Bağlarda Görülen Uyanma Sorunları Üzerine Bir Çalışma

Yazar: Prof.Dr. Ahmet Altındişli, Dr. Dilek Poyraz, Koksal Aksu, Mustafa Akdemir, Metin Kesgin, M.Sacit İnan, Dr. F. Özlem Altındişli, Dr. Fatma Özsemerci, Neşe Keskin, İsa Uyanık 
 
Bilindiği gibi Manisa ülkemizin sofralık ve kurutmalık üzüm yetiştiriciliğinde en önde gelen ilidir. Türkiye’de üretilen kurutmalık üzümün % 85’i, sofralık üzümün % 20’si tek başına Manisa’dan karşılanmaktadır. Yaklaşık 780.000 dekar alanda 50.000 aile geçimini bağcılıktan sağlamaktadır. Manisa genelinde tarımdan elde edilen yaklaşık 10 milyar lira gelirin 3,16 milyar lirası bağcılıktan elde edilmektedir.

Son yıllarda bağcılıkta yaşanan sorunlardan biri de “uyanma bozuklukları” olmuştur. Uyanma bozukluklarındaki artış bağcılıktan elde edilen geliri ve en önemli tarımsal ihraç ürünlerimizden olan kuru üzümde rekolteyi olumsuz anlamda etkilemiştir. Bu konuda elimizde bazı bilgiler olmakla birlikte 2018 yılı üretim sezonunda yapılan bir çalışmayla bu bilgilerin somutlaşması ve diğer etmenlerin de incelenmesi mümkün olmuştur.

Çalışma üreticilerimizden gelen talepler doğrultusunda Manisa Tarım ve Orman İl Müdürlüğü tarafından organize edilmiş, Ege Üniversite Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü, Bornova Zirai Araştırma Enstitüsü ve Manisa Bağcılık Araştırma Enstitüsü’nden konu uzmanlarının katılımıyla gerçekleştirilmiştir.

Yapılan arazi çalışmalarında gidilen üreticileri bağları yetiştirme teknikleri bakımından değerlendirilmiştir. Kök bölgesinde, gövdede, 1 yaşlı dallarda ve yapraklarda inceleme, gözlem ve numune alımı yapılmıştır.  Alınan numuneler Bornova Zirai Mücadele Araştırma Enstitüsü’nde fungal hastalıklar bakımından analize tabi tutulmuştur.

İnceleme yapılan bağlar genellikle, beton direkli, 4-6 telli destek sisteminde, damlama sulama sistemin kullanılmakta olup, yabacı ot mücadelesi ve boğaz açma-kapama işlemlerinin düzenli olarak yapıldığı olduğu görülmüştür.

Bağların tesisinde kullanılan fidanların çoğunlukla aşısız olduğu, kök boğazından oluşan köklerin temizlenmediği dolayısıyla beslenmede etkili oldukları anlaşılmıştır. Aşılı bağlarda ise aşı noktasının toprak altında bırakıldığı, aşı noktası üzerinden köklenmeler oluştuğu, anacın bertaraf edilmek üzere olduğu da rastlan konularda olmuştur. Bağlarda kış budamasından çıkan artıkların, bağdan uzaklaştırılmayıp oldukları yerde kırıcılarla kırılarak toprağa karıştırılması ile hastalık etmenlerinin bağda kalmasına yol açılmış olmaktadır. Fungal ve bakteriyel kökenli hastalık etmenlerine karşı en temel mücadele aracı olan bordo bulamacının yazlık ve kışlık uygulamalarının aksatıldığı üreticiler tarafından beyan edilmiştir. Kış budaması ile oluşan büyük yaraların kapatılmadığı, buralardan hastalık ve zararlıların giriş yapmış oldukları da gözlemlenmiştir. Kış budamasında kullanılan araç-gereçlerin dezenfeksiyonuna dikkat edilmediği ve budamada önce sağlıklı omcaların sonra hastalıklı omcaların budanması uslune de uyulmadığı anlaşılmıştır.

2018 yılının kış ve ilkbahar döneminde yağışların dengesiz ve yetersiz olduğu belirlenmiştir. Yapılan çalışmaların ve analiz sonuçlarının değerlendirilmesi sonucunda aşağıdaki kanaatlere varılmıştır:

2018 yılında Manisa İli bağ alanlarında görülen uyanma bozuklukları 5 ana başlık altında değerlendirilmiştir.
 
1. Hastalık ve Zararlılar
2. Yetiştirme Tekniği ve Kültürel Uygulamalardaki Aksaklıklar
3. Aşırı Gibberellic Asit (GA3) Kullanımı
4. Bitki Besleme Hataları ve Öneri Dışı Uygulamalar
5. İklim Değişikliği

1. Hastalık ve Zararlılar
a. Odun Dokusu Hastalıkları, Ölükol, Armillaria Kök Çürüklüğü

Bağlardan alınan numuneler Bornova Zirai Mücadele Araştırma Enstitüsü’nde fungal hastalıklar bakımından analize tabi tutulmuştur. Analizler sonucunda numunelerde odun dokusu hastalık etmenleri (Phaeoacremonium sp., Eutypa sp., Phaeomoniella sp., Botryosphaeria sp.), Ölükol (Phomopsis viticola) ve Armillaria Kök Çürüklüğü (Armillaria mellea) saptanmıştır.

Sağlıklı asmalarda köklerden yapraklara ve yapraklardan geriye doğru iki yönlü bir iletim gerçekleşmektedir. Ancak odun dokusunda tespit edilen bu etmenler asmanın kök ve gövdelerinde iletim demetlerini tıkadığından dolayı yeterli su ve besin transferi olamadığından gözlerin uyanmasını olumsuz etkilemektedir. Ayrıca hastalık etmenleri uyanan bağlarda boğum aralarının ve sürgünlerin kısalmasına, yaprakların küçülmesine, gelişme geriliğine, fotosentez bozukluklarına, meyve verim ve kalitesinde düşüklüklere ve hatta kurumalara sebep olmaktadır. Ayrıca son yıllarda asmanın dormant (uyku) döneminin ılık geçmesi, fungal etmenlerin daha uzun süre aktif kalmasına ve odun dokusu hastalıklarının artmasına neden olmaktadır.

Odun Dokusu Hastalıkları

Kök Çürüklüğü
 
b. Zararlılar

Bağlarımızda filoksera (Viteus vitifolii), bağ maymuncuğu (Otiorhynchus spp.) ve haziran böceği (Polyphylla spp.) yer yer görülmekte olup, bu zararlılarla mücadele oldukça zordur. Filoksera ve haziran böceğinin kimyasal mücadelesi yoktur. Bu zararlılardan filoksera ve haziran böceği asmanın köklerinde beslenerek hastalıklarda olduğu gibi çubuklara yeterli besin iletimini önleyerek uyanmada sorunlara yol açmaktadır. Bağ maymuncuğu ise yeni uyanmaya başlayan gözlerde doğrudan zarar yaptığı için don zararı ile karıştırılabilmekte, ilaçlama yapılsa bile bu dönemde asmada yaprak alanının azlığı nedeniyle ilaçlamanın etkinliği azalmaktadır. Bu nedenle zararı önlenemeyip uyanmada azalma meydan gelmektedir. Ayrıca bağlarımızda son yıllarda yayılmaya başlayan unlu bitin (Planococcus ficus) de köklerde beslenerek asmaları zayıflattığı bilinmektedir.
    
Yaprak ve Kökte Filoksera 
Bağ Maymuncuğu                                                                           Unlu Bit

Haziran Böceği
Uç Göz Kurdu

Bu hastalık ve zararlıların bir veya birkaçının aynı bağlarda birlikte bulunması,  genellikle su ve besin maddesi iletimini aksatması ve özellikle köklerde zarar yapması asmalarda uyanmayı farklı derecelerde olumsuz etkilemektedir.

2. Yetiştirme Tekniği ve Kültürel Uygulamalardaki Aksaklıklar

a. Gözlem ve inceleme yapılan bağların çoğunda aşısız fidan kullanımı, aşılı fidan ile tesis edilen bağlarda ise aşı noktasının toprak seviyesi altında kaldığı görülmüştür. Aşılı fidan ile tesis edilen bağlarda aşı noktasının toprak seviyesi altında kalması aşı noktasının üzerinde kalan kültür çeşidinden kılcal köklerin çıkmasına, beslenmenin bu köklerden yapılmaya başlamasıyla anacın etkisinin zayıflamasına hatta anacın terkedilmesine neden olmaktadır. Böylece asmalar aşısız asma davranışı sergilemektedir.

Ayrıca topraklarımızdaki filoksera, kireç, nematod ve ağır bünye gibi asmanın gelişimini kısıtlayan faktörlerle baş edebilmenin en geçerli yöntemi aşılı fidan kullanmaktır. Özellikle ağır (killi) topraklarda tatlı çubuk olarak tabir edilen aşısız fidanlar ile tesis edilen bağlarda yukarıda sayılan faktörler nedeniyle gelişme zayıflıkları, fungal hastalıklarda artış ve bunlara bağlı olarak gözlerde uyanma düzensizliği görülmektedir.

b. Gözlem ve inceleme yapılan bağlarda asmalarda fazla ürün çubuğu bırakıldığı, budama alet ve ekipmanlarının dezenfekte edilmediği, budamalarda büyük yaraların açıldığı ve kapatılmadığı, hastalıklı budama artıklarının bağ içerisinden çıkarılmadığı ve yok edilmediği, budamadan sonra bordo bulamacı uygulamasının ihmal edildiği görülmüştür. Bu hatalar fungal hastalıkların yayılmasına ve şiddetinin artmasına neden olmaktadır.

Ayrıca üretici beyanlarından kış budamasının çeşitli nedenlerle erken dönemde yapıldığı anlaşılmıştır. Henüz yapraklar dökülmeden yapılan erken kış budaması çubukların yeterince pişkinleşmemesine ve uyanma düzensizliğine neden olmaktadır. Diğer taraftan Eylül-Ekim döneminde küçükbaş hayvanların bağda otlatılması, havaların ılık gitmesi durumunda asmaların tekrar sürmesine, verim çubuklarında pişkinleşmenin gecikmesine dolayısıyla uyanma düzensizliklerine neden olmaktadır.

c. Yapılan araştırmalar %25'den fazla yapılan yaprak alımının asmada olumsuzluklara neden olduğunu göstermektedir. Aşırı ve bilinçsiz tepe alma ve ticari amaçlı aşırı ve erken yaprak alma nedeniyle yeterli fotosentez yapılamaması asmanın ve gözlerin gelişimini zayıflatmaktadır.

3. Aşırı Gibberellic Asit (GA3) Kullanımı

Sultani Çekirdeksiz yetiştiriciliğinde salkımının uzatılmasında, seyreltilmesinde ve tanelerin irileştirilmesinde üreticilerimizin “hormon” olarak adlandırdığı Gibberellic Asit kullanılmaktadır. Kurutmalık amaçlı yetiştiricilikte Gibberellik Asit kullanımına gerek olmadığı halde sofralık amaçlı yetiştiricilikte önerilen dozların hatta daha fazlasının kullanıldığı bilinmektedir. Bunun yanı sıra Gibberellic Asitin sadece salkımlara uygulanması gerekirken asmanın tamamına ve yüksek dozda uygulanmasının ertesi yıl uyanmayı ve göz verimliliğini azalttığı araştırmalarla ortaya konmuştur.

4. Bitki Besleme Hataları ve Öneri Dışı Uygulamalar

Bağcılık zirai mücadelenin ve bitki beslemenin yoğun olarak yapıldığı bir tarımsal üretim şeklidir. Özellikle bölgemizde bu durum toprakların ve bağların verimliliği nedeniyle daha da yoğunluk göstermektedir. Ancak bilinçsiz ve aşırı yaprak gübresi kullanımı vejetasyonun uzamasına, pişkinliğin azalmasına, asmalarda hastalıklara ve kış soğuklarına karşı hassasiyete neden olmaktadır.

Ayrıca öneri dışı kullanılan ve içeriği tam olarak bilinmeyen, yararı ortaya konmamış enzim, aminoasit vb. bitki gelişim düzenleyicilerinin de uyanmada düzensizliklere neden olduğu düşünülmektedir.
5. İklim Değişikliği

Dünya Meteoroloji Teşkilatı (WMO) iklim değerlendirmelerine göre 2017'de küresel ortalama sıcaklık, 1981-2010 ortalamasının (14.3°C) yaklaşık 0.46°C üzerinde gerçekleşerek 1880’den itibaren yapılan ölçümler dikkate alındığında 2016 ve 2015 yıllarından sonra en sıcak üçüncü yıl olmuştur.

Türkiye’nin 1981-2010 kış mevsimi ortalama sıcaklığı 3.6°C’dir. 2017–2018 kış mevsimi ortalama sıcaklığı 6.4°C ile mevsim normallerinin 2.8°C üstünde gerçekleşmiştir. 2017 Aralık ve 2018 Ocak-Şubat ayları ortalama sıcaklığı, 1981-2010 ortalama sıcaklıklarının üzerinde gerçekleşmiştir.

Ayrıca uzun yıllar mart ayı ortalama sıcaklığı 7.1°C iken 2018 yılı mart ayı ortalama sıcaklığı 11.3°C olarak gerçekleşmiştir. Bu doğrultuda küresel ısınmadan kaynaklı sıcaklık artışı ve iklim değişikliklerinin bağlarda fizyolojik anormalliklere ve dolayısıyla uyanma bozukluklarına neden olduğu tarafımızca değerlendirilmiştir.

Son yıllarda yağışların Ekim-Mart arası yetersizliği, ani ve şiddetli gerçekleşmesi bitkilere ve toprağa yarayışlı olmamasına, uyanma döneminde asmanın ihtiyaç duyduğu toprak tavının yetersizliğine neden olmaktadır. Bunun sonucunda gözlerde uyanmama veya uyanma düzensizliği yaşanmaktadır.
 
Tavsiyeler

• Bağlar aşılı ve sağlıklı fidanlarla, tekniğine uygun olarak tesis edilmelidir. Sık dikimden kaçınılmalıdır.
• Fidan dikilirken aşı yeri toprak altında bırakılmamalıdır.
• Yeşil budama tekniğine uygun olarak yapılmalı, %25 den fazla yaprak alınmamalıdır. Ticari amaçlı yaprak alımı Mayıs sonu-Haziran başından önce yapılmamalıdır.
• Kış budaması yapraklar dökülmeden yapılmamalıdır.
• Budamada asmanın kapasitesinin üzerinde ürün çubuğu bırakılmamalıdır.
• Budamada kullanılan alet ve ekipmanlar dezenfekte edilmelidir.
• Hastalıklar ve zararlılar nedeniyle kurumaya yüz tutmuş asmalar sökülüp imha edilmeli, söküldüğü yere sönmemiş kireç dökülmelidir. Hastalıklı asmalar ayrı budanmalıdır.
• Hastalıklı budama artıkları bağdan uzaklaştırılarak yok edilmelidir.
• Budamada büyük yara açılmamalı, açılan yaralar aşı macunu gibi malzemelerle kapatılmalıdır.
• Kış budamasının ardından mutlaka bordo bulamacı uygulanmalıdır.
• Hastalık ve zararlılarla mücadele zirai mücadele teknik talimatlarında önerildiği şekilde yapılmalıdır.
• Aşırı azotlu gübre kullanımından kaçınılmalıdır.
• Aşırı Gibberellik Asit (GA3) ve bitki gelişim düzenleyicileri (BGD) kullanılmamalıdır.
• Kışın kurak ve ılık geçtiği yıllarda uyanmadan yaklaşık bir ay önce sulama yapılmalıdır.
 
Sonuç olarak;

İlk 4 maddede sayılanlar, bağcılığın yoğun ve yaygın yapıldığı Manisa ilinde geçmişten beri karşımıza çıkmaktadır. Özellikle odun dokusu hastalıklarının gittikçe yaygınlaştığı görülmektedir. Bu durumlar yukarıda belirtilen tavsiyelerin dikkate alınmasıyla olumlu yönde değişim gösterecektir. Ancak 5. maddede değindiğimiz iklim değişikliği konusu diğer olumsuzlukların etkisini artırmış ve Manisa ve çevresinde uyanma bozukluklarının bu denli yoğun yaşanmasında tetikleyici bir rol oynamıştır.

İklim değişikliği konusunda yapabileceğimiz fazla bir şey bulunmamakla beraber diğer olumsuzlukları düzeltmek bizim elimizdedir.
 
Görseller:
Yazara aittir.

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan apelasyon.com sorumlu tutulamaz.

Nizamettin Kalın - 02.01.2019 11:34
Tam zamanında ve faydalı çalışma olmuştur. Emeği geçenlere teşekkürler.