papa XIII. Gregory tarafından yaptırılan takvimdir. Milad’ı tarih başlangıcı ve Dünya’nın Güneş etrafındaki dönüş süresi olan 365 gün 6 saatlik zamanı "1 yıl" olarak kabul eder. Senede 10,8 saniye hata oranıyla en güvenilir ve hassas takvimdir. 
4 Ekim 1582’de kabul edilmiştir. Değişik tarihlerde önce Avrupa’da daha sonra dünyanın geri kalanında yayılmıştır. Gregoryen takvim oluşturulurken Jülyen takvimine 10 gün ilave edilmiştir; 5 Ekim cuma günü, 15 Ekim cuma olarak kabul edilmiştir. 1752’de kabul eden ülkeler ise 11 gün ilave etmek durumunda kalmışlardır.
 
Din, İnanç, Yeni Yıl

Yılbaşı bazı Hristiyan mezheplere göre Aziz Sylvester’e, Ortodokslara göre koruyucu azizleri Basil’e adanmış bir gece. Bu geceye dini bir anlam yükleyenler yalnızca Hristiyanlar değil. Açıkçası yaygın kanının aksine yılbaşı sadece Hristiyan dünyasında kutlanan bir olay değil. Örneğin, Hintliler için de yılbaşı, Tanrı Prens Rama’yı kutsamak için ve ışık Tanrıçası Lakshmi’ye sunumlar yapmak için bir vesile.

Müslüman dünyada bazı ülkeler yeni yılın gelişini özel ritüeller ile kutlamakta. Kahire’de yeni ay göründüğünde yeni yılın geldiği anonslar ile duyurulmakta. İran’da ve Pakistan’da yeni yılın gelişi devasa ateşler yakılıp üzerinden atlanarak kutlanıyor. Museviler’in, Budistler’in ve diğer bazı dinlerin mensuplarının da bunu benzer adetleri var. Özetle yılbaşı, din ve günlük yaşantı pratiklerinin iç içe geçmiş bir ilişkiler yumağı.

Her ne kadar neredeyse tüm dünya 31 Aralık gecesi saat 24:00’ü yeni bir yıla girmenin gerçekleştiği an olarak kutlasa da pek çok inanca göre; farklı takvim hesapları yapıldığından; yeni yıla giriş farklı günlere gelebiliyor. Örneğin, Museviler’in yılbaşı gecesi olan Roş Ana, Yom Kippur’un hemen ardından, Hamursuz Bayramı’nın ilk gününden 163 gün sonra, yani eylül ayında kutlanır. Kutlandığı gün yıldan yıla değişiyor. En erken 5 Eylül en geç 5 Ekim’de kutlanır.

Ermeniler’in eski inancına göre yılbaşı 21 Mart’ta, Gregoryen mezhebi ise 6 Ocak olarak kabul etmektedir. İran’da yeni yıl başlangıcı Nevruz olarak anılmakta, 21 Mart olarak kutlanmaktadır. Çinliler, her yıl takvim hesabına göre biraz kaymakla birlikte, yeni yıla 21 Ocak ile 21 Şubat arasında bir günde giriyorlar. İsviçre’de bu iş içi kullanılan takvime göre, Aziz Sylvester günü 13 Ocak, Fransa’daki eski bir inanışa göre 1 Nisan’da yerel kutlamalar yapılmakta. Tayland, Kamboçya ve Laos’da yılbaşı 13 Nisan’dan 15 Nisan’a kadar kutlanır. Özellikle Tayland’da bu kutlama su dökerek gerçekleşir.

Noel (25 Aralık) ve “Yılbaşı” (31 Aralık) birbirinden farklı günlerdir!

Latince “doğum” anlamına gelen “Natalis” kelimesinden türetilen Noel ile Mesih anlamındaki “Christ” ve gönderilen peygamber anlamındaki “Messa’nın birleşiminden oluşan Christmas aynı günü, yani (Katolik) Hristiyanlar’ca her yıl 25 Aralık günü kutlanan Hz. İsa’nın doğum yortusunu temsil eder. Milâdî yılbaşı ise 31 Aralık günü kutlanır.

Yani, Noel-Christmas ve Yılbaşı kutlamaları farklı günlerde gerçekleşir. Biri 25 Aralık’ta kutlanırken diğeri 31 Aralık’ta kutlanır. Bu tatilin ve kutlamasının Hıristiyan dünyasının bayram olarak kabul ettiği Noel’le alâkası yoktur. Hıristiyanlar arasında Noel kutlamaları Hz. İsa’nın doğum tarihi olarak kabul edilen 25 Aralık’ta başlar ve bir hafta devam eder; dinî bir özellik taşır. Oysa bizim için ise yılbaşı sadece bir takvim olayıdır.

Farklı Ülkelerin Yılbaşı Yemekleri ve Adetleri

Hangi coğrafya ya da hangi kültür olursa olsun, yılbaşı kutlamalarının yemek ile ilişkisi çok önemli bir yer almaktadır, hatta değişmez bir parçasıdır. İster dini bir ritüel olsun ister dost, aile büyükleri ve yakınlarla paylaşılan bir yeni yıl karşılama gecesi olsun, yılbaşının değişmez öğesi ortak bir masa etrafında yenilen yemektir.

Dünyadaki yılbaşı sofralarında her zaman hindi yer almıyor. Hindi tahmin edeceğiniz gibi Hıristiyan dünyasına ait bir inanç sonucunda yerleşmiş bir gelenek. Amerikalıların “Şükran Günü” adı verilen kutlamada kurdukları sofralarda hindi eti yemeleri bu geleneğe etki yapmış olabilir. Farklı yılbaşı sofralarında hindi yerine başka kanatlı tüketildiği gibi, yemek de tamamen farklı olabiliyor. Örneğin, Türkiye’de hindi tüketilen sofralarda içi kestaneli iç pilav ile doldurulurken, Amerika’nın büyük bir bölümünde ekmek kırıntıları, soğan, maydanoz, biber ve tereyağından oluşan bir karışım iç dolgu maddesi olarak kullanılmaktadır.

Bazı ülkelerde hindi yanında sembolik olarak yuvarlağı temsil eden ürünler yer almakta. Çünkü yuvarlak şekiller, bir Pagan geleneği olarak, bütünlenmeyi ve bir işin tamamlanmasını sembolize etmektedir. Bir önceki yıla ait olan eylemler, istekler, yapılması başlanan ancak bitirilemeyen görevler, bir dairenin bütünlenmesi ve tamamlanması gibi sona ermesini, herhangi bir ek yeri olmadan kesintisiz olarak kapanmasını göstermektedir. Genellikle ekmekler ve kek benzeri tatlılar bu geleneğin birer göstergesi olarak kullanılmaktadır. Hatta Romalıların yeni yılı kutladıkları sofralarda döngüsel biçiminden dolayı kuru incir, hurma ve fıstığı tercih ettikleri düşünülmektedir.

Çeşit Çeşit Yılbaşı Geleneği, Bir Dünya Turu

Burada ülke, kültür, gelenek farklılıklarına göre sofralara bakarsak sembollerin çok öne çıktığını görebiliriz. Amerika’da hindinin yanına karides gibi zenginliği, pirinç gibi bolluğu temsil eden yiyeceklere rastlamak olası. Bazı bölgelerde ise börülce değişmez bir yan tabak. Bu inanışta börülce parayı temsil ediyor. Ayrıca buna ilave olarak mısır altını, karalahana veya pazı kâğıt parayı temsil eden diğer yiyecekler.

Bir başka ilginç yiyecek ise domuz jambonu. Gerek hindi iç dolgu malzemesi olarak, gerekse tek başına sofra da yer alan bir yiyecek olarak geçmişte olanları unutup hep ileriye bakmak anlamına geliyor. Sembolik olarak domuz jambonu seçilmesinin nedeni, domuzlarım kalın boyun yapısından ötürü geriye bakamamaları!

Amerika’dan Uzakdoğu’ya geçtiğimizde dikkatimizi çeken ilk nokta, Çinlilerin yeni yılı 21 Ocak ile 21 Şubat arasında kutladıklarına şahit olmak.

Çin

Yemek kültürü açısından bakıldığında, çok ilginç bir tören ve şölenle kutlandığını görmekteyiz. Ay takvimi kullanılan ve her yılın bir hayvan ismi aldığı Çin’de yeni yıl kutlamaları birinci gün başlayıp 15 gün sürüyor ve “kâğıt fener” festivali ile kapanıyor.
Çin’de yeni yıl bir aile birlikteliği geleneği olarak kutlanıyor ve yemekler, yılbaşı kutlamalarında çok önemli bir yer tutuyor. Pek çok yiyecek, Japon geleneklerinde olduğu gibi burada da sembolik anlamlar taşıyor. Örneğin tavuk bütün olarak yeniyor. Bütün olmasının nedeni ise “aile birliğini” ifade etmesi. Uzun makarnadan yapılan yemekler uzun yaşamı sembolize ediyor. Hatta geleneklere göre bunları yerken ya da pişirirken kesmek uğursuzluk olarak kabul ediliyor. Görünüş olarak Çin börekleri de altın külçelerine benzedikleri için, “sağlığı” sembolize ediyor. Bu sofralarda bazı meyveler, kendilerine yüklenen değişik anlamlara karşılık gelmekte. Yeni yılda mandalina ve portakallar elden ele geçiriliyor. Çünkü onlara göre mandalina “şansı”, portakal “zenginliği” temsil ediyor. Ancak tek sayıların şansızlık anlamına geldiği için hep çift sayı olarak hediye ediliyor ve tüketiliyor. Yeni yıl kutlamalarında bu saydıklarımın yanında bütün balık ve kurabiyeler gibi bir dizi özel yiyecek daha hazırlanıp tüketiliyor. Eğer o yıl Çin takvimine göre ete yenen bir hayvan yılıysa, yılbaşı gecesi o hayvanın etini yememeye gayret ediyorlar. Bu sofraları takip eden beşinci günde bütün yiyecekler toplanılmış ve kaldırılmış olması gerekiyor.

Japonya

Japonlar hem Budist hem de Şinto dinine mensup olmalarına rağmen, yılbaşına miladi takvimi kabullenmiş birçok ülkeden daha çok önem veriyorlar. 1-3 Ocak arasındaki üç gün, “shougatsu” adı verilen ve ülkenin en önemli “bayramı” kabul edilen günler. Öyle ki, bu üç gün içinde sokakta karşılaştığınız herkese “Mutlu yıllar dilerim” (“Aki maşite omedetu gozaimasu”) diye hitap etmeniz bekleniyor. Bu sürede özel yılbaşı yemekleri hazırlıyorlar ve bunlara “osechi ryouri” adı veriyorlar. Bunları “jubako” denilen lake kaplı ve kat kat kutular içinde servis ediyorlar. Kutulara giren yemekler rengarenk oluyor ve her bir yiyecek farklı bir anlam ifade ediyor. Örneğin, karidesler “uzun ömür”, tatlı siyah fasulyeler “sağlık”, ringa balığı havyarı “doğurganlık”, teriyaki sosunda hamsiler iyi bir “hasat”, tatlı kestane ve tatlı patates püresi ise “mutluluk” ifade eden yiyecekler olarak kutulara konuyor. Bu yiyecekler de haliyle, bu ifade ettikleri temennilerin gerçekleşmesi dileğiyle yeni seneye girerken yeniyor. Yine bir başka geleneksel yılbaşı yiyeceği, “mochi” adı verilen pirinç kekleri.
Tibet
 
Bir başka ilginç adetler ülkesi Tibet’te yeni yıla girerken tüm ev temizleniyor. Mutfak, evin kalbi olarak kabul edildiği için en detaylı temizlik mutfakta yapılıyor. Yılbaşı sofrası için birçok değişik yiyecek hazırlanıyor. Özellikle buğday, patates ve peynirle hazırlanmış yılbaşı çorbası ilk sırayı alıyor. Fakat yılbaşı sofrasının esas değişik yemeği, küçük mantılarla yapılan bir yemek. Bu yemeğin içine normal malzemelerin haricinde odun, kâğıt, kömür, çakıl taşı gibi şeyler konularak bir tür fal bakılıyor. Tabağınıza bu maddelerden hangisi rastlarsa, yeni yılda onun sembolize ettiği bir şey payınıza düşecek diye düşünülüyor. Örneğin, bir parça kömür çıkarsa, bu yeni yılda biraz içiniz kararacak ve pek fazla mutluluğu bulamayacaksınız anlamına geliyor. Keşke hep mutluluk veren maddeler koysalar!
Filipinler

Yılbaşı sofrasına mümkün olabildiğince zengin çeşit ve fazla tabak yemek koymak ve ayrıca tüm aile fertlerini bir arada görmek istemeleri Filipinliler’in bir geleneği. Yeterli yemek yok ise veya aile fertleri eksikse, bereketsiz bir yeni yılın geleceğine inanıyorlar.

Brezilya

Yeni yıla sıcak giren bir ülke de Brezilya. Bu ülkenin yeni yıl kutlamaları ve yemekleri de çok hoş özellikler taşıyor. Bu ülkede ilginç bir adetten söz edilebilir aslında Avrupa ile paylaştıkları, kimin kimden aldığı tam olarak bilinmeyen adetlerden bir tanesi. Mercimek mutluluğu, refahı ve zenginliği temsil ettiği için yeni yılın ilk gününde mutlaka mercimek çorbası ve mercimekli bir yemek yeniyor. Fransa ve İtalyan yılbaşı masalarında da domuz ve mercimek olduğunu biliyoruz. Domuz zenginlik, mercimek yuvarlaklığından dolayı parayı temsil ettiğini biliyoruz. Brezilya ile Avrupa ülkeleri insanlar arasındaki bu aynı beklentiler olması aynı ortak sembolü kullanmaları şaşırtıcı olmasa gerek.

Yeni yılı karşılama kutlamaları içinde ise en ilginci, 31 Aralık gecesi “acumba” inancına mensup rahibelerin mavi-beyaz giyinerek Rio de Janeiro’nun İpanema Plajı’nda düzenledikleri büyük “festa de lemanja” törenleri. Bu törenlerde içi çiçekler, parfümler ve yanan mumlarla doldurulmuş minik kayıklar kıyıdan denize salınarak deniz (su) tanrıçası Lemanja’ya armağan ediliyor. Diğer Riolular ise bembeyaz giysiler içinde Copacabana plajında durmaksızın dans ediyor.
 
Avrupa

Avrupa’daki ülkelerden Fransızlar’a gelince, onlar da yeni yılda bolluğu ve zenginliği davet etmek için yeni yıl sofrasında mercimekli bir yemek bulunurken, İtalyanlar gibi yuvarlak kesilmiş sosisler de kullanmaya özen göstermektedirler. Fransa’daki önemli yeni yıl yiyecekleri arasından kestaneden de bahsedilebilir; bir kavanoz kestane Fransızlar için çok tipik bir yeni yıl hediyesidir. Gelenekleri ile ünlenmiş İtalyanlar ve güneydeki Sicilyalılar bol miktarda makarna tüketmeleri ile bilinirler. Bazı bölgelerde ise tam tersi olarak şansızlık getireceğine inandıkları için makarna yemiyorlar!

Ancak bu makarna lazanya olursa, kat kat döşenmesi bolluğu çağrıştırdığından durum değişiyor. İlk gün yenen lazanyanın şans kapılarını açtığına inanıyorlar. Avusturyalılar da yılbaşına mutlaka, iyi şeylerin sembolü olduğu için, süslenmiş domuz yemekleri yer almaktadır. Yemeğin sonunda da dört yapraklı yonca şeklinde naneli dondurma yenmektedir.

İspanya ve Portekiz

Bu ülkelerde uygulanan farklı bir adetten bahsetmek gerek. İspanyollar ve Portekizliler yılbaşı gecesi üzüm yiyorlar; tam on iki adet üzüm gece saat tam 12’de yeniyor. Bu on iki mutlu ayı garantiye almak için yapılan bir hareket. Madrid’de Plaza del Sol meydanında yeni yılın başlangıcında her bir çan sesinde bir adet üzüm yiyerek, tam on iki adet üzümü tamamlıyor İspanyollar. Kültürler arası bir etkileşim olarak Peru’da da aynı adet var ancak işi garantiye almak için on üçüncü üzümü de yiyorlar.
İngiltere

Büyük Britanya’da yerleşik devletlerde ufak tefek farklar olmasına rağmen temel de İskoçya’dan kaynaklanan gelenekler yaygın olarak yılbaşı sofralarını süslemekte. Bunlardan bir tanesi üç köşeli bisküvi, şarap, peynir ve tabii bol miktarda viski. Yılbaşlarında birbirlerine verdikleri hediyeler sembolik anlamlar içermekte. Örneğin ekmek bolluk ve sağlık göstergesi olarak; kömür, yeni yılda mutfakta sürekli yemek pişirilmesinin olacağını betimlemektedir.

Avustralya

Japonya’ya nispeten yakın, koskoca bir ülke, bir kıta Avustralya. Ama yılbaşı gelenekleri tamamen farklı. Yeni yıl Avustralya’da yaz gününe denk geldiği için de buranın kutlama ve yeme-içme gelenekleri buna göre gelişmiş. Yılbaşı kutlamaları 31 Aralık gece yarısı başlıyor ve tüm ertesi gün devam ediyor. Bu kutlamaların en büyük özelliği muhteşem gürültü çıkarmak! Bu da maytaplar, havai fişekler, kornalar, ıslıklar, kaynana zırıltıları gibi şeylerle oluyor.

Bu adetin kökeni ise orta çağ Avrupası’na ve Pagan geleneklerine dayanıyor. Çok tanrılı orta çağ kır dinleri olan ‘pagan’ inancında, yıl bitimlerinde eski yıldan kalan kötü ruhları kovma amacıyla gürültü çıkarılır ve ateş yakılırmış. Ateş yakma adeti Avrupa’nın bazı yerlerinde, örneğin Orkney Adaları’nda halen devam eden bir yeni yıl geleneği. Muhtemelen mum yakarak yeni yılı karşılama adeti de. Tüm vatandaşlar ‘piknik’ veya plajlarda kamp yaparak değerlendirmeyi seçiyor. Bu nedenle de Avustralya’da yılbaşı yemeği denince aklınıza gelmesi gerekenler piknik yemekleri ve mangal.

Doğu Akdeniz, ağırlıklı olarak Girit’te, ortak bir yılbaşı uygulaması her ne kadar sofrayla ilgili olmasa da gene bir yiyecek le ilgili olduğu için yazmak istiyorum.

31 Aralık gecesi saat 12’i vurduğunda, bir adet olgun narın evin eşiğine atılarak patlamasını sağlamak ve ardından üzerinde atlayarak kapıdan eve girmek gibi bir ritüel gerçekleştiriliyor. Etrafa dağılan her nar tanesisin yeni yıl boyunca bolluk ve bereket getireceğine inanılıyor.

Düşler ve hayaller olmadan büyük şeyler yapılamaz. Yeni yılda tüm Apelasyon ailesi için tüm düşlerinin gerçekleşmesi dileğiyle. Mutlu huzurlu ve sağlıklı yeni bir yıl hepinize.

 
Kaynaklar:
  1. Tarihbilimi.gen.tr
  2. Hürriyet.com.tr
  3. Wikizero.com/tr
  4. Yalın, Güzin, ‘Mutfaktan tabaktan sokaktan’, Ruhun Gıdası kitaplar, İstanbul, 2014
Görseller:
  1. bit.ly/2EU0SAj
  2. bit.ly/2zmXWL9
  3. bit.ly/2zmmUdy
  4. bit.ly/2POluCL
  5. bit.ly/2BtAUDP
  6. https://bit.ly/2P60ZMA
  7. bit.ly/2TFxWDl

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan apelasyon.com sorumlu tutulamaz.